Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 25, 2017, 07:13:46
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: **KUMAN-KIPÇAK lar** 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] 3 4 5
Gönderen Konu: **KUMAN-KIPÇAK lar**  (Okunma Sayısı 34258 defa)
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #10 : Mayıs 19, 2007, 21:56:09 »

himm demek hidrojen Cheesy wow
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
PAŞALI
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : Mayıs 19, 2007, 21:59:18 »

   Ne o alıkamadın mı e normaldir ne deyim allah hidayete erdirsin
Logged
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #12 : Mayıs 19, 2007, 22:12:02 »

   Ne o alıkamadın mı e normaldir ne deyim allah hidayete erdirsin

eve t dogru soyluyosun Cheesy konu ile yakindan alakali ya

demek hidrojen ha Cheesy
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #13 : Mayıs 20, 2007, 00:46:27 »

<a href="http://www.youtube.com/v/GQgCi3UZr8Y" target="_blank">http://www.youtube.com/v/GQgCi3UZr8Y</a>

kipcaklar hakkinda, birden fazla bolumu var bu sadece biri ,  adana ceyhan kirim dernegi tarafindan hazirlanmistir!
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
PAŞALI
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : Mayıs 24, 2007, 22:12:20 »

Pomak Türkleri?nin kökeni - 2

Kuman/Kıpçaklar?ın kökeni

Bu yazımda Kıpçaklar?ın kimliği ve kökeni hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Kaynak olarak yine bu konuda en çaplı çalışmayı ortaya koyan Ahmet Gökbel?in ?Kıpçak Türkleri? isimli kitabından yararlanarak.

Bir iki görüş dışında bütün tarihçiler Kıpçaklar?ın bir Türk boyu olduğunda hemfikirdirler. Kuman-Kıpçak kabilelerinin etnik menşei sorunu, Türkolojinin en çapraşık problemlerinden birisidir.

Buna rağmen, Kumanlar?ın ırkî özellikleri bazı araştırıcıları, onlarla Âri?ler Hint-Avrupalılar) arasında ilgi kurmaya sevketmiştir. Gerek soy, gerek kültür bakımından Türk?ü Moğol?dan pek ayıramadıkları bilinen Marquart, Pelliot, Barthold ile aralarında Rassovsky?nin de bulunduğu batılı bilginler, tam Türk olarak saymadıkları Kuman-Kıpçak tipinin nihayet Moğol bölgesinde Türkleşmiş bir Hint-Avrupalı kavimden ileri gelebileceklerini belirtmişlerdir.

Buna karşılık M.Ö. II. Yüzyılda Tanrı Dağları?nın Kuzey yamaçları ile Isık Gölü dolaylarında yerleşmiş olan ve başbuğları ?Kum-no? veya ?Kum-ni? (Kum-beğ, Kun-bi) diye anılan Hun soyu ve kültürüne mensup ve Türkler?e mahsus bir Kurt efsanesine sahip ve milâttan sonraları da varlıklarını sürdüren Wu-sun (veya U-sun) kavminin Çin kayıtlarında kırmızı şaçlı (kumral) yeşil-mavi gözlü olduğu ifade edilmiştir.

Kıpçak-Kuman-Kun meselesine dâir son araştırmaları yapan Czegledy?e göre durum şu şekildedir. Kumanların Batı?ya göçünden önce Orta Asya?da İtil-Seyhun-İrtiş arasında Oğuzlar; Tobol, İşim çevresinde Kıpçaklar bulunuyordu. Daha Doğu?da Nan-Şan bölgesinde Sarı ?Uygurlar yer alıyordu. Hoang-ho dirseği dolaylarında Nesturi (Hristiyan) Öngütler vardı. Kunlar da bu civarda yaşamaktaydılar.

Bahaeddin Ögel, Kıpçakları Kuzey Türkleri?nden kabul eder. O?na göre Kuzeybatı Sibirya?da İrtiş nehri ile Ural nehri arasında yaşayan Türkler?e genel olarak Kıpçak adı kullanılmıştır. O, Bulgarlar ve Macarlar?ın başlangıçta Türk tesirlerini, en çok Kıpçaklar?dan aldığını ve 6. Yüzyılda Bulgarlar?la Macarlar?ı bu bölgelerden kovan Sabır Türkleri?nin de kök itibariyle Kıpçaklar?dan olabileceğini belirtmektedir.

Kaynaklarda Kimek, Kun gibi Türk zümreleri yanında zaman zaman Başkurt, Uz, ve As gibi müstakil sayılan boylar da Kıpçaklar içerisinde veya onlarla birlikte zikredilmişlerdir. Bazı tarihçilere göre de Kıpçak, Kanglı, Kimek ve Kun gibi kabileler geniş anlamda Kıpçak zümresinin ayrı şubelerinden ibarettir.

Rassovsky, 9 ve 10. yüzyıllarda İrtiş ve Ural arasındaki Kimek adlı Türk kavmini Kuman olarak değerlendirmektedir. O?na göre bunların bir oymağı Kıpçak idi. 10. yüzyıldan itibaren Kıpçak adı bütün Kimekler?e aşamalı olarak isim olmuştur.

Kıpçakları Batı Göktürk topluluklarından bir kütle olarak görenler de vardır. Bunlar da Kıpçakları İrtiş boylarındaki Kimekler?e dayandırmaktadırlar.

Mitoloji, her ne kadar bir tarih belgesi olarak kabul edilmese de, milletlerin komşuları hakkında fikirlerini aydınlatmaları bakımından tarihçiler için büyük önem taşır. Türk mitolojisine göre Kıpçaklar, Oğuz-Han?ın bir evlâtlığı idiler. Oğuz-Han destanına göre, Kıpçak?ın babasını Oğuz-Han evlatlık olarak almış ve büyütmüştür. Daha sonra Kuzey bölgelerini idare etmek için Oğuz-Han, Kıpçak?ı göndermiş ve bu bölgeler Kıpçak?ın soyundan meydana gelmiş olan Kıpçak Türkleri ile dolmuştur.

Türk boylarının menşeleri hakkında söylenen efsanelerde ağacın da önemli bir yeri vardır. Örneğin, Uygur efsanelerine Uygur hakanlarının ağaçtan türedikleri söylenir. Kıpçak boyunun menşei hakkındaki rivayette de ağaçtan türeme efsanesinin izi mevcuttur. Rivayete göre Oğuz-Han bir seferden dönüşünde, savaşta ölen bir askerinin eşi bir ağaç kovuğunun içinde bir oğlan doğurur. Oğuz-Han da bu çocuğu evlât edinerek ona Kıpçak adını verir.

Netice olarak, çoğunluk tarafından kabul görmeyen bir iki rivayetin dışında bütün tarihçiler köken itibariyle Pomak Türkleri?nin ataları olan Kıpçakların Türk olduğunda hemfikirdirler. Başta Oğuz destanları olmak üzere Türk Mitolojisi de bunu desteklemektedir.

Kaynak: Batı Trakya Türkleri'nin gazetesi; Millet
Logged
PAŞALI
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : Temmuz 01, 2007, 21:47:55 »

    Değerli arkadaşlar

bu konuların toplamı olacak geniş çaplı araştırma ve kaynaklara dayalı bir belge niteliği taşıyacak bir kitap hazırlığı yapıyorum

sanırım uzun olmayan bir zaman içinde piyasaya çıkacaktır amacım geniş bir makale hazırlamak iken konunun bu denli geniş bir yelpazeye yayılacağını doğrusu tahmin edememiştim

bu sanırım bu aşamada bir zorunluluk olduğundan ihtiyaç halini almıştır

sanırım kitaplaştıktan sonra bunun özeti olacak bir makalede ortaya çıkabilecektir
« Son Düzenleme: Temmuz 01, 2007, 21:50:55 Gönderen: PAŞALI » Logged
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #16 : Temmuz 29, 2007, 23:12:51 »

Kuman Adı, Menşei ve Irki Özellikleri
 
              Kıpçak’ın anlamı nedir?

“Kıpçak kabuk kelimesinden çıkmıştır, Türk dilinde, içi çürümüş ve oyulmuş ağaç’a derler.”

(Prof. Fahrettin Kırzıoğlu, Kıpçaklar, S.5)


           Adlarının mana ve menşei ile kavmî terkipleri yıllardır münakaşa edilegelmekte olan Kumanlar kaynaklarda başka başka isimler altında zikredilmişlerdir. Bu bakımdan bozkırlı Türk toplulukları arasında istisna teşkil ederler. Onlara Bizanslılar ve Latinler "Kumanos, Kumanoi, Cumanus, Ko- mani", Ruslar "Polovets", Almanlar ve diğer Batılı milletler "Falben, Falones, Valani, Valwen, Pallidi", Ermeniler "Khartes", Macarlar "Kun", İslamlar Kıpçak" (Kıfşak, Khıfçakh) demişlerdir.
 
           Ruslar, Almanlar, diğer Batılılar ve Ermeniler tarafından verilen isimler aslında renk (sarı, sarımsı, açık sarı, saman sarısı) ifade eder. Adlarının ilk defa geçtiği Rus Kronikinde (1055-1056'lardan hatıra) Türkmen, Peçenek ve Tork (Uz)'larla aynı cinsten olduklan belirtilen Kumanlar anlaşıldığına göre buralarda, daha ziyade dış görünüşleri ile tanıtılmak istenmiştir. Gerçekten doğulu, Batılı bütün kaynaklar Kumanların, kumral saçlı sarışın olduklarında fikir birliği halindedirler.
           İbn Hurdadbih (885'lerde)'den itibaren îslam ve sonra Gürcü kaynaklarında geçen Kıpçak adı Türkçe olarak ("öfkeli, birden kızan") şeklinde açıklanmakta, Kuman ve Kun adlarının Türk lehçelerinde de "sarımtrak", "solgun" manasına geldiği bildirilmektedir.
          Kuman-Kıpçakların menşeine dair ilk geniş araştırmayı yapmış olan J. Marquart'ın Kumanları Uzak Doğu'da Amur nehri dolaylarında yaşadığını ileri sürdüğü "Murqa" adlı bir Moğol kavminin "Kun" kabilesine bağlama iddiası, onun kaynaktaki bazı kelimeleri yanlış okuması (Arapça "fırka" sözünü kavim adı sanarak "Murqa") dolayısiyle kabul edilmemiştir. "Kun" isminin, yine bir Moğol-Tibet karışımı olan T'u-yü-hun kavim adından kısaltma olabileceğine dair G. Haloun'un düşüncesi  de ikna edici görünmemiştir.
 
          Çünkü beyaz ırkın seçkin vasıflarını taşıyan Kumanların çehrelerinde ve bedenî yapılarında hiçbir Moğol çizgisi bulunmadıktan başka, Kuman-Kıpçak dilinde de Moğolca unsurlara rastlanmamaktadır. Fakat Kumanların ırkî özellikleri bazı araştırıcıları, onlarla Arî'ler (Hind-Avrupalılar) arasında ilgi kurmağa sevk etmiştir. Gerek soy, gerek kültür bakımından Türk'ü Moğol'dan pek ayıramadıkları bilinen ve aralarında J. Marquart, P. Pelliot, W. Barthold, D. Rassovsky vb.'nın da bulunduğu Batılı bilginler, Türkler'e ait saymadıkları Kuman tipinin nihayet Moğol bölgesinde Türkleşmiş bir Hind-Avrupalı kavimden ileri gelebileceği üzerinde durmuşlardır.
« Son Düzenleme: Temmuz 29, 2007, 23:29:02 Gönderen: deniz feneri » Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #17 : Temmuz 29, 2007, 23:13:46 »

Hatta Rus Grum-Grzimajlo Çin'in kuzeyinde böyle bir topluluğun yaşadığını keşfetmek iddiasında bulunmuştur. Buna karşılık, M.Ö. 2. yüzyı da Tanrı Dağları'nın kuzey yamaçları ile Isık Göl dolaylarında oturan ve başbuğları "Kun-mo" veya "Kun-mi" (Kun-beğ, Kun-bî?) diye anılan Hun soyuna ve kültürüne mensup ve Türklere mahsus bir kurt efsanesine sahip ve miladdan sonraları da varlıklarını sürdüren Wu-sun (veya U-sun) kavminin Çin kayıtlarında (Han devri) "kırmızı saçlı (kumral), mavi-yeşil gözlü olduğu belirtilmiştir.
 
          Diğer taraftan îslam kaynaklarından (El-Bîrün 1050 sıraları, Mervezî, 12. asrın ilk çeyreği) anlaşıldığına göre, Orta Asya'da Kun adlı bir Türk kavmi, 10. yüzyıl başında Kuzey Çin'de kurulan Moğ( K'i-tan devletinin bilhassa 936'da Çin'de Liao sülalesi olarak bütün kıt'a' ele geçirme teşebbüsü karşısında, yerlerini terkedip "Sarılar ülkesi" (Şar ya)'ne doğru çekilmiştir. Bu "Sarı"larla, adları aynı manaya gelen Kunların, menşe bakımından ilgisi üzerinde durulmuştur: Mervezî'ye göre, -hiç olmazsa bir kısmı- Aral gölüne kadar çekilmiş olan bu "Sarı"ların ya "Sarı-Uygur"lar(yk. bk. Kan-çou Uygur Devleti)dan olabileceği veya belki dı "Sarı-su" ırmak adında ve Türgiş hakanının başkenti civarındaki (Çu'nun batısı?) İbn Hurdadbih'in bahsettiği "Sarigh" kasabasında hatırası mevcut "Sa Türgiş"lerle birleştirilebileceği düşünülmüştür. Üstelik Kimek ülkesin uzandığı sanılan yol üzerinde Gerdizî'nin (Ulu Kuman?) diye kaydettiği bir bozkır sahası bulunmaktadır.
          Kun-Kuman-Sarı-Kıpçak meselesine dair son araştırmalara göre durum şöyle görünmektedir: (Kumanların batıya göçünden önce) Orta Asya'da İtil-Seyhun-İrtiş arasında Oğuzlar; Tobol, İşim çevresinde Kıpçaklar buradan Altaylar'a doğru Kimekler; Isık Göl etrafmda Karluklar bulunuyor daha doğuda Nanşan bölgesinde (Mervezî'deki Şariya) Sarı-Uygurlar yer alıyordu. Huang-ho dirseği dolaylarında Nesturî (Hıristiyan) Öngüt'ler vardı. İşte bu sıralarda Kunlar da bu civarda bir yerde yaşamakta idiler (Zira Mervezî, ihtimal Örgüt'lerle karıştırarak, Kunların Hıristiyan olduklarını söyler).
 
        "Sarı"ya gelen Kun(Kuman)'lar beraberlerinde Sarı-Uygurlardan bir kütleyi de sürükleyerek, Cungarya kapısından Türkmen (Karluk) bölgesin oradan da kuzeyde Kıpçaklar sahasına geldiler. Eğer "300 bin çadır halkın; Çin'den çıkarak" Kara-Hanlı ülkesine saldırmak istediklerine, fakat Balasagun'a 8 günlük mesafede Kara-Hanlı Togan Han tarafından geri atıldıkları na dair İbn'ül-Esîr'deki haberi bu hadise ile ilgilendirmek mümkün ise, büyük Kun-sarı göçünü Kıpçak topraklarına çeviren sebebin Kara-Hanlı mukavemeti ve karşı taarruzu olduğunu kabul etmek gerekir.
         
        Aslında Batı Gök-Türk topluluklarından olan Kıpçak kütlesi, eski Çik'lerin 10. asırdaki devamı olduğu anlaşılan, İrtiş boylarındaki Kimeklerden İşim-Tobol vadilerinde oturan bir kol idi. Kaşgarlı, Yimek (İmek) kavminden ve bu kavim Kıpçakların büyüğü sayıldığı halde Kıpçakların kendilerini ayrı tuttuklarından bahseder. Bundan, Marquart'a göre, o sırada (11. asrın son yarısı) ikili federasyon (Kimek=İki Yimek) halinde yaşayan Kimeklerde idareciliğin Kıpçak kolunda olduğu anlaşılmaktadır. Bu iktidar değişikliği herhalde asrın başlarında vukua gelmiş ve Kıpçaklar Balkaş'tan İrtiç'e kadar hakim bulundukları sırada güneyden Kun (Kuman) Sarıların gelmesi ile daha da kuvvet kazanarak, bu sefer hep birlikte (ihtimal doğudan K'i-tan baskısı veya daha ziyade yer ve otlak darlığı sebebi ile) Volga üzerinden batıya yönelmişler ve sonra, önlerindeki Uz kütlesinin 1048'de Balkanlar'a çekilmesi üzerine, Güney Rusya sahasına intikal etmişlerdir.
Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #18 : Temmuz 29, 2007, 23:14:42 »

Kumanların Siyasi Tarihi
 
 

          Bu suretle Rus kronikinde Kumanlar (Polovtsi) ilk defa 1054 yılında görünürler. Hakimiyetleri Dnyeper'e kadar yayılan bu devirde doğuda "Kıpçak" adı muhafaza edilirken, Batıda, baş tarafta zikrettiğimiz adlarla anılmağa başlamışlardır. Kuman (Kıpçak)'ların, Moğol istilasına kadar 15. asırdan fazla bir müddet Karadeniz kuzeyi bozkırlarını hükümleri altında tutuşları Rus ve Balkanlar tarihinde derin izler bırakmıştır. 1055 yılında Pereyaslavl knezi ile bir anlaşma yapan başbuğ Boluş'tan sonra Kumanlar 1061'de Rusları yendiler ve 1068'de, kendilerinden kaçan bazı Uz ve Peçenek gruplarını hizmete aldığı gerekçesi ile yine Pereyaslavl'a girerek Rus knezlerinin birleşik ordusunu dağıtılar (Alta ırmağı savaşı. Kiyef yanında).

 

      Çernigov knezliğine kadar sokuldular. Kiyef knezi Lehistan'a kaçtı. 1071'de Rostovtsev, Neyatin bölgesine, 1079'da Voin kasabasına, ertesi sene Novgorod sahasına akınlar yapan Kuman (Kıpçak)'lar, 1080'lerde hakimiyetlerini, Don-Dnyester ağırlık merkezi olmak üzere, Balkaş gölü-Talas havalisinden Tuna ağzına kadar yaymışlardı.

 

      Kafkaslarda Kuban bölgesini de içine alan bu arazi, kuzeyde Oka-Sura nehirleri boyuna, yani îtil Bulgarları sınırına uzanıyordu. Doğu Avrupa-Batı Sibirya bozkır bölgelerinin tamamını teşkil eden Ku- man-Kıpçak sahası o zamandan itibaren İslam kaynaklarında "Deşt-i Kıpçak" ("Kıpçak-Bozkırı") adını almış, Batı kaynaklarında (İdrîsî, Rubruquis, Plano Carpini vb.) "Comania" (Komanya) diye anılmıştır. D. Rassovsky'ye göre, Rus, Bulgar, Alan, Burtas (Mordva), Hazar ve Ulah'ların Kuman tabiiyetinde yaşadıkları bu devirde Kuman-Kıpçak ülkesi 5 kısım halinde idi: Orta Asya, Yayık-Volga, Don-Donetz, açağı Dnyeper, Tuna.

 

      Buralarda Kuman-Kıpçaklar, herbiri kendi başbuğ("han")larının idaresinde olmak üzere ayrı bölükler olarak yaşıyorlardı ve 1091'de de Edirne yakınındaki Lebunium savaşında Bizans'ın müttefikleri, şüphesiz ancak "Tuna" bölüğü mensupları idi. Bu tarihlerde Altunapa, Saruhan adlı başbuğlar "Kıpçak Bozkırı"nda rol oynayan başlıca simalardı. Kumanlar 1091'de Macaristan'a, 1092'de Lehistan'a girdiler, 1093'de tekrar Bizans topraklarında göründüler. 1093-1094'de Rus bölgesine akınları devam etti. Anlaşılıyor ki, maksatları toprak işgali değildi. Peçeneklerde de gördüğümüz gibi, bölgede, Hazarlar dahil herhangi bir bozkır-Türk siyasî topluluğu için geçerli olmak üzere, bozkır ikliminden harice çıkılmıyor, kendi hayat tarzlarına en uygun arazinin muhafazasını, dış tehlikeden uzak kalmasını sağlamak gayesi ile bozkırlar ötesindeki siyasî toplulukların daima baskı altında tutulmasına çalışılıyordu.

 

      Türk topraklarının güvenliği şartları içinde gerçekleştirilen barışlar, çok kere, karşı taraf sözünden dönmediği müddetçe, sürüp gitmekte idi. Bu durum bazan evlenmelerle de sağlamlık kazanıyordu. Bir anlaşmaya göre Tugorkan (veya Togur Han)'ın kızı, Kiyef knezi Svyatopolk ile (1094); sonra Çernigov knezi Oleg, başbuğ Osuluk (Uzluk)'un kızı ile evlendi. Böylece bir ara knezlerin ve ileri gelenlerinin hatunlarrıdan çoğunu Kuman prenses ve kızları teşkil etti. Bununla beraber, Kuman-Rus münasebetleri pek huzurlu değildi. Çünkü knezler kendi aralarındaki mücadelelerde birbirlerine karşı Kumanlardan destek sağlamağa çalışıyorlar (mesl. Oleg 1095'de), veya yanlarındaki Kuman başbuğlarının adamlarını, fırsat buldukça, ortadan kaldırıyorlardı. 1096 başlarında Kiyefe gönderilen iki elçi (İtler ve Kıtan) maiyyetleri ile birlikte öldürülmüşlerdi.
 
Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #19 : Temmuz 29, 2007, 23:15:29 »

Bölüm 2
        Hadise bir savaşa yol açtı. Tugorkan ile başbuğ Küre bazı kasabaları yaktılar, Kiyefi ve civarını yağmaladılar (Mayıs 1096). Fakat knezlerin ittifakı karşısında savaşı kaybettiler, muharebede Tugorkan ile oğlu ölmüşlerdi. İki oğlu Kuman başbuğlarının kızları ile evli Kiyef prensi Vladimir Monomakh daha ciddî davrandı; 1097'de Liyubec kasabasında tertiplediği büyük toplantı ile knezleri uzlaştırmağa, Rus mukavemetini teşkilatlandırmağa girişti ve 1103'de bütün knezlerin başında, Kumanlara karşı büyük bir başarı kazandı. Kumanlar buna kısa fasılalarla şiddetli akınlar halinde cevap verdiler (1105-1111 arasında 4 defa) ki, Rus kroniklerini dolduran bu mücadeleler ilk Rus halk edebiyatını zenginleştirmiştir. V. Monomakh'ın ölümünden sonra knezler arasında münazaalar tekrar alevlendiği zaman Kumanlar bundan faydalanamadılar. Devamlı çarpışmalarla gençlerini ve dirayetli başbuğlarını teker teker kaybeden Kiyef civarı Kuman birliğinde zayıflık emareleri belirmişti.

 

      Tuna Kumanlarından bir kısmı Macaristan'a giderek askerlik yapmakta idiler. 12. asrın 2. yarısında Dnyeper Kumanlarının biraz toparlandıkları görüldü. Bunlar Könçek ile Kobyak (Köpek)'in başbuğluğunda Pereyaslavl knezliğine karşı taarruza geçtiler (1177, 1179). Aksu (Bug) civarındakiler Kiyefe doğru akınlar yaptılar, fakat 1184'de knez Svyatoslav idaresindeki şiddetli baskında birleşik Rus kuvvetlerine mağlüp oldular. Rivayete bakılırsa verdikleri 7000 esir arasında 417 bey veya beyoğlu bulunuyordu . Ancak Kumanların mukabelesi de şiddetli oldu: 1185 baharında Novgorod-Seversk knezi İgor kumandasındaki birleşik Rus ordusunu, aşağı Don boyunda Kayalı (bugünkü Kagalnik?) ırmağı kıyısında kuşatarak imha ettiler.

 

      Başbuğ Könçek'in idare ettiği bu savaşta prens İgor dahil Rus ordusundaki knezlerin hepsi de yakalanmıştı. Esirlere iyi bakılmış, -sonradan kaçmağa muvaffak olan- İgor'un yaralan tedavi edilmişti. Rus edebiyatının şaheseri olduğu söylenen Rus millî destanı (Slovo o Polkıı Igoreve)'mn başlıca konusu bu 1185 karşılaşmasıdır. Bu İgor destanında seferin ayrıntıları, tabiat, kahramanlık, üzüntü, İgor'un karısının feryatları ustalıkla anlatılmıştır. 1800 yılındaki ilk neşrinden zamanımıza kadar Rusya'da defalarca yayınlanmış ve incelemelere tabi tutulmuş olan metnin sonradan uydurulduğuna dair iddialar ileri sürülmüş ise de, tarihî hadiseyi aksettirdiğinden şüphe edilmemektedir ve aynca dil, savaş tekniği, donatım,madencilik vb. bakımlarından Ruslar üzerine Türk tesirlerini göstermesi itibariyle belge değeri büyüktür.

 

       Don ve Kuban dolaylarındaki Kuman(Kıpçak)'ların da Gürcülerle yakın münasebetleri olmuş, bu vesile ile Kumanlar Kafkaslar'ın güneyine geçmişlerdir. Gürcü kıralı Bagratlı David II (1088-1125) Büyük Selçuklu împaratorluğunun en kudretli çağına tesadüf eden hükümdarlığının başlarında, İslam-Türk baskısına karşı durabilmek ve mümkün olduğu takdirde Abhaza ülkesini ve Borçalı Gürcü bölgelerini Selçuklulardan geri almak için, aralarında yavaş yavaş hıristiyanlığın yayılmakta olduğu Kıpçaklardan kendine en yakın birlik ile temas kurarak askerî destek sağlamağa çalışmış; onlardan aldığı yardımlarla güney yönünde bazı harekatta bulunmuş (1109-1110'da) ve güzelliği ile meşhur bir Kıpçak prensesi ile evlenmişti.

Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
Sayfa: 1 [2] 3 4 5
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: **KUMAN-KIPÇAK lar** « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.02716 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog