Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kasım 24, 2017, 21:32:09
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Pomaklar , Goralılar , Torbeşler  |  Konu: KOSOVA'NIN POMAK TÜRKLERİ GORALILAR VEYA TORBEŞLER .. 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: KOSOVA'NIN POMAK TÜRKLERİ GORALILAR VEYA TORBEŞLER ..  (Okunma Sayısı 13278 defa)
bigalım
" S E S S İ Z "
Onursal Üye
*****

Popülarite: 226
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.066


Bruce Lee ..


« : Temmuz 06, 2010, 19:18:20 »



       İskeçe gazetesi olan Millet gazetesi Batı Trakya Türklerinin gazetesidir ..
Diğer Balkan ülkelerinin tarihleri ilgili makaleleri sürekli oluyor tabi ki ..
Bu durumu başlarken belirtmek gerektiğini düşündüm ...

       Aşağıya Makedonya ile ilgili bir uzun alıntı yapacağım ..

                       ***********************************

Kosova’nın Pomak Türkleri Goralılar veya Torbeşler
 
2007’de Goralılarla ilgili TRT'de bir belgesel yayınlandı. Belgeselde Goralıların eski damgaları ile Kırgız Türklerine ait olan damgalar karşılaştırıldığında birebir aynı oldukları görüldü.

Buradan yola çıkarak Goralıların Balkanlara yerleşen Peçenek Kuman Türklerinin torunları oldukları söyleniyor. Kosova’daki Goralılar, Makedonya’daki Torbeş (Türkbaş)’lar, Bulgaristan ve Yunanistan’da da Pomaklar aynı halktır. İçinde yaşadıkları devletler bunları farklı tanımlamalarla Müslümanlaştırılmış kendi soydaşları olduklarını iddia ederek asimile etmektedirler.

Kosova Prizren'deki Türkler gibi üzerlerinde Arnavutlaştırma planları uygulanıyor. Kosova’daki yeni yönetim Yunanistan’daki gibi Türk varlığını yok etmek için her şeyi deniyor.

Gora; Dragaş Belediyesi ve 20 köyle birlikte Kosova’nın güneyinde yer alan bu bölge köylerinin 2’si daha Makedonya sınırları içerisinde, 10’u da Kuks Belediyesiyle birlikte Arnavutluk sınırları içerisinde bulunuyor. İhmallere ve terkedilmişliğe itilen bu yöre ve halkı son yüzyıl içerisinde sürekli fakirlik, ekonomik sıkıntılar ve göçle yüzleşti. Resmi olmayan verilere göre nüfusu yaklaşık 18.000 olan bu bölgede günümüzde yaklaşık 7 bin ile 8 bin arasında kişi yaşıyor. Bölgedeki köylerin en büyükleri Restelica, Brod, Mlika, Baçka, Dikance ve Vranişte neredeyse bomboş. Savaştan sonra iki binin üzerinde kişi daha iş bulabilmek için buraları terk etti.

Osmanlı’nın ardından bölge sürekli göç yaşadı
Dragaş Belediyesinden 15 kilometre uzaklıkta bulunan Brod Gora köylerinden biri. Brod, Osmanlı döneminin bölgedeki ünlü zanaat ve ticaret merkezi özelliğine sahip. Rakımı 1400 metre olan ve Makedonya-Kosova sınırı yanı başında bulunan bu köy de sürekli göçü yaşayanlardan... Osmanlı askerinin bölgeden ayrılması üzerine köy ve bölge halkının çoğu Türkiye’ye göç etti. Aynı göç Rankoviç rejiminde, Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti döneminde yaşanan baskılar sırasında da aralıksız sürer. 1999 yılı Kosova savaşı sonrasında bölgede son bir göç dalgası daha yaşandı. İster Gora bölgesinde, ister de şehirlerde yaşayan Goralılar, savaşın ardından aşırı milliyetçilik akımı, baskı, asimilasyon, yağmalama ve çok sayıda saldırıların kurbanı oldu. Üsküp’teki hemşeri ve yakınlarının yanında kendilerini bulan 450 kadar Brod’lu aile, ayrıca İştip, Bitola, Prilep, Veles ve Koçani gibi şehirlere de yerleşti.

Kalmak onlar için ‘endişe ve belirsizlik’
Brod köyünde olduğu gibi Gora bölgesinin genelinde genç nesilleri görmek mümkün değil. Kalanlar içinse gelecek ‘endişe ve belirsizlik’ demek. On yıl öncesine kadar yaklaşık 3000 kişinin yaşadığı bu köyde şimdilerde 850 kişi yaşama mücadelesi veriyor. 1938 yılına kadar Türkçe eğitim yürütülen yörede 1938 yılından sonra, Sırp askerlerinin saldırı ve baskıları neticesinde Sırbistan tarafından gönderilen hocalarla eğitim Sırpça dili üzerine yapılmaya başlar. Günümüzde Brod köyü ilk okulunun 150 kadar öğrencisi var. Eğitim ise hala Sırbistan eğitim plan ve programına göre yapılıyor. Ebeveynler “bunu değiştirmeye yetki ve gücümüz yok” diyor. Köylerin bazılarında eğitim Kosova plan ve programına göre yapılıyor. Yörenin ‘önde gelen’ bazı kişileri ise eğitimin hala Türklere karşı kin besleten Sırbistan eğitim plan ve programına göre yapılmasında ısrarlı. Çünkü ısrarlı olanlar gibi, öğretmenlerin birçoğu daha Sırbistan Eğitim Bakanlığından maaş alıyor. Sıradan vatandaşa gelince Brod ve Gora bölgesi köylerinde yaşayanlar genelde hayvancılıkla, şehirlere yerleşenler ise aşçılık, pastacılık ve köftecilikle uğraşmakta.

Onlar kimin vatandaşı?
Onlar Kosova sınırları içerisinde yaşamaları ve Kosova vatandaşları olmalarına rağmen, bu durum her geçen gün rengini değiştirmeye devam ediyor. Savaştan sonra Gora’da peynir ekmek gibi Makedon ve Bulgaristan pasaportları dağıtılıyor. Romanya pasaportlarının da dağıtılmaya başlanacağı haberi bölgede en son konuşulan konulardan bir diğeri. Makedon pasaportlarına gelince, bu ülkenin pasaportuna sahip olabilmek için (İsim ile soyadı kısmının yanı başında “po poteklo Makedonec” - Makedon asıllı ve uzun zamandır Kosova’da yaşadığının belgelendiği) Makedonya İçişleri Bakanlığı formunun doldurulması yeterli. Bu girişim Dragaş Belediyesi, UNMIK, KFOR temsilcileri ile siyasi liderlerin sert tepkilerine maruz kalmasına rağmen hala devam ediyor.

Peki neden Makedon pasaportu?
Savaştan hemen sonra yörede ilk olarak ofisini açan kuruluş Makedonya Kilisesi yardımlaşma örgütü ACT olmuş. Yardımların dağıtımı ardından yöreyi ziyaret eden Makedonya Uluslararası Kongresinden üst düzey bir heyet, Dragaş Belediyesindeki Goralı yetkililerden Gora’da Makedonya-Kosova sınır geçidinin açılması için girişimlerin başlatılmasını ister. (Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Türkiye, Batı Avrupa, ABD ve Avustralya’da yaşayan Goralı, Torbeşleri ) İster uluslararası, ister de yerel arenada, ‘Müslüman Makedonların’ haklarını savunur şeklinde boy gösteren söz konusu heyetin tek amacı; Kosova sınırları içerisinde yaşayan Goralıları ‘İslamlaştırılmış Makedonlar’ olarak göstermek, Makedon hükümetinin hedeflerine uygun alt yapıyı sağlamaktır. Makedonya, bölgede Makedon pasaportlarını dağıtarak tek hedef, kendilerince Kosova sınırları içerisinde kalan Gora bölgesini kendi toprakları, 400 kilometre karelik alanda yaşayan ve Makedonca konuşan Goralıları da kendi vatandaşı olarak göstermektir. Bu amaca varabilmek için açık açık faaliyet yürüten Makedonya Uluslararası Kongresi, savaştan sonra art arda gönderdiği heyetlerle Gora için özel bir statü, özel bir yönetim, iki sınır arasında serbest ticaret, yöredeki Gora halkına çifte vatandaşlık, 20 köy ilk okulunda Makedonca eğitim, Makedonya’ya serbest geçebilmeleri için özel izin, YSFC’nin çöküşüne kadar sınır geçidi olarak faaliyet yürüten Strezimir-Restelica sınır noktasının açılmasını talep etmektedir. Ekonomik kriz ve işsizlikle mücadele eden Goralıların bu can alıcı sorunundan yola çıkanlar, ‘Makedonya pasaportuyla Yunanistan ve Slovenya’ya vizeyle, Bulgaristan, Hırvatistan ile Türkiye’ye ise vizesiz gidebilir, iş bulabilirsiniz’ söylemleriyle pasaport formlarının dağıtımını sürdürüyor. İşsizlik yüzünden canlarından bezmiş bazı Brod’lu ve Goralılar için pasaport formlarında ‘Makedonum’ yazması ya da bunun kabullenilmesiyle daha geçlerde nelerin yaşanabileceği çok da önemli değil.

‘Büyük’ hedefler
Şu günlerde Gora’da ‘Gelecekten daha fazla korku’ duyulduğu için ne oldukları, nereden geldikleri ve ne hissettiklerini çok iyi bilmelerine rağmen bu değerler yüreklerde saklanıyor; Ve ahali herhangi bir milli mensubiyet kimliğine bürünmemeye çalışarak tarafsız kalmaya tercih ediyor. Bu sebebin altında yine terkedilmişliğe mahkum edilmek ve hiç kimsenin onlara sahip çıkıp destek sunmama korkusu yatıyor. Sadece pasaport dağıtanlar gibi sahip çıkmak isteyenlerin kötü emellerine alet olmamak, onların kimi milli değerlerinden uzak durmaya çalışmasının tek nedeni. Sarıldıkları tek değer İslamiyet olgusu olunca, Goralılar dışa ‘İslamlaştırılmış bir etnik gurup’ şeklinde yansıyor.

Ancak Gora’da milli ve dini değerlerin bilincinde olmayan veya olup ta kariyer ya da şahsi çıkarlar peşinde koşturan, göz göre göre halkı asimilasyona itmek isteyen bir gurup ta mevcut. Maalesef bu mevcudiyet, aşırı milliyetçi Hırvat, Sırp, Makedon, Bulgar ve Arnavut kesimlerinin, onların büyük ulusal projelerinin çıkarına hizmet sunuyor. Böl ve yönet sistemiyle hareket eden bu aşırı milliyetçi kesimler için birilerinin isimsiz ve milli değerlerden uzak kalması, doğal olarak onların ‘büyük’ hedeflerine engel oluşturmuyor.

                                   *****          *****          *****

 
Maznikar: “Goralıların kimler olduğuna dair gerçekler Osmanlı arşivlerinde yatar”
“1389 – 1876 yılları arasındaki dönemde ve Osmanlı belgelerindeki kayıtlara göre bu bölgede yaşayan Goralıların kendilerini Türk olarak bildirmişlerdir” diyen Maznikar, Osmanlı yönetiminin ayrılışı ardından 1971 yılına kadar ister Sırp-Hırvat-Sloven Krallığında, ister de Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyetinde ve bu dönemlerin kayıtlarında Goralılar kendilerini Türk olarak bildirdiğini ifade ediyor. Birçok askeri ve doğum kayıt belgesi de bu halkın kendilerini Türk olarak bildirdiklerini kanıtlamakta. İkinci dünya savaşı sonra sonrası 1971 yılında baskı ve asimilasyon girişimleri sonucu Gora bölgesinden Türkiye’ye göçlerin yine ivme kazandığını kaydeden Maznikar, 1971’de Gora’dan 5000 kişilik bir gurubun daha Türkiye’ye yerleştiğini anlatıyor. “Osmanlı arşivlerinde Gora bölgesinde yaşayan halkın Türk olduğu ve Osmanlı’dan önce buraya yerleşen Türk kavimlerinden oldukları vurgulanmaktadır. Osmanlının ayrılışı ardından bura halkına yönelik Pan- Slavcılık ve asimilasyon hareketleri başlatılmış, direnenler ya öldürülmüş, yada göçe zorlanmışlardır. Bu asimilasyon hala günümüzde de açık olmasa bile dolaylı bir şekilde sürmektedir” diyen Maznikar, “Sizce Çanakkale savaşında, Plevle muharebesinde şehit düşen onlarca Goralı kendini nasıl hissetmiş olabilir ki, bura savaşlarda yaşamalarını feda edebilsin?” diye soruyor.

(Plevle muharebesinde Bord köyünden 94 kişi şehit düşmüş, sadece iki kişi, Raif Maslar ve Demir Kalinka sağ olarak köylerine dönebilmiştir. Çanakkale savaşında bu yöreden şehit düşenlerin sayısı 460’tır.)

Türkiye’nin daha fazla sahip çıkmasını istiyoruz
Türkiye devletinin bu insanlara bir an önce sahip çıkmasını isteyen Maznikar, bura halkı zor koşullar altında bu tür bir yaşama terk edilirse, Pan Slavizim faaliyetleriyle çok yakında hem dinini hem de kimliğini değiştirmek zorunda kalacağını ifade ediyor. “Türkiye Cumhuriyetinin üzerindeki yükün hayli ağır olduğunun bilincindeyiz ve bütün Türk Dünyası, Türkiye Cumhuriyetinden gelecek desteğe, en ufak bir yardıma bile ihtiyacı çok büyüktür. Ama ben yine de Türkiye’nin Goralılar’dan desteğini esirgemeyeceği konusunda iyimserim” diyen Maznikar, Türk KFOR’unun savaştan sonra bölgede sağladığı güvenlik, yürütmüş olduğu faaliyetler ve sunmuş olduğu yardımları övgüyle karşılayarak yere göğe sığdıramıyor. ‘Buraların tek ihtiyacı iştir, yatırımlardır, Türkiye’deki şehirlerle kardeş şehirler oluşturmaktır’ diyen Maznikar, Brod’tan 205, Dragaş Belediyesi genelinden 417 oy çıkaran Kosova Demokratik Türk Partisi’nin yöredeki faaliyetlerinin sadece seçim kampanyaları sırasında oy toplayabilmek için yapmış olduğu ziyaretlerle kısıtlı kaldığını ifade ediyor. Maznikar, Kosova Türk Eşgüdüm Bürosu, Anadolu Kalkınma Vakfı AKV ve Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi TİKA’dan daha fazla ilgi ve yardım beklediklerini de söyledi.

Tarihi belgeler ve araştırmalar Goralılar hakkında ne diyor?
Bilim adamları, tarihçiler, 10. ve 12. yüzyıllarda Kuzey Çin’deki Kuman ve Kıpçak ailelerinden gelen ve Balkanlara kuzeyden inen Torbeş ve Goralılarla ilgili arşivlerdeki belgelere göre; ataları çok güçlü savaşçılar olan Kuman Türkleri, soydaş Hun, Avar ve Bulgar gibi Türk boylarının yolunu izleyerek ilk olarak Karadeniz’in kuzeyine yerleşmişlerdir. Karpat Dağları, Orta Avrupa ve Balkanlara ilerleyerek, Romanya, Bulgaristan ve Makedonya’ya yerleşirler ve yerleştikleri bölgelerin adlarını ve adlandırmalarını olduğu gibi benimserler. 1078 yılında Kuman Türkleri, Tuna ırmağının güney vadilerine daha önce yerleşen Peçenek Türkleriyle birlikte Bizans’a saldırır ve bir süre Edirne’yi muhasara altına alırlar. Kuman ve Peçenek Türkleri 1078 yılında Tuna ve Sava ırmaklarının güneyinde kurdukları federasyon 1091 yılına kadar sürer. Bu federasyonu bir tehlike olarak gören Bizans, bu kavimleri birbirine düşürerek, Macarların yardımıyla Bulgar Türklerini, Peçenek Türklerinin desteğiyle Macarları imha etti. Aynı taktiği kullanarak 1091 Lebunion savaşında para karşılığında kendine bağladığı Kuman Türklerini Peçenek Türklerine karşı kullandı. Böylece kurulan Kuman-Peçenek federasyonu bozuldu. 1154 yılına kadar Kumanların bir kısmı Kosova, Yeni Pazar ve Bosna’ya yerleşirken, bir kısmı da kuzeye dönerek bugünkü Romanya, Avusturya, Macaristan ve Çekoslovakya topraklarına göç ettiler. Kosova’nın güneyindeki Gora bölgesinde bulunan Mlika köyüne yerleşenler Balkanların ilk ve en eski camiini inşa ederler. Cami kitabesinde “1090 yılında bu camiyi Ahmet Ağa inşa ederken, onarımı da 1128 yılında tamamlanmıştır” yazılıdır. Söz konusu kitabe İslam’ın buraya Osmanlıdan önce geldiğini bir daha kanıtlamaktadır. Ayrıca burada bir hususa daha değinmek önemlidir. Tüm bu süreçte Kuman ve Peçenekler Balkanlara kuzeyden inerken aralarında İslam’ı benimseyenler de vardır. Aralarında tesettürlü kadınlar olduğu gibi, yüzleri örtülü, yakışıklı, cesur ve savaşçı Kuman ve Peçenek Türkleri vardır. O yüzden Osmanlı orduları Balkanlara çıkarken, 1389 Kosova Muharebesinden önce diğer yerlerde olduğu gibi Gora’da da İslam’ı benimsemiş, dillerinde ve yaşam tarzlarında orta Asya’daki eski Türk kültürüne özgü özellikleri yitirmeyen insanları bulmuşlardır. Osmanlıların Balkanlarda hızlı bir şekilde ilerlemesinin önemli bir faktörü de burada buldukları ve onlara yardımcı olup yol gösteren, Osmanlı saflarına geçen Kumanlar, Pomak, Peçenekler; yada Balkanlar’da bugünkü adlarıyla Torbeşler, Goralılar ve Boşnaklar olmuştur.

Dilcilerin yaptığı incelemeler göre, Pomak, Torbeş ve Goralıların dil kökenleri, Türk şivesi Katage’ye, Kuman Oksugite ve Arapça’ya dayanmaktadır. Bu etnik gurupların milli kıyafetleri terlik, üç kısımdan oluşan yelek (pleten, srmen ve şaren), entari, cübe, sitarka, çorap, duvak, skutaça, nogavica ve altın süslü beredir. Düğünler beş gün sürer. Düğün boyunca başta yağlı güreş olmak üzere çeşitli yarışmalar düzenlenir. Düğünün ilk iki günü bayanlara, son üç günü de beylere aittir. Düğünlerde genelde Osmanlı bayrağı kullanılırken; “Yancariça”, “Dur kız sana kına sürülecek”, “Ömer amca”, “Nebet-Bedir Aleyn Savaşı” gibi uzun Türküler yakılır.

Tarih ve sürekli değişen yönetim, rejimler boyunca bura insanların isim ve soyadları da sürekli olarak değiştirilmiştir. Örneğin: Osmanoviç Bayro – Bayroski Osman – Osmani Bayro.

Goralıların dost, kardeş ve anavatan olarak benimsedikleri Türkiye ve Türklerle olan dayanışmasının en somut örneklerini son iki yüz yılda meydana gelen 1877-78 Rus Türk savaşlarına Türk taraftarı olarak katılımıyla; ardından da aynı desteği esirgemedikleri Çanakkale ile Plevle muharebesinde görmek mümkündür.

Türk KFOR’u tarafından savaştan sonra Gora’da onarılan Zli Potok köy yolu ile yaptırılan menfez açılışı sırasında Goralı çocukların söyledikleri Türkçe şarkı, yöreden Çanakkale savaşına katılan büyüklerine adanan ve hala yakılmakta olan Türkülerden biriydi: “Türklerin gemisi kırmızı delikli / İçindeki askerler aslan yürekli; Düşmanların gemisi yeşil direkli /İçindeki askerler tavşan yürekli; Kaçma düşman kaçma tutuklanırsın/Çanakkale boğazında teslim olursun...”

Sırpların yoğun olarak yaşadığı Ştırpce Belediyesi Koordinatörlük Merkezi tarafından Gora yöresine gönderilip dağıtılan yardımlar arasında domuz etinin de yer alması Gora halkını huzursuz ederken, yöredeki kimi aydınların tepkisini toplamıştı. Goralılar, kendilerinin İslam dinine mensup oldukları bilindiği takdirde böyle bir faaliyeti çirkin ve saygısızca bir girişim olarak nitelendirdiler. Sırbistan Milli Eğitim Bakanlığının yöredeki öğretmenlere maaş vermeye devam etmesi ve İslam dinine mensup insanlara domuz eti içeren bu gibi yardım faaliyetlerini sürdürmesi Pan Slavizim hareketlerinin açık bir göstergesi olsa gerek.

Kaynak: Taner Güçlütürk - Yeni Dönem, Kosova
-
Logged

* * *               * * *                * * *

 Y A Ş A S I N    C U M H U R İ Y E T  !

Y A Ş A S I N   M U S T A F A   K E M A L ' İ N   O R D U S U  -  Y A Ş A S I N  D E N İ Z C İ L E R  !
             
                          * * *                * * *                * * *
Ozan
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Ağustos 17, 2010, 00:26:43 »

İlginç. Ben ben Pomakları Slav asıllı Müslümanlar, torbeşleride diğer halklarla karışmış Arnavutlar diye biliyordum. İlk defa Pomakların ve Torbeşlerin Türk olduğunu duydum. Huh
Logged
fanatik
Üye
***

Popülarite: 11
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 118


« Yanıtla #2 : Ağustos 17, 2010, 21:13:35 »

Aga, bu biraz beni de şaşırtıyor çoğu zaman... Balkanlar'daki ve Anadolu'daki bütün Müslüman grupların, aslında Türk oldukları iddia ediliyor.

Goralılar için bir şey demeyeceğim. Prizren çevresinde ve güney Kosova'da yoğun olarak yaşayan bu halk hakkında, arkeolojinin yeni verileri gerçekten dikkat çekici; belki de Kıpçaklar'dan kalma bir halktır, bilemem.

Yalnız Torbeşler ve Pomaklar hakkındaki söylenenleri biraz dayanaksız buluyorum. Hatta Boşnaklar hakkında da, "onlar Avarlar'dır" falan gibi görüşler okudum ve doğrusu çok zorlama şeyler bunlar.

Torbeşler, benim bildiğim Makedonlar'ın Müslüman olanlarına diyorlar ve bunlar Slav kökenli olabilir. Ayıp değil, günah değil...

Pomaklar hakkında ise tartışmalar çok fazla. Bazıları Bulgar olduklarını, bazılar ayrı bir Slav grubu olduklarını, bazılar Trakya'nın Slavlaşmış yerlileri olduklarını söylerken, bizimkiler de "Hayır, onlar Kıpçaklar'dır" diyor...

Ben Pomakların kendi sitelerinde epey dolaştım ve başkalarının onlar hakkında yazdıklarını okudum. Birkaç sene önce bizim ırkçılarla aralarında sert tartışmalar olmuştu. Neyse... Demek istediğim, köken olarak Türk olmak zorunda değiller. Bundan dolayı onları kimse de suçlayamaz. Zaten tarihi bakımdan en alakasız görüş de onların Kıpçak oldukları görüşüdür.

Ama bu insanlar Türk halkıyla kaynaşmışlardır. Aralarından veziriazam bile çıkmış. Kel Aliço, büyük ihtimalle Pomaktır. Yine büyük Osmanlı hukukçusu Ahmet Cevdet Paşa, Lofçalı ve muhtemelen Pomak'tır. Daha bir çok büyük adam yetiştirmişlerdir. Bu insanlar bizim kardeşlerimizdir.

Ama dediğim gibi, ister Türk kökenli olsunlar, ister olmasınlar... 
Logged
Ozan
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Ağustos 17, 2010, 21:21:57 »

Tabiki öyle farketmez ben sadece bilgilerin doğru olup olmadığı tartışılsın diye öyle bi yorum yaptım.
Logged
fanatik
Üye
***

Popülarite: 11
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 118


« Yanıtla #4 : Ağustos 17, 2010, 23:56:48 »

Birkaç çey daha var bu konuda, onlardan bahsedeyim biraz da... Umarım, zihinleri bulandırmaz.

Son zamanlarda bu ırkçı tayfanın Pomaklara çok saldırdığını görüyorum. Bunun en büyük sebebi, Nihal Atsız'dır. Nihal Atsız, bütün Kafkas ve Balkan kökenli halkları "vatan haini" saymış ve "iç düşman" olarak göstermiştir.

Bunun sebeplerinden biri de 1919-21 döneminde Anadolu'da olan kargaşalıktır. Pomaklar, bilindiği gibi Biga yöresinde Kuva-i Milliye'ye isyan etmişler ve Çerkesler'le birleşerek ayaklanma çıkarmışlardır. Ama buna bakarak onları kötülemek de çok kötü bir bakıştır, bence...

Çünkü sözkonusu dönem, Anadolu'da her şeyin birbirine karıştığı dönemdir. Herkes bir şeylere isyan etmiş, herkes herkesle savaşmıştır. Pomakların isyanının sebebi de, siyasi olmaktan çok, şahsidir. Şöyle ki;

Pomak çeteleri, Biga yöresinde, Yunan işgaline karşı halktan asker ve para toplaya ve savaşmaya başlamışlardır. Halk da bu insanlara çok güvenmiş ve destek vermiştir. Ama Kuva-i Milliye'den bir komutan gelip, Pomak çete reisini tutuklatmış ve hapiste öldürtmüştür. "Onu sen yapmayacaksın, ben yapacağım" diye... (isim vermiyorum burada) Bunun üzerine de halk ayaklanmış ve çatışmalar çıkmış, ayaklanma Çanakkale'den Bursa'ya kadar yayılmıştır. Sonra Çerkes Ethem gelip ayaklanmayı bastırmıştır...

Şimdi bu hadisenin sebepleri ayrıdır, bu hadiseye dayanarak Pomaklara saldırmak, ayrıdır. Biliyorsunuz ki, Kuva-i Milliye dönemi karışık bir dönemdir. Güzel şeylerin yanında, her türlü istismarın da olduğu bir dönemdir. Atatürk bile, başlangıçta Kuva-i Milliye'ye destek verirken, sonradan onu kaldırıp düzenli orduyu kurmuş ve bazı Kuva-i Milliyecilerle savaşmıştır. 

Hasılı, bugün herkes her şeye saldırıyor; bizi biz yapan bütün temellere saldırılıyor. Bundan Pomaklar da nasibini alıyor. Bence haksızlık ediyorlar... (Burası için demiyorum, sakın yanlış anlamayın. Başka yerlerde oluyor.)

Her yerden iyi insan da çıkar, kötü insan da çıkar. Osman Gazi'nin öz amcası hain çıkmamış mıydı? Buna bakarak Osmanlılar'ı kötüleyebilir miyiz?

Bence bu anlayışlara hiç prim verilmemelidir...

Logged
Sayfa: [1]
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Pomaklar , Goralılar , Torbeşler  |  Konu: KOSOVA'NIN POMAK TÜRKLERİ GORALILAR VEYA TORBEŞLER .. « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.03093 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog