Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 23, 2017, 23:02:15
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: 1915 de Ayvalık ta Rumların Tahciri Meselesi 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: 1915 de Ayvalık ta Rumların Tahciri Meselesi  (Okunma Sayısı 3586 defa)
aydinhoca
Kıdemli Üye
****

Popülarite: 29
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 318


« : Ekim 28, 2010, 10:32:34 »


     SEFERBERLİK YILLARINDA AYVALIK’TA BAZI OLAYLAR
        VE BAZI AYVALIK RUMLARININ TEHCİRİ MESELESİ



   Geçen yüzyılın başlarında “emperyalizm” denilen güçlü devletlerin, güçsüz devletlerin kaynaklarını zorla ele geçirip sömürme siyaseti yavaş yavaş dünyayı kutuplara ayırmıştı.
   Bir tarafta İngiltere, Fransa, Rusya; diğer tarafta Almanya ve Avusturya-Macaristan bulunuyordu. Öyle veya böyle biz de bir şekilde bu harbe dahil edilecektik. Bütün tarafsızlık çabalarımız, ittifak arayışlarımıza rağmen bir şey elde edemiyor, atlatılıyorduk. Hazırlıksızdık, güçsüzdük.
   Osmanlı’nın bir deniz devleti olmasına rağmen – Batum’dan Mısır’a, Yemen’den Basra Körfezi’ne kadar kıyılara sahip olmamıza rağmen- donanmamızı geliştirmemiştik.
   İngilizler, ne yaptılar ettiler bizi adeta Almanların kucağına ittiler. Öyle ya, elimizden petrol bölgelerini almak istiyorlardı. Hedef bizdik.
   Pek çok siyaset bilimci o zamandaki olayları yanlış değerlendirdiğinden 1. Dünya Savaşı’na girmemizi Enver Paşa’nın hatası gibi gösterir. Fakat, Enver Paşa’nın şu sözü çok önemlidir:

   “Bizi mutlaka bu savaşa sokacaklardı. Ben bu savaşta Almanların yanında olmayı vatanım için daha az zararlı gördüm.”

   Yukarıda geçen “vatanım için daha az zararlı” kelimelerine dikkat etmemiz gerekiyor.
   Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa mutlaka sokulacağı iyice belirginleşince 2 Ağustos 1914’te seferberlik ilan edildi. Ve tarafsız kalınacağı açıklandı.
   10 Ağustos 1914’te Goben ve Breslau zırhlıları Çanakkale Boğazı’ndan girdi. Yavuz ve Midilli adlarıyla Osmanlı Donanmasına katıldıkları açıklandı. 1914 yılı Ekim sonuna kadar bir şekilde Osmanlı Devleti tarafsız gözüktü.
   Ve Kasım 1914’te harbe girdik. 4 Kasım 1914’te Rusların yardım çağrısı üzerine Boğaz önüne gelen İngiliz donanması, burada bulunan bazı top tabyalarını bombaladılar. Ta Şubat’a kadar gelmediler. İşte bu ara zamanı Türkler çok iyi değerlendirdi ve Boğazı geçilmez kıldı.
   Çanakkale Savaşları sırasında Ayvalık, zeytin ve zeytinyağı bakımından zengin olduğundan, ordu için önemliydi. İngilizler için de Ayvalık’ın önemi fazla idi. İngiliz ve Yunan gizli servisleri burada bazı Rumları elde etmişti. Türk ve Alman istihbaratı da iyi bir çalışma ile pek çok Rum’u kendi tarafına çekmeyi başarmıştı.
   Kendini Yunanlı sayıp İngilizlere çalışan Rumlar hemen Türkiye aleyhine casusluk faaliyetlerini sürdürmeye başlamışlardı. Hatta Ayvalık ve Yunda Adası’ndaki bazı gençler kayıklarla Midilli’ye kaçmışlar, orada İngiliz Konsolosluğu tarafından silahlı eğitime alınmışlardı.
Bu olayların açıkça yapılmağa başlanması, Ayvalık sokaklarında Midilli’de silahlanarak gizlice gelen  Rum gençlerinin dolaşması, Rumların belirgin bir şekilde bir ihtilâl hazırlığında olduklarının bilinmesi Devlet yetkililerince tedirginlikle karşılanıyordu.
   İngiliz casusluğu yapan Rumlar tespit edilip, Ayvalık dışına, içerilere göçürüldüler. Bu hicret ettirme, Balıkesir ve kazalarına, Bursa ve kazalarına doğru yaptırıldı. Bu tehcir-hicret ettirme- işlemi sadece Ayvalık Rumlarını değil, harp sahası olan Çanakkale’de yaşayan Türk, Rum, Ermeni ve Musevilere de uygulandı. Türkler de göçürüldü. 1915’lerde başlayan bu göçürülme olayı, 1918’de  Mondoros Mütarekesi ile  sona erdi, gidenler geri geldi.
   Bu hicret ettirilme sırasında Devlet yerel yöneticilere ve bu iş ile görevli olanlara gönderdiği yazılarla; “Ermenilerin ermeni köylerine veya kasabalardaki Ermenilerin yanlarına, Rumların da Rum köylerine nakledilmelerinin sağlanması” nı istemişti. (BOA.DH.ŞFR.dosya:54-A gömlek:336 – 24 Şaban 1333)
   Aslında göçürülen Rumların sayısı zannedildiği gibi fazla değildi. Ama, İngiliz gemilerinin zaman zaman gelip Ayvalık’ı bombalaması, İngiliz uçaklarının bombalaması Ayvalık Rumlarını ürküttüğünden zoraki göçürülmeyenlerden başkaları da harp korkusuyla içerilere göçmüştü.

AYVALIK’TA  1914, 1915, 1916’LI YILLAR :
   Bu yazıda Osmanlı arşivlerinde bulunan bazı belgelerle 1914, 1915, 1916 yıllarında Ayvalık’ta yaşanmış bazı olayları ele alarak bugün unutulmuş olanları hatırlayıp yorumlamaya çalışacağız.
   Ayvalık Rumlarının çok büyük bir ekseriyeti kendilerini hep Yunanistan’ın bir parçası sayıyor, Yunan emellerinin gerçekleştirilmesi planları içinde yer alıyorlardı. Ayvalık’taki bütün papazlar, bir din okulu olan ve papaz yetiştiren “Akedemia”dan sonra Yunanistan’a gidip öğrenim görüyor, buralarda da dini eğitimden çok siyasi eğitim alıyorlardı.
   Her ne kadar Ayvalık’ta bir “Gymnasium Kydonia” varsa da bu okul, Osmanlı Maarif Sistemi içinde içeriği bakımından “Rüştiye” yani “Orta okul” seviyesi içinde kabul edildiğinden, burasını bitiren Rum gençleri daha üst seviyede tahsil görmek için Yunanistan’a ve Avrupa ülkelerine gidiyorlardı.
   Yunanistan’da izci kamplarında öncelikle “Büyük Yunanistan İdeali” çerçevesinde militan olarak askeri eğitim alan Ayvalıklı Rum gençler, birer “Yunan fedaisi” olarak geri dönüyorlardı.
   Ayvalık geçen yüzyılın başlarında gerek zeytincilik gerek dericilik ve gerekse tahıl üretimi bakımından Anadolu’nun birçok yerine göre çok zengin olsa da özellikle tütün ve silah kaçakçılığının da merkezi durumundaydı.
Gerek bu kaçakçılığı önlemek, gerekse Ayvalık’ta ayaklanma, Yunanistan’a bağlanma niyetinde olan Rum fedailerini sindirmek için hem Ayvalık’ta hem de Yunda’da (Alibey Adası’nda) önemli bir jandarma gücü bulunuyordu. Mesela Edremit Seyyar Jandarma Alayı’na bağlı Alaşehir Seyyar Jandarma Taburu 640 mevcudu ile, 1914’te seferberlikte Ayvalık’ta bulunuyordu. Gene aynı şekilde 1. Ordu’ya bağlı 8. Tümen’in yarısı Bandırma’da, yarısı da Ayvalık’ta bulunuyordu.
   Bu büyük askeri gücün burada olma sebebi öncelikle bölgenin zenginliklerinden yararlanarak iaşe temininin kolaylığı idi.
   Devlet, Ayvalık Rumlarının casusluk faaliyetlerini, beklenen harpte  düşman tarafına geçerek onlara yardım edeceklerini ve bu arada Ayvalık üzerinden yapılan tütün ve silah kaçakçılığını önlemek için önlemler alıyordu.

   BOA.Dahiliye Nezareti İdari Kısmı Evrakları, Dosya:65, Gömlek:10, 11 Zilhicce 1329 (03.12.1911) tarihli bir belgede yazanlar:
 “Ayvalık’ta bir gözetleme kulesi kurulduğu ve burada bir motor bot  bulundurulması  için 200 kuruşluk bir havale talep edilmektedir.”

   Daha sonraki yıllara ait belgelerde de gördüğümüz gibi bu kule mühim görevler yapmıştır. Ayvalık’a gelen gemiler limana girmek için izin almakta, gece gelirse açıkta beklemekte, limana ancak gündüz girebilmekte. Bunu da özellikle seferberlik ahkâmı içinde zorunlu olarak yapmakta idiler.

RUMLARIN KAÇAKÇILIĞI ARTIYOR :
Dünya Savaşı büyük bir hızla yaklaşırken, artık Osmanlı Devleti’nin de sonuna geldiğine inanan Ayvalık Rumları ve Yunanlılar, kötülük ateşlerini iyice körüklüyorlardı. Ayvalık’ın girintili çıkıntılı kıyılarında her türlü kaçakçılığı senelerdir yapmakta olan Ayvalık ve Midillili kaçakçılar, ara sıra devlet görevlileriyle de çatışmaları göze alabiliyorlardı.

    BOA. Dahiliye Nezareti Emniyet Umum Müdürlüğü 3. Şube arşivi, Dosya:1, Gömlek:60, 1332 Şevval 28 (19.09.1914) tarihli kayıtta şunlar yazıyor:
“Rüsumat (Gümrük) kol kayığına, Yunda açıklarında şüpheli bir kayığı takip  sırasında karşılaşılan iki kayıktan ateş açıldığı, yapılan takibatta ateş açan iki kayığın Midilli’ye gittiği bildirilmektedir.”

   Gümrükçü kayıkçılarının bulundukları bölgelerden ayrılmaması gibi durumlardan dolayı, Midilli’ye doğru kaçan kaçakçı kayıkları daima kurtulabiliyorlardı. Yunda (Alibey Adası), yıllardan beri Ayvalık’a yakınlığına rağmen Midilli’ye bağlı olması, Yundalıları şımarttığından ve burası mevcut bir jandarma karakolu dışında özerk bir prenslik gibi yönetildiğinden kaçakçılığın merkezi idi. İyi silahlı kaçakçılar olduğundan kendilerini çok cesur görüyorlardı.
   3. Şube’nin aynı konudaki bir başka kaydı şöyle:

   “Bergos Adası’nda Yunda devriyesine ateş açan kayıkların takibi sırasında Dalyan Boğazı açıklarında görülen bir kayığın Midilli’ye kaçtığı, sahilde yaralı bulunan iki tuzcunun sözü edilen kayıkların açtığı ateşte yaralandıklarının anlaşıldığı bildirilmektedir.”
BOA. DH. EUM.  3.Şb.  Dosya:1, Gömlek:61, 1332 Şevval 29 (20.09.1914) 

DÜŞMAN GEMİLERİ AYVALIK’TA :   
Seferberliğin ilanı ve ardından Osmanlı’nın harbe girmesinden sonra artık  sahillerimizde çok sık olarak düşman gemileri de görülmeye başlandı.
   Düşman gemilerinin Ayvalık’a girmelerini önlemek için seferberlik ilanında Ayvalık limanında bulunup kaçamayan ve el koyduğumuz iki İngiliz gemisi içine taş doldurularak Dalyan ve Dolap boğazlarında batırıldı. Böylece düşman gemileri harp süresince limana giremedi. (İstiklâl Harbinde Batı Cephesi  1. Cilt, Sayfa:114, Genel Kurmay Yayınları)

“Akçay iskelesi yakınlarında dolaşan düşman gemilerinin Ayvalık taraflarına  doğru gittikleri bildirilmektedir.”
BOA. Dahiliye Nezareti, 3. Şube, Dosya:2, Gömlek:60  1332 Zilhicce 21 (10.11.1914)

   Yukarıdaki rapordan da anlaşılacağı üzere düşman gemilerinin kıyılarımızdaki harekatı takip altında bulunmakta idi. Bu raporu aynı şekilde günlük raporlar da izlemektedir.
   Ayvalık limanının düşman gemilerine kapatılması ile, düşman gemilerinin Ayvalık şehrini bombalama tehlikesi karşısında Sarımsaklı sırtlarına mevziler kazılarak bir top bataryası yerleştirildi. Böylece düşman gemilerinin Sarımsağa çok yaklaşıp, kıyıdan Ayvalık’ı aşırtma ateşle topa tutması engellendi. Düşman gemileri zaman zaman gelip buradaki top mevzilerini bombaladıysa da bir şey elde edemedi. Buradaki toplarımız karşı ateşe başlayınca  da çekip gittiler.

AYVALIK’IN BOMBALANMASI :
   Ayvalık’ın zeytinyağı üretimi bakımından Türk ordusu için çok önemli olduğunu anlayan düşman kumandanlığı bir hava baskınıyla yağ fabrika ve depolarını havadan bombalamak istediyse de, yerden ateş açılacağı kuşkusuyla bombaları çok yukarıdan bıraktığı için istediği yerleri tahrip edemedi. Bombalar çok alâkasız yerlere düştü. Bu konudaki rapor şöyledir:

   “Düşman tayyaresi tarafından Ayvalık’a karşı vuku bulan taarruzda sadece birkaç yer isabet almıştır.”
BOA. Dahiliye Nezareti  3. Şube,  22/23 numaralı 1335 Ramazan 4 (24.06.1914) 
 
AYAKLANDIRMA PROPAGANDASI VE SİLAHLANDIRMA ARTIYOR :
   Osmanlı, 1. Dünya Savaşı’na girince, düşmanın Ayvalık ve Ege sahiline yakın bölgelerde yaşayan Rumları hedef alan çalışmaları yoğunlaşır. Ayaklandırma propagandası artar.

   “Menliher tüfekleri satın alınarak Ayvalık’a sokulması ve Ayvalık’ın yakında Yunanistan’a ilhak edileceğine dair Pedro Yorgi imzalı mektupta isimleri yazılan şahısların yakalanarak evlerinde muhabere evrakı ile bazı silahların ele geçirildiği ve tahkikatın devam ettiği bildirilmektedir.”
BOA. DH. EUM.  3.Şb.  Dosya:3,  Gömlek:6  1333 Muharrem 11 (30.11.1914)

   Düşmanlar kendilerinden o kadar emindirler ki, Ayvalık’taki Rumlara silah yollanmakta ve Ayvalık’ın Yunanistan’a bağlanacağı bildirilmektedir. Rapordan da anlaşıldığına göre bu ayaklanmaya katılanlar hiç tedbir almadıkları için, bütün yazışmaları devletin eline geçer ve düşünceleri bir başka bahara kalır.
   Devlet Ayvalık’ta aldığı birtakım önlemlerle Rum fedailere ve İngiliz casuslarına göz açtırmaz. Bu gibi kişiler sürekli takibat altında bulunduklarından oldukça etkisizleşmişlerdir.

KENDİ İSTEKLERİ İLE GİTTİLER :
   Savaş rüzgârları esmeye başlar başlamaz “Girit Meselesi” ile birlikte Rumlara karşı, Türk halkında başlayan infial neticesi uygulanan “boykotaj”la, Anadolu’nun batı sahillerinde yaşayan Yunan uyruklu Rumların işleri bozulmaya başlamıştı. Yüzyıllardır Osmanlı Devleti koruması altında yaşayan bu insanların Girit Müslümanlarına karşı yaptıkları katliam ve zulüm gerçekten nefret ettirici, tüyleri diken diken edici boyutlardaydı.
Özellikle 1909’da başlayan rejim değişikliği ile Türk halkı kendi aralarında örgütlenmeye, cemiyetler, kooperatifler kurmaya, dış pazarlarda yer edinmeye başlayınca, Türk halkının elindekini yok pahasına almaya alışmış olan Rum tüccarın işi bozuldu. Özellikle şöven Yunanlıların etkisiyle Yunanistan’a, daha tehlikesiz gördükleri yerlere göçmeye başladılar.
   Bu göçlerini de batıdan siyasi ve ekonomik yardım alabilmek için “Türk baskısı” ile ilişkilendirmeye çalıştılar. Aşağıdaki belge bunu göstermektedir.

   “Çeşme, Urla, Bergama ve Ayvalık Rumlarının Müslümanların tazyiki neticesinde hicrete mecbur oldukları yolundaki şikayetin asılsız olduğu, kendi rızalarıyla gidenlerin ev ve mallarının muhafazaya alındığı”
BOA. DH. Kısm-ı Siyasi,  Dosya: 19,  Gömlek: 62,  1332 Receb 22 (19.03.1914) 

Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda Rum asıllı mebusların bu göçü kullanarak kıyameti koparmaları, “gidenlerin çiçeklerle, çalgılarla uğurlandıkları, bir memnuniyetsizliğin söz konusu olmadığı, kendi istekleri ile gittikleri” ispat edilerek bastırıldı.
Logged
Sayfa: [1]
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: 1915 de Ayvalık ta Rumların Tahciri Meselesi « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.04997 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog