Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kasım 21, 2017, 10:55:42
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Pomaklar , Goralılar , Torbeşler  |  Konu: popüler kültür(POMAKLAR) 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 ... 3 4 [5]
Gönderen Konu: popüler kültür(POMAKLAR)  (Okunma Sayısı 23159 defa)
PAŞALI
Ziyaretçi
« Yanıtla #40 : Ocak 29, 2007, 10:20:41 »

 Bogutevolu üzerinden

Paşalı kardeş

Varan- 1: benim için yeni bir bilgi .. Dolayısıyla her yeni bilgi için bana bir şeyler öğretenlere minnetdarım. Buna benim cevabım şu: Libya kırallığı Kaddafi denen manyağın ihtlilalinden önce kendisini Türkiye Cumhuriyetinin bir vilayeti sayıyormuş. Ayrı bir devlet olarak görmüyormuş.. Hatta hatırlayan varsa Libyanın eski bayrağında ayyıldız vardı. Nasıl ki hepsi sonradanl değiştirdilerse : Mısır, Suudi Arabistan, Suriye bayraklarında da ayyıldız vardı. Halen Cezyir ve Tunus ta var olduğu gibi

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



 
                 Çeşitli kaynaklarda "Patzinak" (Bizans), Pecenaci, Pacinacae, Pezengi, "Bissenus" (Latin), "Peçenyeg" (Rus), "Badzinag" (Ermeni), "Beşenyö" (Macar) adları ile zikredilen Peçenekler, Cim ve Yayık (Emba ve Ural) nehirleri havalisinde bulundukları 9. asrın ilk yarısında, herhalde baskınlarla, Hazar doğu ticaret yollarının emniyetini tehlikeye düşürmeleri sebebiyle doğan Hazar-Oğuz ittifakı baskısına dayanamıyarak, kalabalık kütleler halinde Volga'yı geçip, yurtlarından çıkardıkları Macarların yerine: Don-Kuban havalisine gelmişlerdi (860-880 sıraları).

 

                 Bu, büyük göçün ilk hareketi oldu. Macarları önlerinden süren Peçenek ("Türk-Peçenek")'lerin gerisinde Oğuzlar, onların da gerisinde Kuman(Kıpçak)'lar Karadeniz kuzeyinden batıya yöneliyorlardı. Sibirya'ya doğru daha geride de Kimekler bulunuyordu. Peçenek'ler 889-893 yılında Etel-küzü'deki Macarları Karpatlar-Tisa'ya, uzaklaştırmak suretiyle, Don nehrinden Dnyeper'in batısına kadar uzanan bozkırlara yayıldılar.

               

                împarator K. Porphyrogennetos tarafından yazılan D Admmistrando İmperio'da. (948-952'lerde) kaydedildiğine göre, Peçenekler boy halinde idiler: Ertim (Erdem, Baçbuğ; Bayça, sonra Yavdı), Çor (ba' buğ: Kügel, sonra Küerçi), Yula (başbuğ: Korkut+an, sonra Kabukşın), Kü hey (başbuğ: îpa, sonra Suru), Karabay (başbuğ: Kaydu+m), Tolmaç (başbuğ: Kortan, sonra Boru), Kapan (başbuğ; Yazı), Çoban (başbuğ; Bata+n sonra Bula). Aralarından üçü (Ertim, Çor ve Yula) Türkçe "cesur" manasındaki "Kangar" adı ile zikredilen bu boylar 10. yüzyıl ortalarında, Karadeniz'e dökülen nehirlerin kıyılarında olmak üzere, şöyle sıralanmışlardı.

     

                Çoban (Don), Tolmaç (Don'un denize döküldüğü bölgede), Külbey (Donetz), Çor (Dnyeper doğusu), Karabay (Dnyeper-Bug arası), Ertim (Dnyes ter), Yula (Prut), Kapan (açağı Tuna). İlk üçü, Uzlar, Hazarlar, Alanlarla Kırım bölgesi ile temas halinde; Yula "Türkiye" (Macaristan) ile Kapan Tuna Bulgarları ile sınırdaş bulunuyorlardı. Boy adlarından bir kısmı eski Türk unvanları (Yula, Çor, Kapan=Kapgan, Kül, Bey) olup, başbuğ isimleri de daha ziyade renk ifade ederler: Küerçi= gök, mavi; Kahuşkın = ağaç kabuğu rengi=solgun, sarımsı; Sulu=kül rengi; Boru=boz; Yazı=esmer (bozkır rengi); Bula=alaca; Yavdı-parlak. Kaynağımızda her boyun kendi adı ile bitişik şekilde kaydedildiği bu renklerin, her boyun aynı donlarda (yani boy adının yanında, söylenen renkte) atlara sahip olduğunu göstermesi mümkün olduğu gibi , boylann ayrı ayrı bayrak renklerini ifade etmesi daha muhtemel görülmektedir.

               

                13. asırda boy sayısı 13'e yükselen Peçeneklerde şahıs adları arasında şunlar vardır: Aba, Balçar, Bator, Bıçkılı, Yeke, îl- beğ, Kure, Karaca, Temir, Teber, Sol. Aynca şu kelimeler Peçeneklere ait kale adlarıdır: Salma, Saga, Kerbahg. Peçenek kalelerinden diğer dört tanesinin adı henüz çözülememiştir. Bu kelimelerden Peçenek dilinin daha ziyade Kıpçak Türkçesi tipinde olduğu sonucuna varılmıştır.

               

                Peçenekler, tarihleri süresince, her biri kendi başbuğunun idaresinde olarak yalnız boy teşkilatı çerçevesinde kalmışlar, bir devlet (II) bütünlüğü düzenine girmemişler, fakat, savaş ve müdafaa zamanlarında bir arada ve ortak hareket etmesini bilmişlerdir (Kumanlar ve Uzlar da böyledir).

 
Peçenekler
Türk boylarından. Oğuzların Üç-ok koluna mensupturlar.
İslâm kaynaklarında “Beçene, Beçenek, Biçene”; Anadolu ağzında “Peçeneke, Beçenek” olan boyun adı, “iyi çalışır, gayret gösterir” mânâsındadır. Peçeneklere Bizanslılar “Patzinak”, Lâtinler “Bissenus”, Ruslar “Peçennyeg”, Macarlar “Beşennyö”, Ermenilerin “Badzinag” dedikleri, kaynaklarda yazılıdır. Asıl yurtları, Orta Asya’da, Seyhun (Siriderya) ile İdil (Volga) nehirleri arasındadır.

Dokuzuncu yüzyılda Hazar Hakanlığı ve Oğuzlar'ın baskılarıyla, asıl yurtlarını terk edip, batıya göç etmeye başladılar. Yayılma istikametleri Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlara doğru idi. Hazar Hakanlığı, Rus Knezlikleri, Bizanslılar ve Balkan kavimleriyle mücadele ettiler. 860-880 yılları arasında Don-Kuban nehirleri boyuna gelen Peçenekler, Macarları bu havaliden uzaklaştırdılar. Don Nehrinden, Dinyeper’in batısına kadar yayıldılar.

915’te, Rusların ataları olan Kiyef Rus Knezliği’ne, ilk Peçenek akını yapıldı. Rusları, Karadeniz kıyılarına indirmemek için, 915’ten 1036 yılına kadar, on biri büyük olmak üzere pek çok akın yaptılar. Peçeneklerin, Rusları Karadeniz’e indirmemeleri, Bizanslıların menfaatineydi. Bizanslılar, 1018 yılına kadar, Peçeneklerle dost geçinmeye çalıştılar. 1026, 1035, 1036’da, Balkanlara akın tertip ettiler.

Peçeneklerin iç mücadelesinde, önce Kegen’in, sonra da Turak’ın Hıristiyan olmasıyla, millî felaketleri başladı. Peçenekler, arasında 1048 yılında başlayan Hıristiyanlaşma, Balkanlarda sıkışmalarıyla hızlandı. Hıristiyanlaşan Peçenekler, millî benliklerini unutup, Türklüklerini kaybettiler. Bizanslılar, Peçenekleri yurtlarından alıp, başka yerlere iskân siyaseti takip ettiler. Bizans ordusuna da asker alındılar.

1071 Malazgirt Muharebesi'nde, Bizans ordusundaki Peçenekler, Selçuklular safına geçmeleriyle, Sultan Alparslan’ın zafer kazanmasında yardımcı oldular. 1176 Miryokefalon Meydan Muharebesi'nde de Anadolu Selçukluları safına geçtiler. Balkanlardaki Peçenekler, Anadolu’da Marmara kıyılarına kadar gelen soydaşı Selçuklularla münasebet kurdular. Peçenekler, Trakya’da Bizans kuvvetlerini üst üste yenerek, Edirne ve Keşan’a hakim olarak, Çekmece’ye kadar geldiler. Oğuzların Üç-ok kolu Çavuldur boyuna mensup olan İzmir Beyi Çaka Bey’in, kuvvetli bir donanma kurarak, Bizans’a ait adaları zaptetmesi, iki soydaş boyun, Bizans’a karşı ittifakına sebep oldu. Bizans’a karşı Peçenek, Çavuldur ittifakı, entrika yüzünden bütünüyle gerçekleşemedi. Bizanslılar, Peçeneklere karşı Kıpçaklarla anlaştı. Bizans’a kırk bin atlı ile yardıma gelen Kıpçaklar, Bizans ordusuyla beraber olup, Meriç Irmağı ağzında ve Enez yakınında Peçeneklerle karşılaştılar. 29 Nisan 1091 tarihinde Luvinyum Muharebesinde, Peçenekler yenildiler. Luvinyum Muharebesi, Peçeneklerin siyasî tarihinin sonu oldu. Peçeneklerden kırk bin aile, Arnavutluk kuzeyindeki Ohri Gölünün doğusuna yerleştiler.

Balkanlara dağılan Peçenekler, Müslüman olmadıklarından, Anadolu ve Hindistan’daki soydaşları gibi Türklüklerini muhafaza edemeyip, Slavlaştılar. Asıl çoğunluğu, Karadeniz’in kuzeyi ve Balkanlarda olmasına rağmen, günümüzde buralarda, Peçenek hatırasına rastlanmamaktadır. Anadolu’da, Peçeneklere ait coğrafî adlar hâlâ mevcuttur. Ankara vilayeti, Şereflikoçhisar kazası yakınındaki Peçeneközü vadisi, Maraş’ın Elbistan kazasında iki, Konya bölgesinde de dört yer adı, Peçeneklerin Anadolu’ya geldiklerinin hatırasıdır.

 Not:KONYA YUNAK KAZASI (yunak pomakça da genç deli kanlı)demektir

Kaynak: http://www.dallog.com/boylar/pecenek.htm
Logged
PAŞALI
Ziyaretçi
« Yanıtla #41 : Ocak 29, 2007, 10:32:13 »

Kıpçaklar (Kumanlar)
Avrupalıların “Kuman” adını verdikleri kuzey Türkleri.
Kıpçakları, Bizanslılar “Kumanos”, Macarlar “Kun”, Ruslar “Polovets”, Almanlar “Falben” adıyla bilirler. İslamî kaynaklar ise “Kıpçak” (Kıfşak, Hıfşak) diye zikrederler. Genellikle, beyaz tenli, sarı saçlı ve mavi gözlüdürler. Batı Göktürkleri'nin bir kolu olduğu söylenen Kıpçakların, Kimek, Yimek, Kanglı ve Oğuz gibi Türk boyları ile irtibatları vardır.

Karahıtayların baskını ile, Güneybatı Sibirya’da İrtiş ve Ural nehirleri arasındaki yurtlarından, 11. yüzyılda çıkarıldılar. Volga üzerinden batıya göçtüler. Özi (Dinyeper) Nehrine kadar Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlara hakim oldular. Buralar “Deşt-i Kıpçak” şeklinde kendi isimleriyle anıldı. Bölgede yaşayan Bulgar, Alan, Burtas, Ulah, Mordva ve Hazarlar'ı hakimiyetleri altına aldılar. Rus sınırında yerleşen Karakalpaklarla savaştılar. Ruslarla, uzun yıllar (1061-1220) süren savaşlar yaptılar. Esir aldıkları Rusları, Kırım’daki Bizanslı tacirler vasıtasıyla Akdeniz ülkelerine sattılar. Bilhassa Rus knezleri arasındaki mücadelelerde yardıma çağrılmaları sebebiyle, akınlarını büsbütün arttırdılar. On ikinci yüzyıl boyunca Ruslarla savaştılar. Rusların meşhur İgör Destanı, 1185’te Kıpçaklara karşı düzenledikleri, fakat yenildikleri seferi konu almaktadır. Beylikler hâlinde yaşayan Kıpçaklar, çevreyi bu şekilde kontrol altında tutmalarına rağmen, tam bir birlik sağlayamadılar.

1222 yılında Moğollar, Kafkasları Derbent geçidinden aşarak Kıpçaklar üzerine yürüdüler. Ancak Kıpçak Başbuğları, Rus knezleri ile işbirliği yapıp, Moğolları Kalka Nehrine kadar sürdü. 1223’te yapılan Kalka Meydan Muharebesinde ise Rus knezleri ve Kıpçaklar müthiş bir bozguna uğradılar. Birçok Rus köy ve şehri yakılıp yıkıldı. 1236’da Batu Han, batı seferine çıktı. Rusları yendikten sonra İdil ile Özi nehirleri arasındaki bozkırlarda yaşayan Kıpçakları dağıttı (1239). Kıpçaklardan bir kısmı, Özi’nin batısına gidip kitleler hâlinde Macaristan’a girdiler. Bir kısmı ise, Orda İdil (Volga) sahasına yani Bulgar Türklerinin yurduna ulaştılar. Bulgar Türkleri, Kıpçaklarla kaynaşıp Kazan Türklerini meydana getirdiler. Batu Han, Macaristan’ı da itaatine aldıktan sonra, ordularını İdil’e kadar çekti ve Aşağı İdil boyunda, Altınordu Devleti'nin temelini attı (1242).

Yerli Kıpçak Türkleri, işgalci Moğolları, kısa zamanda kültürlerinin etkisi altında erittiler. Devlet adeta bir Kıpçak devleti hâlini aldı. Moğolların sadece adı kaldı. Türkçe konuşup Türkçe yazmaya başladılar. Bilhassa Batu’nun oğlu Berke Hanın Müslüman olması, Moğollar arasında İslâmiyet'in hızla yayılmasına yol açtı. İslâmiyet, 922 yılında Bulgar Hanı Almas Hanın Müslüman olarak Abbasî halifelerine tâbi olmasından sonra, bölgedeki Türk boylarının ortak dini hâline geldi. Yüzyıllarca, Rusları, Sibirya soğuğuna mahkûm eden Kıpçak Türklerinin hakim olduğu Altınordu Hanlığı, Timurlular'la giriştiği mücadele sonunda zayıf düştü.

Altınordu’nun hakim olduğu bölgelerde, Kazan (1437-1552) ve Kırım (1430-1783) hanlıkları kuruldu. Bu hanlıkların nüfusu, Kıpçak Türklerinden meydana geliyordu. Kazan Hanlığı'ndaki taht kavgaları, Rusları iyice güçlendirdi. 1552’de Korkunç İvan, Kazan Hanlığını yıktı. 1783’te Kırım Hanlığı, Rusya hakimiyetine girdi. Osmanlılar'ın zayıf dönemlerini iyi kullanan Ruslar, işgal ettikleri bölgelerdeki cami ve medreseleri yakıp yıktılar. Birçok Müslüman, Osmanlı topraklarına göç etti. Geride kalanlar, Rusların korkunç zulümlerine maruz kaldılar. 1917 Bolşevik ihtilali ve sonrasında din tamamen yasaklandı. Fakat bölgede meskûn olan Müslüman ahali, benliğini İslâmiyet sayesinde korudu. 1990’lara doğru dinî inançların serbest bırakılması ile bölgede İslâmiyet, eski günlerine kavuşma yolunda hızla ilerlemektedir.

Macaristan ve Romanya gibi ülkelere gidip yerleşen Kıpçaklar, Hıristiyanlaşarak benliklerini kaybettiler. On ikinci yüzyıl ve sonrasında, Mısır’daki Eyyubî ve Memlûklu devletlerine satılan Kıpçak çocukları, zamanla devletin idaresini ele geçirdiler. 1250-1382 yıllarında, Mısır’ı Kıpçak asıllı Memlûk hükümdarları idare ettiler.

Kıpçak Türkleri, kendilerine mahsus bir lehçe ile konuşurlardı. Macaristan ve Mısır’da Kıpçak lehçesinde kitaplar yazmışlardır. Kırım’da ticaretle uğraşan Kıpçak Türkleri ile irtibat kuran İtalyanlar, Codex Cumanicus adıyla ticareti ilgilendiren Kıpçakça bir lügat kitabı hazırladılar. Ayrıca, Alman misyonerleri, bu kitabı dinî yönden tamamlayan ilâhiler kısmını yazdılar.
Logged
PAŞALI
Ziyaretçi
« Yanıtla #42 : Şubat 02, 2007, 06:15:21 »

Bugün Pomaklar Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk ve Bosna’nın arazisinde yaşıyorlar. Etnik kökenleri konusunda çeşitli görüşler bulunmasına rağmen tarihçiler anayurtları olan Orta Asya’dan Balkanlar’a geliş tarihleri konusunda birleşiyor ve XI. yüzyılda bugün yaşadıkları arazilere geldiklerini savunuyorlar. Etnik menşei konusunda ise görüş birliği hala sağlanmış değil. Bir görüşe göre Orta Asya’yı terk ederek, Ukrayna ve Romanya üzerinden Bulgaristan'a gelen Kuman Türklerinin torunları olan Pomaklar daha sonra dinlerini terk ederek, Müslümanligi benimsediler ve zamanla Osmanlılarla kaynaştılar. Bu görüşe göre ise Pomakların menşei Türk.

Başka bir görüş ise Pomakların daha orta Asya’da iken İslâmı kabul etmiş Bulgarlar olduğunu savunuyor.

Günümüz Bulgaristan’ın kurucusu Han Asparuh’un kardeşi Kotarg’ın Müslüman olması ve Kuman-Volga Bulgar devletini kurmasıyla oluşmuş bir toplum deniliyor. Yunanistan Pomakların en eski Yunanlılar olduğunu savunuyor. Makedonya ise Makedon olduklarını iddia ediyor. Konuştukları dile Pomakça deniliyor ama dünyanın hiçbir yerinde resmi dil olarak kabul edilmiyor. Konuşulan tüm ülkelerde Pomakça’nın içinde Türkçe kelimelerin sayısı hayli fazla. Günümüzde haritaya bakıldığında İstanbul, Gaziosmanpaşa semtinden başlayarak Adriyatik Denizine uzanan bir çizgide Pomakların yaşadığını görüyoruz. Yaşadıkları her ülkede de çeşitli dönemlerde baskılara maruz kalmışlar, içinde yaşadıkları topluma entegrasyon lafları altında asimile edilmişlerdir. Yüzyıllarca süren bu fiziki ve ps...olojik baskılar Pomakların benliğinde günümüzde derin yaralar açtığını görüyoruz.

Pomaklara Pomak denilmiyor

Bulgaristan örneğini ele alırsak bugün ülkede Pomaklara Pomak denilmiyor, resmi literatürde adları “Bılgaromohamedani” olarak geçiyor. Anlamı da “Mohammed’e inanan Bulgarlar” yani Bulgar Müslümanları anlamında. Bulgar hükümeti onları azınlık olarak tanımıyor. Osmanlı’nın bu yerlerden çekilmesinden sonra Pomaklara karşı uygulanan asimilasyon politikasının iki ağır aşaması yaşandı. Birincisi Çarlık döneminde, ikincisi de komünist iktidar zamanı. 1990 yılında yıkılan totaliter komünist rejimi daha 1912’de ve 1970 yıllarında Pomakların Türk isimlerini zorla Bulgar isimlerle değiştirdi, müslüman giyim ve adetlerini yasakladı. Pomaklar bu baskılara karşı gelerek ülkenin birçok yerinde hükümet güçleriyle çatıştı. Bunun neticesinde yüzlercesi hapislere atıldı veya öldürüldü. Geçmişte olduğu gibi bugün planlı bir asimilasyona maruz kalmasalar da kendilerini kenara itilmiş hissediyorlar. Bulgaristan’ın Avrupa’ya entegrasyon yolunu seçmesiyle çeşitli kurumların Pomaklara karşı tutumu değişmesine rağmen hala varolan önyargılar değişmiş değil. Bulgar devleti onları azınlık olarak tanımayı reddettiği için hükümet yardımları bu topluluğa ulaşamıyor. Üstelik bu azınlık yoğun olarak Rodoplar bölgesinde, ülkenin en yoksul kesiminde yaşıyor. 2000 yılında yapılan nüfus sayımına göre Pomakların sayısı 200 000 civarında, yani Bulgar nüfusunun % 2,5’ini teşkil ediyor.

Türkler gibi Pomaklarda zorla değiştirilen isimlerini geri alıyor

Ülke demokratik sürece girdikten sonra bir zamanlar zorla değiştirilen Türk isimlerini geri alan Pomakların sayısı az değil. Ne var ki, devlet kurumları bu konuda da zorluk çıkarmaya devam ediyor. 2004 yılına ait Batılı insan hakları kuruluşlarının raporlarında Yakuruda şehrinden örnek verilerek kendilerini Pomak olarak adlandırılan insanlar hükümet memurları tarafından ayrımcılığa tabi tutulduklarını belirtiyorlar. 2003 raporlarında ise Bulgar isimlerinin dışındaki adların alınmasında ve kullanılması konusunda herhangi bir yasaklama olmadığı belirtiliyor fakat Türklerde Pomaklarda isimlerinin geri verilmesi işlemlerinin çok zaman aldığı yönünde şikayette bulundukları vurgulanıyor.

58 yaşındaki Biyoloji öğretmeni Biserka Kalinova, tanıdıklarının kendisine Türk ismiyle, Hatça (Hatice) olarak hitap ettiklerini söylüyor ama 1986 doğumlu kızının Türk adı almak istemediğini belirtiyor. Annesine göre üniversite öğrencisi olan kızı Türk adı almaktan utanıyor. Zlatograd kentinde oturan Ahmet Sadık’ın torunları da Türk isimlerini geri almak istemiyorlar. Okulda herkes bizi Bulgar isimleriyle tanıyor diyorlar ama dedesi hiçbir zaman onları Bulgar isimleriyle çağırmamış. Pomaklarda kuşaklar arasında din, köken, gelenek görenek ve yaşam tarzı bakımından derin bir uçurum oluşmuş. Kendini Bulgar mı, Türk mü yoksa Pomak mı olduğunu bilmeyenlerin sayısı fazla. Bu konuda kesin rakamlar verilemiyor, çünkü yapılmış bilimsel araştırmalar yok.

Etnik kökenleri konusunda belirsizlik içindeler

Pomakların kendilerini hangi etnik kökenden hissettiklerine dair kesin rakamlar olmasa da genelleme yapılırsa ortaya üç tür cevap çıkıyor. Kendini Türk hissedenler, Bulgar hissedenler ve kökeni konusunda bir duyguya sahip olmayanlar. Kendisinin etnik menşei konusunda belirsizlik içinde olanlar daha çok genç kesimde yoğunlaşıyor. Geçmişte uygulanan ps...olojik şekillendirme, komünist sistemin beyin yıkama propagandası ve globalleşen dünyanın getirdikleri genç Pomakları bir boşluğa itti. Bu boşluk içinde ait oldukları dini ve etnik kökeni bulmaları zorlaştı. Hangi dine ve etnik kimliğe sahip olduklarını bilmeyen bu Pomakların benlikleri, bilinçli ya da bilinçsiz her zaman bu soruya cevap arıyor.

Pomaklar ülkenin siyasi hayatında da etkin bir rol alamıyorlar. Etnik azınlık olarak görülmedikleri için siyasi partiler problemlerine çözümler üretecek politikalar üretme konusunda isteksiz davranıyorlar. Kendilerini temsil edecek bir siyasi partileri ise henüz yok. Son genel seçimlerde Pomakların büyük bir bölümü üyelerinin çoğunu Türklerin teşkil ettiği Hak ve Özgürlükler Partisine oy verdi ama bu partinin kendilerini temsil etmediğini inananların sayısı da hayli fazla.

Azınlık olarak resmen tanınmayan, etnik aidiyetleri konusunda belirsizlik içinde olan ve kendilerini ülkenin siyasi yaşamında temsil edecek bir oluşumu olmayan Pomaklar geçmişin belirsizliğiyle geleceğini arıyorlar.
     
Logged
Sayfa: 1 ... 3 4 [5]
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Pomaklar , Goralılar , Torbeşler  |  Konu: popüler kültür(POMAKLAR) « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.02687 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog