Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kasım 23, 2017, 06:37:03
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Yunanistan  |  Konu: Almanya'dan Yunanistan'a sürpriz öneri 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Almanya'dan Yunanistan'a sürpriz öneri  (Okunma Sayısı 3077 defa)
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« : Mart 04, 2010, 14:12:55 »

Almanya'da iktidarda bulunan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisi ile koalisyon ortağı Hür Demokrat Partinin (FDP) bazı üyeleri, Yunanistan'a borçlarını ödeyebilmesi için "adalarını satmasını" önerdi.

"Yunanlılar, adalarınızı satın" başlığıyla Alman Bild gazetesinde yayımlanan habere göre, FDP milletvekili ve partisinin maliye uzmanı Frank Schaeffler, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Yunanistan'a yardım vaadinde bulunarak hukuka aykırı hareket etmemesi gerektiğini ifade ederek, "Yunan devleti, firmalara yoğun şekilde iştirak etmekten kaçınmalı ve arsaları, örneğin kimsenin yaşamadığı adaları satmalı" dedi.

Hıristiyan Demokrat Birliği (CDU) Başkanlık Divanı ve Yönetim Kurulu üyesi Josef Schlarmann da, "İflasın eşiğine gelen bir kişi, hissedarları için sahip olduğu her şeyi paraya çevirmeli. Yunanistan, bunlara, şirketlere ve kimsenin oturmadığı adalara sahip. Bunlar borçların karşılanması için kullanılabilir" diye konuştu.

CDU'nun "Genç Grup" adlı gençlik kolunun başkanı olan Marco Wanderwitz de, Yunanistan'a duyulan güvenin büyük hasar gördüğünü belirterek, "Bu durumda Almanya ve diğer AB ülkeleri de Yunanistan'a para verecekse, bunun için özellikle genç kuşak açısından, acil durumda satılabilecek güvencelere ihtiyaç duyulmakta. Burada bazı Yunan adaları da söz konusu olabilir" ifadesini kullandı.

Gazetenin haberinde, Yunanistan'ın 3 bin 54 adaya sahip olduğuna ve bunlardan sadece 87'sinde insanların yaşadığına işaret edilerek, adaların satışı konusunda Almanya'da bir pazarın da mevcut olduğunu, Hamburg kentindeki "Vladi Private Islands" adlı emlak şirketinin bir ada için 45 milyon avro teklif ettiği belirtildi. (a.a)
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
BalkanTürk89
Türküm; dinim, cinsim uludur!
Onursal Üye
*****

Popülarite: 165
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.953


İsyanımızın da ahlakı vardır


« Yanıtla #1 : Mart 04, 2010, 15:05:40 »

Sorun Yunanistan değil.
Sorun Almanya da değil.
Sorun bir ülkenin çöküşünü göre göre ona çanak tutup daha sonra bundan faydalanmak için saniye beklmeyen aç gözlü yaklaşımda .
Yunanistanın  içinde bulunduğu bu durum ne ilk ne de son.
Biz Türkiye olarak neredeyse her 10 senede bir benzer bir hale geliyoruz.
Keza bir çok alt ve orta sınıf olarak isimlendirilen ülke de.
Mevkii için ülkenin gelirini satan yöneticilerden tutunda binlerce etken bu işin baş aktörlerindendir.
Ama işin içinde global sermaye ardında ki güçlü ülkeler var.
İşte bunlar X ülkesi güç duruma düşene kadar iç piyası aslında hiç olmamış bir posizyonda gösterirler , vurgun anı geldiğinde de p.ç gibi ortada bırakırlar.
Sonrasında ise akbabalar gibi 100 liralık değere 1 liraya sahip olurlar. Ha bunu yaparken bir de lütuf karmış gibi davranırlar.
Aslında size yardım(!) ediyorlardır.
Pamuk prensesi öperek uyandıran prens aslında zehirli elmayı verendir.
Ama adı üstünde masal ve çok iyi bir kurgu...
Yunasistan kriz paketinin 2.sini bugün açıkladı.
Emekli maaşlarını 2010 sonuna kadar dondurmuşlar.
Peki m.vekili  , üst düzey  bürokrat maaşları , faizler... ne olacak , aynen devam.
Aramızda her ne kadar 12 ada olsa zihinyet aynı zihniyet...

Aşağıda bu konuda çok beyendiğim bir yazı mevcut.
Okumanızı tavsiye ederim...

-------------------------------------------------------------------------------------------------------


‘Avrupa Birliği’ & ‘Şok Doktrini’ - Ergin Yıldızoğlu - Cumhuriyet

Jeton bazen geç düşüyor. Pazartesi yazımın içindeki bir olasılığın, pazar akşamı ayırdına vardım. Birden aklıma Naomi Klein’in The Shock Doctrine: The Rise of Disaster Capitalism (Şok doktrini: Felaket kapitalizminin yükselişi) yapıtı geldi. O anda da jeton düştü. Hemen tüm yorumcular Yunanistan krizinin AB’yi yıkabileceğini düşünüyor. Ancak krizlerin “yapıcı”, tıkanıklıkları açıcı özellikleri de olabiliyor. Ya bu kriz AB sürecini ilerletmek için bir fırsat yaratıyorsa!

Şok doktrini

Pinochet darbesi (İlk neoliberalizm deneyimi), 12 Eylül Darbesi (Türkiye’de Özal reformları, dışa açılma), Yeltsin’in parlamento saldırısı (korsan özelleştirmeler); 11 Eylül, İkiz Kuleler (Afganistan, Irak), tsunami ve katerina kasırgası (kıyı şeridinin alt sınıflardan “temizlenerek” büyük sermayeye açılması)... Klein’in savı çok açık (ve iyi belgelenmiş): Bu tür olaylar halkın bilincinde bir şok yaratıyor. Egemen güçler o güne kadar halka kabul ettiremedikleri ekonomik siyasi programları, bu şokun ardından hayata geçirebiliyorlar.

AB süreci, (Avrupa çapında, ulus devletleri aşan homojen bir ekonomik, idari mekân yaratma projesi) 1990’lardan bu yana hep tabandan gelen direnişlerle aksıyor, her aşamada sendikaların, köylülerin, küçük, orta kapitalizmin muhalefetine çarpıyordu. Bu muhalefeti aşmak için gerekli merkezi siyasi irade, Avrupa çapında uygun bir kültürel iklim, böyle bir iradeyi tescil edecek “hegemonya” ilişkilerinin kurulamamasından dolayı şekillenemiyordu. Anayasa girişimi, bu engeli, neoliberalizmi yasalaştırarak aşabilirdi; ancak neoliberal projeyi tartışmaya açtı, bu nedenle oylanarak reddedildi. Bu tıkanıklık Lizbon Anlaşması’yla aşılacaktı, eğer İrlanda seçmeni, 12 Haziran 2008 referandumunda anlaşmaya hayır demeseydi...

Şimdi “şok doktrinine” geri dönebiliriz. Referandumda hayır çıktıktan sonra İrlanda’da kriz hızla derinleşti, ekonomi dağılma noktasına geldi. AB yardımı, desteği kaçınılmaz oldu. Ekim 2009’da Lizbon Anlaşması yeniden referanduma sunuldu, bu sefer onaylandı. Kasım ayında İrlanda hükümeti, emekçilerin toplumsal haklarına, ücretlerine yönelik büyük bir kemer sıkma, krize uyum politikası uygulamaya koydu. Kısacası, mali krizin getirdiği “şok” İrlanda’yı terbiye etmiş, AB’nin, Brüksel’in iradesini kabul etmesini kolaylaştırmıştı.

İrlanda küçük bir ülke ama deney öğretici. Eğer mali kriz içinde çökme noktasına gelen AB ülkeleri, birlikten çıkmayı göze alamaz, yardım karşılığında, Brüksel’in, Avrupa Merkez Bankası’nın iradesini, kendilerinden istenenleri yerine getirmeyi kabul ederlerse, AB’yi bir ileri siyasi, ekonomik düzeye taşımak söz konusu olabilir. Bu süreç pratikte, elinde kaynak olan ülkelerin öncelikle Almanya’nın diğer ülkelerin ekonomik yönetimleri üzerinde söz sahibi olmaya başlaması anlamına gelecek, böylece hegemonya sorunu fiilen aşılma sürecine girebilecek.

Sınıfın bir parçası öbürüne karşı

III. Enternasyonal’den günümüze kadar gelebilen sosyalistlerden Tony Cliff (1917-2000), “esas mücadele işçi sınıfının bir kesimiyle öbürü arasında geçer... Eğer eyleme (direniş, grev vb...) çıkmak isteyen kesim geri kalanını ikna ederse, dönüp hep birlikte tükürseler karşı tarafı boğarlar” derdi. Bunun tam karşıtındaysa işçi sınıfının bir kesiminin öbür kesimine karşı kullanılması durumu var.

Şimdi Yunan işçi sınıfı ekonomik, siyasi kazanımlarının, bu kriz kullanılarak tasfiye edilmesine direniyorlar. Yunanistan Başbakanı Papandreu (PASOK), ayakta kalabilmek için AB merkezinden mali yardım bekliyor. Ancak AB merkezinde, Almanya’da medya, “Yunanistan işçisi emeklilik yaşını 61’den 65’e çıkartmak istemiyor diye, Alman işçisi 68 yaşına kadar çalışmayı kabul etmeyecektir... Yunan işçilerinin konforlu emekliliğini biz mi finanse edeceğiz” havasında. Alman hükümeti, dönüp Yunanistan’a “yardım etmek istiyoruz ama... muhalefet güçlü... Hem size yardım etsek ya öbürleri vb...” diyor. Kriz derinleşiyor, Yunanistan hükümeti, halkı krizin yükü altında eziliyor. Mali sermaye İngiliz basını yoluyla, Yunanistan’ı birlikten çıkarın mesajı veriyor (The Times, 16/02). Alman hükümeti, kendi emekçi sınıfının direncini kullanarak, yardım edebilmek için, Yunan ekonomisi üzerinde doğrudan denetim istiyor. Yunan orta sınıfı bu talebi kabul edebilir. Yunan işçi sınıfı yalnızlaşabilir.

Eğer “Yunanistan operasyonu” başarılı olursa, model, diğer “kriz kurbanı” ülkelere de dayatılabilir. İspanya’da yönetim, “İngiliz Amerikan medyası, finansal spekülatörler bizi batırmaya çalışıyorlar” diyormuş. Batırabilirlerse, oluşacak şokta İspanya da yeniden yapılandırılabilir. Böylece AB’de ekonomi yönetimi, ulusal iradeleri aşan bir düzeyde merkezileşmeye başlayabilir.
 
« Son Düzenleme: Mart 04, 2010, 15:08:17 Gönderen: BalkanTürk89 » Logged
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #2 : Mart 06, 2010, 12:24:28 »

Yunanistan bazı adaları zaten satmış!


Almanlar'ın 'adaları satın' önerisi, uzun yıllardan bu yana saklanan bir sırrı ortaya çıkardı
Cumartesi, 06 Mart 2010 09:22

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Almanya’da iktidarda bulunan Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi ile koalisyon ortağı Hür Demokrat Parti’nin bazı üyeleri tarafından gündeme getirilen, Yunanistan’ın borçlarını ödeyebilmesi için adalarını satması önerisi, gerçekte uzun yıllardan bu yana uygulandığı ortaya çıktı. Ege’de Yunanistan’a ait adaların yabancılara satıldığı anlaşıldı. Yunan basın-yayın organlarında çıkan haberlere göre, Arap zenginler, Kıbrıs, İngiliz ve Alman yatırım şirketleri, Hollywood yıldızları Yunan adalarını satın almaya ilgi gösterdi. CB Richard Ellis adlı uluslararası emlak şirketinin verilerine göre, son dönemde en az 4 ada el değiştirdi. Bilgilere göre Doko adasının değeri 180 milyon Euro olarak hesaplandı. Kıbrıs Rum şirketlerinin, turistik amaçlı değerlendirmek üzere bazı adaların satın alınmasıyla yakından ilgilendiği belirtiliyor. Drimos adacığını ise bir grup İngiliz satın almaya çalışıyor. 800 dönümlük Kithros adacığının ise satıldığı belirtiliyor. Korint Körfezi’ndeki bir adacığın 2 milyon Euro’ya satıldığı, bir ikincisinin ise daha ucuz olduğu kaydediliyor. Alman ve İngilizler’in Ege’de Velopula ve önemli turistik adalardan Santorini’nin karşısındaki Asproneri’yle değeri 10 milyon Euro üzerinden ilgilendikleri kaydediliyor.

Yunanistan’a ‘bir sent bile’ vermeyiz

Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu’nun dünkü toplantısı öncesinde, Almanlar’dan önemli bir mesaj verildi. Almanya Ekonomi Bakanı Rainer Brüderle Almanya hükümetinin Yunanistan’a ‘bir sent bile’ mali yardım yapmaya niyetinin olmadığını söyledi. Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel, borç krizini çözmek için yeni önlemler alan Yunanistan’ın yanında olduklarını söyledi. Merkel ayrıca Yunanistan’ın dünkü tahvil ihracının iyiye işaret olduğunu söyledi.

ATİNA’DA YİNE HAYAT DURDU

Yunan parlamentosu 4.8 milyar Euro ek önlem paketini onaylarken, dün Atina’da yine grev vardı. Göstericiler polisle çatıştı. 11 Mart’ta genel grev kararı alındı.
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
Sayfa: [1]
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Yunanistan  |  Konu: Almanya'dan Yunanistan'a sürpriz öneri « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.02309 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog