Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Haziran 24, 2017, 04:45:22
151.698 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Bulgaristan  |  Konu: Hezargrad-Razgrad Tarihine Notlar(Hala'ya Armağan) 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2]
Gönderen Konu: Hezargrad-Razgrad Tarihine Notlar(Hala'ya Armağan)  (Okunma Sayısı 12275 defa)
kahveci
Yeni Üye
*

Popülarite: 3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 16


« Yanıtla #10 : Kasım 03, 2012, 12:27:36 »


Hezargrad-Razgrad Tarihine Notlar

   
   Altmış yıl kadar önce, çocukluğumda annemin dedesinin 93 muhacereti ile Deliormanlardan, Razgrad’tan geldiği aile meclislerinde, pek çok hicret hikayesiyle birlikte anlatılırdı hep. Deliormanlara (Ağaçdenizi’ne) karşı yüreğimde hep bir sıcaklık duydum.
   Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde (BOA) ve bazı eski kitaplarda bulduğum Hezargrad-Razgrad ile ilgili belgeler ışığında elde edilen bilgileri, belki ileride birilerinin yapacağı bir tarih çalışmasında kullanıp bize dua edeceği ümidiyle, bu notları hazırladım.

   Hezargrad-Razgrad, Osmanlı Devleti’nin Rumeli’deki en yoğun Türk ve İslâm nüfusun yaşadığı şehirlerden birisidir. “Tuna Boyu” vilayetinin, askeri strateji bakımından, en önemli şehirlerinden birisidir.
   Buradaki Türk köyleri, “Evlad-ı Fatihan” (BOA.C..DH.dosya:181 gömlek:9011 – 20 Muharrem 1114- 16.06. 1702)  olarak “Rumeli Yörükanı” içindedir.Bu sebepten bu Yörüklerin, kanunen, “Evlad-ı Fatihan bedel-i muafiyeti” ile bazı vergi indirimleri” vardı. Ayrıca; askerlik, kale muhafızlığı, gibi çok önemli ve prestijli  görevlerde de bulunurlardı. Bu gibi görevler, onları çevredeki diğer etnik gruplara karşı daha ayrıcalıklı bir duruma sokmaktaydı.
   Hezargrad  da bulunan Yörükler ,  Çardak, Silistre, Maçin, Tekfurgölü, Filibe, Çırpan, Munkiye-Hacıoğlupazarı, Rusçuk, Zağrayı Atik, Akçakızanlık da bulunan  Yörükler gibi Tanrıdağı, diğer adıyla Karagöz Yörüklerine dahildiler.
   Hezargrad, Silistre Eyaleti, Niğbolu Livası(Sancağı) Letence Çeribaşılığı mülhakatındandı.(BOA.C..TZ.dosya:90 gömlek:4483 – 15 Muharrem 1232 – 04.12.1816)

Hezargrad ve Çevresinde Dinî Hayat
   Evlad-ı Fatihan olarak bu yöreye gelen Türkler arasında en yaygın tarikat, askerler arasında da oldukça revaçta olan savaşçı tarikatlardan “Bektaşilik” idi.  Yeniçeriler, akıncılar ve diğer askerler, “ilayı Kelimetullah” için savaşmaya yemin etmiş kişiler, her an “cihad”a hazır olduklarını göstermek için ellerinde teber(savaş baltası) ile dolaşan Bektaşi dervişlerine candan bağlıydılar. Bölgede pek çok Bektaşi tekke, zaviye ve yatırlarının olması bundan dolayıdır. Bu tekkelerin içinde,
Hezargrad yakınlarında tesbit edebildiklerim şunlardır:
Demir (Hasan) Baba Tekkesi (BOA.A}MTZ.04 dosya:40 gömlek:20 – 08. Receb 1314 )
Hüseyin Baba Tekkesi (BOA.MVL. dosya:501 gömlek:68 – 26. Rebiülevvel 1283)
Koçdoğan Tekkesi
Musa Baba Tekkesi
Burhan Dede Tekkesi(BOA.E.EV.dosya:138 gömlek:685 – 29 Zilhicce 1239)
Çukurkışla Tekkesi (BOA.A}MKT.MVL.dosya:113 gömlek:73- 05 Receb 1276)

Hezargrad’ta Kadiriliğin 1600lü yıllarda yeşerdiğini sanıyorum. Onlarında bayramlarda ve ayinlerde teber taşımaları, Rumeli Kadiriliğinin de savaşçı tarikatlardan olduğunu göstermektedir. Rufailik ve Şazelilik herhalde 1700 lü yıllarda, memur ve münevverler arasında zemin bulabildi. 1700 lerin sonlarından itibaren, Nakşiliğin hızla yayıldığını, medreselere yerleştiğini sanıyorum.
1800 lerin sonlarına doğru, Üçüncü Devre Melâmiliğinin Pirî Muhammed Nur’ul Arab’ın  etkisiyle, memur ve eşraf arasında Melâmilik de yayıldı.

Hezargrad’ta Vakıflar
Yahya Paşa oğlu Gazi Balî Bey Tekke ve Zaviyesi Vakfı (Kanunî devrinde “Yörükân Subaşısı” olan Gazi Balî Bey, Hezargrad’ın Sernana Köyü’nde inşa ettirdiği tekke ve zaviyesinde misafir kalacak yolsuların atlarına bakmaları, ot devşirip odun getirmeleri için, buraya bazı Hıristiyanları bile getirip vakfa yerleştirdiği  biliniyor.(Cengiz Orhonlu-Osmanlı İmparatorluğunda Derbend Teşkilatı  s:108)  Ayrıca Karalon Köyünde, Kaplan Giray Hassı, Kalum ve Haydarlı Mukataası arazisi dahilinde çayırların hasılatından gelir de bağlanmıştı. (BOA. C..EV. dosya:624 gömlek:31497 – 17 Cemazielahir 1124)

Makbul(Maktul)İbrahim Paşa Vakfı (İstanbul Sivrikapı’da bulunan, ismini taşıyan cami, imaret, medrese için Hezargrad’ta vakıf arazileri.
Gazi İbrahim Paşa Vakfı( Zaviyet Köyünde tarlaların gelirleri)
Gazi Rüstem Paşa Evkafı(Hırsovapınarı köyü)(BOA.C.EV.dosya:409 gömlek:20744-29 Muharrem 1164)
Ahmet Bey Camii Vakfı (BOA.C.EV.dosya:381 gömlek:19312- 24 Safer 1174)
Selatin Köyü’nde Hüseyin Çelebi Camii Vakfı
İskander Bey Camii(Hisar Cami) Vakfı ve burada Hacı Hüseyin Medresesi (BOA.HAT.dosya:1595 gömlek:58-07 Receb 1251)
Mısır Valisi Yedekçi Mehmet Paşa Evkafı (Herkona Köyü’nde cami, Rusçuk’ta beş köy bu vakfa dahilmiş) (BOA.C..EV.dosya:209 gömlek:10407- 22.Cemaziülahir 1168)
Aydın Valisi Hacı Mehmet Paşa Evkafı(Çerkona Köyü’nde cami, mektep, çeşme, köprü yaptırdı. Bunların bakım ve tamiri  için, Çerkova, Savsa, Bilanişte Köyleri gelirlerini vakıf bıraktı.(BOA.C.BLD.dosya:117 gömlek:5838 – 10 Muharrem 1158)
Camii Nukud Evkafı (Ahmet Bey bina eylemiş) (BOA.C.EV. dosya:608 gömlek:30686-19 Cem.evvel 1149)
Cağalzade Evkafı (BOA.C.ML.dosya:243 gömlek:11208 – 16 Zilhicce 1195)

Hezargrad Yöneticileri

Kadı Hüseyin Efendi           1694 (BOA.AE.SAMD.II. 18/1931 – 25 Camazielevvel 1105)
…….
Kara Hacı Ahmet Efendi     1715 (BOA.C..TZ..10/480 – 02 Safer 1127)
Muhafız Sürücü Vezir Hasan Paşa  1745 (BOA.C.As. 1061/46683 – 29 Rebiülahir 1188)
Ayan Ahmet Paşa zade Kapıcıbaşı Ali Bey  1781 (BOA.C..DH.248/12398 – 23 Cemaziülahir 1195)
Ayan Hacı Ömer Efendi 1791 – 1800 (BOA.As. 815/34641 – 29 Cemaziülahir 1205)  (1800 de öldü.)
Ayan Hacı Süleyman Efendi  1800 – 1801 (BOA.HAT. 76/3150-B  - 19 Safer 1215)
Ayan Bayraktar Mustafa Ağa  1801 – 1803 (BOA.HAT.59/2639-A – 15 Ramazan 1218)
Ayan Süleyman Ağa  1803 – 1807 (BOA.HAT. 41/2056 – 29 Zilhicce 1221)
Ayan Abdullah Ağa   1807 – 1813 (BOA.Hat.968/41340-D  -24 Muharrem 1228)
Ayan (Gâvur) Hasan Efendi 1813- 1815 (BOA.HAT.1129/45045-H  02 Receb 1230) (İdam edildi)
Ayan Küçük Ahmet Ağa 1813 – 1818 (BOA.C..DH.258/12893  27 Muharrem 1234)
……….
Serdar Turnacıbaşı Ömer Ağa 1840-   (BOA.C..DH. 242/12057  - 29 Zilhicce 1255)
Müdür  Hacı Bey  1847 de vefat etti. (BOA.A}MKT. 72/83 – 05 Rebiülahir 1263)
Müdür Adil Bey  1847  - 1849    (BOA.MVL.  49/48  - 12 Şaban 1263)
Müdür Mehmet Eşref Efendi 1849 – 1850 (BOA.A}MKT  203/18  -12Receb 1265)
Müdür İsmail Hakkı Efendi  1850   (BOA.A}MKT.NZD. 4/53 – 06 Cemaziülevvel 1266)
Müdür Küçük Ahmet Paşa zade Adil Bey 1850 - 1851  (BOA.İ..MVL.195/5982  - 24 Safer 1267)
Müdür Hacı Nuri Ağa  1851 – 1852 (BOA.A}MKT.UM. 97/100  - 09 Receb 1268)
Müdür Tahir Ağa 1852-1855  (BOA.A}MKT.MVL.60/62 – 26 Rebiülahir 1269)
Müdür Ramiz Bey  1855 – 1857 (BOA.A}MKT.MVL. 72/33  - 07 Şaban 1271)
Müdür Mehmet Efendi  1857   (BOA.MVL.307/22 – 07 Receb 1273)
Kaymakam Ferhad Bey 1857 -1858   (BOA.DH.SAİDd. 21/17 – 29 Zilhicce 1273)
Müdür (vekil) Ramiz Bey  1858 (BOA.MVL.319/80 – 29 Cemaziülahir 1274
Kaymakam Mirliva Ali Paşa  1858 – 1860 (BOA.A}MKT.NZD. 318/11 – 26 Zilhicce 1276)
Kaymakam Abdüllatif Efendi  1860 – 1861  (BOA.A}MKT.MHM.266/24 – 05 Muharrem 1278)
Kaymakam Hacı Nafiz Bey  1878 – 1865 (BOA.MVL. 446/45 – 29 Muharrem  1281)
Kaymakam Salih Paşa  1877   (BOA.İ..DH. 755/61617  - 15 Ramazan 1294)

Tuna Boyu Vilayeti ile ilgili bazı bilgiler.
   “Evlad-ı Fatihan” oldukları için “Rumeli Yörükleri”, bir nevi sivil askerlik olan eşkincilik ve sekbanlık görevleri de yapıyorlardı. Bunlar, bugünkü askeri sistemde bölük diyebileceğimiz, yüzer neferlik “Bayrak”lar oluşturuyorlardı.(BOA.C..As.587/24726 – 04 Receb 1205)
   Düşman saldırıları karşısında veya eşkıyalara karşı, “bayraklar” harekete geçirilirdi. Böyle durumlarda Hezargrad Türkleri beş “bayrak” çıkarırlardı . Bir saldırı karşısında, hangi bayrakların nereye “imdad”a gidecekleri de belirlenmişti. Seferî durumlarda, sancakbeylerinin emriyle “imdat seferi” başlatılırdı. Hezargrad, Maçin, Kavarna, ve Yergöğu kasabalarının bayrakları  Vidin’e “imdatçı” giderlerdi.(BOA.MAD.d. gömlek:666)   
   Hezargrad’tan, Türkler arasından bir nevi paralı muhafızlık olan “eşkinci çakırlığı” da yazılırdı. (BOA.C.Sm.161/8100-17 Zilhicce 1109)     
Deliorman Bölgesi, belki de Memalik-i Âlî Osman’ın  en zengin bölgelerinden birisi idi.
Kereste, zahire, tuğla-kiremit ve don yağı üretimi bölgenin başlıca zenginliklerindendi. Zengin ormanlardan elde edilen keresteler, marangozhanelerde işlenir, Tuna yoluyla dört bir yana gönderilirdi.
Buğday, arpa gibi tahıl ürünleri, İstanbul’u beslerdi. Bu ürün bölgeden ihraç edilen ve gemilerle, çeşitli kalelere ve ordu merkezlerine yollanırdı.
Tuna kıyısındaki zengin alivyonlu topraklar, çok kaliteli tuğla ve kiremit üretimi için çok elverişliydi.. Üretilen tuğla ve kiremitler, bina yapımında kullanıldığı gibi, askeri amaçla, kale, planga, mevzi gibi yerlerin yapımı ve tamirinde kullanılırdı. Hezargrad’da ve çevre köylerde, kesimhanelerde imal edilen kavurma ordu ihtiyacına ayrılır, elde edilen don yağı, gemilerde bucurgatların, araba tekerleklerinin, top ve silahların yağlanması için orduya teslim edilir, tersaneler için ısmarlanırdı.
Benim gibi av meraklılarını heyecanlandıran  bir başka şey de; Deliormanların avcılar için çok zengin bir avlak olmasıdır.  Hezargrad ve Tırnova dağlarında  avlanan  “ahû” lar pastırma yapılır, İstanbul’a gönderilirdi. (BOA.AE.SAMD.II.  2/136 – 12 Şaban 1104- 18.04.1693)

Hezargrad Güherçile Fabrikası
   Askerlik için en stratejik malzeme baruttur. Hezargrad’ta bulunan “Güherçile Fabrikası, Tona Boyu’ndaki Ordu’nun, kalelerin barut ihtiyacını karşılamak için kurulmuştu. Tırnova ve çevre kasabalardan gelen “güherçile esmanı”, burada Deliormanlardan elde edilen kömür de kullanarak barut imal edilirdi. Bu sebeple, bütün kalelerde ve kasaba merkezlerindeki resmi kurumlarda haberleşme için kullanılan posta güvercinlerinin gübreleri toplanır, burada işlenirdi. (BOA.C.ML. 670/27463 – 16 Şevval 1163 -19.19.1750)

Devlet Düzeni İçinde Hezargrad (Tuna Boyu)
   Osmanlı Devlet düzeni içinde, ülke devletindir. “Kul” tabir edilen halk devletin kiracısıdır.(“Kul” tabirinin kölelikle bir ilgisi yoktur. Kesinlikle küçültücü ve aşağılayıcı bir ifade değildir. Nedense hep yanlış anlaşılmak istenir.) Devlet mülkü kullanıldığında “baç” veya “vergi” adıyla, kullanılan şeyin kirası alınır. Toprakları ekip biçen recber, çayır ve yaylalarda sürülerine ot yediren Yörükler,  devlet ormanlarından kereste kesenler, avlananlar, nehir, göl ve denizlerde balık tutanlar, hattâ göl ve bataklıklarda sülük toplayanlar devletin malını aldıkları ve kullandıkları için vergi verirlerdi.
   Devlet memurlarının, askerlerin ve ulemanın ücret ve maaşları bu vergilerden karşılanırdı. Meselâ; sülük tıbbi bir şey olduğundan vergisi doğrudan hekimbaşılığa ve resmi hekimlere giderdi.
   Sanıldığı gibi, Padişahların , devlet hazinesini sınırsız harcama yetkileri yoktu. Padişahlar da devlet memuru olarak, iç hazineden, belli bir maaş alırlardı.
   Ülke toprakları, timar, has ve zeamet gibi büyük mülklere ayrılmıştı. Bunların gelirleri, “arpalık” tabir edilerek, bir nevi maaş olarak, devlet memurlarına(vezir, vali, paşa, müderris, emekli yeniçeri, sipahi) ita edilirdi. Bu mülklerin büyüklüğü, memuriyetlerin büyüklüğüne göre olurdu. Kişinin devlete hizmetine ve liyakatine göre; mülkler “kayd-ı hayat” veya “evlada merbut” odlumu, vakfedilebilirdi. Daha küçük memuriyette bulunan, emekli askerlere timar verilir, eğer bu timar, şartlara uygun veya istenildiği gibi işletilemezse, geri alınabilirdi. Timarlar “evlada merbut” olamazdı.
   Bir paşaya “arpalık” olarak Hezargrad’ta verilen mülkün geliri, İstanbul’da bir cami veya imarete vakfedilebilirdi.
Hezargrad için önemli bir durum da, coğrafi konumuydu. 17.yüzyılın sonlarından itibaren “Tuna Boyu” devletin doğal sınırı olarak görülmüş, devletin korunması için, buralarda büyük ordular  bulundurulması lüzumlu olmuştu. Ordunun en önemli meselesi; iaşe ve atlar ve topları çeken nakliye hayvanları mandaların beslenmesiydi. Bunlar, sefer haricinde  baharda otlamak için Tuna Boyu çayırlarına, yazları Deliorman yaylalarına salınırlardı. Kışları geçirmek için de erzak ve yem depolarının bulunduğu merkezlere gelinirdi.
Kış geldiğinde, ordu merkezi olan Şumlu’ya giden ordunun bir kısmı da Hezargrad’da kışlardı. (BOA.C..As. 316/13084 – 04.Receb 1144 – 02.01.1732)
   Hezargrad Türklerinin, harp ve tehlike zuhurunda askere çağırılması dışında, Hezargrad Ayanlığı emrinde de hazır bir askeri gücü olurdu. Meselâ: Hezargrad  ayanı Hacı Hüseyin Ağa emrinde 550 piyade ve 235 nefer süvari bulunuyordu. (BOA.C.As. 587/29726 – 04 Receb 1205 – 09.03.1791)
   Orduya top çeken mandalar (BOA.c..As. 741/31188 – 21.06.1774) ve  sadaret beygirleri (BOA.C.DH.256/12751 – 12 Safer 1225 – 19.03.1810) Hezargrad’ta besleniyorlardı.
   Bazı durumlarda, Hezargrad’a gelen ordu, uzun süre kaldığı zaman, bölgenin ekonomisini çökertiyor, erzak tükendiğinden, kıtlık baş gösteriyordu. Meselâ; Temmuz 1800 de asayiş için Hezargrad’a gelen, ordusuyla  on beş günden fazla kalan, Palaslı Mehmet Paşa burada askerlerine ve hayvanlarına Hezargradlılara baktırınca, sıkıntı olmuş, şikâyete sebep olmuştu.(BOA.HAT. 68/2906-A  - 11 Muharrem 1215 – 04.06. 1800)
      
Deliormanlarda  Eşkıyalık ve Asayişsizlik
   Bölgenin ormanlık ve dağlık olması, eşkıyaların kolayca saklanıp kuruna bilmesini sağlıyordu. Üstelik de yol güzergâhında bulunması, eşkıyalık için elverişli bir duruma sokuyordu.  Eşkıyalık olayları, katliamlara benzer cinayetler, takip hareketleri bölgede son derece fazla idi. Genelde asker kökenli olan bu eşkıyalar, ya kumandanlarıyla geçinemeyerek  isyan edip dağlarda dolaşıyor, ya da ellerindeki silahlara güvenip, zorbalık yaparak, soygunlarla daha kolay geçinme yolları arayarak eşkıyalığa başlıyorlardı. Arşivler, eşkıyalar ve onların tenkilleriyle ilgili yüzlerce belge ile dolu.
   Tanzimat’a kadar Bulgar ve diğer gayrı-müslim unsurların silah kullanmaları  şiddetle yasaktı. Askerlik görevi de sadece Türk ve İslam unsurlara mahsus olduğundan, silah kullanmasını sadece onlar biliyorlardı. Bölgedeki asayişsizliğin müsebbiplerinin kanun dışı Türklerin olduğuna şaşırmamak gerekir. Tanzimat’la birlikte, bütün unsurlar da “eşit vatandaşlık hakları” muvacehesinde siyasi amaçlarla silahlanınca, artık Türkler kendilerini korumak amacıyla silahlandılar.
   Asayişsizlik, Hezargrad ve çevresinin başlıca dertlerindendi. Profesyonel askerler (yeniçeriler) ellerindeki silahları bazen zorbalık yaparak halkı soymak için kullanırlardı. Bunlar özellikle ordu şehirden ayrıldığı, disiplinli askerlerin azaldığı durumlarda, zorbalığa tevessül ediyorlardı. Bazen de, rüşvetle iş yapan devlet yetkililerinin zorbalıkları isyan ve ayaklanmalara sebep oluyordu.
   1762 de böyle bir olay meydana gelmiş, devletin “ihtilâl” olarak nitelendirdiği bu ayaklanmada iş çığırından çıkmış, Kel Mehmet oğlu Osman isminde bir sergede adamlarıyla “Mübaşir Konağı”nı  basıp, pek çok kişiyi katletmişti. (BOA.C.Zb. 91/4538 – 29 Rebiülahir 1176 – 17.11.1762) Hezargrad halkı da bu olaya müdahil olmuş olmalı ki, Vidin muhafızı Köprülü zade Ahmet Paşa’ya “yolsuz harekette bulunan Hezargrad ahalisinin tedibi..” için emir verilmiş, Ahmet Paşa olayları ve sebeplerini biliyor olmalı ki, halk lehine şahadette bulunmuş, devleti “tedip”ten vazgeçirmişti. (BOA.C.DH. 153/7637 – Rebiülevvel 1176 – 18.10.1762)
   1797 deki bir olayda, Vidinli Pasban oğlu Gavur İmam Osman, isyan edip arkadaşlarıyla birlikte Varna kalesini ele geçirmiş, halka zulmetmişti  Heazrgradlılar da Silistre, Şumnu, Çirmen, Rusçuk ve Saruhanlılarla birlikte Gavur İmam Osman’ı tedip etmişlerdi. (BOA.HAT. 186/8779 – 12 Cemaziülahir 1212 – 02.12.1797)
             1856 da  Kırım Harbi sebebiyle Tuna’yı aşıp Osmanlı topraklarına sığınan pek çok Kırım muhaciri Hezargrad’a iskân edildi. (BOA.İ..DH. 352/23211 – 24 Zilhicce 1272 – 26.08.1856) Gelen Kırımlılar, o yıllarda yavaş yavaş çoğalmakta olan Bulgar nüfus karşısında Türk nüfusu güçlendirdiler.

Hezargrad - Razgrad Rüştiyesi
Hazergrad camilerinin yanında, cami vakıflarına bağlı medreselerde sadece  dini eğitim veriliyordu. Modern anlamda eğitim vermek için  açılan ilk okul, Razgrad Rüştiyesi idi. (BOA.A}MKT.MHM.416/59 – 27.01.1856) Bu rüştiyede okutulacak bütün kitaplar İstanbul’dan gönderiliyordu. Ülkenin her tarafında ayni kitaplar okutulduğu için, “âlî” tahsil yapmak isteyenler gittikleri yerlerde sıkıntı çekmiyorlardı. Razgrad Rüştiyesi uzun süre varlığını devam ettirdi.
Aydıhoca(Aydın Ayhan)
Logged
Sayfa: 1 [2]
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Bulgaristan  |  Konu: Hezargrad-Razgrad Tarihine Notlar(Hala'ya Armağan) « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.02803 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog