Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ağustos 17, 2017, 12:31:20
151.699 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Bulgaristan  |  Konu: Bulgaristan'da Türkçe Öğretmenler Dernekleri kuruldu. 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Bulgaristan'da Türkçe Öğretmenler Dernekleri kuruldu.  (Okunma Sayısı 7873 defa)
gürcan
Ali Osman GÜRCAN
Onursal Üye
*****

Popülarite: 141
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.092


« : Şubat 29, 2012, 21:52:41 »

Şumnu’da Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri ve Gönüllüleri Buluşması Gerçekleşti

Şumnu’da (Şumen) bir uyanış bir silkinme!
Şubat ayının son haftasına denk gelen Cumartesi günü Kuzey Bulgaristan’ın Şumnu kentinde Uluslararası Anadili etkinlikleri çerçevesinde Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri ve Gönüllüleri Buluşması Gerçekleşti. Yapılan toplantıda Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenler Derneği kuruldu. Dernek Başkanlığına Emine Halil seçildi. (Balkanlar.Net ehalil isimli üyemiz)

Sivil Toplum Dernekleri temsilcileri tarafından Şumen Otelinde düzenlenen buluşmayı; BİZ Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Menent Şükrieva, dernek üyesi Fikriye Mehmet, Türkiye ile Kültürel İlişkiler GÜNEŞ Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mecbure Efraimova, Burgaz RECEP KÜPÇÜ Türk Kültür Merkezi Başkanı Mücella Bilal, Cem Derneği Başkanı Veysel Bayram ve Şumnu Kültür Evi Başkanı Nurten Remzi vardı.

Çalıştay biçiminde düzenlenen buluşmada Anadilimiz Türkçe tartışıldı, çarpıcı veriler, bilgiler ve örnekler sunuldu. Kayıt işleminden sonra Çalıştay Akışı yöneticisi kısaca buluşma hakkında Bulgarca bilgiler verdi ve kullanılacak dilin Türkçe olması kararlaştırıldı. Farklı yaşlarda olan gençler tarafından okunan Anadilimiz Türkçe içerikli şiirler herkesi duygulandırdı.

Şumnu Konstantin Preslavski Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlisi Emine Halil, Anadilimiz Türkçenin Tarihine Genel Bir Bakış konulu bildiri sundu. Ondan sonra yine aynı Kürsüde öğretim görevlisi olarak çalışan Bülent Kırcalı, 1878 – 1990 yılları başına kadar Bulgaristan’da Türkçe Öğretimini Tarihi konulu bildiri okudu. Bölge Eğitim Müdürlüğünde Müfettiş olarak çalışan Fikriye Mehmet, Bulgaristan’da Türkçe Öğretmenin Bugünkü Durumu ve Sorunları hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Ayrıca büyük uğraşlar sonucu Anadili Eğitimi, öğretmen kadroları, ders içerikleri, programları ve müfredatları konusunda yapmış olduğu olumlu çalışmalardan dolayı eski eğitim bakanı yardımcısı Mukaddes Nalbant’a teşekkür etti.

Verilen aradan sonra ve yapılan ayaküstü değerlendirme ve düşünce alışverişi sonrası Çalıştayın ikinci kısmı başladı. Bu kısımda sırasıyla Mecbure Efraimova Rusçuk (Ruse) Bölgesinde Türkçe Öğretimi, Mücella Bilal Burgaz Bölgesinde Türkçe Öğretimi ve Razgrat eski Anadili Müfettişi Seher Adilova, o bölgedeki Türkçe Öğretimi hakkında işler acısı bilgiler ve veriler sundular. Öyle ki, Anadili Eğitiminin başladığı 1993 yılında ülke genelinde yaklaşık 100 000 Türk Anadili eğitimi görürken, günümüzde bu sayı sekiz bine gerilemiş! Doğal olarak azalma Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmen ve Okutmanları da etkilemişti, onlarda da büyük bir azalma var!

Bundan sonra yapılan görüş alışverişi süresince, çözüm yolları ve öneriler tartışıldı. Bunun sonucunda daha çok etkili, ortaklaşa, eşzamanlı ve toplu bir güç olarak hareket edebilme, sorunları ilgili kurumlara ve kamuoyuna duyurup taşıyabilme, ülke genelinde ya da yurtdışında Hizmet İçi Eğitim Kursları düzenlemesinde yardımcı olma, ders içeriklerinin, yardımcı malzemelerin güncelleştirilmesi ve daha birçok önemli konuda yardımcı, olumlu yönde etkili olabilmek için Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenler Derneği kurulmasına karar verildi. Daha çok alanı kapsayabilmek için bölgelerden temsilciler seçildi ve onlar da kendi aralarında yönetim kurulu ve başkan seçtiler. Dernek başkanı Emine Halil seçildi.

Bu anlamlı toplantıya siyasiler, dernekçiler ve gönüllüler de misafir olarak katıldı. Türkiye Cumhuriyeti Burgaz Başkonsolosu Sayın Cem ULUSOY, HÖH Şumnu Milletvekili Çetin KAZAK, BALGÖÇ Başkanı Doç. Dr. Yüksel ÖZKAN, Rumeli Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Zürfettin HACIOĞLU, BALGÖÇ Yönetim Kurulu üyesi Süleyman ULUSOY, Kaolinovo Belediye Başkanı Nida AHMEDOV, Nikola Kozlevo Belediye Başkanı Turhan KARAKAŞ, Ulanlı (Ruen) Belediye Meclis Başkanı Eşref Eşref, Sofya Kültürel Etkileşim Derneği Başkanı Bilg. Müh. ve Türk Dilbilimci İsmail KÖSEÖMER ve aynı derneğin onursal başkanı Doç. Dr. İbrahim YALIMOV bunlardan bazılarıydı.

Verilen yemek sonrası Çalıştay sona erdi. (......com)
« Son Düzenleme: Mart 02, 2012, 23:39:34 Gönderen: AlperenKIRIM » Logged

Türkçe Demek Türk Demektir. Ne Mutlu Türküm Diyene.
gürcan
Ali Osman GÜRCAN
Onursal Üye
*****

Popülarite: 141
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.092


« Yanıtla #1 : Şubat 29, 2012, 22:24:11 »

Toplantıya katılan bütün Öğretmenlerimizi hassasiyetlerinden dolayı tebrik eder ellerinden öperim. Dernek Yönetimine de görevlerinde başarılar dilerim. Bu çalışmalarda büyük emeği olan "ehalil" isimli üyemiz Emine HALİL hanımefendiyi özellikle tebrik ediyorum, başarılarının devamını diliyorum.
Logged

Türkçe Demek Türk Demektir. Ne Mutlu Türküm Diyene.
Can Destan
" Panta rei !"
Onursal Üye
*****

Popülarite: 954
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.882


Deliorman'a Türkçe kitaplı el uzat!


« Yanıtla #2 : Mart 01, 2012, 10:04:27 »


   

 
[2012-02-22]
Kırcaali’de Türkçe Öğretmenler Derneği kuruldu
_____________________________________

Dün Kırcaali’de Bulgaristan’da Anadili Türkçe eğitimi açısından büyük bir adım atılarak, uzun zamandır planlanan Güney Bulgaristan Türkçe Öğretmenler Derneği kuruldu. Bu tarihi olay Türk Kültür ve Sanat Derneği’nin /TÜRKSAD/ Uluslararası Anadili Günü vesilesiyle Anadilimiz Türkçenin okullarda okutulması amacıyla Güney Bulgaristan’dan yüzden fazla Türkçe öğrenmenin katılımıyla düzenlediği “Güney Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri ve Gönüllüleri Buluşması” başlığı verilen çalıştay sayesinde mümkün oldu.

Türkçe öğretmenleri, konuşmacılar TÜRKSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve eski Türkçe Müfettişi Harun Bekir, Türkçe öğretmeni şair Haşim Semerci, Ardino “Hristo Smirnenski” Meslek Lisesi Müdür Yardımcısı Selahattin Karabaşev ve Türkçe öğretmen Habibe Halibram, günümüzde Bulgaristan’da Türkçe eğitiminde var olan problemlere dinleyip, tartışmasını yaptıktan sonra bir sivil toplum kuruluşu kurmanın zamanı geldiği fikrinde birleştiler. Yapılan teklifler üzere Harun Bekir’in Türkçe Öğretmenleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı görevinin hakkını verebilecek en uygun kişi olduğuna karar verildi.
Yeni kayıt edilecek Derneğin tüzüğünde de belirtildiği gibi, Türkçe öğretimiyle ilgili çeşitli faaliyetler yapılması öngörülmektedir. Türkçe Öğretmenleri Derneği Yönetim Kurulu 5 kişiden oluşurken Kırcaali, Haskovo ve Filibe İllerinden Türkçe öğretmenlerini temsil edecek 15 kurucu üye belirlendi.

Bu güzel olaydan duyduğu mutluluğu gizleyemeyen T. C. Filibe Başkonsolosu Ramis Şen, çalıştayı organize eden TÜRKSAD Yönetim Kuruluna ve Başkanı Müzekki Ahmet’e teşekkür ederek, Türkçe Öğretmenleri Derneği’nin hayırlı olmasını diledi. TÜRKSAD’ı örnek göstererek, toplum sivil örgütlerinin siyasi, kültürel ve sosyal alanda oynadıkları büyük rolü belirti. Ramis Şen, yeni kurulan derneğe tüm Türkçe öğretmenlerini üye olmaya davet etti.

Başkonsolos, Türkçe Öğretmenleri Derneği’nin Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarıyla çok yararlı çalışmalar yapacağına inandığını söyledi. Bu hususta Zülfettin Hacıoğlunun Türkçe alanında büyük hassasiyet gösterdiğini öne sürerek, yaptığı çalışmalara dikkat çekti. Sayın Şen öğretmenleri “Siz toplumun ileri gelen kişilerisiniz, sizlere büyük görevler düşüyor” diye ifade etti.

Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Zülfettin Hacıoğlu da kurulan derneği tebrik ederek, çalışmalarına yardımcı olmaya hazır olduğunu dile getirdi. “Ben Anadilimi komünizm döneminde babamın mevlit kitabından öğrendim” diye ifade eden Hacıoğlu, “Hak verilmez, hak alınır” diye vurguladı. Kendisinin de bu derneğe üye olacağını belirten Hacıoğlu, Türkçe Öğretmenler Derneğinde Türkçe öğretmenlerinin yanı sıra, her Türkçe gönüllü kişinin yer almasının gerektiğini savundu.
Eski milletvekilli ve İstikbal Vakfı Başkanı Nurettin Mehmet de yeni kurulan derneğin hayırlı olmasını dileyerek, her zaman gibi toplumda var olan problemleri benimsemiş aydın kişi olarak çok heyecanlı bir konuşma yaptı. Nurettin Mehmet, giderek yitirdiğimiz Anadilimiz Türkçe ve öğrenimi konusunda siyasetçilerden başlayarak, herkesin sorumlu olduğunu savundu. Nurettin Mehmet, Kırcaali Belediye Başkanı Hasan Azis’i bu yönde örnek olarak gösterdi.

Türkçe Öğretmenleri Derneği’nin kurucu üyeleri arasında olmayı kabul eden TÜRKSAD Yönetim Kurulu Başkanı Müzekki Ahmet bu tarihi olayın bir parçası olmaktan kendini çok mutlu hissettiğini kaydetti. Sayın Ahmet, Güney Bulgaristan’da öğretmenlerin katılımıyla kurulan Türkçe Öğretmenler Derneğinin benzerlerinin de Kuzey Bulgaristan’da kurulmasını önerdi.

Etkinliğin sonunda Müzekki Ahmet, katılımcıları “Meatsa” restoranında organizatörler tarafından düzenlenen 120 kişilik akşam yemeğine davet etti.    

Resmiye MÜMÜN   
 - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Yukarıdaki haberde  21.02.2012 tarihinde Güney Bulgaristan Türkçe Öğretmenler Derneği kurulduğunu bildiriyor.
Yeni kayıt edilecek Derneğin tüzüğünde de belirtildiği gibi, Türkçe öğretimiyle ilgili çeşitli faaliyetler yapılması öngörülmektedir. Türkçe Öğretmenleri Derneği Yönetim Kurulu 5 kişiden oluşurken Kırcaali, Haskovo ve Filibe İllerinden Türkçe öğretmenlerini temsil edecek 15 kurucu üye belirlendi.
                    * * *
Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenler  Derneği  de kurulması Bulgaristan Türklerinin Milli Kültürü  açısından Yeni Gelişmelerin bir ön habercisidir.
  Bir hafta içinde  Güneyde  ve Kuzeyde kurulan  bu iki dernek düşünülmüş bir strateji ürünü olduğu besbellidir.Bu haberler  bize Osmanlının bu topraklarda  “Sağ kol” ve “Sol kol” girişimlerini ,taarruzlarını anımsatıp içimize umut suyu serpmektedir.
İçimizde " Kuzeyliler"  ve "Güneyliler"  ayırımı rahatsızlığını bastırıp bu derneklerimizin çalışmalarına  “Hayırlı olsun!” diyoruz.

Zakir Tete Uzay
1.03.2012-İstanbul
« Son Düzenleme: Mart 01, 2012, 10:08:05 Gönderen: Can Destan » Logged

" İRADENİ İDARE ET,VİCDANININ ESİRİ OL !" -  Mevlana
                                 *
varna-hawa
..
Kıdemli Üye
****

Popülarite: 121
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 493


Daha bana neler göstereceksin?


« Yanıtla #3 : Mart 02, 2012, 14:04:41 »

Ne güzel haberler bunlar!
Öncelikle emeği geçen herkese en içten teşekkürlerimi sunarım.  alkis alkis alkis alkis alkis
İnşallah bu derneklerin Türkçe'miz için, dilimizi koruyabilmemiz ve gelecek nesillere de en doğru şekilde aktarabilmek  için çok büyük kaltkılarının olacağını umuyorum! Bu konuda çalışan, görevini yerine getirmeye çalışan herkese başarılar diliyor ve yollarının açık olmasını temenni ediyorum.
Logged

Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir!
varna-hawa
..
Kıdemli Üye
****

Popülarite: 121
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 493


Daha bana neler göstereceksin?


« Yanıtla #4 : Mart 02, 2012, 16:03:19 »

Bulgairtan'daki Türk dili üzerine Doç. Dr. İbrahim YALIMOV ile yapılmış olan 03.12.2010 tarihli bu güzel söyleşiyi sizlerle de paylaşmak istedim.
Kırcaali Haber sitesinden alıntıdır.

''YOKSA TÜRK DİLİ YOK MU OLUYOR?



Türk Dili üzerine Doç. Dr. İbrahim Yalımov ile söyleşi

İsmail KÖSEÖMER

- Değerli Hocam kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

- Öncelikle Türkçe basılan gazetenizin okurlarınızı saygıyla selamlıyorum. Bildiğiniz gibi ben Doç. Dr. İbrahim Yalımov’um Uzun yılar bilim alanında çalıştım. 1972 ile 1992 yılları Bulgar Bilimler Akademisinin (BAN) çeşitli enstitülerinde görev yaptım. 30 yıllık görev sonucunda emekliye ayrılınca, çalışma arzumu ve isteğimi kaybetmediğim için Yüksek İslam Enstitüsünde göreve başladım. Eski dönemde Cumhuriyet Türkiye’sinin fikir tarihi üzerinde çalıştım. Ülkemizdeki değişiklikler sonrasında yani yeni dönemde araştırmalarım daha fazla İslam Felsefesi ile Bulgaristan Müslümanlarının Kültürü ve Tarihi üzerine oldu ve bu yönde devam ediyor. Bu çalışmalar doğrultusunda bazı bilimsel yayınlarım ve kitaplarım var. Kısacası geçmişim bundan ibaret.

- Günümüz Bulgaristan Türkçesi ve Türk Dilinin bulunduğu durum ve konumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Türkçe. Türkçe eğitim ve Türkçenin Bulgaristan Türkleri tarafından öğrenilmesi, bilinmesi ve kullanılması konusu, kuşkusuz o kadar gönül açıcı bir konumda değil.Totaliter döneminde mevcut olan Türkçe okuma ve konuşma yasakları kaldırıldı, ama Türk Dilinin okullarda geniş bir biçimde okutulması ve öğretilmesi konusunda gerekenin yapılmadığı kanaatindeyim. Bir ulusun kültürel kimliğinin en önemli öğelerinden biri dildir. Onun yanı sıra genellikle diğer öğelerin kültür, tarih, gelenek görenek ve din olduğunu söyleriz. Kültürümüzün yaşayabilmesi, bizim var olabilmemiz için bir kere dilimizin var olması gerektir. Ancak kendi başına var olması yeterli değil, giderek gelişmesi gerek. Bahsettiğimiz bu sahada zannettiğime göre gereken yapılmıyor!

- Neye dayanarak durumun pek de içler açıcı olmadığını söylüyorsunuz?

- O zaman düşüncelerimi bir örnek ile kanıtlayayım. Büyük Millet Meclisinde okullarda Türk Dili eğitimi verilmesi konusunda epey tartıştık ve bir karara bağladık. Karar çıkınca 1992 – 93 Eğitim öğretim yılında ülke genelinde yaklaşık 106 000 genç Anadili Türkçe dersi görmek için okullarda çeşitli eğitim gruplarına yazıldığı bana aktarılan bilgiler arasındadır. Aynı şekilde son yıllarda bu rakamın giderek düştüğünü ve üzülerek söylemeliyim ki günümüzde 15 ile 17 000 arasında olduğu açıklanmakta. Yani bugün Bulgaristan’da Türk çocuklarının %20’si dahi kendi Anadilini okuyup öğrenmiyor veya öğrenemiyor… Tabi buna ilaveten en son Türk Dili kitabının 1992 yılında basıldığı gerçeğini de anmadan geçemeyeceğim.

- Sizce ülkemizdeki mevcut eğitim yapısı ve ders programı, ayrılan ders saatleri ve müfredatı Türkçenin rahatlıkla, içerik ve alıştırma bakımından dolu dolu kolayca öğretilmesine imkan veriyor mu?

- Öncelikle okullardaki dil eğitimi ile ilgili şunu belirtmeliyiz. Kanaatimce çocukların anadilini öğrenmeleri, her şeyden önce okullarda seçmeli olarak verilen Türkçe Eğitimi ve Türk Dili derslerinin zorunlu olması gerekmektedir. Bu yapılmadığı sürece maalesef birçok girişim boşuna kürek çekmeğe dönüşür! Bunun dışında da bazı konuşmalarımda belirttiğim gibi Anadili Eğitimi ta anayurdundan, anaokulundan başlaması gerekmektedir. Bahsettiğim bu durum gerçekleşse bile yeterli değildir. Uluslararası hukuka ve anlaşmalara dayanarak sadece Türk çocuklarının bulunduğu okullarda ve şubelerde coğrafya, tabiat ve başka derslerin de Türkçe verilmesinin doğal bir hak olduğunun inancındayım.

- Diyelim ki tüm engeller aşıldı ve okullarda istediğimiz biçimde geniş kapsamlı Türkçe eğitim verilmeye başlandı. Bu eğitim yeterli olur mu ve başka nelere ihtiyaç vardır?

- Tabi Türkçenin geniş bir biçimde sadece okulda görülen ders ile öğretilmesi yeterli değildir. Buna dayanarak güzel, anlayışlı, düzgün bir biçimde dolu dolu kullanılması ve hatta gelişmesi mümkün değildir. Okul dışındaki yapılacak işler başında basın ve yayın gelmektedir. Yani kitap basımı, gazete, dergi ve benzeri yayınlar yanı sıra kültürümüzü, geleneğimizi göreneğimizi sunan ve öğreten hatta yeniden keşfeden, haberleri ve gelişmeleri sunan, televizyon ve radyo yayınlarına çok çok ihtiyaç vardır. Tabi son yıllarda bizim eli kalem tutan arkadaşların hepsi birer ikişer kitap yayınladılar. Bu iyi bir gelişme, ancak bu kitaplar çok az bir kesime ulaşıyor, dar bir çevrede kalıyor. Dolayısıyla insanlarımız arasında ne gerekli ilgiyi ne de gerekli yankıyı uyandırabiliyor. Dediğim gibi Türkçenin asıl yeri iletim araçlarındadır. Televizyon, radyo, gazete, dergi, kitap gibi araçlarda Türkçeye yer verilmesi çok önemli. Saydığım son üç yazılı araçta pek bir sorun yok diyebilirim, ama gel gelelim televizyon ve radyo yayınlarına. Özel yayınların olduğunu henüz duymadım, şahit de olmadım. Resmi devlet radyo ve televizyon kanılındaki yayınlar çok yetersiz. Radyodaki 3 saatlik yayına o kadar da kötü değemeyiz. Fakat televizyondaki 10 dakikalık yayın konusunda o kadar tartışma yapıldı ve hala yürütülüyor. Oysa Türkçe haberlerin kalıp kalmaması söz konusu bile edilmemeli. Önemli olan genişletilmesidir, çünkü haber bülteniyle bu iş bitmiyor. Süre arttırılmalı ve başta kültür olmak üzere sanata, halk bilime ve daha birçok önemli öğeye yer verilmelidir.

- Bugün ülkemizde ne Türk Dili Müfettişi, ne de son yıllarda kurumsallaşan Türk Tiyatroları var. Sanki bizlere yokmuşuz gibi davranılıyor. Bu konuyu nasıl yorumluyorsunuz?

- Pek acı bir gerçektir ki Bulgaristan Avrupa Birliğine girdikten sonra ülkemizdeki azınlık haklarını genişleteceği yerde belirli bir ölçekte kısıtlamaya gidildi. Bu bağlamda her şeyden önce Türkçe Eğitimi kısıtlandı. Benim için çok önemli olan bir olay örneğin sizin Kırcaali’de yaşandı. Orada bulunan Plovdiv (Filibe) Üniversitesi’nin Şubesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü kapatıldı, kaldırıldı. Bunun yanında okullara aktarılan yetkilendirilmiş bütçe doğrultusunda, okul müdürleri Türk Dili ders saatini azalttılar. Yani bütçede para biriktirebilmek için dört saatlik dersi iki saate indirdiler. Olacak şey değil! Bir yandan okullarda Türk Dili dersi seçmeli olarak iki saat görülüyor iken diğer yandan da bazı, hatta birçok okulda ders programından tamamen kaldırılmış bulunuyor. Sonra da bu gerçeğe dayanarak yeterli öğrenci sayısı yok diye Anadili Müfettişlerinin görevine son veriliyor. Bu hareketler çok kültürlü toplumların beraberce yaşaması, eğitim görmesi, asimile olmadan kültürünü kuruması amacından ve doğal hakkından çok uzaktadır. Tiyatro konusuna hiç girmek dahi istemiyorum.

- Son dönemde iki dillilik hatta üç dillilik konusu üzerinde tartışmalar yapılıyor. Bununla ilgili düşünceleriniz ne?

- Çift dillilik konusu çok önemlidir. Maalesef Bulgaristan’da “ötekilere” yönelik gerek devlet sosyalizminde, gerek totaliter rejim döneminde çift dillilik kabul edilmediği gibi, bu gün de ona önem verilmiyor. Gayet tabidir ki çocuklarımız hayata atılıp başarılı olmak için resmi dil olan Bulgarcayı bilmek zorundadır. Ama bununla birlikte Anadili Türkçeyi de su gibi bilmesi gerek. Pedagojik bilimlerine göre çocuk her şeyden önce anadilini öğrenmeli, sonra diğer dili. Bizde ise yıllardan beri hep bunun tersi uygulanıyor yahut başarılı bir biçimde uygulanmaya çalışılıyor. Çocuklarımıza daha yuva ve anaokullarında Bulgarca öğretilmeye çalışılıyor. Bunun sonucunda da çocuklardan belirli bir kısım ne Türkçeyi ne de Bulgarcayı iyi öğrenemiyor. Dolayısıyla da iyi bilinmiyor ve de kullanılmıyor.

- Şayet devlet politikası değilse, son 20 yılda kazanılan önemli hakların kolayca kaybedilmesi dilimize ve kültürümüze sahip çıkamamanın doğal bir sonucumudur?

- Yakınlarda Türkçe üzerine katıldığım bir program sonunda bana mesajınız var mı diye soruldu. Ben de aramızdan ayrılan değerli Ahmet Tımış’ın bir öyküsünü okudum. Orada bir ihtiyardan bahsediliyor ve bu başkahraman rastladığı her kişiye sürekli, “Yandık behey, uyanın!” diyor. Bizim halkın uyanması gerekiyor. Türkçe eğitimindeki kısıtlamalardan bahsettik, fakat anaların babaların Türkçeye fazla önem vermeyişlerinden bahsetmedik. Evlatları seçmeli dersi seçerken yabancı dil ya da bilgisayar dersi öğrensin diyorlar. Fakat çocuklarımızın büyük bir kısmının bildiği Türkçe edebi Türkçe değil. Onların sözlüğü, kelime darcığı edebi eserleri yazmaya ve bilimsel konuları anlamaya, açıklamaya, anlatmaya yeterli değil. Onların güzel ve edebi Türkçe öğrenmeleri mutlaka Türk Dili dersinde geçiyor. Ana ve babaların bu hususta çocuklarını yönlendirmeli ve cesaretlendirmelidir. Tabi burada eğitim organları tarafından çok açık oynanan bir oyun var. Türkçe seçmeli dersler grubuna dahil edildi. Onların arasında da yabancı diller ve bilgisayar dersi var. Hal böyle olunca, bu hayatta çok çekmiş ana babalar çocuğuna daha iyi bir gelecek ve maddi yönden rahatlık sağlama düşüncesiyle çocuklarına ya yabancı dili ya da bilgisayar dersini seçtiriyorlar. Ders seçimi ebeveynlerin dilekçe yazması doğrultusunda oluyor. Elbette hem yabancı dil hem de bilgisayarı bilmek günümüzde şart oldu. Ancak anadilinde başarılı olan herkes diğer alanlarda çok daha rahat başarılı olur. Üstelik maddiyat her şey değil.

- Yoksa kastınız maneviyat ve doğal haklar mı?

- Evet, bugün para en büyük değer olarak kabul ediliyor. Ancak bir insan için para ya da maddi çıkar her şeyden önemli olmamalı. Üstelik kişinin oluşumunda yeterli değil. Eğer, insanlar tüm gücünü maddi alana kaydırılırsa, o zaman hayvan ile insan arasında fark kalmaz. İnsanları hayvanlardan ayıran sahip oldukları düşünce, kültür ve manevi değerlerdir. Maneviyatı elde edebilmek için her şeyden önce dilimizi öğrenmemiz gerek. Tüm bunların yanında kişiler sahip oldukları hakları iyi bilmelidir ve onları savunmalıdır. Çünkü haklar hiçbir zaman verilmiyor, alınıyor. Biz istemezsek, diretmezsek gereken haklar verilmeyecek.

- Okurlarımıza ve Türk halkına iletmek istediğiniz bir mesajınız olacak mı?

- Başlıca mesajım, çağırım okullarımızda çözüm bekleyen bir sürü sorun var. Bunlar kendiliğinden çözülmeyecek. Türk Dili mecburi ders olabilmesi için, kendi tarihimizi ve kültürümüzü öğrenebilmemiz için ana babalar bu konularla yakından ilgilenmeli ve bu hususta öneriler sunmalıdır. Aynı şekilde okullarda verilen eğitim felsefesi değişmeli ve çok kültürlü eğitime geçilmelidir. Burada şunu hatırlatmakta yer var. Bulgaristan ayrımcılık tehlikesine karşı bir yasa kabul etti. Bu yasanın 35. Maddesinde deniliyor ki, “eğitim organları, müfredat plan ve programları derslerde çocuklara “başkalığı” kötü imaj yaratmayacak biçimde öğretmelidir”. Halbuki Bulgaristan’daki tarih ve edebiyat kitapları Uyanış devrinden beri aynı tezleri savunmakta. Müslüman Türklerle ilgili yanlış ve olumsuz imaj yaratmakta. Bunun sonucunda da bizim çocuklar kendi kimliği ile bırakın övünmeği Türk olduğunu açıklarken sıkılıyorlar. Çoğu zaman göğsünü gere gere Türk olduklarını söyleyemiyorlar. Bu konuların üzerine gidilmeli. Evet, ben de bu toplumun bir parçasıyım denmeli. Sıkıntılı dönemlerden geçtiğimizin bilincindeyim, ama yarın öbürkün bu ekonomik sıkıntılar geçecek. Yarın öbür gün önümüze kültür konuları çıkacak. Onların üzerine şimdiden gitmezsek, o an geldiğinde geç olacak. Çünkü kültür ve eğitim konusu süreci bir yerden koptuğu zaman yeniden eklenmesi çok zor ve güç oluyor. Bizim bugün önümüzde duran en önemli konu her alanda uzman elemanlar yetiştiremediğimizden kaynaklanıyor. Günümüzde mevcut 52 üniversite ve kolejde bir profesörümüz yok ve sadece üç doçentimiz var! Bir profesör olmanın on beş yıl aldığını varsayarsak, bugün atılan temel on beş yıl sonra tamamlanacak. 5 yıl sonra ekilen ağıcın meyvesi yirmi yıl sonra alınacak.

- Değerli Hocam, hakikaten de gösterilmek istendiği kadar yeteneksiz miyiz?

- Eski bir gazeteci dostumuz Sofya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde dahi bir Türk profesörün olmamasına şu yorumu yapardı, “Ya biz Türkler çok yeteneksiziz ki, kendi anadilimiz alanında bile en yüksek derecede akademisyenler yetiştiremiyoruz ya da sistem tarafından bilinçli olarak bu hale getirildik, olanak sağlanmayarak engellendik”? Benim kanaatime göre yorumun ikinci kısmı geçerlidir. Gelişmemiz için bize gerekli olanak ve şartlar yaratılmıyor.''

Logged

Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir!
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #5 : Mart 02, 2012, 20:48:57 »

Arkadaşlar başlığı değiştirmemi istermisiniz? Kuzey ve Güney , ikisi aynı başlık altında paylaşılıyor. "Bulgaristan'da Türkçe Öğretmenler Dernekleri kuruldu" diye başlık olsa daha uygun olur kanısındayım?!
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
gürcan
Ali Osman GÜRCAN
Onursal Üye
*****

Popülarite: 141
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.092


« Yanıtla #6 : Mart 02, 2012, 22:17:24 »

Evet iyi olur, dün diğer haberi görünce ben de aynı şeyi düşündüm.
Logged

Türkçe Demek Türk Demektir. Ne Mutlu Türküm Diyene.
ebebkuşağı
İlgili Üye
**

Popülarite: 43
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 86


« Yanıtla #7 : Mart 04, 2012, 00:25:20 »

 
Son zamanda beni en çok mutlu eden bir haber bu. Türkçe öğretmenlerinin dernek kurması çok önemli. Umarım Bulgaristan Türklerinin dilimizi koruma, geliştirme konusunda başarılı olurlar. Dernek Başkanı sayın Emine Halil'e ve dernek üyesi tüm meslektaşlarıma çalışmalarında özveri, sabır,azim ve nihayetinde başarılar diliyorum.
Yolunuz açık olsun!
Tüm meslektaşlarıma saygı ve en güzel dileklerimi sunarım

Havva PEHLİVAN
Logged
Can Destan
" Panta rei !"
Onursal Üye
*****

Popülarite: 954
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.882


Deliorman'a Türkçe kitaplı el uzat!


« Yanıtla #8 : Mart 04, 2012, 09:23:44 »

Kuzey- Doğu Bulgaristan
Türkçe Öğretmenleri ve Gönüllüleri Buluşması
25.02.2012 – ŞUMEN

RUSÇUK BÖLGESİNDE TÜRK DİLİ EĞİTİMİ /1992 -2012/
_____________________________________________

1. Anadili eğitimi ve Bulgar yasaları.

2. Rusçuk Bölgesinde Türkçe eğitiminden istatistik bilgiler.
          3. Türk Dili eğitiminde spesifik sorunlar ve zorluklar.
          4. Sorunların aşınılmasında ki teklifler.

SAYGIDEĞER T. C. BURGAS  BAŞKONSOLOSU, SEVGİLİ MİSAFİRLER VE KATILIMCILAR,

Bir kişinin, bir toplumun, bir milletin özünü, benliğini, kültürünü kaybetmemesi için gereken en önemli unsurların başında anadil gelmektedir!  İletişimin sağlanması için dil ne kadar gerekli ise benliğin ve kültürün korunması için anadil de o kadar gerekli ve önemlidir.

1. Anadili eğitimi ve Bulgar yasaları.
Bulgaristan Anayasası’nın 36. maddesinde, Anadili Bulgarca olmayan vatandaşların Bulgarca eğitiminle yanısıra, kendi anadilini kullanmak ve okumak hakları olduğunu yer almaktadır.
 Bulgar Milli – Eğitim kanunu 8. Maddesinde Anadili Bulgarca olmayan öğrencilerin, Belediye okullarında Devlet tarafından koruma ve kontrolü altında  kendi Anadillerini okuma haklarına sahip oldukları açıklanmakatadır.
Milli – Eğitim kanunu uygulaması / 8., 89., 98., ve 102. maddelerinde/ , 183 / 27.10.1994 Başbakanlık  kararı ve bu tür yazılarla alınan kararlar, Bulgaristan’da Anadili eğitiminin yasal boyutlarını açıklamaktadır.

2. Rusçuk Bölgesinde Türkçe eğitiminden istatistik bilgiler.
Bulgaristan’da Anadil olarak Türkçe öğrenim yasal garanti altına alınmıştır ama uygulamadaki eks...likler ve yanlışlıklar Türk çocuklarının anadillerini öğrenememelerine yol açmaktadır. Okullarda Türkçenin seçmeli ders olması, güncelleştirilmiş görsel ve basılı yeterli kaynağın olmaması, ailelerinde bu konuda bilinçlendirilememesi sebeplerden bazılarıdır.



 Rusçuk İlçesinde, 1992/93 eğitim yılında Semercievo / Semerciköy/’de 7 grupta 91öğrenci, Rusçuk’da V. Levski İ.Ö.O. 5gr. – 65, N.Obretenov İ.Ö.O. 5gr. – 65, toplam 221 öğrenci Türkçe okumaktadır. Daha sonraki yıllarda P. Yavorov İ.Ö.O.’da 1gr.,  Miladinovi kardeşler İ.Ö.O. – 1gr., A. Kınçev İ.Ö.O. – 1gr. , 2000’den – V. Aprılov’da 3gr.-  toplam 384 öğrenci Türkçe okumaktadır.1998/99 ve 2001/2002 , Rusçuk ilçesinde 24 grupta 384 öğrenci Türkçe eğitim almaktadır. Son 2011/2012 yılında V. Aprilov İ.Ö.O. 2gr. – 28 öğrenci, V. Levski İ.Ö.O. – 2gr. 26 öğrenci, toplam 4gr. – 54 öğrenci Türk Dili eğitimi almaktadır.

V. Levski Lisesi, Miladinovi İ.Ö.O., Semerciköy İ.Ö.O., V. Aprılov İ.Ö.O.


Rusçuk ili, Vetovo ilçesinde, 1992/ 93 eğitim yılında Vetovo, Glocevo/ Locova /, Smirnenski / Beyalan/, Bızın okullarında Türk Anadili 33 grupta okunmaktadır. Grupta ortalama 16 öğrenci sayısı olarak, 528 öğrenci eğitim almaktadır.1997/ 98 ve 1998/99 yıllarında  grupların sayısı 40 ve 640 öğrenciye ulaşmıştır. 2011/2012 Glocevo/ Locova/ da 6 gr. – 106 öğrenci, Smirnenski / Beyalan/da 4gr. – 93 öğrenci, Vetovo’da 4 grup – 52 öğrenci, toplam 14 gr. – 251 öğrenci Türk Dili eğitimi almaktadır.



V. Levski Lisesi,  Smirnenski İ.Ö.O. ,  Glocevo İ.Ö.O. , Bızın İ.Ö.O.

Rusçuk İli, Slivo pole ilçesinde, 1992/93’de Slivo pole ve Borisovo’da 9 grupta 144 öğrenci, Büyük ve Küçük oranköyünde 8 gr. – 128, Yüdelnik /Ödennik/’te 5gr.- 90, Koşarna’da 2gr. – 32, toplam 484  öğrenci Türkçe eğitim almaktadır. 2008/09’da 3 grupta – 40 öğrenci  Türkçe okumaktadır. 2009/ 2010 yılından Slivo pole ilçesinde Türk Dili eğitimi yoktur.


Slivo pole ve Borisovo, Stanbolovo, Golyamo ve Malko vranovo, Koşarna, Yüdelnik

Rusçuk İli, Dve mogili, Borovo, Ivanovo ilçelerinde, 1992/93 yılında Dve mogili’de 4gr.- 16, Trıstenik’de 5gr. – 60, Svalenik /Sonelik/’ de 2gr. – 32, Dolna studena’da 2gr. – 32 , toplam 16gr. – 256 öğrenci Türkçe eğitim almaktadır. 2001/ 2002 yılından sonra bu sayı devamlı düşmektedir ve 2005/2006’da 6gr. – 96 öğrenciye düşünce, 2006/2007 Türkçe eğitimi sona ermiştir.

   Dve mogili Lisesi, Obretenik İ.Ö.O., Trıstenik İ.Ö.O., Svalenik İ.Ö.O.

Rusçuk ilinde, genel olarak, 1992/93 eğitim yılında 18 okulda, 95 grupta e 1520 öğrenci Türk Dilinde eğitim almaktadır. 1998/99’da zirvesine ulaşmış ve 103 grupta 1648 öğrenci Türkçe okumaktadır. Resmi verilere göre 2001/ 2002, 26 öğretmen /15 üniversite, 1 kolej, 10 lise mezunu/ tarafından 25 okulda, 94 grupta 1560 öğrenci  Türkçe seçmeli ders olarak okunmaktadır. 2005/2006da ise  bu rakkam 1103 ve 63 grupta Türkçe okumaktadır. 2011/2012 yılında Seçmeli Türk Dili dersleri, 6 üniversite mezunu öğretmeni tarafından 4 yerleşim yerinde 15 grupta toplam 303 öğrenci Türk Dili eğitimi almaktadır.

1992 – 2012 Rusçuk ilinde Türk Dili Eğitimi / grup sayısı /

   
Rusçuk , Slivo pole, Vetovo, Dve mogili, İvanovo, Borovo ilçeleri
                   Öğrenci sayısı

Rusçuk ili -2011/ 2012 eğitim yılı
-   Rusçuk merkez – 54  öğrenci
-   Vetovo ilçesi – Glocevo /106/, Beyalan /93/, Vetovo /52/, toplam - 251

3. Türk Dili eğitiminde spesifik sorunlar ve zorluklar.
Rusçuk Milli – Eğitiminde Türk Dili Müfettişi tarafından Milli – Eğitim Bakan Yrd. Mukades Nalbant’a yazdığı 02-09-14/08.08.2007 No lu mektubunda şu sorunlar  yer almaktadır :
3.1. Türkçe derslerinde 1.- 8. sınıf müfredat programları -  1993 yılında yazılan programlar, öğrencilerin güncel ihtiyaçlarına uygun olmayınca, eğitimde yeni metodlar uygulanmamaktadır.
3.2. Türkçe Ders kitapları – Ders kitapları 1992 de basılmıştır.Kitapların içeriği okulda ve gündemde yeni şartlara uygun değildir. Birçok okullarda öğretmenler 2-3 ders kitabınla ders yapmaktadır.
3.3. Kadro – Türkçe ders öğretmenleri devamlı işe alınmamaktadır. Her yıl başında müracaat etmek zorunda kalmaktadır. Öğrenciler her yıl dilekçe vermek zorunda kalınca , öğrencilerde ve velilerde demotivasyon meydana çıkmaktadır.

 4. Sorunların aşınılmasında ki teklifler.

4.1. 1.- 8. sınıf seçmeli Türkçe Ders  müfredat programlarının yenilenmesi.

4.2.  5. – 12. Sınıf zorunlu Türkçe Ders müfredat programları yazılması.

4.3. Ders kitapları içeriği devlet isteklerine göre uygulanmalı.

4.4. Karma sınıflarda çalışma metodları yazılması.

4.5. Yeni, gündeme uygun kitaplar yazılması.

4.6. 5. – 12. Sınıflarda Zorunlu Türkçe derslere çalışma defterleri hazırlanması.

4.7. Öğrenciler her yıl başında değil, sadece Türkçe eğitime başlarken başvuru formları  doldurmalı.

4.8. Türkçe dersleri diğer zorunlu derslerle birlikte programda yer almalı.

Bu teklifler 5 yıl önce yazılı olarak MEB verilmiştir. Bugünkü istatistik bilgiler sonuçlarına bakarak, bu tekliflerin nekadarı gözönüne alınmıştır – herkez kendi bir sonuca varabilir. Türkçe eğitimi bir çıkmaz sokağın başında olmasının sebepleri sadece yukarıda söylediklerimiz değildir. 2006 – 2007 yılında Milli – Eğitimde başlayan reform ve yeni okul bütçe uygulamaları ilkönce seçmeli derslere ve küçuk okullara vurmuştur. Türk Dili dersleri zorunlu dersler arasına girmesi halen söz konusu olamaz, bu dersler Bulgarca ve matematik derslere  ‘kanunen’ aittir. Kriz döneminde, geçim  savaşı , okullarda ki öğretmenler meslekdaşlarına karşı  höşgörülü davranışlarını bir yana atarak, öğretmen arkadaşlarına ve öğrencilere karşı milliyetçi hareketlerini esirgemez olmaktadırlar.
   YUNESKO tarafindan 1999da  21 Şubat – Uluslararası Anadili Günü, dil zenginliğini korunması amacı ile   alınmış bir karardır. Biz - Türkiye ile Kültürel ilişkiler Derneği GÜNEŞ, 2006 da Rusçuk’da bu günü kutlama kararını almamıızın ilk aşamada amaçları farklı da olsa, 7 yıl sonra nekadar ileri görüşlü bir karar olduğunu günden güne daha iyi anlamaktayız. Tam bu yıllarda /2006, 2007, 2008/  Türkçe eğitimin birden erimeye başlaması – son istatistik bilgilerde ve öğrencilerin sayısından belli olmaktadır .... 2006 yılında 1103 den, bugün 303 düşmüştür...Derneğimizin temel amaçlarından biri – kültürümüzü korumaktır. Türk Dili eğitiminde temel kurallarını  öğrenemezsek, dilimizi bilmezsek, kültürümüzü nasıl koruyabiliriz?!
Bugün burada tarihi bir adım atmaktayız. Kuzey – Doğu Bulgaristan Öğretmenleri bir araya gelmeye çalıştık ve toplantının sonunda önemli ve verimli kararların alınacağından da şuphemiz yoktur. Bizi biraraya getirme çabasında bulunanlara ve organizasyonda emeği geçenlere cani gönülden teşekkür ediyor, hep birlikte daha aydın ufuklara yelken açacağımızı umuyoruz!


Saygılarımla:
Mecbure Efraimova, Türkiye ile Kültürel ilişkiler Derneği GÜNEŞ Başkanı
www.gunes-ruse.com

25 Şubat 2012, Şumen
 * * *
Bu çalışmayı sitemizde yayınlamayı mümkün kılan sayın Mecbure Efraimova hanıma ,kendi ve sitenin sürekli okurları adına
candan teşekkür eder , Türkçemiz,Ana dilimiz çalışmalarındaki  pahasız çalışmalarında ,müsadenizle, hepimizin adına, başarılar dilerim!
                            alkis

« Son Düzenleme: Mart 04, 2012, 09:28:16 Gönderen: Can Destan » Logged

" İRADENİ İDARE ET,VİCDANININ ESİRİ OL !" -  Mevlana
                                 *
gürcan
Ali Osman GÜRCAN
Onursal Üye
*****

Popülarite: 141
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.092


« Yanıtla #9 : Mart 04, 2012, 23:00:44 »

       Toplantının akışı içinde önce Türkçenin tarihi gelişimi, sonra Bulgaristan'daki Türkçe eğitimi daha sonra Türkçe'nin bugünkü durumunun ele alınması sırasıyla konuşmalar yapılmıştır.

       İlk olarak Türkçe'nin Tarihi Gelişimi konusunda konuşma yapan Şumnu Konstantin Preslavski Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlisi Sayın Bayan Emine Halil hanımefendi şöyle konuşmuştur;

       25 Şubat 2012’de, Kuzey Bulgaristan’ın Şumnu kentinde Uluslararası Anadili etkinlikleri çerçevesinde Sivil Toplum Dernekleri temsilcileri tarafından Şumen Otelinde bir toplantı gerçekleştirdik. Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri ve Gönüllüleri olarak buluştuk. Yaptığımız görüş alışverişi süresince, çözüm yolları ve önerileri tartıştık. Bunun sonucunda daha çok etkili, ortaklaşa, eşzamanlı ve toplu bir güç olarak hareket edebilme, sorunları ilgili kurumlara ve kamuoyuna duyurup taşıyabilme, ülke genelinde ya da yurtdışında Hizmet İçi Eğitim Kursları düzenlemesinde yardımcı olma, ders içeriklerinin, yardımcı malzemelerin güncelleştirilmesi ve daha birçok önemli konuda yardımcı, olumlu yönde etkili olabilmek için Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenler Derneği kurulmasına karar verildi. Daha çok alanı kapsayabilmek için bölgelerden temsilciler seçildi ve onlar da kendi aralarında yönetim kurulunu seçtiler, arkadaşlarımızın isteğiyle Dernek Başkanlığına seçildim.
       Bulgaristan Türkleri için önemi büyük olan bu özel günde, bütün Türklüğün toplandığı ve birleştiği tek kelime olan “Türkçe"üzerine bir değerlendirme yapmak istiyorum.
       Türkçe’nin Tarihi Gelişimi
       Türkçe veya Türkiye Türkçesi, ortak Altay dil ailesine bağlı Türk dillerinin Oğuz öbeğine üye bir dildir. Türk dilleri ailesi bünyesindeki Oğuz öbeğinde bulunur. Türkçe dünyada en fazla konuşulan 15 dilden biridirir.
Türkçe Türkiye, Kıbrıs, Irak, Balkanlar, Orta Asya ve Orta Avrupa ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır. Ayrıca bu dil, Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmî; Romanya, Makedonya, Kosova ve Irak'ın ise tanınmış bölgesel dilidir. Balkanlarda konuşulur.  Bunun aynı öbekte (Oğuz Öbeğinde) bulunan Azerbaycanca ve Türkmence, İran, Güney Azerbaycan, Azerbaycan, Afganistan, Gürcistan veTürkmenistan'da konuşulur. Türkçe birçok diyalekte sahip bir dildir.
Türkçe önceden Ural Altay Dil Ailesi içerisinde değerlendiriliyordu. Günümüzde böyle bir dil ailesinin varlığı tartışma konusudur. Talat Tekin ve bazı dilbilimcilerin söylemiyle Türk dili; Kuzeydoğu Asya dillerinin Altay dilleri bölümünde, Türk dilleri kolunda, Oğuz öbeğinde kalır. Bazı dilbilimciler ise böyle bir sınıflandırmanın olmadığını, tüm Türk Dilleri'nin ayrı bir genel dil grubu olduğu görüşünde. Öyleyse Türkçe, Türk dilleri ailesinde, Oğuz kolunda, Batı Oğuz ya da Selçuklu öbeğinde yer alır. Bunun yanında Türk Dilleri arasında en çok konuşulanı Türkçedir. Türkçe, Türkiye'nin ve Türkiye Türkleri'nin kurumsal dilidir. Türkiye'de Türk Dil Kurumu, Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti olarak bağımsız bir kurum olarak kurulmuştur. Türk Dil Kurumu dilin yalınlaşması, Türkçe ile ilgili bilimsel araştırmaların yapılması, yabancı kökenli sözcüklerin değiştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapmıştır. Ancak, 1983'te çıkarılan bir yasayla Türk Dil Kurumu, Atatürk'ün vasiyetine karşın kapatılarak aynı ad altında Başbakanlığa bağlı bir devlet dairesi kurulmuştur. Türkçe Mart 2009'da yapılan bir düzenlemeyle Kosova’nın Prizren, Priştine, Mitroviça, Vıçıtırın ve Gilan belediyelerinde kurumsal statüye sahipken, diğer bölgelerdeki kurumsallığı kaldırılmıştır. Makedonya'da da bazı belediyeler düzeyinde kurumsaldır. (Gostivar'da Makedon ve Arnavut dilleriyle birlikte.) Bulgaristan'ın %10 kadarının anadilidir ve Bulgar devlet televizyonunun Türkçe programları vardır. Kırcaali belediyesi ise iki dilde hizmet verir. Deliorman ve Doğu Rumeli'de okullarda seçmeli anadil dersidir. Yunanistan'da ise İskeçe ve Gümülcine'de seçmeli anadil dersidir ve dinî işlerde de kullanılmaktadır. Rodos'taki 2500 kişilik Türk azınlığı ise bu haklardan yoksundur. Bununla birlikte Romanya'da yaşayan 35.000 Türk devletçe kurumsal olarak tanınmıştır ve parlamentoda 1 milletvekilliği ile temsil edilirler.
       Irak'ta Türkmenlerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde Türkçe kurumsal dildir. Irak Türkmenleri günlük hayatlarında Güney Azericeyi ve Urfa lehçesini kullanırlarken, kurumsal yazı ve eğitim dili olarak Türkiye Türkçesini kullanmaktadırlar. Dolayısıyla Türkçe; Kerkük ve Telafer gibi kentlerde kurumsal dildir.  Irak meclisinde 10 Türkmen vekille temsil edilmektedirler.
       1960'larda işgücüne gereksinim duyan Avrupa, kapılarını Türklere büyük ölçüde açmış ve Türkiye'den Avrupa'ya yoğun bir göç yaşanmıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında Balkanlar'da yaşamaya devam eden Türkler ile birlikte bu insanların sayısı günümüzde neredeyse 6 milyona ulaşmıştır ve büyük bir çoğunluğunun anadili Türkiye Türkçesidir. Amerika ve Avustralya'da ise yaklaşık 500 bin kişi Türkçe konuşmaktadır.
       Kosova, Bosna-Hersek, Yunanistan, Gürcistan gibi ülkelerde ana dili Türkçe olmadığı hâlde Türkçeyi bilen insanlar da eklendiğinde Türkçeyi konuşabilen insan sayısı 83 milyonu geçmektedir.
       Kısaca Tarihsel gelişimi;
       Uzman Türkologlar Türkçenin doğuşu hakkında çok fazla bilgiye sahip değildirler. Altay dilleri üzerinde çalışan Prof. Dr. Osman Nedim Tuna, Türkçenin Batı Altaycadan ayrılarak ayrı bir dil biçimini almasını M.Ö. 6700'lü yıllara dayandırır. Bu az bilgiye sahip olunan ilk Türkçeye "Ana Türkçe" denir. Ayrıca bundan sonraki bazı yazılı kaynaklarda belirtilen dile "İlk Türkçe" denir. Türkçenin bilinen ilk abecesi Göktürk Alfabesidir. Bu abece Türkçenin yapısına tam olarak uymaktadır. Bundan önce de Türkçe yazılmaktaydı. Bu dil ise bazı Çin kaynaklarında ve Çin Yazılarıile geçer. Bazı uzmanlar Ana Türkçenin Hunca olduğunu söyler ve bütün Türk Dilleri bu dilden türemiştir. Türkçe ile ilgili kesin savlara ulaşılana kadar (MS 2. yy) Türkçe ile ilgili her bilgi Çin Kaynaklarından elde edilir.  Ancak Türkçe olarak ilk yazılı kaynak, M.Ö. 5. yy'dan kalma Issık Kurganı'dır.
       Eski Türkçe
       Bilinen en eski Türk yazıtlarından biri olan Orhun Yazıtları bu dönem Türkçesi ile yazılmıştır. Eski Türkçe dönemi ile ilgili bilgiye Orhun Yazıtları ve Yenisey Yazıtları'ndan da ulaşılabilir. Bunların dışında Irk Bitig gibi kağıda yazılı eserler, Eski Uygur dönemi de Eski Türkçe dönemi içinde değerlendirilir. Bu dönem, çağdaş Türk lehçe ve şivelerinden ayrı bir dönem olarak düşünülemez.
       Orta Asya'dan Anadolu'ya
       Türkçe, onu kullanan göçer evli ve yerleşik kavimlerin doğuda Japonya'ya, batıda ise Avrupa'ya doğru hareketiyle yayılmıştır. Afganistan ve Batı Çin civarında Moğolca; Rusya, Güney ve Güneydoğu Çin bölgesinde Tunguz; eski Sovyetler Birliğinin batısında Türkiye'ye, güneyde ise İran'a yayılan bir alanda ise Türk dilleri olarak değişmiştir. Güneyde bulunan başlıca Türk dilleri Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi ve Türkmen Türkçesidir. Oğuz boylarının kullandığı Gagavuz lehçeleri ve İran kaynaklı Horasan lehçesi, Türkiye lehçesi ile birlikte bugünkü Türkçenin bölümlerini oluşturmaktadır.
       Türk yazısını taşıyan en eski belge Kızıl kentinde bulunuyor. Yazılış tarihi 8. yüzyılın başlarına dayanmaktadır.
       Türk Dili Yenisey yazıtları gibi tabletlerden yola çıkılarak 1300 yıl önceye kadar kaynaklanabildiği gibi yazıtlarda kullanılan abecenin gelişmişliği bu dilin daha eski tarihlere dayandığının en somut delilidir. Bugünkü Moğolistan'da Orhun (öz adında Orkun) ırmağı yakınlarında bulunan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından başka, dönemin tanınmış veziri Tonyukuk'un da kendisi için diktirdiği Ulan Bator kenti yakınlarındaki iki taş, Orhun Yazıtları'nın başlıca örnekleridir. Divanü Lügati't-Türk, Türk dilini anlatan ve bu dilin yetisini göstermek için yazılan ilk sözlük yapıtıdır ve Kaşgarlı Mahmud tarafından 25 Ocak 1072'de yazılmaya başlanmış ve 10 Şubat 1074'te bitirilmiştir. Bu kitap içinde şu tümce bulunuyor: "Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur". Yapıt, Türkçenin varsıl dilbilgisi özelliklerini en çarpıcı biçimde yansıtan bir özelliktedir.
       Türkçenin kullanım alanını genişleten bir başka kişi, Karahanlı Devleti'nin üyesi, ikinci bir Türk ve Türkçe kültür abidesi olan Yusuf Has Hacib'dir. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig adlı yapıtı ile Türk dil birliğinin diğer önemli yazılı temelini attı. 1069-1070 yıllarında bu Türkçe yapıtı tamamladı.
       Ahmed Yesevi 12 yüzyılda Türk dilinde yazdığı "hikmet" adlı şiirleri bir araya getiren Türk tasavvuf edebiyatının bilinen en eski örneklerini içeren kitap ile Türkçenin kullanımını etkiledi.
       13/14.yy. yaşamını süren Yunus Emre Türkçenin, özellikle "Türkçe şiir dilinin" temel ustası ve abidesi olmuştur. Yunus Emre'nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu'da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın ve kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçenin ses yapısına uygun aruz olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçenin ses yapısına uygun biçimde dile getirir; şiirinde, duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür.
       Hacı Bayram Veli 14/15. yüzyılda Anadolu'da yaşamını süren Türk mutasavvıf ve şair olarak eserlerini Türkçe olarak yazdı ve Türkçenin kullanımını Anadolu’da önemli biçimde etkiledi. Hacı Bayram Veli, Anadolu'da dil ve kültür birliğinin sağlanması için Türkçe eserler yazılmasında Leme’at ve Gülşen-i Raz gibi eserlerin Türkçeleştirilmesinde etkili olmuş, kendisi de halkın anlayacağı dilden Ahmed Yesevi geleneğine uygun olarak şiirler yazmıştır. Devrinde Arapça ve Farsça eser vermek revaçta iken, Hacı Bayram Veli’nin halk ile ilişki kurabileceği Türkçeyi tercih etmesi belli bir olgunluğa işaret eder. Bu olgunluk Anadolu’da dil birliğinin sağlanması ve Türk kültürünün egemen olmasıdır. Türkçecilik akımı yandaşlarını da etkilemiş, bu sufiler özellikle Türkçe yapıtlar vermişlerdir.
       Yazıcıoğlu Muhammed, Eşrefoğlu Rumi gibi öğrencilerinin Envaru’l-Aşıkin, Muhammediye, Müzekkinü’n-Nüfus gibi eserleri Anadolu'da yıllarca kolaylıkla okunmuş, halkın elinden düşmemiştir. Ayrıca Akşemsettin, (1389/1390 - 1460), 15. yüzyılın en büyük sufilerinden biridir ve Türkçe ile, (örnek olarak Hayatın Maddesi ve Tıp adında) çeşitli eserler ortaya koymuştur.
       Türkçe ait olduğu Altay dil ailesinin en çok kişi tarafından kullanılan dilidir. 5500-8500 yıllık bir geçmişi olduğu sanılmaktadır. Genel    TürkçeninTürkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Tataristan, Özbekistan, Başkurdistan, Nogay, Kırgızistan, Kazakistan, Yakutistan, Çuvaşistan, Güney Sibirya gibi bölgeleri vardır.
       Yazılı Türkçe üzerine kaynaklarda (M.Ö. 1766 yıllık Çin kroniğinde) ilk kez tutanaklarda tanrı, ordu, kılıç ve kut (mutluluk) sözcükleri bulunmaktadır.
       Moğolca, Mançu-Tunguz, Korece ve Japonca ile yakın ilişkisi vardır. Bazı bilim adamları, ilişkinin ödünç alınmış sözcüklerden kaynaklandığını ve temelli olmadığını iddia etmiştir. Son zamanlarda yapılan karşılaştırmalı çalışmalar, bu tezin hatalı olduğunu, Türkçe ve Japoncanın temel ilişkilerinin bulunduğunu kanıtlamıştır.
       Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslaşma sürecini tamamlayan Türk Devrimi'nin ya da Atatürk devrimlerinin en önemli basamaklarından ilki, Cumhuriyet'in kuruluşundan 5 yıl sonra yapılan harf devrimi, ikincisi de Cumhuriyet'in kuruluşundan 9 yıl sonra yapılan Dil Devrimi'dir.
Dil Devrimi kısaca, Türkçe ile düşünmeyi, Türkçenin bütün bilim, sanat ve teknik kavramları karşılayacak yolda gelişmesini sağlayan eylemdir.
Her insan düşüncesini sözcükler arasında bağ kurarak oluşturduğu tümcelerle aktarır, bu açıdan bakınca Dil Devrimi aynı zamanda düşüncenin yenileşmesidir. "Dil Devrimi'nin gerçekleşmesini sağlayan etkenler, aynı zamanda onun amaçlarını ortaya koymaktadır. Uluslaşma etkeni dili yabancı öğelerden arındırma amacını, diğeri de kültür dili durumuna getirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçların olumlu sonuçlar vermesi, ortaya çıkan ürünlerin toplumun malı olmasına bağlıdır. Devletin desteği olmaksızın dilde yapılan devrim, bireysel bir eylem olarak kalır; topluma mal olmaz. Dil Devrimi'nin hazırlık evresindeki çabalar, bunun en güzel örnekleridir. Türk Dil Devrimi'nin hazırlık evresi olarak nitelendirebileceğimiz ve Tanzimat Fermanı ile başlayan dönemdeki dili yalınlaştırma istemi toplumu kapsayamamıştır. Ancak, Cumhuriyet'ten sonra, 1932 yılında devletin öncülüğünde Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kuruluşuyla dilde yapılan yenilikler, ulus çapında bir eylem olarak topluma mal olmaya başlayagelmiştir.." Türkçe, yapı bakımından çok varsıl bir dil olmakla birlikte, dünya üzerinde de hâlâ çok konuşulan bir dildir. Bu varsıllık her ne kadar içinde yabancı sözcükler bulundursa da, bu durum dilde hiçbir bozukluğa yol açmamıştır.” Bunun nedeni de, Osmanlı'nın, zamanında barındırdığı azınlıkların olmasıdır. Çünkü bu nedenle dilde çok fazla yabancı "sözcük alış-verişleri" olmuştur.
       (Kısaca)
       Bu Türk toplulukların hepsi aynı Türkçeyi konuşmaktadırlar, her birisi, bulunduğu coğrafya gereği az veya çok birbirlerini anarlar. Bunların konuştuğu ağızlar bugün Türkçe’nin şiveleri durumundadır. Türkçe bütün Türklüğün toplandığı ve birleştiği tek kelimedir.  XIX. Yüzyılın son, XX. yüzyılın ilk çeyreğinde, Kırım’da çıkardığı Tercüman gazetesi ile Gaspıralı İsmail bu iddianın karşısına çıkarak gazetesini bütün Türk illerine ulaştırmış ve dünya Türklüğünün anlaşmasını, İstanbul ağzına bağlı olarak gerçekleştirmeyi başarmıştır. Gaspıralı İsmail’in başlattığı bu hareket tek bir yazı dilinin Türk milletini nasıl birlik ve bütünlük içinde tutabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Bu itibarla birer Türk lehçesi olan Yakut ve Çuvaş dilleri dışında Türkler birbiriyle anlaşırlar. Türkiye Türkçesinin gelişmesi içinde Yeni Lisan hareketinden sonra en geniş çalışma Dil İnkılabı’dır. Dil İnkılabı, dil konusunu, önemi ve gelişme şartları bakımından çok yönlü ve sağlam bir zeminde ele alma ve olgunlaştırma hareketidir. 1928’de Latin alfabesinin kabulü, 1932’de M. Kemal Atatürk tarafından Türk Dili Tetkik Cemiyeti ( Türk Dil Kurumu)’nin kuruluşu bu hareketin önemli halkalarıdır. Bu devrede Türkçeye Devlet eli uzanmış ve Türkçeleşme hareketi devletin desteği ile yürütülmüştür. Bu Yeni Dil Devrimi Bulgaristan Türkleri tarafından da kabullenip, hemen uygulamıştır. Benden sonraki arkadaş da bunu ele alacak. Umarım dikkatle ve ilgiyle dinlersiniz.

       Türkçe düşünenlerle Türkçe konuşmak üzere.

       Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Mart 04, 2012, 23:04:10 Gönderen: gürcan » Logged

Türkçe Demek Türk Demektir. Ne Mutlu Türküm Diyene.
Sayfa: [1]
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Bulgaristan  |  Konu: Bulgaristan'da Türkçe Öğretmenler Dernekleri kuruldu. « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.03554 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog