Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kasım 25, 2017, 03:07:00
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Yunanistan  |  Konu: Yunanlılar’ın “Asya-i Suğra Devleti” (Küçük Asya)Denemesi 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Yunanlılar’ın “Asya-i Suğra Devleti” (Küçük Asya)Denemesi  (Okunma Sayısı 4110 defa)
aydinhoca
Kıdemli Üye
****

Popülarite: 29
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 318


« : Mart 02, 2010, 07:53:47 »

İŞGAL   YILLARINDA    YUNANLILARIN     BECEREMEDİKLERİ    BİR    KANDIRMACASI-
" KÜÇÜK ASYA (ASİA  MİNOR) DEVLETİ "
Anadolu işgâline yeltenen Yunan Orduları daima, “kendilerinin buralara ulvî bir vazifeyle geldiklerini; adâlet, medeniyet, eşitlik getirdiklerini; kendilerine teslim olup silâh bırakanların Yunan Hükûmeti’nin affına mazhar olacağını...” yayınladıkları çeşitli bildiri ve gazete haberleriyle duyurmuşlardı .

Yunanlılar, İzmir’i işgâllerinden kısa süre sonra oldubittiye getirip bölgenin Yunanistan’a resmen ilhakı için teşebbüse geçtilerse de, halktan gelen büyük tepki, ayrıca Soma, Akhisar cephelerindeki Türk birliklerinde görülen olağanüstü hareketlilik, bu arada Türk câsusu İngiliz Kemâl’in (Esat Tomruk) Kâzım (Özalp) Bey’in emri ve İngiliz subayı üniformasıyla İzmir’e gidip yabancı misyon bürolarına, kiliselere, resmî dairelere, hattâ İşgâl Kumandanı Papulas’ın arabasına bomba ve beyânname bırakması, İzmir’de bulunan Îtilâf Devletleri temsilcilerini uyarmış ve Yunanlılar’ı bu fikirlerin erken olduğuna inandırıp “ilhak” düşüncesinden caydırmışlardı .

Sakarya Meydan Savaşı’ndan sonraki toparlanma döneminde Yunanlılar dış destekten hayli mahrum kaldılar. İtalyanlar ve Fransızlar Ankara Hükûmeti’yle yaptıkları anlaşmalar gereği Yunanlılar’dan desteğini çekmiş, İngiltere’de ise iç politika buhrana girdiğinden İngiliz desteği de bâzı tavsiye ve ufak yardımlardan ibaret kalmıştır.

Daha önceleri Anzavur Ahmet’in askeri danışmanlığında bulunmuş olan İngiliz istihbarat ajanı Kaptan(Yüzbaşı) Silli, İngiliz Gizli Servisi şubelerini açmak için yeniden Bandırma’ya gelir. İngilizler arasında Türk düşmanlığı ile tanınan, daha önce Bandırma Pasaport kumandanlığını yaptığından çevreyi iyi tanıyan Yüzbaşı Silli Gönen’ e de gelerek çalışmalarını burada yoğunlaştırdı. Millî Hareket’e karşı olanlarla ilişki kurdu. Amacının bölgeyi eşkiyadan korumak için Rum ve Çerkezlerin birlikte yönetecekleri bir devlet kurma olduğu fikrini yaydı. “İonia Devleti” yani “Asya-i suğra Devleti” kurma fikri “Gavurcu” olma durumunda ezilen pek çok kişi için bir çözüm olarak karşılandı. İngiliz planlarına göre “Ionia” muhtar olacak, Hıristiyanlar, Çerkezler ve Anti-Kemalistler bir “Millî Savunma Ligası” oluşturacaklardı.

Yunan Hükûmeti, gerek dış desteklerin azalması, gerek Yunan Ordusu’nun aldığı yenilgiler sonucu Yunanistan’da politik karışıklığın artması ve Ankara’daki tutarlı gelişmelerden ürkmesi sonucu, İngilizlerin önerisiyle, “işgâl ettikleri topraklarda gözlerinin olmadığını..” belirtmeğe başladılar. Yunan Hükûmeti İngilizlerin baskısıyla aldığı bir kararla işgâl kumandanlıkları “Muhtar bir Asya-i Suğra Devleti” (özerk bir Küçük Asya devleti) kurma fikrini işgâl altındaki topraklarda oturan Müslüman halka benimsetmeğe çalıştılar. Bir “şirin görünme dönemi” başlamıştı!..

İngilizlerin baskısıyla Kuzey Batı Anadolu’da bir özerk devlet kurulması projesine Yunanlılar görünürde olumlu baktıklarını belirttilerse de Anadolu’yu bırakma fikrinden vazgeçmeyerek görüşlerini desteklemek için Anadolu’nun yerli ahalisi Müslümanları da yanlarında göstermek istiyorlardı. Kendi tezleri doğrultusunda işbirlikçilere bildiriler hazırlattılar.
Önceleri “Küçük Asya Devleti” kurulması yanlısı gibi görünenler “İşgâl altında bulunan Ege ve Marmara bölgesindeki Türkler ve Rumlar muhtar bir idare kurup kardeşçe geçinmelidir ve geçineceklerdir.” diye bildiriler hazırladırlar.

Yerli Rumların ileri gelenleri ve Yunancı işbirlikçiler, işgâl kumandanlıklarından aldıkları emirlerle çevrelerindeki Türklerin ileri gelenlerini toplayıp bu yönde propaganda yapmağa, mitingler tertip ettirmeğe başladılar.

Tarafların safları artık netleşmişti. Yunanlılar’ın kendilerinden saydıkları, ama artık bazıları Millî Hareket saflarında yer almış olup “Yunancı” görünenler, durumu halka gizlice duyurdular ve halk bu oyuna gelmedi. Yunanlıların yaptıkları mitinglerle bu öneriyi destekleme fikri hemen bir çok yerde sert biçimde geri çevrildi.

Balya’da, halkı kandırabilen birkaç kişi bir miting tertipleyerek bu fikri desteklediklerini belirttiler. Hatta daha ileri giderek, Balya Yunan İşgâl Kumandanlığı’na, “..kendilerine başka bir idarenin gerekmediğini, Yunanlıların idaresinden memnun olduklarını..” belirten bir de dilekçe verdiler.

Bu dilekçeyi kabul anlamında mühürleyip imzalayanlar öyle kandırılmışlardı ki, pek çoğu niye mühür bastıklarını bilmiyorlardı. Balya’nın kurtuluşu sırasında Yunan Kumandanlığı ellerindeki Yunanca belgeleri yakmıştı. Türkçe bir çok belgeyle birlikte bu dilekçe de millî müfrezelerin eline geçti. Dilekçede ismi bulunanlar yakalanarak Balıkesir’e götürüldüler ve çoğu yargılanarak asıldı. Asılanlardan tespit edebildiğimiz bazı isimler şunlardır: Kızık’dan Hasan, kardeşi Hüseyin, Haydar’dan Nuri Bey, Hâcı Yakûp Köyü’nden Kadir Efe, İdris Efe, Halil İbrahim Çavuş.

Yunanlılar, işgal altında tuttukları bütün şehir ve kasabalarda ve Balıkesir, Bandırma, Edremit, Gönen, Bigadiç gibi yerlerde de yandaşlarına mitingler tertiplettirerek bir bakıma İngilizlerin Küçük Asya devleti projesine karşı çıktılar. Bu mitinglerde, halka Yunan idaresinden memnun olduklarını, başka bir yönetimi istemediklerini yazan beyannameler imzalatarak bunları İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikan temsilciliklerine gönderttiler.

Yunanlılar Batı Anadolu’daki hakimiyetlerini desteklemek amacıyla bu beyannameleri Fransızca hazırladıkları bir kitap olarak bastırtıp, “Bakın Anadolu halkı aslında bizi istiyor..” tezi ile büyük devletlere yolladılar.

Mesela; Sındırgı Kaymakam vekili Ahmet Şakir, Yunan İşgal kumandanlığına 24 Nisan 1921 de şöyle yazıyordu:

“Küçük Asya Yunan Ordusu Şef Generali Sayın M.Anast Papoluas’a
Bu ayın 20.Çarşamba günü akşamı Bigadiç Köyünde 300-400 kadar silahlı kişi zuhur etti. Bütün pazarı yağma ettiler ve orada bulunan dört Rum ile iki küçük çocuğu katlettiler. Sındırgı-Bigadiç hattını onarmakla uğraşan iki Yunan askeri de gözleri oyulduktan sonra öldürüldü. Sonra onlar Demirci-Simav yönünde kaçtılar.

20.Yüzyılda tasavvuru mümkün olmayan bu vahşet bütün insanlığın nefret duygularına sebep oluyor. Dokuz aydan beri Yunan işgali altında bulunan şehrimiz, askerî vali ve askerlerinin hoşgörülü ve medeni davranışlarından ancak memnuniyet duymaktadır. Tarif edilmez ölçülerdeki bu çirkin olay bütün Müslüman halkı şaşkınlığa düşürmüştür. Bu menfur baskının faillerini lânetlerken M.Evangelos Trepekli ve kendilerinden her zaman memnun bulunduğumuz subay ve askerlerine taziyelerimizi ifade ediyoruz.

Beş yüz yıldan beri kardeşlik duyguları ile birlik içinde olan bir halkı birbirinden ayırmak isteyen bu canavarları lânetleyen ve biri millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal’e, diğeri Balıkesir Mutasarrıfına olmak üzere bu yazının iki suretinin gönderileceğini size bildiriyoruz.

Sındırgı Kaymakam Muavini Ahmet Şakir
Tahrirat Katibi Mehmet Ziyaettin
 Hakim Kasım Sami
Müftü Ahmet Sadık
Maliye Müfettişi Ahmet Tevfik
Belediye Başkanı ve Azaları ve Eşraftan pek çok isim

Aynı kitaptan alınmış bir başka yazı da Gönen ve havalisinden pek çok resmi ve eşraf tarafından imzalanmış:
„İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgalinden bu yana acı ve zor yıllar geçirdik. Millî kuvvetler, kurtarma bahanesiyle yakıp yıkıp talan ediyorlardı. Ülkemizi harabeye döndürdüler. Onlar bizden uzaklaşıyorlardı ki Anzavurlar geliyorlar, Kemalistlerin vahşetini bu sefer onlar sürdürüyorlardı. Sonra Kemalistler tekrar döndüler. Yeniden yaktılar, yıktılar, tehdit ettiler, katlettiler, yakmadık köy bırakmadılar.

Savaştan önce Gönen Kazası ve havalisi mamur idi. Komşu kazalar onu kıskanırlardı. Şimdi ise harabedir. Eğer 1920 Temmuzunda Yunan ordusu memleketi işgale gelmese ve insanlıkla ilgisi olmayan Kemalistleri kovmasaydı, memleketimiz daha da büyük felâketlere uğrardı. Fakat işgalden bu yana vatanımız fizik ve moral olarak yön değiştirdi. Kendisini bulmağa başlıyor, nekahat dönemine giriyor.

İşgalden beri hayatımız da geçimimizden de emin bulunduğumuz içindir ki Yunan Hükümetinden Gönen’i, kurtulmuş ve korunmuş olmak için, işgal ettiği diğer yerler arasına almasını rica ediyoruz..“

Yunan Hükûmeti 6 Ağustos 1922’de bu “muhtariyet” için İzmir’de bir de miting tertiplediyse de gayretleri boşa gitti. Bu fikri samîmî olarak hiç kimseye benimsetemedi.
Artık sonun başlangıcının geldiği herkes tarafından görülüyordu. Muhtarlar, imamlar, köy ve kasabaların ileri gelenleri yakınlarındaki Yunan karakollarına çağrılarak “muhtariyet fikri yanlısı olduklarını” bildiren bir dilekçeye imza atıp mühür basmaları istendiyse de, bir kaç işbirlikçinin dışında pek çoğu şiddetle reddettiler. Bazılarına zorla kullanılarak bastırılan mühürler öylesine hareket ettirilerek basılmıştı ki, okunmaz hâldeydiler.

Düşmanın gizli siyâseti

Yunan Kumandanlığı dağlardaki millî müfrezelere söz geçirip sindiremeyeceğini, onlarla başa çıkamayacağını anlayınca, yandaşı Hürriyet ve Îtilâf Partisi ileri gelenlerine, “gazete çıkarmaları” için büyük paralar verdi. Bunun üzerine Bandırma’da fotoğraçılık yapan Bahriyeli Ali Sâmi “Adâlet” isminde ve Balıkesir’de Trabzonlu Ömer Fevzi ve Sındırgılı Kadızâde Ahmet Hulûsi “İrşâd” isminde “Yunancı gazeteler” çıkardılar . Halk ve esnaf bu gazetelere zorla abone kaydedilmeğe başlandı. Abone olmak istemeyenler Yunan karakollarına çağırılıyor, dövülmek veya hapsedilmekle tehdit edilerek abone ediliyor, paraları alınıyordu. Yunan karakolları artık yeni bir haraç yolu bulmuştu! Bu gazeteler hemen hiç okunmadan yırtılıyordu...

Yunanlılar bâzı köyleri kendilerine çekmek için silâhlandırmışlardı. Yandaş edinmek üzere Yunancı hâinler canla başla çalışıyorlar, aşiret köylerini elde etmek için köylerde “din adamı” kisvesiyle dolaşıp propaganda yapıyorlardı.

Korucu yöresinde önemli bir aşiret olan ve İslâm’a bağlılıklarıyla ünlü Kılaz Yörükleri’ni yanlarına çekmek için görevlendirilen Yunancı İvrindi Nâhiye Müdürü öldürülünce, Bandırma Adâlet Gazetesi sahibi Bahriyeli Ali Sâmi, 20-30 kişilik bir grupla Savaştepe-Korucu sınırındaki Kılaz köylerinde giderek oraları elde etmeğe çalıştı.

O günlerde Balıkesirli Aslan Ağa Müfrezesi, Sındırgı dağlarından bu tarafa geçerek Tevfik Bey Müfrezesi’yle birleşip Körfez bölgesine akınlar yapmışlar, Türkler’e eziyet eden Yunan karakolları basılmış, işbirlikçiler yok edilmişti. Ali Sâmi’nin yardımcılarından Kırkağaçlı Hâfız Ömer’in İvrindi köylerinde Yunan propagandası yapıp Yunancı gazetesine para topladığı öğrenildi ve Ömer 22 Mayıs 1922’de yakalanıp ortadan kaldırıldı. Ali Sâmi bunu duyar duymaz her şeyi bırakarak acele Bandırma’ya kaçtı.

Müfrezelerin kararlı tutumu sayesinde Yunan plânları suya düştü. Zaten Damat Ferit’in partisi Hürriyet ve İtilafçılar olan, çok çok küçük bir azınlıkta. Belli kişilerden başka kimse bu teşebbüse yüz vermedi.
Logged
Sayfa: [1]
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Yunanistan  |  Konu: Yunanlılar’ın “Asya-i Suğra Devleti” (Küçük Asya)Denemesi « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.02669 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog