Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 25, 2017, 07:18:11
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: Türk Yazı Devrimi ve Bulgaristan Türkleri 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Türk Yazı Devrimi ve Bulgaristan Türkleri  (Okunma Sayısı 4246 defa)
BalkanTürk89
Türküm; dinim, cinsim uludur!
Onursal Üye
*****

Popülarite: 165
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.953


İsyanımızın da ahlakı vardır


« : Kasım 15, 2009, 23:52:51 »

       

 Mustafa Kemal önderliğinde Anadolu’da başlatılan Milli Mücadele Hareketi, fraklı coğrafyalarda yaşayan çoğunluğu başka devletlerin egemenliği altında bulunan Müslüman ve Türk Halkları arsında ciddi bir heyecan uyanmasına neden olmuştur. Özellikle Mücadelenin galibiyetle sonuçlanması ve ardından bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması Anadolu dışında yaşayan Türklerin bu yeni Devlete olan ilgilerini daha da arttırmıştır. Dış Türkler yeni Cumhuriyetin devrimleri örnek alarak kendi aralarında örgütlenmişlerdir. Diğer bir söylemle Türk Devrimi Ülke dışında uygulama alanına sokulmuş, Türkler, Türkiye dışında da devrimlerin uygulayıcısı ve savunucusu olmuşlardır.
            Bulgaristan Türklerinin, coğrafi yakınlıkları, Bulgaristan’daki nüfus yoğunluklarının fazla olması, Bulgaristan’da Türk toplumuna önderlik edecek aydınların bulunması ve I. Dünya Savaşından itibaren giderek pozitif bir ivme takip ederek özellikle Milli Mücadele döneminde üst seviyeye ulaşan Türk – Bulgar İlişkilerinin olumlu koşullarının da etkisi ile Türk Devleti ile yakın ilişkiler kurma, Türk Devrimini yakından takip etme fırsatı vermiştir.
Bu çalışmanın temel amacı Türk Yazı Devrimi ve Bulgaristan Türklerinin bu devrimini yakından takip ederek uygulama sürecine koymalarını ve yeni alfabe ile ilgili çalışmalarını incelemektir. Bilindiği üzere Bulgaristan Türkleri yeni yazıyı Türkiye dışında kabul eden ilk Türk topluluğudur. Bu değişikliğin heyecanını en az anavatandaki kardeşleri kadar yaşamışlar, bu konuda oldukça zorluklara göğüs germek zorunda kalmışlardır. Bütün zorluklara rağmen Bulgaristan Türkleri, çocuklarının Türkiye’deki eğitime paralel bir eğitim görmeleri ve çağdaşlaşma yolundan uzak kalmamaları için uzun süren mücadelelere girişmişler. Bulgaristan Türkleri bir taraftan Anadolu’dan kaçıp Bulgaristan’a sığınan gericilerle mücadele ederken diğer taraftan da Türkiye ile kültürel bağlarını koparmak isteyen veya en azından bu ilişkileri asgari düzeyde tutmaya çalışan ve her geçen gün Türklere karşı tutumunu sertleştiren Bulgar hükümetlerine karşı mücadele etmişlerdir. Bu mücadeleleri süresince belli dönemlerde istediklerini almışlar belli dönemlerde haklarını kaybetmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti de bu konuda Bulgaristan Türklerini desteklemiş ve onların sorunlarının çözümü için Bulgar Hükümetleri nezrinde yoğun çalışmalarda bulunmuştur.   İşte bu çalışmanın diğer bir amacı da Bulgaristan Türklerinin bu mücadelesini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konusundaki çalışmalarını, Atatürk Dönemi Türk Kültür Politikaları perspektifinde değerlendirmektir.          
 
Harf Devriminden Önce Bulgaristan Türklerinin Genel Durumu    
            I.Dünya Savaşında Osmanlı Devleti ve Bulgaristan aynı tarafta yer almışlar, savaşı kaybederek aynı kaderi paylaşmışlardır. Bundan sonraki süreçte iki ülke arasındaki ilişlikler olumlu bir yönde seyretmeye başlamış ve bu da Bulgaristan’daki Türklerin sosyal ve ekonomik hayatlarına pozitif etkileri beraberinde getirmiştir. Bulgaristan Türkleri, özellikle Stamboliyski iktidarı ile birlikte daha rahat bir yaşam sürmeye başlamışlardır. Bu iktidar döneminde öncekilere kıyasla çok daha olumlu bir azınlık politikası uygulanmıştır. İki ülkenin I.Dünya savaşında birlikte savaşmaları, Stambuliski’nin iktidarını çiftçi ve köylülere dayandırmak istemesi ve Türklerin büyük çoğunluğunun çiftçi ve köylü olması, Bulgaristan’ın Savaş sonrasında dost araması ve bu doğrultuda Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak istemesi gibi nedenler bu olumlu politikanın başlıca nedenleri olarak düşünülebilir.
Bu dönemde baskılardan kurtulan ve bir takım haklarını kazanan Türkler dış dünya ile ilgilenmeye fırsat bulmuşlardır. Özellikle çok yakınlarındaki Anavatanlarında olan gelişmeler Türkleri yakından ilgilendirmiştir. Türkler Anadolu’daki Kurtuluş Hareketini sadece takip etmekle kalmamışlar bu harekete destek olmak için örgütlenmişlerdir. Türkler arasındaki bazı vatansever gençler Anadolu’ya geçerek bizzat savaşa katılmışlardır. Bulgaristan Türkleri bir taraftan Bulgaristan’dan yapılan silah sevkıyatlarında görev almışlar diğer taraftan da Milli mücadele için yardım toplamak için gönüllü olmuşlardır.
Özellikle Ahali Gazetesi Milli Mücadele Hareketine ciddi bir destek cephesi oluşturmuştur. Gazete bir taraftan yayınladığı haberlerle Milli Mücadeleye destek olurken diğer taraftan da yardım komisyonları oluşturarak ve yardımları teşvik ederek Milli Mücadeleye destek olmaya çalışmıştır. Bulgaristan Türkleri arasındaki ileri gelen şahısların yanı sıra, Bulgaristan Muallimimin-i Cemiyeti İttihadiyesi, Hilal-i Ahmer Komiteleri, Hilal-i Ahmer Derc-i İane Komisyonları ve Tenvir-i Efkar Müslüman Klüpleri  gibi cemiyetlerde yadım toplayarak bunları Kızılay vasıtası ile Anadolu’ya gönderiyorlardı.
            Stamboliskiy döneminde, Bulgaristan Türklerinin genel durumunu değerlendirdiğimizde önceki dönemlere bakış oldukça olumlu bir tablo söz konusudur. Şüphesiz, ilişiklerdeki olumlu görüntü Bulgaristan Türklerinin durumuna da yansımıştır. Ayrıca bu dönem Anadolu’daki Milli Mücadele hareketinin etkisi ile Türklerin milli bilincinin uyanmaya başladığı dönem olarak da değerlendirilebilir. Bu dönemle başlayan ve 1930’ların ortalarına kadar sürecek olan bu yeni dönemde Türkler arasındaki kıpırdanmalar aratacak Türkler özellikle kültürel anlamda bir dizi faaliyet gerçekleştireceklerdir. Milli Mücadele dönemi ve Stambolisky İktidarı ile birlikte başlayan dönem Bulgaristan Türklerinin en parlak dönemi olacaktır. Bu dönemle birlikte Bulgaristan Türkleri tam manası ile birlikte bir aydınlanma dönemi başlamıştır. Diğer bir söylemle Bulgaristan Türkleri arasında, Türkiye’de bir bir uygulamaya konulan devrimleri yakından takip edecek ve bunları Bulgaristan’da uygulamaya koyacak altyapı hazırlanmıştır diyebiliriz.
 
            Türk Harf Devrimi
 
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda öğrenimi zor olan ve Türkçe’nin gramer yapısı ile de pek uyuşmayan Arap alfabesini kullanıyordu. Cumhuriyetin kurucuları da  bunun farkında idi ve bu sorunu ortadan kaldırmak istiyorlardı. Bunun için alfabenin değiştirilmesi düşünülüyordu, Alfabe değişikliği 1923 yılından itibaren tartışılmaya başlanmıştır. Bu tarihten itibaren harf tartışması devlet ileri gelenleri tarafından sürekli tartışılıyor ve harflerin ıslahı gerektiği müşterek sonucuna varılıyordu. Bu sonuç doğrultusunda çalışmalara başlaşanmış ve yeni alfabe ile ilgili komisyonlar kurulmuş ve toplantılar tertiplenmeye başlanmıştır. Bu dönemde Sovyetlere bağlı olan Türk Cumhuriyetleri de Arap alfabesine geçmeye başlamışlardır. Bu durumda Türk hükümetine cesaret vermiş ve yeni alfabe ile ilgili çalışmalar 1926 yılından itibaren iyice yoğunlaşmıştır. Pratik ve pedagojik olduğu kadar toplumsal ve kültürel boyutta da değişimin bir simgesi olan alfabe değişikliği nihayet 1 Kasım 1928’de kabul edilmiş ve 3 Kasımda yürürlüğe girmiş, yıl sonu itibari ile de Arap harflerinin kullanılması kesin olarak yasaklanmıştır. Böylece Doğuyu ve geçmişi simgeleyen Arap harfleri terk edilerek yerine geleceği ve Batıyı simgeleyen Latin harfleri kabul edilmiştir. Mustafa Kemal bu alfabe değişikliğini gerçekleştirerek, “geçmişe bir kapı kapatıyor geleceğe bir kapı açıyordu”. Alfabe değişimi ile birlikte Türkiye geçmiş ile bir bağını daha koparıyor Türk halkını ve devletini muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için büyük çabalarla gerçekleştirilmeye Türk Devrim zincirinin önemli bir halkası daha böylece tamamlanıyordu. Bu değişlimle birlikte Hükümet bir taraftan   halk pratik olarak, öğrenilmesi daha kolay bir alfabe sayesinde okuma yazma oranını yükseltmeyi amaçlıyor diğer taraftan da ps...olojik olarak nerdeyse gericilikle özdeşleşmiş olan Doğu kültüründen biraz daha uzaklaşıyor ve modernliğin simgesi konumunda olan Batıya bir adım  daha yaklaşıyordu. Büyük tartışmalara neden olan ve sonuçta Ulu önderin yoğun çabaları ile mucize sayılacak kadar kısa bir sürede ve kabul edilen alfabe değişikliği kültürel anlamda da genç Türkiye Cumhuriyeti’nin önünde yeni ufuklar açmıştır.
Bulgaristan Türkleri de Türkiye’nin önünde açılan ve çağdaşlığa giden yeni yolda yürümek için büyük bir heyecan yaşamışılar ve Türkiye’nin yürüdüğü yeni yolda geri kalmamak için Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip etmişlerdir. Türk Yazı Devrimi ve bunun Bulgaristan Türkleri tarafından kabul edilmesi bu durumun göstergesidir.      
Bulgaristan Türkleri Türkiye’de Arap harflerinin terk edilip yerine Latin harflerinin kullanılacağını duydukları zaman bu değişikliğin gerçekleşmesi dahi beklemeden bu doğrultuda çalışmalara başlamışlardır. Bulgaristan Türkleri için  bu öncelikli olarak bir eğitim öğretim sorunuydu. Diğer bir söylemle Bulgaristan Türkleri için temel problem çocuklarının hangi alfabe ile eğitim yapacağı problemi idi. Bunun içindir Bulgaristan’da yeni alfabeye geçişte Türk öğretmenleri büyük ölçüde öncülük etmişlerdir
Bulgaristan Türklerinin en etkili ve örgütlü çalışan örgütü olan Türk Öğretmenler Birliği idi. Bu birlik 1928’e kadar olan süreçte de Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip etmiş ve Bulgaristan Türklerinin Anadolu Türkleri ile paralel hareket etmesinde yol gösterici olmuştur. Bu Cemiyetin faaliyetleri sayesinde önceki dönemlerde de Türkiye ve Bulgaristan’daki Türk öğrencilerin eğitim faaliyetleri paralele bir gelişme takip etmiştir.
 
Bulgaristan Türkleri arasında yani alfabe ile ilgili birinci problem bu eğitim sorunuydu ve bunun çözümü ilk başta halledilmesi gereken konuydu. Bunun dışında bu dönemde Bulgaristan’da Türkler tarafından çıkartılan gazetelerin yanı sıra yayımlanan kitapların hangi alfabeyle yayınlanacağı konusu tartışıyordu. Nitekim bu dönemde Bulgaristan’ın değişik bölgelerinde Türkler tarafından çok sayıda gazete yayınlanıyordu. Bunun dışında Bulgaristan Türklerinin eğitimi için gerekli olan kitaplarda Bulgaristan’da basılıyordu. Bu bağlamda düşünüldüğünde Bulgaristan’da yeni Türk Harflerinin kullanılması ile ilgili tartışmalar iki temel başlık altında toplanmıştır.

Bulgaristan’daki Türk Çocukların Eğitimi

Bulgaristan’daki Türkçe neşriyatın hangi alfabe ile yapılacağı  

1) Bulgaristan Türklerinin Eğitiminde Yeni Türk Harflerinin Kullanılması
Türkiye’de Harf değişimi tartışılmaya başlandığ dönemlerde Bulgaristan’da bir milyon civarında Türk bulunuyordu. Bu Türklerin, 1700 kadar ilkokulu, 40 kadar ortaokulu, birde öğretmen okulları vardı ve bunlarda 60 bin  öğrenci öğrenim görüyor ayrıca 2000’den fazla öğretmen görev yapıyordu.. Bulgaristan Türklerinin Eğitim öğretim faaliyetlerinin büyük ölçüde Türk Öğretmenler Birliği tarafından organize edildiğini yukarıda açıklamıştık .  Bu cemiyet Türkiye’de harf değişikliğine gidileceğini duyar duymaz hemen bu konudaki faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır. Türk Öğretmenler birliği, daha Türkiyede yeni alfabe kullanılmaya başlanılmadan önce 16 Temmuz 1928’de Lom kasabasında toplanan 19. Kongresinde Türkiye’de yeni yazıya geçilir geçilmez, Bulgaristan Türk okullarında yeni Türk harfleri ile öğretime başlanmasına karar vermiş ve bunu 3/32numaralı tamimi ile halka açıklamıştır. Türk Öğretmenler Birliği bir tarftan bu yeni harflere geçilmesi ile ilgili altyapı çalışmaları yaparken bir taraftan da Öğretmenlere yeni harflerin öğretilmesi için kurslar açmıştır. Bununla da yetinmeyen ve bu görevi oldukça ciddiye alan Öğretmenler Birliği, Bulgaristan’daki Türk öğretmenlere yeni harfleri öğretmeleri için Türkiye’den geçici olarak öğretmen istemişler ve birkaç Türk öğretmeni bu amaçla Edirne’ye kursa göndermişlerdir.  Diğer taraftan da Bulgaristan’da yayınlanan gazeteler aracılığı ile  harfleri tanıtıcı ve öğretici yazılar yayımlamaya başlamıştır. Türk Öğretmenler Birliği bu çalışmalarının yanı sıra yeni harflerle ders kitabı yayınlamak ve bunları ders yılının başına yetiştirmek için bünyesinde bulunan öğretmenleri görevlendirmiştir.  Bu görevle görevlendirilen Filibeli öğretmenlerden Ahmet Şükrü Bey, yeni harflerle “Bulgaristan Türk mekteplerine mahsus” bir Türk Alfabesi hazırlamış ve 1928 yılı içinde Hasköy’de “Çikago” basımevinde bastırmıştır. Basılan bu alfabe ile Türk okullarında eğitime başlanmış ve çocukların bu yeni alfabeyi kısa zamanda öğrenmesi sağlanmıştır.
Yeni Türk alfabesi Bulgaristan Türkleri arasında beklenenden fazla bir ilgi görmüş ve sahiplenilmiştir. Bu durum Bulgaristan’da iki farklı grubu rahatsız etmiştir. Bu gruplardan birisi Bulgaristan’daki Türk Müftülüğüne bağlı eğitim yapan medrese hocaları ve bu medreselerin etrafında toplanan bir kısmı da Türkiye’den kaçarak Bulgaristan’a terleşen gericilerdir. Bu gericiler gerçekleştirilen alfabe değişikliği ile birlikte kendileri revaçtan düşmüşler ve toplum üzerindeki etkileyiciliklerinin azalmasından dolayı yeni alfabeye karşı çıkmışlarıdır. Diğer bir söylemle, alfabe değişikliği ile ilgili yukarıda da temas edildiği gibi oluşacak ps...olojik değişim ile birlikte  alışılagelmiş olan cemaat toplumu özelliğinin kalkmasından ve toplum üzerindeki imtiyazlarından dolayı rahatsızlık duymuşlardır.
Bulgaristan Türklerinin yeni alfabeye karşı olan ilgilerinden rahatsız olan diğer grup ise bizzat Bulgar hükümetidir. Bulgarlar Bulgaristan Türkleri ile Anadolu arasındaki ilişkilerin gelişmesinden ve ardaki kültürel bağların sağlamlaşmasından endişeye kapılmışlar ve bunu engellemeye çalışmışlardır. Bulgarların endişeye kapılmasının nedeni ise, Bulgaristan Türklerinin eğitim ve hayat seviyelerinin yükselmesi sonucu Bulgar hükümetine isyan edebilecekleri ve kendilerini zor durumda bırakabilecekleri yönünde olmuştur. Diğer taraftan da Türkiye Cumhuriyetin, Bulgaristan’daki Türkleri örgütlemesinden ve Bulgar hükümetine karşı kışkırtmasından endişe etmişlerdir. Şüphesiz Bulgaristan’da bulunan gericilerin ve Mustafa Kemal düşmanı olan gericilerin Bulgar hükümetlerine verdikleri yanlış bilgiler ve onları kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmeye çalışmaları bu konuda etkili olmuştur. Oysa ne Bulgaristan Türklerinin kendi sosyal hakları dışında bir siyasi beklentileri olmamış nede Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri yayılmacı bir politika takip etmemişlerdir. Dolayısı ile Bulgaristan için herhangi bir tehlike unsuru olmamışlardır.
Bulgaristan Türk okullarında yeni harflerle eğitime başlanmasından ve halk tarafından bunun kısa sürede kabullenilmesinden rahatsızlık duyan bu iki grup da boş durmamış kaşı faaliyetlere başlamışlardır. Bu durumdan belki haklı gerçeklerle rahatsızlık duyan Bulgar hükümetlerine istedikleri fırsatı gericiler vereceklerdir. Gericiler hemen Yeni harflerin yasaklanması ve öğretime eski harflerle devam edilmesi için Bulgar makamlarına müracaat etmişler ve kendilerine destek aramışlardır. Bulgar makamları böylece istedikleri fırsatı ellerine geçirmişler softaların da gayret ve baskıları ile 10 Ekim 1928’de yayınladıkları genelge ile Bulgaristan’da 4 yıl süre ile yeni Türk harfleri yasaklanmıştır. Böylece, Bulgaristan Türkleri heyecanla karşılanan ve büyük fedakarlıklarla sahip çıkılan yeni alfabe ile eğitim kısa sürmüş ve bir takım yobazın da faaliyeti sonucu bu mücadelenin ilk bölümü hayal kırklığı ile son bulmuştur. Ancak Bulgaristan Türk Muallimler Birliği mücadelesinden vazgeçememiş gerek Bulgar makamları nezrinde gerekse Türkiye’ye müracaatlarda bulunarak mücadelelerine devam etmeye çalışmışlardır.    
Türkiye Cumhuriyeti hükümeti devrimlerinin yurt dışındaki Türkler tarafından  kabul görmesine önem vermiştir ve Bulgaristan Türklerini bu haklı davarlında yalnız bırakmamıştır. Özellikle bu dönemde Sofya’da bulunan Elçi Hüsrev Bey (Gerede) bu konuyla yakından ilgilenmiş Bulgar makamları ile görüşerek bu sorunu çözmeye çalışmıştır. Hüsrev Beyin yaptığı yoğun görüşmeler ve Türk Muallimler birliğinin çalışmaları sonucu olumlu sonuç vermiş Bulgaristan Hükümeti, 14 ocak 1929’da yayınladığı bir genelge ile Türk harfleri ile eğitimi yeniden serbest bıraktı. Bu karar Bulgaristan Türkleri arasında sevinçle karşılanmış eldeki imkansızlıklara rağmen Bulgaristan’ın bir çok yöresinde 1928/29 öğretim yılından itibaren yeni harflerle öğretime başlanmıştır. Bu öğretim yılında imkansızlıklar ve altyapı oluşturmak için yeterli zaman olamamasına rağmen başarılı bir öğretim yılı geçirilmiştir. Bir sonraki yıl daha organize hareket edebilemk ve sorunlarla karşılaşmamak için Türk Muallimler Birliği bu Konya daha fazla eğilmiş 1929 yılında Şumnu’daki 20.Olağan kongresinde bu konuyu görüşmüştür. Burada aldığı kararlar ile yeni harflerin öğretimi için kurslarını yoğunlaştırmış kitap basma işlerine ağırlık kazandırmıştır. Böylece yeni öğretim yılına daha organize girilmiş ve başarı oranı da doğal olarak artmıştır.
Bulgaristan Türk okullarında yeni yazıya geçilmiş ve başarı sağlanmıştır. Bununla yetinmeyen Muallimler Cemiyeti Türkiye’deki Millet Mektepleri uygulamasını örnek alarak hiç okuma yazma bilemeyenlere veya sadece eski harflerle okuma yazma bilenler yönelik,Milli Halk Mektebi, Halk Dershanesi, Alfabe Kursu ve Yeni Harfler Kursu gibi kurslar açarak yeni harfleri benimsetmeye çalışmıştır. Bunun yanı sıra Türk Bölgelerinde Öğretici Dernekleri kurulmuştur. Bunların dışında Bulgaristan’da yayınlanan gazetelere de yen harfleri tanıtma insanlara benimsetme ve öğretme konusunda oldukça yoğun çalışmalarda bulunmuşlardır.
Bulgaristan Türklerinin yeni harflerle ilgili çalışmaları takip edildiğinde Türkiye’de geçekleştirilen harf seferberliğinin örnek alındığı izlenimi doğmaktadır. Türkiye’de gerçekleştirilen çabalar neredeyse aynen orada da  görülmektedir. Bu da hem Türk Devriminin kabullenilmesinde hem de  uygulanmasında Türkiye  ile aynı yolun takip edildiğini gösteren önemli bir noktadır.
Harf Devrimin uygulanması konusunda Bulgaristan’da  bir farklılık söz konusudur. O da eski harflerin Bulgar hükümeti tarafından yasaklanmamamsıdır. Bulgaristan’da bir çok okul yeni harflerle eğitim yaparken bazı okullar yeni harflere geçmemiş bazı gazeteler de yayınlarını eski harflerle çıkarmaya devam etmişlerdir Bu durum bir ikilik ortay çıkarmıştır. Muallimler Cemiyeti bunu ortadan kaldırmak için  Bulgar makamları nezrinde girişilmede bulunmuş ve müspet sonuçlar elde etmiştir. Bulgar Milli Eğitim Bakanlığı 1930yılında Türk Okullarında Arap harflerinin yasaklandığına dair bir genelge yayınlamış ve buna uymayan okulların kapatılacağını bildirmiştir.  Böylece tutucuların bütün direnci kırılmıştır ve Türk Yazı Devrimi Bulgaristan’da başarıya ulaşmıştır.
Bulgar Hükümetlerinin eğitim politikaları 1930’dan itibaren sertleşmeye başlamış ve koyu bir çizgi takip ettiği görülmüştür. Bu dönemlerden itibaren Türk okullarının masrafları tamamen Türk azınlığın üstüne yüklenmiş hükümetler Türk okulların olan desteğini her geçen gün azaltmışlardır. Bunun sonucunda Türk okullarının durumu kötüleşmeye başlamış şartlar iyice zorlamıştır. Bulgar Hükümeti bir taraftan yeni harfleri kabul ederken diğer taraftan da koyduğu okul vergileri ve vakıf malı olan okulların mal varlıklarına el koyarak Türk okullarını zor durumda bırakmış ve bir çoğunun kapanmasına nende olmuştur. Bulgaristan çok sık iktidarların siyasi görüşlerin değişti bir ülkeydi 1934’te de bu değişimlerden birisi oldu ve Bulgaristan’da faşist bir hükümet iş başına geldi. Bununla birlikte Türk okullarının durumu daha da zorlaştı. Seçimle iş başına gelen okul encümenleri dağıtıldı, yerlerine tutucuların desteklediği üyeler atandı. Böylece 1928’te başlayan ve büyük mücadelelerle sağlanan yeni harflerin kullanımında geriye doğru gidilmeye başlandı özellikle 1935’ten sonra bu softaların etkisi ile eski harflere yeniden dönüş başlamıştır
Bulgaristan’da Faşist iktidarın iş başına gelmesinden sonra yeni harflerle eğitim nerdeyse yok olma aşamasına gelmiştir. Özellikle 1933’te Türk Muallimler Birliğinin de dağıtılması bunu iyice zorlaştırmıştır. Önceki dönemlerde Türkiye elçilerinin ve Bu cemiyetin ortak faaliyetleri ile bu sorunlar çözümlenebiliyordu. Ancak artık bu sorunların çözümlenebilmesi için Türk Elçiliği tek başına ve öncekilere nazaran daha sert bir hükümetle muhatap olmak zorunda kalmıştır. Elçiliğin uzun süren çalışmalarından sonra 1938’de Mustafa Kemal’in de araya girmesi ile bu eğitim sorunu kısmen de olsa çözüme kavuşturulmuş ancak bir daha eski seviyesine ulaştırılamamıştır.
Bulgaristan Türkleri Türkiye dışında yeni Türk alfabesini kabul eden ilk topluluk olmuşlar ve alfabeyle birlikte Tük Devrimine ayak uydurmaya çalışmışlar ve bu alanda oldukça çaba sarf etmişlerdir.

Bulgaristan Türklerinin Yayınlarında Yeni Türk Alfabesinin Kullanılması
Bulgaristan Türklerinin eğitim alanında olduğu gibi basın yayında da yeni alfabeye yönelmişlerdir. Bulgaristan Türkleri geçmişten itibaren bir çok gazete çıkarmışlardır. Farklı şehirlerde ve bölgelerde olmak üzere Türkler kendi görüşleri doğrultusunda gazeteler yayınlamışlardır. Türkiye’de yeni harflerin kullanılması gündeme geldiğinde tartışılan diğer bir konuda Bulgaristan’daki yayınların hangi alfabe ile olacağı konusunda olmuştur. Bu tartışmaların soncu da eğitim alanında olduğu gibi olmuş ve yeni Türk Alfabesi tercih edilmiştir. Hatta yeni alfabenin kabul edilmesi ile birlikte Bulgaristan’da yayınlanan Türkçe gazete sayısında artış olmuştur. Gazete yayınlarında olduğu gibi kitap yayınlarında da yeni Türkçe alfabenin kullanımı sürekli teşvik edilmiştir.Türkleri sahip olduğu, Sofya’da Ümit, Filibe’de Tefeyyüz ve Zerafet, Şumnu’da Terakki Deliorman’da İstikbal gibi matbaalarda yeni alfabeyle bir çok kitap neşredilmiştir.
            Bulgaristan’daki faşist iktidar dönemi ile birlikte Türkçe yayın da Eğitimle aynı  kaderi paylaşmış ve giderek yok olmaya başlamış gazeteler Bulgar hükümetlerin baskıları soncu tek tek kapatılmaya başlanmıştır.  
    
       Sonuç
            Bulgaristan Türkleri, Türkiye’de gerçekleşen harf inkılabını hemen benimseme yoluna gitmişler ve bu yönde yoğun çalışmalarda bulunmuşlardır. Bulgaristan Türkleri siyasi bir talep içinde olmadan kültürel bağlamda Türkiye ile ilişkilerini geliştirme yönünde sürekli bir çaba içerisinde olmuşlardır. Anavatan ile bağlarını sağlamak için Türk Devrimini ve Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip etmişler Mustafa Kemal Devrimlerini uygulayarak çağdaşlaşma yolunda Türkiye ile paralel bir yol takip etmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinin uyguladıkları olumlu kültür politikaları ile Bulgaristan Türklerinin Milli benliklerini korumasında ve çağa ayak uydurmasında önemli katkılarda bulunmuştur. Ayrıca bu dönemde Bulgaristan Türklerinin haklarını korumak için Bulgar hükümetlerine karşı aktif bir politika uygulamış ve Bulgaristan Türklerine yalnız olmadıklarını hissettirmiştir.
            Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde izlediği aktif kültür politikaları ile nerdeyse 150 yıllık bir geçmişe sahip olan Bulgaristan Türklerinin günümüz dahil olmak üzere en bilinçli dönemini yaşamasına katkıda bulunmuştur.
 
Kaynaklar:
1- Hüseyin Memişoğlu, Geçmişten günümüze Bulgaristan’da Türk Eğitim Tarihi, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 2002 s. 133  
2- Mesut Çapa, “Bulgaristan ve Kıbrıs Türklerinin Anadolu’ya Yardımları,” Türk Kültürü Sayı 320 (Aralık 1989), s. 22-23
3-A.g.m. s. 24, Bu makalede ayrıca gönderilen yardımların miktarı toplandığı tarihler ve yerler hakkında bilgiler mevcuttur.  
4- Durmuş Yalçın ve Diğerleri, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi II. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi 2002 s.111
5- Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu, (9.Baskı) Çev: Metin Kıratlı Ankara: T.T.K Yayınevi, 2004. s.278
6- Bilal Şimşir, Türk Yazı Devrimi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınevi, 1992. s. 302
7- B.Sakarbalkan, “Krallık Devrinde Bulgaristan’da Türk Eğitimi (1908-1944) II” Türk Kültürü,  Sayı 30 (Nisan 1965), s. 29
8-Hüseyin Memişoğlu, A.g.e. s.172


http://tumenoglu.blogcu.com/
« Son Düzenleme: Kasım 15, 2009, 23:58:19 Gönderen: BalkanTürk89 » Logged
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #1 : Nisan 15, 2014, 18:39:44 »

Burhan Aytekin /
Bulgaristan Gezi Notları 3


Türkiye dışında Türk harflerini ilk benimseyen Bulgaristan Türkleri’dir.

 Bulgaristan’da İlk Alfabe Hasköy Çikago Matbaasında 1928 yılında Turan Cemiyeti tarafından basıldı.

Bulgaristan’ın Hasköy kentine ilk gittiğim 1998 yılından 14 yıl sonra tekrar gitme fırsatını bulduğum geziyle ilgili sizlere iki gezi notunu yazmaya fırsat bulduğum konulardan bir başkasıyla bugün kaldığım yerden devam ederek bu yazı dizimi tamamlamak istiyorum. İkinci gezi notumdan sonra sizlere yazmam gerek bu yazımı Edirne’nin dışında olmam ve ayrıca bilgisayarımda meydana gelen bir arızadan dolayı yazamadım için özür dilerim.

Bu gün sizlere, Bulgaristan Türkleri için önemli olan bir konuyu paylaşacağım.

Rahmetli babamın neden Bulgaristan’ı bırakıp ta Türkiye’ye kaçak geldiğini sorduğumda bana hiçbir zaman söylemezdi. Benimde çok merak ettiğim bu konuyu ancak rahmetli olduktan sonra bir akrabamla yapmış olduğum konuşma esnasında (Hakkı Soyyanmaz’dan) öğrendim.

Babamın kaçak olarak gelmesini anlatmadan önce Bulgaristan’da ki (1910–1930 yılları arasında) yaşanan olaylardan kısaca bahsetmem gerektiğinin düşüncesindeyim.

Türkiye’de “Harf Devrimi” yapıldığı günlerde, İtalyan Türkoloğu Ettora Rossi, yeni Türk harflerinin eski Osmanlı topraklarına da yayılacağını yayınlamış olduğu kitaplarda belirtiyordu. Gerçekten çok geçmeden Hatay, Kıbrıs, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya ve Bulgaristan gibi eski Osmanlı topraklarında yeni Türk harflerinin yayıldığı görüldü. Türkiye dışında Türk harflerini ilk benimseyen Bulgaristan Türkleri’dir.

1920 yılında Bulgaristan’da yaklaşık 700 bin Türk yaşıyordu. Bulgar resmi istatistiklerine göre, 1921/1922 öğretim yılında Bulgaristan Türklerinin 1673 ilkokulu, 39 ortaokulu ve 1 öğretmen okulu vardı. Bunlarda 60540 Türk çocuğu okuyordu. 2113 öğretmende ders veriyordu.

1928 yılında kapatılan öğretmen okulu yerini, 1923 yılında Şumlu’da faaliyet geçen “Nüvvap Okulu”na bırakmıştı. Türk çocukları bu dönemde alfabe sorunu, öncelikle hangi yazıyla okuyacakları bilemediklerinden eski harflerle öğrenim görmeye devam ediyorlardı. Bulgarcayı, bir yabancı dil olarak, üst sınıflarda öğreniyorlardı.

Bulgaristan Türklerinin ülke düzeyine yayılmış iki önemli örgütü vardı. Biri Öğretmenler Birliği diğeri de Spor Birlikleri’dir. Spor Birlikleri daha sonra isimleri Turan Cemiyetleri’ne dönüştürülmüştür.

Bu kuruluşlar Türkiye’deki Atatürk devrimlerinin ateşli savunucusuydu.

Bulgaristan Türk Öğretmenler Birliğinin önderlik ettiği devrimcileri de, diplomatik yolla, Türkiye destekliyordu. 1928 yılında Türkiye’nin Sofya Elçisi Rıdvanbeyoğlu Hüsrev (Gerede) Bey’di. Atatürk’le birlikte 1919’da Samsun’a çıkanlardan ve Atatürk’ün devrim arkadaşlarından olan Hüsrev Bey, o yıllarda Bulgaristan’daki Atatürkçülere güçlü bir destekti.

Atatürk’ün devrimci atılımlarını adım adım izleyen Bulgaristan Türk Öğretmenler Birliği, Türkiye’de harf değişikliğine gidileceğini duyar duymaz hemen işi koyuldu. Türkiye’de yeni harflerin resmen kabulünü bile beklemedi. 1928 yılının Temmuz ayında Lom kasabasında bir kongre yapıldı. Türkiye’de yeni yazıya geçilir geçilmez, Bulgaristan Türk okullarında da yeni Türk harfleriyle öğretime başlanmasına karar verdi. Zaman yitirilmeden Bulgaristan Türk çocukları Türkiye’deki kardeşlerinden geri kalmayacaklardı. Türkiye okullarıyla Bulgaristan Türk okullarında aynı zamanda yine Latin alfabesiyle öğretime başlanacaktı.

1928–1929 öğretim yılında yeni harflerle öğretime geçebilmek için gereken hazırlıklara da başlanmıştı. Bulgaristan Türk öğretmenlerine yeni yazı kursları vermek üzere, geçici bir süre için Türkiye’den öğretmen istenmiş ve birkaç Bulgaristanlı Türk öğretmeni Edirne’ye kursa gönderildi. Türkiye’den kitap getirme olanağı pek yoktu. Ders kitapları Bulgaristan’da hazırlanıp basılıyordu. Öğretmenler Birliği, yeni harflerle ders kitapları hazırlamak ve ders yılına kadar yetiştirmek üzere bazı öğretmenlere görev verdi.

Bu karar uyarınca Filibe öğretmenlerinden Ahmet Şükrü Bey, yeni harflerle, “Bulgaristan Türk mekteplerine mahsus” bir Türk Alfabesi hazırladı, 1928 yılı içinde Hasköy’de “Çikago” basımevinde bastırıldı.

 

Alfabenin önsözünde şöyle diyordu:

“Bulgaristan Türk Muallimler Birliği yeni yazının mekteplerimizde kabulüne kadar verdiği zaman, bittabi benim gibi diğer meslektaşlar da memnun olmuşlardır. Bu ulvi teşebbüsün Bulgaristan mektepleri için pek faydalı olacağını düşünerek fazla söz söylemeyi zait addederim.

İşte bu maksatladır ki ‘Türk alfabesini’ tertip ettim. Bunda takip ettiğim usul bilhassa çocuğun yeni yazıya pek kolay alışabilmesidir. Eski imladaki müşkülatı nazar-ı itibara alırsak, bunun ne kadar kolay olduğu derhal anlaşılır. Elde kâfi derecede levazımın bulunmayışı ve vaktin âdem-i müsaadesine binaen kitapta görülecek hatalardan dolayı mazur görülmemi rica ve bununla Bulgaristan (Türk) maarifine yardım ettiğimi hissedersem benim için ne mutlu”

 

Basılan alfabe, kısa zamanda, yokluklar içinde hazırlanmış olmakla birlikte başarılıydı. Resimliydi. Türk harflerini tek tek, kısa kısa okuma parçalarıyla öğrenciye tanıtıyordu.

Bulgar Milli Eğitim Bakanlığı, açık ve kesin olarak tutuculara arka çıkmış, Türkiye’de yapılan “harf devrimi”ne cephe almıştı. Tutucuların yayın organı İntibah gazetesi, Türk harflerinin Bulgaristan’da yasaklanmasını “Maarif Nezaretinin Musib bir kararı” başlıklı yazısıyla alkışlıyordu.

Alfabe kavgası zaman zaman Türkiye ile Bulgaristan gazeteleri arasında da polemik konusu oluyordu, İstanbul’da çıkan Milliyet gazetesi, Türkiye’den sınırdışı edilmiş “150”lik Osman Nuri, Bulgar makamlarına ‘Turan’ derneklerini jurnal ediyordu. Türk devrimine karşı cephe aldıklarını ve Bulgar makamlarının da kendilerine arka çıktıklarını (İstanbul Milliyet Gazetesi 13 Kasım 1928 tarihinde) yazmıştı. Bu dönemde Bulgaristan’da Eğitim döneminde birçok karışık durumlar görülmüş olup bu konulara şuan ki yazımda değinmeyeceğim.

Bulgaristan Türklüğünün merkezi olan Deliorman Türk oymağında ‘Turan’ dernekler birliğinin sekizinci kongresinin yapılması kararlaştırıldı. Bulgar makamları buna izin verilmediler. Son kongrenin yeri değiştirilerek 20–22 Ağustos 1933 günleri Rusçuk’ta toplanabildi ve “Turan” derneklerinin son kongresi oldu. Ertesi yılda tüm dernekler Bulgar makamlarınca kapatıldı. Atatürkçü Türk gençliğine karşı yoğun baskılara girişildi. Aydın öğretmenlerin hakları ellerinden alındı. İşsiz kalan ve kendilerini güven içinde görmeyen öğretmenlerin bir bölümü ve birçok genç anavatan Türkiye’ye göç ettiler.

Turan derneklerinin faaliyetine son verilmezden önce Bulgaristan’da 95 şubesi ve 15 000 kadar da aktif üyesi bulunmaktaydı.

Babamda birçok arkadaşıyla birlikte Türkiye’ye 80 km olan yolu gündüzleri saklanarak geceleri yürüyerek yaya olarak geldiklerini söylerdi. Arkadaşı Mahir Ağabey Yıldız ve babamda Aytekin soyadını alarak Milli duygularını Türkiye’de devam ettirmişlerdir.

Allah kimseye doğup büyüdüğü topraklardan zorunlu olarak göç etmek mecburiyetini göstermesin.

Başka bir yazımda buluşmak üzere her şey gönlünüze göre olması dileğiyle hoşça kalın.

 Kaynaklar

·          Bulgaristan Milli Eğitim Bakanı St. Omarçevski’nin, Bakanlığın 20 Mayıs 1920-1 Temmuz 1922 arasındaki çalışmalarına ilişkin raporu (Bulgarca), Sofya, 1922, s. 570-575.

·          Ettore Rossi, “Il nuovo albabeto Latino Introdutto in Turchia”, Oriento Moderno, Anno IX, Nr. 1, Gennaio 1929, p.15.

·          Dışişleri Bakanlığı Arşivi (DBA), T.C. Filibe Şehbenderliğinden Sofya Elçiliğine rapor, Filibe, 3.12.1928, No. 4012-207.

·          Cumhuriyet (İstanbul), 27.9.1928.

·          A.Şükrü, Türk Alfabesi, Bulgaristan Türk Mekteplerine mahsustur. Hasköy (Bulgaristan, “Çikago” matbaası, 1928, 28 sayfa, resimli, fiyatı 12 lif., s.2.

·          Bilâl Şimşir, Bulgaristan Türkleri 1878–2008, Genişletilmiş 2. Basım, Bilgi Yayınevi Mart–2009, s. 144–145

·          http://burhanaytekin.blogspot.com/

kaynak : http://www.edirneyenigun.com/yazar/220/bulgaristan-gezi-notlari-3.html
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
Sayfa: [1]
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: Türk Yazı Devrimi ve Bulgaristan Türkleri « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.02296 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog