Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kasım 22, 2017, 08:33:42
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: Osmanlı Döneminde Balkanlara Yapılan Türk İskanları - "Bilimsel Araştırmalar" 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 6
Gönderen Konu: Osmanlı Döneminde Balkanlara Yapılan Türk İskanları - "Bilimsel Araştırmalar"  (Okunma Sayısı 86700 defa)
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #10 : Haziran 07, 2009, 16:54:48 »

Kocacık Yörükleri

Yörüklerin bazen başlarında bulunan reislerinin adını aldığı bilinmektedir. Koca Hamza Yörükleri bu gruptandır. Yanbolu'da Kocaeli Nahiyesi Çölmek Köyü'nde Yeniçeri ayanından Mustafa Bey'e ait mülkte, Koca Hamza Yörükleri kayıtlıdır. Adı geçen bu bölgede sonraki tahrirlerde Kocacık Yörükleri diye isimlendirilen Yörük gruplarının çok sayıda kaydedilmiş olduğu görülmektedir. Bu Yörük grubuna ismini veren Koca Hamza'nın kimliği hakkında net bir bilgi yoktur. Koca Hamza'ya mensup Yörükler, topluluklarını ve bulundukları yerlerdeki yoğunluklarını muhafaza ettikleri için, adlarında küçük bir değişiklik göstererek Kocacık Yörükleri şeklinde devam etmişlerdir. Umumiyetle Türk halkında, bilhassa Yörüklerde bir vasıf taşıyan bir ad, bazen isim bazen de sıfat kaldırılarak kalan kelimelerin sonuna, ce, ca, cık, cik gibi eklerin ilavesi ile ifade edilmektedir. Hacı Nasuh Nasuhce, Kara Evren Evrencik gibi. Buradan hareketle XVI. ve XVII. yüzyıllarda Edirne, Kızılağaç ve Yanbolu havalisinde ayrı bir teşkilât olarak görülen Kocacık Yörükleri'nin, Koca Hamza Yörüklerinin bir devamı olduğu söylenebilir.

Ankara'daki Kocacık Yörükleri'nin Rumeli'ye nakledildiği, XV. ve XVI. yüzyıllarda buralarda yerleştirilmiş olduğu ve bu sebepten Kocacık adını aldığı ihtimali de vardır. Fakat bunu ispat edebilecek bilimsel bir kayıt yoktur. Dolayısıyla defterlerde kaydedilmiş olan "Yörük-i Koca Hamza" cemaatinin sonradan Kocacık adını aldığını kabul etmek durumundayız. Nitekim 1456 tarihli defterde Koca Musa Köyü'nde Koca Hamza Yörükleri'nin yoğun olarak bulunduğu, 1543 tarihli defterde ise aynı köyde bu defa Kocacık Yörükleri'nin kayıtlı olduğu görülmüştür.

Diğer taraftan Debre'de Kocacık isminde bir kalenin bulunduğu mühimme kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Ohri ve Debre taraflarında Kocacık Yörükleri'nin iskan edildiğine dair herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Muhtemelen bu kale, devlet merkezince yapılan bir görevlendirme neticesinde, Kocacık Yörükleri tarafından inşa edilen bir kale olup, onların ismiyle anılmaktadır.

Kocacık Yörükleri'ne ait olarak İstanbul'da Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde 7 tane Tapu-Tahrir Defteri vardır. Bu defterler, 1543, 1584, 1642 ve İbnü'1-Emin Dahiliye 327 numaralı olup 1665 tarihlidir. Bu defterlerin haricinde Maliyeden Müdevver Defterleri arasında 5809 numarada kayıtlı, Kocacık Yörükleri'ne ait mufassal bir Tapu-Tahrir Defteri daha bulunmaktadır. Bu mufassal Tahrir Defteri, evâsıt-ı Muharrem 1047 / 5-15 Haziran 1637 tarihinde yazılmıştır. Ayrıca MAD. 6641 numaralı ve 7 Muharrem 1086 / 3 Nisan 1675 tarihli umûmî bir Yörük defteri vardır. Yine Kocacık Yörükleri ile ilgili olup, bunların Karin-âbâd, Silistre, Varna, Aydos ve Ahyolu kazalarında tahrir edilen eşkinci ve yamaklarının isimleri ile ocak sayılarını ihtiva eden, MAD. 17729 numaralı tarihsiz bir defter daha bulunmaktadır.

Kocacık Yörükleri'nin ocak sayıları aşağıda bir tablo halinde gösterilmiştir.




Kocacık Yörükleri, 1559 tarihli Özi Kalesi'nin tamiri ile ilgili hükümde 135 ocak, 1584 tarihli bir hükümde ise 179 ocak olarak kaydedildikleri görülmektedir.

Ayn Ali Risâlesi'nde Kocacık Yörükleri 168 ocak ve 1653 tarihli Sofyalı Ali Çavuş Kanunnâmesi'nde de yine 168 ocak olarak gösterilmiştir.

1572 ve 1579 tarihleri arasında Kocacık Yörükleri subaşısının Mahmud Bey olduğu kaydedilmiştir. Kocacık Yörükleri'nin İstanbul hisarına hizmet etmeleri ile ilgili olarak gönderilen 26 Eylül 1583 tarihli bir hükümde ise, subaşı olarak Mehmed Bey'in ismi geçmektedir.

Kocacık Yörükleri'nin idarecileri, eşkinci ve yamak sayıları bakımından toplam nefer durumu şu şekildedir.



Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #11 : Haziran 07, 2009, 17:10:25 »

Ofcabolu Yörükleri

Ofcabolu, Üsküp ile İştib arasında olup az engebeli ve göçebe yaşam tarzına uygun bir bölgenin adıdır. Merkez kasaba İştib'tir. Bu Yörük grubu Kosova ile Manastır arasındaki bölgede yoğun olarak yaşamaktadır. Bu bölgeler, Üsküp, Nökeric, İştib, Tatarpazarı, Filibe, Silistre, Tırnova, İhtiman ve Yanbolu'dur.

Ofcabolu Yörükleri ile ilgili olarak Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde üç tane defter bulunmaktadır. Gökbilgin, Ofcabolu Yörükleri ile ilgili olarak sadece 1566 tarihli bir defterin olduğunu, bunlarla ilgili başka deftere rastlamadığını belirtmesine rağmen 1544 ve 1675 tarihli iki defter daha tespit edilmiştir.

Ofcabolu Yörükleri'nin meskun oldukları yerler ile bunların çeşitli tarihlerdeki ocak sayıları defterlerden elde edilen bilgilere göre şu şekildedir.




Tabloda da görüldüğü gibi Ofcabolu Yörükleri'nin yoğun olarak meskun oldukları yerler; İştib, Pirlepe ve Üsküb'dür. İki tahrir arasında ocak sayısında sadece 3 artış olmuştur. Gökbilgin, Ofcabolu Yörükleri ile ilgili olarak verdiği listede, Üsküb'ü ayrı olarak "Ostrova maa Nökeric" diye Ostrova ile Nökeric'i birlikte zikretmiştir. Oysa Gökbilgin'in kaynak olarak verdiği TD 354 numaralı ve 1566 tarihli defterde, tablo da gösterildiği gibi Üsküb ile Nökeric birlikte Ostrova da ayrı olarak kaydedilmiştir.

Ofcabolu Yörükleri'nin Kemangrad'da top hizmeti ile ilgili olarak yazılan 17 Ocak 1576 tarihli bir hükümde 94 ocak, yine 12 Nisan 1584 tarihli bir kayıtta 94 ocaktan ibaret olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla Ofcabolu Yörükleri, 1544'deki 94 olan ocak sayılarını yüzyılın sonuna kadar muhafaza edebilmişlerdir. 1675'te ise 18 ocağa kadar düşmüştür.

Ofcabolu Yörükleri'nin zaimi 1544'te Hüseyin b. İskender olup yine 1565'te Hüseyin Bey'in ismi geçmektedir. Hüseyin Bey'in vefat etmesi üzerine de hem zeametinin hem de subaşılığının Ferhad Bey'e verildiğine dair 5 Eylül 1570 tarihli bir kayıt bulunmaktadır. Ferhad Bey'in subaşılık görevi çok kısa sürmüş ve 18 Kasım 1570 tarihli bir kayıtta subaşı olarak, Veli Bey'in ismi zikredilmiştir. 1579 tarihli bir kayıtta, yine subaşı olarak Veli Bey'in, 1583'te ise Pirî Bey'in ismi geçmektedir. 1584 tarihli bir hükümde Ofcabolu Yörükleri subaşısı Nebi isminde birisi idi.

Ofcabolu Yörükleri'nin idarecileri ile Eşkinci ve yamak sayıları ise şu şekildedir.



Ofcabolu Yörükleri'nin bu tarihler arasındaki tahmini nüfusu ise, 1544'te 11.760, 1566'da 12.135 olup, XVIII. yüzyıl son çeyreğinde yani 1675'te ise 180 kişi idiler. Buna göre 1544-1566 arasında nefer sayısı olarak sadece 375 kişilik bir artış meydana gelmiştir.

XVII. yüzyıla ait 1609 tarihli Ayn Ali Risalesi'nde Ofcabolu Yörükleri'nin ocak sayısı 88 olarak kaydedilmiştir. Bu tarihte ödedikleri vergiler ise zeametlere tahsis edilmiş olup miktarı 33.490 akçeydi. 1653 tarihli Sofyalı Ah Çavuş Kanunnâmesi'nde ise, Ofcabolu Yörükleri'nin ocak sayısı 323, zaimin zeameti de 33.000 olarak gösterilmiştir. Evliya Çelebi, Ofcabolu Yörükleri'ni Rumeli Eyaletindeki 8 Yörük grubundan birisi olarak saymaktadır.
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #12 : Haziran 07, 2009, 17:27:58 »

Vize Yörükleri

Rumeli'deki Yörük grupları içerisinde sayıca az olanlarından birisidir. Fatih zamanındaki tahrir defterlerinde kaydedilen Hayrabolu Yörükleri'nin XVI. yüzyıldan itibaren Vize Yörükleri diye isimlendirildikleri bilinmektedir. Vize Yörükleri, bugünkü Doğu Trakya'da yoğun olarak yaşamaktaydılar. En yoğun oldukları bölgeler ise Hayrabolu, Vize ve Çorlu'dur.

Vize Yörükleri ile ilgili olarak Gökbilgin 1543, 1557, 1609 ve 1642 tarihli dört defterin bulunduğunu, 1609 ve 1642 tarihli defterlerin de noksan olduğunu belirtmektedir. 1675 tarihli bir defter daha vardır.

Bu defterlere göre Vize Yörükleri'nin yerleştikleri yerler ve ocak sayıları şu şekildedir:




1566 tarihli bir kayıtta Vize Yörükleri, Canbazlar ve Tatarların ocak sayılarının 165 olduğu belirtilmektedir. Yine 1582'de Vize Yörükleri, Canbazlarla beraber 140 ocak, 1584'de de 144 ocak olarak kaydedilmişlerdir.

1609 tarihli Ayn Ali Risalesi'nde Vize Yörükleri'nin ocak sayısı ile ilgili herhangi bir rakam kaydedilmemiştir. Sofyalı Ali Çavuş Kanunnâmesi'nde ise 170 ocak olduğu belirtilmiştir. Evliya Çelebi Rumeli'deki Yörük beyleri arasında Vize Beyi'nin de bulunduğunu kaydetmektedir.

Zaimleri: Vize Yörükleri zaimi aynı zamanda Canbaz Subaşısı, Çingâne ve Vize Müsellemleri zabiti unvanını taşıdığı için bunlardan da ayrı ayrı vergiler almaktadır.Vize Yörükleri'nin 1544 tarihinde zaimi Ramazan Bey, 1557'de Piri Bey, mevcut kayıtlara göre 1574'de yine Piri Bey, 1583-1587 yıllan arasında Hüseyin Bey, 1609 tarihli defterde ise Süleyman Bey'dir.

Vize Yörükleri zaimleri Ayn Ali'ye göre 52.000 akçelik, Sofyalı Ali Çavuş'a göre de 50.000 akçelik zeamet tasarruf etmekteydiler.

Eşkinci ve Yamaklar: Vize Yörükleri'nin eşkincileri ile ilgili olarak 8 Muharrem 987 / 7 Mart 1579 tarihli bir hükümde, "Rumeli'de vaki' olan kadılara hüküm, Vize Yörükleri'nin eşküncüleri beş neferi bir ocak ve canbazları on neferi bir ocak olup içlerinden biri vefat etse diğerleri onun hizmetini görmedikleri bildirilmekle vefat edenin yerini kimler tasarruf ederse hizmetini dahi onların görmesi icab edeceği... "şeklinde bir kayıt vardır. Buna göre vefat eden eşkincilerin gelirlerini tasarruf edenlerin onların hizmetlerini görmeleri gerektiği bir hükümle teyit edilmiştir.

Vize Yörüklerine ait 1544 tarihli defterde Vize Sancağı'na bağlı Çorlu Nahiyesi'nin Öksüz Köyü ile ilgili bir kayıt vardır. Burada kaydedilen 3 şahıs ile ilgili olarak; "mezkurlar raiyyet oğulları olub emin-i sabık merkumları sehv ile yamak kaydetmiş haliya teftiş olunub vilayet defterine nazar olundukda merhum Ahi Çelebi evkafına mukayyed raiyyetler bulunmağın yamaklıkdan ihraç olunub hâli üzere koyuldular" şeklinde bir kayıt bulunmaktadır. Burada bu üç neferin yamaklıktan çıkarıldığı belirtilmektedir.

Yine 1544 tarihli defterde rastlanılan bir kayıt gerçekten ilgi çekicidir. Buna göre; Eski Baba Nahiyesi'nde bir ocak 5 eşkinci ve 25 yamak şeklinde kaydedilmiştir ki, bu tarihte genel uygulamaya yani 5 eşkinci 20 yamak sayısına ters düşmektedir. Bir ocakta rastlanılan bu kaydın altına ise bir açıklama yapılmıştır. Bu açıklama; "mezkûr ocakda Kalafatçı nam karyede sakin olan on nefer Yörük yamağı için ki sabıka eşküncülerine ellişer akçe verirler imiş. Yol üzere olub ayende ve rıvendeye hidmet ederler avârız-ı divâniyeden muafla senede verdikleri ellişer akçenin nısfı ref oluna deyû ferman olunmağın, her mûceb-i emr-i şerif zikr olan karyede vaki' olan yamaklardan ellişer akçe vereler deyû defter-i cedîd-i sultaniyeye kayd olundu" şeklindedir. Aynı kayıt 1557 tarihli defterde de yer almaktadır. Kalafatçı Köyü'nde oturmakta olan bu 10 yamak, muhtemelen ordunun ve idare müesseselerinin ileri gelen şahsiyetlerinden olan, gelen gidene hizmet etmeleri şartıyla avarız-ı divâniye karşılığı olarak verdikleri 50 akçelik verginin yarısı kaldırılarak buna karşılık başka bir yükümlülük altına konulmuşlardır.

Vize Yörüklerinin nefer sayısı ise şu şekildedir:



Tahmini olarak Vize Yörüklerinin nüfusu XVI. yüzyılda 15.000, XVII. yüzyıl başlarında 10.000, yüzyılın sonunda ise 320 kişi civarındadır.
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #13 : Haziran 07, 2009, 20:56:25 »

Yörüklerin Nüfus Durumu

Yörüklerle ilgili tahrirler dikkate alındığında, 1544 yılında bütün Yörüklerin tahrir olunduğu görülmektedir. 1557'de sadece Vize; 1566'da Naldöken ve Ofcabolu; 1574'te Naldöken; 1584-86 arasında Naldöken, Tanrıdağı ve Kocacık; 1591'de Tanrıdağı; 1597'de Naldöken; 1602'de Kocacık: 1641-42'deTanrıdağı, Vize ve Kocacık; 1649'da Naldöken; 1669'da Tanrıdağı: 1675'te ise bütün Yörüklerin tekrar tahrir edildiği defterlerden anlaşılmaktadır. Dolayısıyla da bütün Yörüklerin tahrir edildiği 1544 ve 1675 tarihli tahrirler esas alınarak bu iki tarihte, Yörüklerin ocak sayıları ile tahmini nüfusları burada belirtilmiştir. Aynı zamanda bu iki tarih, Yörüklerin ocak ve nüfus sayısı bakımından 131 yıllık dönem içerisindeki gelişimini takip açısından da önemli bilgiler vermektedir.

Yörüklerin ocak sayısı bakımından en kalabalık olduğu ve bu hususta bize ilk bilgileri veren 1544 tarihli deftere göre Yörükler, ocak sayısı ve yerleştikleri birimler aşağıda gösterilmiştir:






Tabloda da görüldüğü gibi 1544 tarihinde yani Yörüklerle ilgili tahrirlerin yapıldığı ilk tarihlerde, Rumeli'de 63 yerleşim biriminde Yörüklerin iskan edilmiş olduğu görülmektedir. Bu yerleşim birimlerinden 27'sinde birkaç tane Yörük grubu birlikte tahrir edilmişlerdir. Bunlardan İhtiman'da 2, Tatarpazarı'nda 3, Filibe'de 4, Yenice-i Kızıl Ağaç'ta 4, Edirne'de 3, Yanbolu'da 4, Ahyolu'da 3, Şumnu, Varna, Hırsova, Tırnova, Tekfur Gölü'nde 4'er ve Silistre'de ise 5 farklı Yörük grubunun kaydedildiği tespit edilmiştir.

Yörük gruplarının 1544-1675 yılları arasındaki ocak sayıları ise şu şekildedir:



Tabloda görüldüğü üzere 1544 tarihinde 6 Yörük grubunun toplam ocak sayısı 1.257'dir. Bundan 131 yıl sonra ise büyük bir azalma göstererek 443 ocağa düşmüştür.

1544 ile 1675 yıllarında Yörüklerin nefer sayısı bakımından durumu ise şu şekildedir:



Burada görüldüğü gibi 1544'te Yörüklerin nefer sayısı 35.405 iken, 1675'te çok büyük bir oranda düşerek 4.055'e gerilemiştir. Yörükler içerisinde en kalabalık grup ise % 36'lık oranla Selanik Yörükleri olup onları % 25'lik oranla Tanrıdağı ve % 15'lik oranla Naldöken Yörükleri takip etmektedir. En az grup ise %6'lık oranla Ofcabolu Yörükleri'dir. Yörük teşkilâtının büyük bir inkıraza uğradığı XVII. yüzyılın ikinci yarısında ise ocak sayılarında çok büyük düşüşler olmuştur. Nitekim 1675'te ise en büyük Yörük grubu %85.2'lik oran ile Tanrıdağı Yörükleri olup onları % 8 ile Selanik ve % 3.4 ile de Naldöken Yörükleri takip etmektedir. Ofcabolu ve Kocacık Yörükleri ise sadece % 0.9'ar bir orana sahiptir.

1544 ve 1675 tarihleri arasında, yani ilk ve son tahrirlerde elde edilen bilgilere göre Yörüklerin tahmini nüfusu ise şu şekilde gösterilebilir 180 :



Burada Yörüklerin toplam nefer sayısı ele alınarak, hane sayısı olarak kabul edilen 5 sayısı ile çarpılmış yaklaşık bir rakam ortaya konulmuştur.

Tabloda da görüldüğü gibi Yörüklerin 1544'de tahmini olarak nüfusu 177.025 idi. 1675'de ise 20.275'e düşmüştür.
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
efendioğlu
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : Haziran 11, 2009, 17:33:07 »

Teşekkürler, güzel paylaşım olmuş ancak ben bulgaristandaki yöre isimleri konusunda bilgi bakımından biraz zayıfım.Kırcaali, Ardino(Eğridere) civarı ne diye geçer?

Eğer bu sorunun cevabını verecek arkadaş birde o yörede hangi yörük grubunun yaşamış olduğunuda söylerse çok makbule geçer.

Tekrar teşekkür ederim.
Logged
efendioğlu
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : Haziran 12, 2009, 18:46:45 »

Arkadaşlar yeni bir yazı buldum çok ilgimi çekti.Ayrıntılı biçimde yörüklerin Rumeli'ye yerleştirilmesi yazılmış.Linki veriyorum okumanızı tavsiye ederim.


 http://www.batitrakyalilar.com/dev/tarihce.asp
Logged
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #16 : Haziran 27, 2009, 16:13:58 »

XVIII. yy’da Silistre Eyaletinde Haberleşme Ağı: Rumeli Sağ Kol Menzilleri
 
The Communication Network in Silistre Province in 18th  Century Rumeli Right Branch Menzils
 
Sema Altunan*


Özet
   Osmanlı Devletinde resmi haberleşmenin sağlandığı menziller Rumeli’de üç ana yol üzerinde hizmet vermişlerdir. Bu yollardan biri olan ve “Kırım-Karadeniz Ticaret Yolu” olarak bilinen sağ kol 18. yüzyıl boyunca sık sık savaşlara sahne olmuştur.  Bu durum bu kol üzerinde bulunan menzillerin önemini bir kat daha arttırmıştır. Bazı menzil
noktalarının kapasiteleri arttırılarak askerin iaşe ambarı haline getirilmiştir. Zaman zaman yönetiminde bazı aksaklıkların yaşandığı menzillerin, yapılan yeni düzenlemelerle ayakta tutulmaya çalışıldığı gözlenmektedir. Bu çalışmada XVIII. yy’da Rumeli sağ anayol üzerinde bulunan menziller, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan menzil
defterlerinden yararlanılarak incelenmiştir.  
Anahtar Kelimeler Osmanlı; Rumeli; Sağ Kol;  Menzil,  Silistre.

Abstract
   Menzils, which were used for communication in Ottoman State, had served on three main roads in Rumelia. Right Branch which is known as “Kırım-Black Sea Trade Road” was one of these three main roads and too many wars were happened on it during 18th century. This situation increased importance of  menzils which were on the right
branch. Capacity of some menzils was increased and these menzils were become like feeding granary. Although some menzils in which there were seemed some problems on its  management these menzils were provided to become in service with new arrangements. In this study Menzils which were on the Right Branch in XVIIIth century in Rumelia is researched with using Ottoman Archival Sources.
Keywords: Ottoman; Rumelia; Right Branch.


* Yard.Doç.Dr., Anadolu Üniversitesi, Eskişehir, saltunan@anadolu.edu.tr


Giriş
   Osmanlı Devletinde resmi haberleşmenin sağlanmasında menzillerin önemi büyüktür. XVI. yy sonlarına doğru gelişen menziller1, haberleşmenin yanı sıra sefer sırasında askerlerin sevk edildiği ve ekonomik faaliyetlerin yaşandığı merkezler olarak da önemli görevler üstlenmişlerdir. Menzillerin kurulmasından önce ise resmi haberleşme, devlet adına görev yapan ulaklarla sağlanmıştır.2
   Rumeli’de menziller üç ana yol üzerinde kurulmuştur. Siyasi birliğin sağlanmasından hemen sonra Rumeli’de yayılma politikası izleyen Osmanlılar, burada mevcut olan yolları kullanarak üç ana yönde ilerlediler. Romalıların yaptırdığı ve Bizanslıların da kullandığı bu yollar, Sol Kol (Via Egnatia), Orta Kol (Via Militaris) ve Sağ Kol (Kırım-Karadeniz Ticaret Yolu) olmak üzere üçe ayrılıyordu. Osmanlı Devleti merkez ile eyaletler arasındaki bağlantıyı bu üç ana yol ağı ile sağlıyordu.  
   İşte bu yollar üzerinde bulunan ve bir geri hizmet kurumu olarak görev yapan menziller, haberleşmenin ve yolların güvenliğinin sağlandığı, ekonomik ve askeri faaliyetlerin yaşandığı konaklama merkezleriydi. Özellikle Sağ Kol’un ticari önemi olan bir yol olması ve XVIII. yy sonlarından itibaren özellikle de XVIII. yy boyunca sık sık savaşlara sahne olması bu yol üzerinde bulunan menzilleri ayrıcalıklı kılmaktadır. Sefer sırasında ordunun geçeceği yol üzerinde bulunan menziller askerin iaşe ihtiyacını karşılamak için önceden takviye ediliyordu. Bu yönüyle iaşe anbarı görevini üstlenen menziller, aynı zamanda çevre halkın mallarını getirip sattıkları ve ekonomik hareketliliğin yaşandığı merkezler olarak gelişme göstermiş, bazı menzil noktaları kasabaya dönüşmüştür 3.
   Rumeli’de Sağ Kol üzerinde bulunan menziller gerek yolun ticari öneminden dolayı ekonomik açıdan4 gerekse XVIII. yy’da Osmanlı-Rus Savaşlarına sahne olmasıyla askeri açıdan önemli işlevler üstlenmiştir. Ayrıca resmi haberleşmenin sağlanması açısından da posta istasyonları olarak görev yapmışlardır.  
   Kırım Yolu da denilen bu yol Trakya’dan başlıyor, Kırkkilise’den kuzeye doğru çıkıyor ve Edirne’den gelen yolla birleşip Istrancaların ve Balkan Dağlarının doğal geçitlerinden geçerek Karadeniz’e paralel olarak Tuna Nehrine kadar ulaşıyordu. Ayrıca bazı yerlerde büyük merkezlere ulaşacak  şekilde ikiye ayrılarak devam ediyordu. Kırkkilise ve Edirne’den gelen yol Edirne’nin kuzeyinde birleşip Yanbolu, Karinabad ve Prevadiye ulaşıyor, oradan tekrar ikiye ayrılarak biri Tırnova ve Niğboluya diğeri Dobrucaya doğru devam ediyordu. Dobrucadan Babadağa gelen yol Tunayı geçtikten sonra yine ikiye ayrılıyor ve biri Karadeniz sahilini takip ederek Kırım’a ulaşıyor; diğeri ise Yaş üzerinden Kuzey Denizine kadar gidiyordu 5.
   İstanbul’dan Silistreye giden Sağ Kol üzerinde XVI. yy’da Vize, Kırkkilise, Silistre Sancakları ile Tuna sahilleri bulunuyordu. Bu yolun en önemli ve en büyük sancağı Silistre idi 6. Daha sonra Lehistan Seferleri için Akkerman’ın daha uygun bir sancak merkezi olduğuna karar verilerek Silistre ve Akkerman livaları olarak ikiye ayrıldı. Bu ayırımdan sonra Silistre Sancağına bağlı 11 kaza bulunuyordu. Daha sonra Yanbolu kazası da Silistre Sancağı’na bağlandı. I. Süleyman döneminde ( 1520–1566) Silistre Sancağına, Akkerman, Kale-i Kili, Ahyolu, Silistre, Pravadi, Varna, Hırsova, Karinabad, Misivri, Aydos, Rus Kasrı ve Yanbolu kazaları bağlı bulunuyordu 7
   Yine Sağ Kol üzerinde bulunan Vize Sancağı’na ise Vize, Hayrabolu, Birgoz (Lüleburgaz), Baba-Eski, Çorlu, Kırkkilise, Ereğli, Silivri, Terkos, İnceğüz kazaları bağlı bulunuyordu. Niğbolu sancağı ise bu yol üzerinde orta ve kuzeybatı Bulgaristanı içine alıyordu. Bu sancağa Yerköyü, Ivraca, Niğbolu, Lofça, Tırnova, Şumnu, Ziştovi kazaları bağlı bulunuyordu 8.
   XVII. yy.’da idari yapıda bazı değişiklikler yapıldı. Sancak ve eyalet yönetimi yeniden düzenlendi. Bu yüzyılda Rumeli Beylerbeyliğine bağlı 24 liva bulunuyordu9. XVII. yy. ortalarında Azak Denizinden Karadenize çıkarak Rumeli Sahillerine akınlar yapan Rus kazaklarına karşı önlem olarak bu bölgedeki 8 sancaktan Özü Eyaleti oluşturuldu ve Silistre Eyalet merkezi oldu 10.
   Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde, Karadenizin baştanbaşa batı kıyılarını içine alan Silistre Eyaletinin ticari potansiyele sahip olduğunu ve eyalet merkezi olan Silistre şehrinin de önemli bir ticaret merkezi olduğunu belirtmektedir.  
   Görüldüğü gibi Silistre Eyaleti, Vize ve Kırkkilise sancaklarından başlayarak Kırım Yarımadasına kadar bütün Batı Karadeniz Sahilini yani Trakya’nın bir kısmını, doğu Bulgaristanı, Dobruca, Deliorman’ı ve Basarabyayı içine alıyordu.  
   İlk resmi nüfus sayımının yapıldığı 1831 yılındaki idari taksimatta Silistre, yine eyalet merkezi konumundadır11. Bu sayıma göre; Silistre, Niğbolu, Vidin, Çirmen, Vize, Kırkkilise sancaklarının bağlı bulunduğu Silistre Eyaleti oldukça geniş bir coğrafi alanı kapsıyordu 12.
   Tanzimattan sonra Silistre, kuzeydoğu Bulgaristan ve Dobrucayı içine alan bir vilayet haline gelmiştir. 1863 yılında da Silistre, Niğbolu ve Niş vilayetleri birleştirilerek merkez Rusçuk olmak üzere Tuna vilayeti kurulunca, Silistre bu vilayetin bir kazası olmuştur.  
   Görüldüğü gibi Silistre Eyaleti Rumelinin önemli kollarından biri olan Sağ kol ve bu kola bağlı yan yolları içine alıyordu.
   Sağ kol üzerinde bulunan menziller,  özellikle XVIII. yy.’da Rusların Karadenizde ilerlemesiyle faaliyetlerini arttırdılar. Ayrıca Özü’nün ilerisinde bir menzil dizisi kurularak Kırım ve Azak kaleleriyle bağlantı sağlandı. Böylece
Azak Kalesi sağ kolun en son menzili olarak görev yaptı. Bu kol aynı zamanda Dinyestr çizgisinde Kırım Yoluyla birleşerek Bender ve Hotin de önemli stratejik hizmetlerde bulundu13. Ayrıca Hacıoğlu Pazarından Silistreye uzanan sağ kolun en önemli yan kolu, Tunanın güney kıyıları boyunca Rusçuk’a, Niğbolu ve Vidin’e kadar görev yaptı 14.
   XVII. yy. sonları ve XVIII. yy.’da Rumelide sağ kol üzerinde bulunan menzillerin kullanımıyla ilgili istatistiksel veriler o dönemde tutulmuş Menzil Defterlerinde mevcuttur. Bu defterlerde, stratejik ve ticari önemi büyük sağ kol üzerinde bulunan menziller, bunların birbirlerine olan uzaklığı, menzillerdeki beygir sayısı, menzillerin ve menzil beygirlerinin yıllık masraflarıyla ilgili bilgiler yer almaktadır. Bu veriler  ışığında sağ kol üzerinde bulunan menziller  şöyle tespit edilmektedir 15.


1 Haberleşmeyi sağlamaları amacıyla büyük bir hareket özgürlüğü tanınan ulakların, zamanla bu ayrıcalıklarını kötüye kullanarak halka eziyet etmeleri üzerine Kanuni
Süleyman döneminde Sadrazam Lütfi Paşa tarafından yeni bir düzenleme yapılarak belirli noktalarda menziller kurulmuştur (Lütfi Paşa, Tevarih-i Âl-i Osman, İstanbul, 1341, s.373; Lütfi Paşa, Asaf-nâme, İstanbul, 1326, s.11 vd.).  
2 Ulak sistemiyle ilgili olarak bkz. Colin J.Heywood, “The Ottoman Menzilhane and Ulak System in Rumeli in  the Eighteenth Century”, I.Uluslararası Türkiye’nin Sosyal ve
Ekonomik Tarihi Kongresi Tebliğleri, Yay. Haz. O.Okyar-H.İnalcık, Ankara, 1980, s.179– 186.
3 Yusuf Halaçoğlu, Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme, Ankara, 2002, s.4.
4 Sağ Kol ve civarındaki üretim (buğday, et, tuz), karadan ve Karadenizdeki limanlar aracılığıyla denizden başkente iletiliyordu (Bkz. Lütfi Güçer, “XVIII. Yüzyıl Ortalarında,
İstanbul’un  İaşesi  İçin Lüzumlu Hububatın Temini Meselesi”,  İ.F.M. 1–4,(İstanbul, 1950), s.397–416).
5 Halime Doğru,  XIII. ve XIX. Yüzyıllar Arasında Rumeli’de Sağ Kolun Siyasi, Sosyal, Ekonomik Görüntüsü ve Kozluca Kazası, Eskişehir, 2000, s.32 vd.  
6 XVI. yy.’da Silistre Sancağında zengin tımarlar ile kalabalık bir askeri sınıf dikkati çeker. Bölgenin gerek stratejik önemi gerekse toprağının verimli olması, tımar gelirlerini
arttırmıştır. Ayrıca sancağın Tuna Nehrine ve Karadenize kıyısı olan, ticari avantaja sahip kazalarında gelir daha da artıyordu (Silistre Sancağının  geliri  için  bkz.  Ahmet  
Cebeci,  “Silistre Sancağı Vakıfları”, V.D., XX(Ankara, 1988), s.456 vd.  
7 Tayyip Gökbilgin, “Kanuni Sultan Süleyman Devri Başlarında Rumeli Eyaleti, Livaları, Şehir ve Kasabaları”, Bell. XX/78 (Ankara, 1956), s.254 vd.  
8 Gökbilgin; s.255.  
9 Ayni Ali, “Osmanlı Eyalet Teşkilatı Hakkında Risale”, Kavanin-i Al-i Osman der Hulâsa-i Mezamin-i Defter-i Divan, İstanbul, 1280.  
10 Silistre (Özü) Eyaletine; Silistre, Niğbolu, Kırkkilise, Vize, Bender, Akkirman, Özi, Kılburun sancakları bağlanmıştı. Evliya Çelebi,  Evliya Çelebi  Seyahatnamesi,  3.Kitap,
Hazırlayanlar: Seyit Ali Kahraman-Yücel Dağlı, İstanbul, 1999, YKY, s.189.
11 Fazıla Akbal, “1831 Tarihinde Osmanlı İmparatorluğunda İdari Taksimat ve Nüfus”, Bell., 15/60, s.621.  
12 XVII. yy.’da Özü Eyaleti içinde bulunan sancaklar, 1831 yılı sayımında Silistre Eyaleti içinde yer almaktadır (Karşılaştırma için bkz.  İ.Metin Kunt, Sancaktan Eyalete. 1550–1650 Arasında Osmanlı Ümerası ve İl İdaresi, İstanbul, 1978, s.186; Akbal, s.621.)  
13 C.J.Heywood, “Some Turkish Archival Sources for the History of the Menzilhane Network in Rumeli During the Eighteenth Century (Notes and Documents on the
Ottoman Ulak, I), Boğaziçi Üniversitesi Dergisi, Vols. 4–5, 1976–1977, s.41.  
14 Heywood, s.41.  
15  MAD.3164,s.2–34;K.K.2742, s.50–54;  MAD.4034, s.37–43;  MAD.3169,s.95–122; MAD.8470, s.33–96


« Son Düzenleme: Haziran 27, 2009, 16:27:08 Gönderen: AlperenKIRIM » Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #17 : Haziran 27, 2009, 17:30:29 »

Eymir ve Vize Menzilleri
   Bunlar muayyen menziller değildi. Gerektiği durumlarda menzil hizmeti görürler ve ihtiyaç ölçüsünde menzil beygiri beslerlerdi.  
Kırk-Kilise Menzili
   Rumelinin sağ kol üzerindeki önemli menzillerinden biridir. Menzil defterlerinde bu yöndeki konak noktaları genellikle Kırk-Kilise Menzili ile başlatılmıştır. XVII. yy. sonları ve XVIII. yy’da 4 adet menzil beygiri besleyen menzilin yıllık gideri 56.328 akça olarak kayıtlıdır. Yılda 354 gün hizmet verdiği belirlenen Kırk-Kilise Menzilinin günlük giderleri arasında 15 akça arpa, 3 akça saman ve 15 akça da diğer masraflar olmak üzere toplam 33 akça kayıtlıdır.
Ayrıca menzil beygirlerinin her birinin yıllık gideri 20 esedî guruşdan hesaplandığında 4 adet menzil beygirinin yıllık gideri 80 esedî guruşa ulaşmaktadır. Bu dönemde 1 esedî guruş 120 akça olduğundan Kırk-Kilise menzilinin yıllık menzil beygiri masrafı 9.600 akçadır. Ayrıca 2 adet menzil beygirinin de 1691 yılı Nisanından itibaren “zad ü zevâdları” ile birlikte Papaslı menzilinde imdad olarak hizmet verdikleri görülmektedir.
   Menzilin yıllık gideri ise sürücü, odacı, eşici, seyis vb. görevlilerle 16 ve nal, mıh vb. giderlere ayrılan parayla birlikte 46.728 akçadır.
   Kırk-Kilise Menzilinin giderlerini, menzilkeş  17 tayin edilen Nefs-i Kırk-Kilise’nin mahallelerinde kayıtlı bulunan 50 hane karşılamaktadır18. Bu mahalleler ve menzilkeş tayin edilen haneler şunlardır:  

Nefs-i Kırk-Kilise’nin Menzilkeş Haneleri

   Avarız ve nüzülleri karşılığında menzilkeş tayin edilen (15 Recep 1102/1690) bu 50 haneden başka Yanbolu kazası ve nahiyeleri, Zağ ra-i Cedid kazası ve Yenice-i Kızıl-Ağaç kazalarının her birinden 125’er guruş olmak üzere 500 esedî guruş, menzilin masraflarına Karşılık “imdadiye”19 olarak alınmıştır.

Nefs-i Kırk-Kilise’nin Menzilkeş Haneleri

Mahalleler ---  Menzilkeş Haneler
Sultan Bayezid Mahellesi --- 3,5 hane
Cami-i Atik Mahallesi --- 2 hane
Cam-i Cedid Mahallesi --- 9 hane
Kara İbrahim Mahallesi --- 5 hane
Doğancı Mahallesi --- 4 hane
Dellak-Zade Mahallesi --- 3,5 hane
Bayramlı Mahallesi --- 2,5 hane
Hadice Hatun Mahallesi --- 5 hane
Kara-Kaş Mahallesi --- 9 hane
El-Hac Zekeriyya Mahallesi --- 6,5 hane

   Öte yandan Devlet-i Aliyye  İstanbul’da olduğu sürece Papaslı menzilinin kullanılmaması üzerine bu menzilin beygirleri Kırk-Kilise menziline nakledilmiş ve burada hizmet vermişlerdir. Aynı şekilde Paşa Karyesi menzilinde 20 bulunan menzil beygirleri de bütün donanımlarıyla birlikte Kırk-Kilise menziline nakledilmiş ve burada hizmet vermişlerdir 21. Ayrıca “umur-ı mühimme” ile gelen ulaklara zorluk çıkarmamaları özellikle belirtilmiştir.  
   XVIII. yy. başlarında bu yönden  İstanbul tarafına gelen ulaklara yolun uzun olması nedeniyle, beygir verilmesi kararlaştırılmıştır. Çünkü Karinabad menzili, Kırkkilise Menziline hizmet ettiğinden Baba-dağı ve Kırım yönünden gelen ulaklar Kırk-Kilisede menzil beygirlerine bindikten sonra, Bergos, Pınar-hisarı ve Vize’de menzil olmadığından 38 saatte  İstanbul’a ulaşabiliyorlardı.
Kırk-Kilise ile  İstanbul arasında sürekli menzil olmadığından beygirlerin çoğu yolda helak olduğu gibi ulaklarında takatları kalmıyordu. Silivri tarafından 38 saat ve Çatalca tarafından da 32 saatlik mesafenin olduğu ve başka menzilin de bulunmadığı gözönünde tutularak  İstanbul tarafına gelen ulaklara beygir verilmesi uygulamasına gidilmiştir.  



16 Menzillerde hizmet veren çok sayıda görevli bulunuyordu. Menzilin iç hizmetlilerinden sayılan ahur kethüdası, seyis, odacı ve aşçılar yaptıkları hizmet karşılığında ücret alırlardı. (Menzillerdeki görevlilerle ilgili Bkz. Şekip Eşkin, Türk Posta Telgraf ve Telefon Tarihi, Ankara, 1942; Hikmet Tongur, Türkiye’de Genel Kolluk Teşkil ve Görevlerinin Gelişimi, Ankara, 1946).  
17 Menzili çeken anlamına da gelen menzilkeş, menzillerin masraflarını karşılamakla ve menzilin çeşitli işlerini yapmakla görevlendirilen, o menzilin yakınında bulunan köy ve kasaba halkına verilen addır. Menzilkeş tayin edilen her hane varlığına göre para veya para karşılığı mal vermekle yükümlüydü. Ayrıca belirli sayıda “er” çıkararak menzilin işlerini de görürlerdi. Buna karşılık çeşitli örfi vergilerden ve avarızdan muaf tutulurlardı. Menzilkeşler, menzilin harab olmamasını ve her zaman hizmet vermesini sağlamak, eşkiyaya karşı korumak ve menzilin ihtiyacı olan arpa, saman, ot, odun, yağ, un gibi temel ihtiyaç maddelerini karşılamak ve bunları belirli bir ücret karşılığında satmakla görevliydiler (Bkz. Yusuf Halaçoğlu, “Klas... Dönemde Osmanlılarda Haberleşme ve Yol Sistemi”,  Çağını Yakalayan Osmanlı, Yay. Haz: E.İhsanoğlu-M.Kaçar, IRCICA, İstanbul, 1995, s.18).
18 50 avarız hanesinin her birinden 325 akça olmak üzere toplam 16.250 akça ve yine 50 haneden alınan nüzül bedelleri de her hane için 600 akçadan toplam 30.000 akça olmak üzere bu 50 hanenin avarız ve nüzül bedelleri toplam 46.250 akça yani 420,5 esedî guruş tutmaktadır (Bkz. MAD.3169, s.95).  
19 Olağanüstü durumlarda özellikle sefer zamanında daha hızlı haberleşmeyi sağlamak ve ordunun geçeceği yol üzerinde bulunan menzillerin daha fazla menzil beygirine ve paraya ihtiyaç duyması üzerine artan giderleri karşılamak amacıyla menzilin çevresindeki köy ve kasabaların halkından “imdadiye adı verilen bir vergi alınırdı. Genellikle menzil imdadiyesi, menzilin yakınındaki köy ve kasaba halkının avarız ve nüzül akçesinden karşılanırdı.( Bkz.Halaçoğlu, “Klas... Dönemde Osmanlılarda Haberleşme ve Yol Sistemi”, s.15; Halaçoğlu, Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme, s.162 vd; Yücel Özkaya, “XVIII. Yüzyılda Menzil Sorunu”, DTCFD, XXVIII/3–4, Ankara, 1970, s.345). Nitekim Kırk Kilise Kazası nüzül bedelinden, menzilin masrafı için 1690 yılında 6.078 akçe ayrılmıştır. (Bkz. MAD.4034,s.37).  
20 Papaslı karyesinin etrafı karaçalılık ve yolu zahmetli olduğundan ve menzil beygirlerinin otlağı bulunmadığından Paşa karyesine nakledilmiştir. Menzilci Hasan ve
Hacı Mustafanın yönetiminde bulunan Paşa Karyesi Menzili 17 adet menzil beygiri ile hizmet veriyordu. Menzilin 1.232,5 guruşluk masrafı Hazine-i Amire tarafından
karşılanıyordu. Bununla birlikte Devlet-i Âliyye  İstanbul’da olduğu sürece Papaslı ile Paşa Karyesi menzillerinin menzil beygirleri Kırkkilise menziline nakledilmiştir. Bununla
ilgili ferman 25 Za 1111 tarihlidir (MAD.3169, s.97).
21 Bkz. MAD.3169, s.97.  


« Son Düzenleme: Haziran 27, 2009, 17:33:46 Gönderen: AlperenKIRIM » Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #18 : Haziran 27, 2009, 19:03:26 »

Fakihler Menzili
   Menzil stratejik açıdan oldukça önemli bir mevkide bulunuyordu. Bu menzil Hatun-ili kazasına bağlı Fakihler karyesinde yer alıyordu. Burası aynı zamanda bir derbent mahali idi. Menzilin masraflarını menzilkeş tayin edilen Fakihler Karyesinin halkı karşılıyordu. Bu karyenin hem menzil hem de derbent olması nedeniyle karye halkı aynı zamanda derbentçilik hizmetini de yerine getiriyordu22. Ayrıca Kırk-Kilise menzili gibi Papaslar Menziline23, 2 adet menzil beygiri vererek bunların da masraflarını üstlenmiştir. 
   Stratejik bir mevkide yer alan menzil ve derbentin hizmetleri ve giderleri karye halkına büyük bir yük getiriyordu. Nitekim Hatun-ili kazasının iştira, sürsat vb. vergileri  24 de Fakihler karyesinden talep etmeleri karye halkını güç durumda bırakmış ve yerlerini terk etmelerine neden olmuştur. Menzilin ve derbentin hizmetleri yerine getirilemeyince menzil hizmetlerinin ağır olması gözönünde tutularak, avarız karşılığında menzilkeş olan reayanın sürsat ve iştira gibi vergilerden muaf tutuldukları görülmektedir. 
   Dört adet menzil beygiri besleyen Fakihler menzilinin bir yıllık toplam gideri 56.328 akçadır. Bu beygirlerin iki adeti Papaslar Menzilinde hizmet veriyordu. 
   XVIII. yy.’da (1725–1726) menzilin giderleri için Fakihler Karyesi halkının avarız ve nüzül bedellerinden 290 guruş ayrılmıştır.

Karin-Abad Menzili
   Fakihler menzili ile arasında 12 saatlik bir uzaklık bulunan Karin-Abad menzili, gerektiğinde kullanılmıştır. Fakihler Menzili ile Aydos menzili arasındaki mesafede 12 saat olduğundan genellikle Fakihler menzilinden sonra Aydos Menzili kullanılmıştır. Ayrıca “Devlet-i Aliyye” Edirne’deyken kendi menzilinde hizmet veren Karinabad menzili; “Devlet-i Aliyye”  İstanbul’da olduğunda ise bütün donanımı ve menzil beygirleriyle birlikte Fakihler menziline nakledilerek burada hizmet vermiştir 25.
   Dört adet menzil beygiri bulunan Karin-Abad menzilinin yıllık gideri 56,328 akçadır. 1105–1106 Ruz-ı Hızır / 1693–1694 Nisan’da menzilin masraflarına karşılık, menzil imdadından ve Karin-Abad kazası nüzül bedelinden 30.000 akça havale olunmuştur. 
   Hacı Mustafa adlı  şahsın yönetiminde (menzilci) bulunan Karinabad menzilinin 1110–1111/1698–1699 tarihinde 17 adet beygiri bulunmaktadır. Menzilin yıllık masrafı 2.507,5 esedî guruş, beygirlerin masrafı ise 1.232,5 esedî guruş olarak kayıtlıdır. Bu miktar Hazine-i Amire tarafından karşılanmıştır.   

Aydos Menzili
   Sağ kol üzerindeki önemli menzillerden biridir. Silistre livasına bağlı bulunan Aydos, ticari potansiyele sahip bir kaza merkezidir.
   Aydos Menzilinde 4 adet menzil beygiri hizmet veriyordu. Ancak sefer sırasında menzil beygirlerinin sayısı artıyordu. Menzilin yıllık masrafı 56.328 akça idi. Bu masraf, Aydos kazasındaki 88 avarız hanesinden alınan 33.000 akça ile Aydos kazasının nüzül bedelinden alınan 23.328 akçadan karşılanıyordu.
   Öte yandan ordunun sefer halinde olması ve bu yönde ulak trafiğinin artması nedeniyle 11 Za 1104/1692 yılında Kazgan ve Ala-kilise kasabaları menzil haline getirilerek gerekli menzil beygirlerinin civar kaza ve menzillerden karşılanması yoluna gidilmiştir. Aydos menzilinin 4 adet menzil beygirinin olması, ancak ulak trafiğinin yoğun olmaması; ulakların daha çok Rusçuk tarafına gitmeleri ve yoğun gidiş-gelişler olması nedeniyle Aydos menzilinin 2 adet beygiri; Ala-Kilise menziline nakledilmiştir. Ayrıca Kazgan ve Ala-Kilise menzilleri için duyulan ihtiyaç üzerine Ala-Kilise kasabasından 3 adet beygir, Şumnu kasabasından 3 adet beygir, Yeni-bazar kasabasından 2 adet beygir daha
alınarak, Aydos menzilinden alınan 2 adet beygirle birlikte toplam 10 menzil beygiri toplanmıştır. Bunların 5’i Kazgan, 5’i de Ala-Kilise kasabalarına
gönderilerek hizmet vermişlerdir. 
   Görüldüğü üzere gerek duyulan hallerde bir menzilden diğerine menzil beygiri bütün donanım ve masrafları karşılanarak veriliyordu. Seferler nedeniyle gerek duyulan yerlerde yeni menziller açılabiliyordu. Menzillerde hizmet veren menzil beygirlerinin sayısı menzilden menzile değişiyordu. Bunda, menzilin önemi, stratejik konumu, ulak trafiğinin yoğun olup olmaması göz önünde bulunduruluyordu.   
   Ayrıca özellikle sefer sırasında ordunun geçeceği yol üzerinde bulunan menzillerin beygir sayıları arttırılıyordu. Dolayısıyla menzilin masraflarında artış oluyordu. Artan masrafları karşılamak üzere çevre menzillerden yardım olarak imdadiye alınıyordu. 
   1697 yılında Aydos Menzilinin, beygir adedi arttırılmıştır. Bu tarihte Abdulbaki adlı menzilcinin26 yönetiminde bulunan Aydos Menzilinde 17 adet menzil beygiri hizmet veriyordu. Menzilin yıllık masrafı 2.017,5 esedî guruştur ve bunun 2.000 guruşu Aydos avarız bedelinden karşılanmıştır. Avarızlardan ayrı olarak menzil masafı için her yıl alınan 684 guruş ise 17 L. 1108/1696 tarihinde kaldırılmıştır 27.
   1697 yılında menzil sisteminde yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Buna göre menzil beygirleri yol/saat ücreti ile kiralanmaya başlanmıştır. Bu yeni düzenlemeyle ulakların aldıkları her beygir için saat başına 10 akça ücret ödemeleri kararlaştırılmıştır 28.
   1721 yılında Aydos Menzilinde 15 adet menzil beygiri hizmet veriyordu. Bu tarihte 2.212,5 guruş olan menzilin yıllık giderinin 1.125 guruşluk kısmı ulak ücretlerinden, kalanı da Aydos ve Rus Kasrı kazalarının nüzül bedellerinden karşılanmıştır. 

Pravadi Menzili
   Sağ kolun önemli menzillerinden biri de kavşak noktasında yer alan Pravadi Menzilidir. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Pravadinin büyük bir ticaret merkezi olduğunu ve halkının da ticaretle uğraştığını yazmıştır. Ayrıca her hafta pazarının kurulduğunu ve çok sayıda insanın burada toplandığını ve büyük alış-verişlerin yapıldığını belirtmiştir. Ayrıca Pravadi ile Aydos arasında Kamçı Irmağı boyunda yer alan Yeniköyde de her hafta Pazar kurulduğunu yazmıştır29. Bu özelliği ile Pravadi ticari hareketliliğin yaşandığı bir merkez görünümündedir. 
   Pravadi menzili sağ kol üzerinde Edirne’den Paşa ve Karinabad veya Aydos’dan sonra üçüncü menzildir. Aynı zamanda Karadeniz’de Varna’ya, Rusçuk ve Vidin için Yenipazar’a, Tuna’dan Silistre’ye kadar düzenli ulaşımı olan yolların birleştiği yerdi 30
   Pravadi kuzeyden gelen yolların birleştiği önemli bir kavşak noktası olması dolayısıyla büyük bir gelişme göstermiştir. Pravadinin doğusunda Karadeniz’e kadar uzanan ve Dobruca’yı da içine alan bölge stratejik açıdan büyük önem taşıyordu. Özellikle kuzeye yapılacak seferler sırasında ordunun iaşe ihtiyacı buradan sağlanıyordu. 
   Pravadi menzili 4 adet menzil beygiri ile hizmet verirken, beygir sayısı 1697’den itibaren 12’ye çıkarılmıştır. Bu 12 menzil beygirinin bedeli ve diğer masrafları yılda 1.770 guruş olarak kayıtlıdır. Menzile gelen ulaklardan yılda 900 guruş ücret hâsıl olup, menzilin masrafları için kullanılmıştır. Masrafların kalan kısmı için Pravadi kasabası halkının avarız ve nüzüllerinden yılda 870 guruş tayin edilmiş ve menzilci Seyyid Mustafa’ya ödenmiştir. 1727 yılında beygir sayısı 8’e indirilmişse de menzilin yıllık gideri yine 1.770 guruş olarak kayıtlıdır. Bunun 900 guruşluk kısmı ulak ücretinden ve 870 guruşu da Pravadi kasabasındaki halkın avarız ve nüzül bedellerinden karşılanmaya devam edilmiştir.



22 Avarız karşılığında karye ahalisinden 110 nefer derbentçilik hizmetiyle görevlendirilmiştir (Bkz. KK.2742, s.51; MAD.3169,  s.95.) Ayrıca 1698 yılında menzil masrafları 27,5 hanenin avarız ve nüzül bedellerinden karşılanmıştır. Buna göre 27,5 avarız hanesinin her birinden 325 akça olmak üzere toplam 8.938 akça avarız bedeli;
yine her birinden 600 akça olmak üzere 16.500 akça nüzül bedeli alınmıştır. Avarız ve nüzül bedelleri toplamı 25.438 akça yani 231 esedî guruş tutmaktadır (MAD.3169, s.95). 
23 Paşa Karyesi Menzili olarak da geçen Papaslı Menzilinde XVII. yy. sonlarında 17 adet menzil beygiri hizmet veriyordu. Her beygir için 147,5 akça yani 75 esedî guruş ücret kayıtlıdır (MAD.3169, s.95). 
24 Nüzül, sürsat ve iştira sefer sırasında askerin iaşesi için alınan zahirelerdir. Nüzül ordunun ihtiyacı olan arpa ve unun sağlanmasına yönelik bir çeşit vergidir. Bu zahireler
devlet tarafından halktan bedeli karşılığında satın alınırdı. Sürsat ise ordunun diğer ihtiyaçlarının (un, arpa, ekmek, koyun, yağ, bal, ot, saman, odun vb.) karşılanması için alınan vergiydi. Daha ordu sefere çıkmadan önce askerin iaşesi için her kazanın göndermesi gereken sürsat çeşidi belirlenir ve toplanırdı. Kendilerinden sürsat olarak istenen zahireyi o bölgede oturan halk vermekle yükümlüydü. Nüzül ve sürsatın yeterli olmadığı durumlarda iştira alınırdı. Arapçada satın almak anlamına gelen iştira devlet aracılığıyla parası hazineden ya da taşra hazinelerinden ödenmek  şartıyla alınan erzaklardır. Devlet, ürünün bedelini ya piyasa  şartlarına uyarak her bölgeden ayrı
fiyatlarla satın alır ya da fiyatı bizzat kendisi belirleyerek her yerden aynı fiyata satın alırdı (M.Zeki Pakalın, Osmanlı Tarihi Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul, 1971, C.II., s.104, C.III. s. 300; Lütfi Güçer,  XVI. ve XVII. Asırlarda Osmanlı  İmparatorluğunda Hububat  Meselesi ve Hububattan Alınan Vergiler, İstanbul, 1964, s.95 vd., 115 vd). 
25 Karinabad menzilinin Fakihler menziline nakledilmesiyle ilgili 12 Ca 1099 tarihli emir için bkz. MAD.3164, s.6.
26 1109–1110/1697-1698’de ise Sadrı-ali kethüdası, çukadar Ahmed’e ulufesi karşılığında Aydos menzilciliği verilmiştir. 1110–1111/1699’da yine Ahmet menzilcidir. (Bkz. MAD. 3169, s. 101), Aydos kazasının 93 avarız hanesinden alınan 30.225 akça yani 274,5 esedî guruş menzilciye ayrılmıştır (MAD. 3169, s.101). 
27 27 L 1108 tarihli emir içn bkz. MAD. 3169, s.100. 
28 “Memalik-i Rum-ili ve Anadolu’da vaki olan menzillerine yüz sekiz ruz-ı Kasımında saat başına onar sağ akça ücret tayin olunup ve ulakla bila-ücret menzil bargiri virilüb ve
her menzilin eşildüğine göre menzil bargirleri vaaz  olunup umumen menazile nizam verilmek ferman olunmağın... bargirlerin iktiza iden ziyade ve noksanın kendü görmek
üzere ve menzile süvar olan ulakların sürücüleriyle maan her bir bargir içün ferman mucebince saat başına onar sağ akça ücreti menzilci ahz ü kabz eylemek üzere ve
ulakdan hâsıl olan ücret akçası menzilcinin der-uhde ve iltizamından ihrac olunduktan sonra her bargirin tekmilinde lazım gelen yetmiş iki buçuk guruş taraf-ı miriden bi’t-
temam tayin ve havale olunup minval-i meşruh üzere yüz sekiz ruz-ı Hızırında nizam virilüp ve hüsn-i rızasıyla der-uhde ve kabul idüb taraf-ı miriye hüccet-i  şer’iyye viren
menzilcilere der-uhde olmuş idi”  (MAD. 3169, s.2 vd). 
29 Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 3.Kitap, İstanbul, 1999, s177.
30 Heywood, s.45.     


Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #19 : Haziran 27, 2009, 19:31:05 »

Hacı-oğlu Bazarı Menzili
   Hacı-oğlu Bazarı Menzili sürekli bir menzil olmamakla birlikte XVII. yy. sonları ve XVIII. yy.’da artan seferler sırasında sağ kol üzerinden geçen ordunun konakladığı menzil noktalarından biri olmuştur. Hacı-oğlu Bazarı sağ kol üzerinde Silistre’den sonra Rumeli’nin en önemli ve stratejik merkezlerinden biriydi. Sefer sırasında ulak trafiğinin artması üzerine 1097/1685’den itibaren menzil tayin olunan Hacı-oğlu Bazarı Menziline, kazanın 163 hanesi menzilkeş tayin olmuştur. 
   1697 yılından itibaren menzillerde yapılan düzenleme sonrasında Hacı-oğlu Bazarı menzilinin, menzil beygiri sayısı 12’ye çıkarılmıştır. Menzilin yıllık beygir masrafı ise her bir beygir 147,5 esedi guruştan hesaplanarak 1.770 esedi guruş olarak kaydedilmiştir. 
   Öte yandan 1699 yılında hala ulakların menzile ücretsiz gelmelerinin Hacıoğlu Kadısı tarafından arz edilmesi üzerine, “ferman olmadıkça paşalar tarafından buyruldu ile kimesneye ücretsiz kat’an bargir verilmeme”si emredilmiştir 31

Hezargrad Menzili
   Bu menzil sağ ana yol üzerinde olmayıp Karin Abad’dan ayrılan Şumnu-Rusçuk yönüne giden yan yol üzerindedir.   
   25 Za 1104/1692 tarihinde Hezargrad Kazası kadısı Mevlana Mehmed’in arzı ile duyulan ihtiyaç üzerine menzil tayin olunmuştur. Hezargrad kazasına yakın menzil olmaması ve seferlerin bu yöne yapılması üzerine Hezargrad kazası halkı aralarından 20 adet beygir toplayarak Kadri ismindeki  şahsı da menzilci tayin etmişlerdir. Menzil masrafları için de bu yıl için Hezargrad ve civarındaki gayrimüslimlerden alınan Cizye’den 600 esedi guruş havale edilmiştir 32.   

Divane Ali Menzili
   Hacıoğlu Pazarı ile Kara-su kasabası arasında bulunan menzilde XVII. yy.’da 4 adet menzil beygiri hizmet veriyordu. Menzilin yıllık gideri 44.000 akça olarak kayıtlıdır. Menzilin 8 akça arpa, 2 akça saman ve 5 akça diğer giderlerle birlikte günlük masrafı 100 akçayı buluyordu. Yılda 354 gün hizmet veren menzilde menzil masrafı 35.400 akça idi. Beygir gideri ise her beygir için 20 esedi guruştan 80 esedi guruş yani 9.600 akça idi. 
   Menzilin masrafının 44.000 akçası Hacıoğlu Pazarı Kazası nüzül bedelinden karşılanmıştır. 
   1102/1690 yılında Hacı-oğlu Pazarı Menzilinin 4 adet menzil beygiri alıkonulup bunun dışındakiler kaldırılmıştır. Ancak bu beygirlerin yeterli olmaması üzerine karye halkı dağılmaya başlamıştır. Ayrıca sağ kol yönünde düzenlenen seferler üzerine önceden menzil beygiri veren Silistre, Mangalya ve Balçık kazalarından yine beygir taleb edilmiştir. Ancak daha önce her biri 10 adet menzil beygiri imdad olarak verirken bu defa o mikdar beygirleri bulunmadığından sayı yarıya indirilmiştir (1104/1692). 
   1697 yılından itibaren,  yapılan düzenlemeyle Divane Ali Menzilinin de beygir sayısı arttırılmıştır. Bu tarihten itibaren 10 adet menzil beygiri ile hizmet veren menzilin beygir masrafı, her biri 147,5 guruştan 1.475 guruştur. Menzilin masrafları için imdadiye olarak Silistre kazasından 117 esedi guruş, Balçık kazasından 110 esedi guruş ve Mangalya kazasından 100 esedi guruş tayin edilmiştir. Bu tarihte menzilin yönetimi Himmet adındaki menzilcinin elindedir33.

Karasu/Tekfur Köyü Menzili
   Karasu Menzilinde 1102/1690 yılında 4 adet menzil beygiri hizmet veriyordu. Menzilin yıllık gideri olan 44.000 akçanın 1.074 akçası Nefs-i Karasu’nun avarızından, 63.750 akçası da Karasu kazasının köylerinde kayıtlı 170 avarız hanesinden karşılanıyordu. Menzilin toplam geliri 64.824 akçaya ulaştığından menzil masrafları çıktıktan sonra menzilin 20.824 akçalık fazlası bulunuyordu. 
   1697 yılından itibaren beygir sayısı 12’ye çıkarılmıştır. Menzil beygirlerinin yıllık masrafı her biri için 147,5 guruştan 1.770 esedi guruş idi. Beygir ücreti ise 75 guruştan 900 esedi guruş idi. Menzilin masrafları Karasu kazasında bulunan 107 avarız hanesinden alınan 446 esedi guruş ve Hazine-i Amire’den alınan 424 esedi guruştan karşılanmıştır. Menzil Seyid Ali adlı menzilcinin yönetimindedir. 
   1111/1699 yılında gönderilen emirle, devlet tarafından “ücretleri in’am olduğuna tasrihen” verilen ferman olmadıkça, paşalar tarafından verilen buyrultu ile kimseye kesinlikle ücretsiz beygir verilmemesi istenmiştir 34. 1721 yılında ise menzilde 9 adet menzil beygiri hizmet vermektedir. Bu tarihte menzilin masrafı ise 1.327,5 guruş olarak kayıtlıdır.

Baba-dağı Menzili
   Bu menzilin yıllık giderlerinin toplamı 1690 yılında 33.750 akça olarak kayıtlıdır. 3 adet menzil beygirinin hizmet verdiği Baba-dağı menzilinin günlük masrafları arasında 8 akça arpa, 3 akça saman ve 15 akça diğer giderler yer almaktadır. Günlük giderlerin toplamı 75 akçadır. Muayyen menzillerin genellikle 354 gün hizmet verdikleri gözönünde tutulursa sadece menzilin yıllık gideri 26.550 akça olarak hesaplanır. Beygirlerin giderleri bunun dışındadır. 4 adet menzil beygirinin her birinin masrafı 20 esedi guruştan hesaplandığında menzil beygirlerinin toplam yıllık gideri 60 esedi guruş yani 7.200 akça olarak bulunur. Menzilin masrafları ile menzil beygirlerinin masrafları toplandığında
Babadağı Menzilinin yıllık toplam gideri 33.750 akçaya ulaşır. Bu gider de Baba-dağı kazasının nüzül bedelinden karşılanmıştır. 
   1697 yılında menzil beygiri adedi 4’den 12’ye çıkarılmıştır. Beygirlerin yıllık masrafı her biri 147,5 guruştan 1.770 guruş; yıllık beygir ücreti ise her biri 75 guruştan 900 guruştur. Menzil beygirlerinin masrafının bir kısmı, beygir ücretlerinden karşılanmıştır. Menzilin masrafları için Babadağı kasabası halkından avarız ve nüzül bedeli karşılığı 224 guruş alınmıştır. Bu tarihte menzil Ali ismindeki bir menzilcinin yönetimindedir ve menzilciye 100 guruş zam yapılmıştır 35.
   1722 yılında menzilin beygir sayısı 8’e, 1727 yılında ise 7’ye indirilmiştir. Bu tarihlerde 1.180 guruş olan menzil masrafının 600 guruşu ulak ücretinden kalanı ise Hazine-i Amire’den karşılanmıştır. 

İsakcı Menzili
   1692 yılında 4 adet menzil beygiriyle hizmet veren İsakcı Menzilinin yıllık gideri 44.000 akça olarak kayıtlıdır. Menzilin giderleri İsakcı kazasının avarız ve nüzül bedellerinden karşılanmıştır. 

Tolci Menzili
   1692 yılında 3 adet menzil beygirine sahip bulunan menzilin yıllık masrafı 33.750 akçadır. Bu masrafın 12.513 akçalık kısmı, Tolci kazasının 38,5 avarız hanesinden, kalan 21.237 akçası ise Silistre livası nüzül bedelinden karşılanmıştır. 
   1697 yılında Mustafa adında bir menzilcinin yönetiminde bulunan menzilin beygir sayısı, aynı yıl yapılan düzenlemeyle 3’ten 5’e çıkarılmıştır. Menzilin beygir masrafı her bir beygir için 147,5 esedi guruştan yıllık 737,5 esedi guruş tutmaktadır. Beygirler için alınan ücret ise her biri için 75 guruştan 375 guruştur. Ayrıca Tolci kazasındaki 38,5 avarız hanesinden 14.529 akça 132 guruş, Hazine-i Amire’den ise 230,5 guruş ayrılmıştır. 
   1721 yılında menzilin beygir sayısı 8’e çıkarılmıştır. Bu tarihte menzilin yıllık toplam gideri 1.180 guruş olarak kayıtlıdır. 1.180 guruşluk giderin 600 guruşu ulak ücretinden, 136’ı guruşu Tolci kazası avarızından, 226 guruşu ise aynı kazanın halkından alınan nüzül bedelinden, geriye kalan kısım ise Hazine-i
Amireden karşılanmıştır. 



31 MAD.3169, s.104.
32 MAD.4034, S.39.
33 Menzilci Himmet’in geçen yıl ortağı olan İvaz’ın divane ve mecnun olduğu belirtilerek menzil işlerine karışmaması için ferman verilmiştir (MAD.3169, S.106).
34 5 Sefer 1111 tarihli emir için bkz. MAD.3169, s.109.
35 Vezir Yusuf Paşa’nın 12 menzil beygirinin bu menzile yeterli olmadığını ve birkaç beygir daha imdad olunmasını arz etmesi üzerine, 100 guruş zam yapılarak menzilcinin
yeterli sayıda menzil beygiri ile menzili sürmesi istenmiştir (3 Za 1109). Bkz. MAD.3169,  s. 110.


Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 6
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: Osmanlı Döneminde Balkanlara Yapılan Türk İskanları - "Bilimsel Araştırmalar" « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.02903 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog