Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 25, 2017, 07:17:18
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: Evladı Fatihan meselesi 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Evladı Fatihan meselesi  (Okunma Sayısı 15245 defa)
Taran Kedi
Moderator
Onursal Üye
*****

Popülarite: 483
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5.830


Tozcu


WWW
« : Mart 03, 2013, 00:24:51 »

Herkese selamlar,

Yazmayalı uzun zaman oldu. Yaklaşık 2 senedir köşede beklettiğim bazı meseleler var. Yavaş yavaş onları tartışmaya açmanın zamanı geldi diye düşünüyorum.
Bunlardan en önemli gördüğüm konu evladı fatihan meselesi. "Evlad-ı Fatihan" tam olarak nerden ve nasıl çıktı diye araştıran var mı acaba? Herkesin ağzında bir evladı fatihan gezip duruyor ama evladı fatihan aslında tam olarak nedir kaç kişi biliyor yada araştırıyor merak ediyorum.

Benim ulaştığım bilgilere göre evladı fatihan 1691 senesinde telafuz edilmeye başlanıyor. Evladı Fatihan kanunnamesi adıyla yazılı hayata geçip bugüne geliyor. Fatih in 1481 de vefat ettiğini göz önüne alırsak, 1691 senesinde çıkarılan Evladı Fatihan Kanunnamesi arasında matematiksel olarak 210 senelik bir uçurum bulunmaktadır.

Bir miktar ayrıntı aşağıda bulunmaktadır.
http://www.dallog.net/kavramlar/evladifatih.htm

Ayrıntıdan fazlası 1957 basımlı  Rumeli'de Yürükler, Tatarlar ve Evlad- ı Fatihan  kitabında saklı. Okuyan varsa bu konunun derinliklerini tartışmak isterim.
Logged





AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #1 : Mart 06, 2013, 21:01:03 »

İlginç bir konu, tarihteki gerçek anlamı kimleri ve hangi bölgeleri kaplıyor acaba?
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #2 : Mart 06, 2013, 21:14:29 »

Tarih: 23/R /1114 (Hicrî)(16.09.1702 Cumartesi)   Dosya No:16   Gömlek No:1456   Fon Kodu: İE.DH
Anadolu'dan Rumeli'ye gaza ve cihad niyetiyle kabile ve aşiretiyle geçip tavattun eden Evlad-ı Fatihan taifesinin iskan ve tahriri vaktiyle Hasan Paşa tarafından yapılmış ise de mürur-ı zamanla teşevvüşe uğradığından müceddeden tahriri zımnında Bayezid Ağa tayin ve Niğbolu tarafına izam olunduğunun tahririne dair defter.
      


Tarih: 14/Z /1117 (Hicrî)(29.03.1706 Pazartesi)   Dosya No:31   Gömlek No:2779   Fon Kodu: İE.DH
Niğbolu ve Silistre civarındaki evlad-ı fatihan zabiti Bayezid Ağa'nın iş'arı üzerine terk-i mesken edenlerin yerlerine iadesiyle iskanları ve halen Rumeli vilayetinde 92.000 evlad-ı fatihan bulunduğuna dair Niğbolu mutasarrıfına emirname.
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
aydinhoca
Kıdemli Üye
****

Popülarite: 29
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 318


« Yanıtla #3 : Mart 11, 2013, 09:11:47 »

RUMELİ’DE  EVLAD-I FATİHAN 

Hem Anadolu, hem Rumeli “askere eşme” bakımından sağkol, ortakol ve solkol olmak üzere üçer bölgeye ayrılmışlardı. Her kolun başında, devletin tayin ettiği bir kolağası veya alay beyi bulunurdu. Sefer zamanı, her kolun alaybeyi veya kolağası sorumlu oldukları kolda bulunan bütün kayıtlı timarlarda ki “eşkinci”leri sefere “eşerlerdi”.(Askere çağırırlardı.) Bunları sefer için toplayana serasker de denirdi. Bunlar özel olarak “asker sürücülüğü” ile görevlendirilirlerdi.
Sefer emredildiğinde, alaybeyleri, daha önce kayıt ettikleri timarlardaki askerleri belirli yerlerde toplarlar, yoklama yaparlar, talim yaptırdıktan sonra “sefer “ için ordu merkezlerine gönderirlerdi.
Sefer görevine, ayni şekilde “Evlâd-ı Fatihan Ocakları” da iştirak ederlerdi. Bunlar Rumeli “Yörükânı” idiler. Bu ocaklar, her biri yüz kişiden meydana gelen “bayrak”lar teşkil ederek sefere katılırlardı. Sefer hizmeti bittiğinde; “Bayraklar sarılsın.! “ emri verilir, bir meydanda toplanan bütün bayrak bölükleri, bir merasimle, bayrakları sararlar, burada onlara ayrıca “memhurları”(ulufeleri) verilir, ve yeni bir sefere çağırılıncaya kadar beklemek üzere, geldikleri yerlere geri gönderirlerdi.
 Evlad-ı Fatihan, Rumeli’ni fetheden gazilerin soyundan geldikleri için, bunlar soy olarak asker sayılır, dedelerinden kendilerine geçen mülkleri bulunurdu. Sefere iştirak edenlere, dirlikler ve belli miktarda maaşlar da verilirdi. Sefere iştirak etmek, hem şeref, hem de bir maişet kapısıydı. Evlad-ı Fatihan, bazı vergilerden muaf tutulurlardı.
“Türk Uşakları”, Fetihler Dönemi kapandıktan sonra, herhangi bir şekilde Rumeli’ye geçirilip, iskâna tabi tutulmuş, Türk halkıydı. Anadolu’da isyan eden, veya uzun süren, sık sık, yaşanan kuraklık, kızıl çekirge veya su baskını gibi âfetler sonunda bulundukları bölgeleri terk etmek zorunda kalan, bazı Türk grupların, Rumeli’ye geçirilmesi ve devletin uygun gördüğü yerlere iskân edilmesi ile burada yerleşmiş Türklerdi. Bunlar da, asker sayılır, belli zamanlarda, eğitime alınırlar, hudut boylarındaki, derbendlerdeki, kale ve palangalara, Akdeniz Adaları’ndaki kalelere ve şehirlere muhafız asker olarak gönderilirlerdi.
   “Türk Uşakları” da, “Yörükan” gibi normal askerlik görevleri dışında, sefere “eşildiklerinde”(çağırıldıklarında), “bayrak”lar halinde seferlere iştirak ederlerdi.
Çeşitli sebeplerle birçok Türkmen Oymağı ve Osmanlı Devleti topraklarına katılan Anadolu Beylikleri’nin başındaki beylik ailesi ve asilleri , genellikle Karesi toprakları üzerinden Rumeli’ne geçirildi.
Yörükleri askeri eleman olarak gören devlet Rumeli’nde yaşayan Yörükleri de hukuki düzenlemeye tâbi tuttu. Bunlara; 1690 dan itibaren “Evlâd-ı Fatihân” diye, şerefli bir isim de verilmişti.  Evlâd-ı Fâtihân; “fîsebilillâh gâza ve cihad niyetiyle Anadolu’dan Rumeli Yakasına geçip din-i mübin uğruna hizmette bulunurlardı” 
Harp zamanlarında bunlardan, taşımacılık ve top çekme gibi  geri hizmette askerî sınıf olarak istifade edildiği gibi , diğer zamanlarda da kale muhafızlığı , tersaneye kereste getirme gibi donanma hizmeti, madenlerde çalışma, top yuvarlağı dökümü , çeltikte çalışma , donanmada askerlik, kale  ve suyolu tamiratı , köprü yapımı gibi hizmetlerde istihdam edilirlerdi. “Tüfekendaz yiğitler” olan Rumeli Yörükânı askerleri; Avusturya , Gürcistan , Ejderhan  gibi ülkelere ve Kıbrıs , Eğriboz  gibi Devletin farklı yerlerinde seferlere iştirak ederlerdi.
Bunlar sefere giderken, yamaklar onlara ellişer akçe bedel verirlerdi. Yörüklerden bu hizmetleri için otuzar kişilik “Ocaklar”la timarlar teşkil edilmişti. Bu otuzar kişiden beşi “Eşkinci” adıyla silahlı savaşçı, diğer yirmi beş kişi de “Yamak” olarak isimlendirilmişti. Eşkinciler sefere dolayı avarız, nezil, celebkeşân, tekalif-i örfiye ve şakka’dan muaf tutuldular.  Verdikleri bedelden dolayı da bunlara “Elliciyan” denirdi.
Rumeli Yörükânı, deftere kayıtlı olur , başlarında sorumlu olarak “çeribaşı”lar  bulunurdu.
Her Yörük grubu için bulunduğu yerin özelliğine göre ayrı ayrı kanunnameler hazırlanmıştır. Yörükler Rumeli Eyaleti içinde “Sancak “ statüsünde bulunuyorlardı. Her bölgede bir Yörük Beyi veya “Mir-i Yörügân” denilen bir amirin yönetimindeydiler. Bunlar da “Yörük Sancağı Beyi”nin emri altında bulunurlardı. Rumeli Yörükleri için her bölgeye o bölgeye uygun kanunnameler hazırlanmıştı.
Mesela; evvelce Ankara civarından tehcir edilmiş olan  Kocacık Yörükleri Kanunnamesi 992 (1584)de, Naldöken Yörükleri Kanunnamesi 993 (1585)de, Tanrıdağı Yörükleri Kanunnamesi 999 (1590) de irade buyurulmuşlardı.
1565 tarihli Bosna Sancağı Kanunnamesi’nde Rumeli Yörüklerinin durumu çok ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
1608 ve 1610 senelerinde hazırlandığı anlaşılan  “Budin Kanunnamesi’nde” Yörükler ile ilgili durum şudur:
“Yaylak ve Kışlak Rûsumu:Yani kışlak ve yaylak resmi defterde yazılmakla lazımdır. Defterde yazıldığı takdirde Kışlak ve yaylağa her kim çıkıp kışlayıp ve yaylayıp otundan ve suyundan intifa edenlerden tahammüllerine göre resm alınmak kanundur. Defterde yazılan resmi veririz’ diye niza edemezler. Bu babta tahammüllerine göre resim alınır. Defter mucibince alınmaz.”
Yürükler, izinsiz iskâna geçemezlerdi. “Yürük oğlu Yürük kaydolanlar hiç bir şekilde yürüklükten çıkamazdı.”  İskân olunmaları gerektiğinde, Evlâd-ı Fatihan”lıktan çıkmak isteyip istemedikleri kendilerine sorulur, çıktıklarında, Evlâd-ı Fatihan iken muaf tutuldukları avarız, nezil ve celepkeşân vergileri gibi vergileri vermek zorunda kalırlardı.
Avusturya ile uzun süren harpler ile büyük insan ve gelir kayıplarına uğrayan devlet 1691 tarihinde Anadolu’daki Türkmen Cemaatleri’ni iskâna teşebbüs ettiği gibi Rumeli Yörükleri’ni de “EVLAD-I FATİHAN” adı altında silâhlı bir güç olarak yeniden teşkilâtlandırdı. 
“Evlad-ı Fatihan” olarak isimlendirilen Rumeli Yörükleri 1827-28 yılından itibaren  yeni bir nizamla yeniden ordunun yanında silahlı bir unsur olarak “Asaker-i Mansur misüllü talim” görerek görev aldılar.
Türkler; hiçbir şekilde yönetimlerinde yaşayan halkların dinlerine ve yaşayışlarına karışmamışlardı. En önemlisi de; birlikte yaşadıkları farklı inanç ve ırktan halklara adaleti eşit dağıtmışlardı. Belki de yüzlerce yıl birlikte yaşamalarının sırrı budur.
   Yüzyıllar boyu, her millet, kendi dinlerinde, kendi isimleriyle, birlikte yaşadıkları diğer milletler tarafından rahatsız edilmeden, hor görülüp rahatsız edilmeden,  yaşamışlardı.
Hiçbir kimse yüz yıllar boyu din değiştirmeğe zorlanmamıştı. Bundan dolayıdır ki, Rumeli coğrafyasında Hıristiyan ve Musevi halklarından, zoraki ve toplu bir din değiştirme olmamıştı.
Rumeli coğrafyasında Türk Hakimiyeti, insanlık tarihinin barış yüzyıllarıydı. 
Türklerden önce oralarda barış yoktu.  Türklerden sonra, oralara bir daha barış gelmedi. Ama o coğrafyanın en mağdur insanları, yüz yıllarca oralara barış ve adalet getirmiş Türkler oldu.
Logged
maradbeg
Yeni Üye
*

Popülarite: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 15


« Yanıtla #4 : Mart 12, 2013, 15:36:57 »

"Aydinhoca"m, verdiğiniz bilgiler, ardında ciddi bir etüdün varlığını işaret ediyor. Bu konuya dair daha geniş makalenizi hararetle bekliyorum
Logged
aydinhoca
Kıdemli Üye
****

Popülarite: 29
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 318


« Yanıtla #5 : Mart 12, 2013, 17:20:52 »

Sayın muradbeg
mail adresinizi yazarsanız, makaleyi dipnotlarla yollarım. malum burada yapılan paylaşımlarda dipnotlar gözükmüyor.
selamlar.
aydınhoca
Logged
maradbeg
Yeni Üye
*

Popülarite: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 15


« Yanıtla #6 : Mart 14, 2013, 15:17:51 »

Sevgili Hocam,
Yakın geçmişte sizleri rahatsız etmiş ve "Türkiye'deki Esir Kampları"na dair çalışmanızı talep etmiştim. Paylaşımızdan ötürü müteşekkirim. Bu aralar fırsat buldukça "Balkan okumaları" gayretindeyim. 93 Harbi sonrasında, Razgrad bölgesinde olduğunu zannettiğim "Umur Fakı"dan hicret etmiş bir ailenin "kızanı"yım. Büyük şair Yahya Kemal'in mısralarındaki "bizim diyar"a dair bir şeyler öğrenmek; hele hele o vahşi hicreti eni konu işlemek telaşındayım. İnşallah umduğum üzere yol alabilirim. Bu yakın ilginiz ve destekleriniz için çok teşekkür ederim.
« Son Düzenleme: Mart 14, 2013, 15:20:09 Gönderen: maradbeg » Logged
Karaisa
Çekingen Üye
*

Popülarite: 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8



« Yanıtla #7 : Mayıs 25, 2014, 12:38:09 »

Rumeli'de Yürükler, Tatarlar ve Evlad-ı Fatihan
 Yazar:M. Tayyib Gökbilgin

Kitabı tavsiye ederim.
Logged
Ozan
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : Ocak 28, 2015, 23:57:39 »

Evlad-ı Fatihan bölgeye Osmanlı politikası getirilen ve çeşitli mesleklerle(askerlik, imar çalışmaları vs) Osmanlı Devleti'ne hizmet eden yörük gruplarıdır. Bunun dışında bir de sürgün metoduyla getirilenler var, bunlara pek muteber gözle bakılacağını düşünmüyorum zira sürgün sebepleri genellikle devletle çatışma halinde olmaları. Bu yüzden her göçmenin "Evlad-ı Fatihan" sıfatını bünyesinde taşımasını doğru ve mantıklı bulmuyorum.
Logged
Sayfa: [1]
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: Evladı Fatihan meselesi « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.03015 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog