Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 25, 2017, 07:12:21
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: **KUMAN-KIPÇAK lar** 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 [3] 4 5
Gönderen Konu: **KUMAN-KIPÇAK lar**  (Okunma Sayısı 34257 defa)
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #20 : Temmuz 29, 2007, 23:16:13 »

Bölüm 3
         Bu kız, yukarıda adı geçen başbuğ Saruhan(Charaghan)'ın torunu ve onun yaşlılığı dolayısiyle yerine başbuğluğa getirilen oğlu Atrak (Atraka)'m kızı idi. Atrak da kralın daveti üzerine kendine baglı kalabalık kütlelerle (40 bin aile) Gürcistan'a gitti (1118. îlk büyük göç). Bu Kuman-Kıpçak kütleleri Çoruh, Kür dolaylarını "görülmemiş bir kudret ve genişlikle canlandırdılar". Selçuklulara bağlı Müslüman emirlikleri idarelerine aldılar ve sayısı 40 bin tahmin edilen bir süvari ordusu ile Şirvan'a, Azerbaycan'a seferler yaptılar. 1121'de Borçalı çayı havalisini ele geçirdiler. 1123'de aldıkları Tiflis'i Gürcü kırallığı başkenti yaptılar. 1124'de İspir ve Oltu'ya kadar ilerlediler.

 

       Şirvan şahlarını vergiye bağlamışlar, Saltuklu, Sökmenli, Mengücüklü ve Artuklu beyleri ile ve daha sonralan Azerbaycan Atabeyliği ile devamlı mücadele etmişlerdi Kral Giorgi III (1156-1184) zamanında Gürcü askerî gücünü meydana getiren Kıpçaklar 1177'de, asî ordu kumandanı İvane Orbelian'dan, kralı himaye etmek suretiyle başkumandanlığı devralan ünlü başbuğ Kubasar ile büsbütün hakim duruma geldiler.

 

       Devlet adamı Kutlu Arslan gibi Kıpçak beylerinin idaresinde başlayan -anası tarafından Kıpçak- güzel kraliçe Thamara (1184-1213) devrinde Gürcü devleti, kuzeyden Kıpçaklar başbuğunun kardeşi Sevinç idaresinde yeni kütlelerin ülkeye gelmesi ile de (ikinci büyük göç: "Yeni Kıpçaklar") askerî, siyasî alanda, tarihinin en parlak çağını yaşadı. Bugün Kür, Çoruh ve Çıldır gölü havalisinde Kıpçak Türkçesine yakın bir dil konuşan ahalinin, buraya o tarihlerde gelen Kuman-Kıpçak kütleleriyle yakın ilgisi olduğu, bölge halk edebiyatında bazı motiflerin o devir hatıralarını taşıdığı bildirilmektedir. Selçuklu çağının tanınmış şahsiyetlerinden, Azerbaycan Atabeyliği (1146-1225)'nin kurucusu, İl-Deniz de Kafkaslar'dan gelmiş bir Kıpçak Türkü idi.

 

      Gürcistan'a gelmeleri dolayısiyle Don boylarını belki tamamen, Kuban bölgesini kısmen boşaltmış olan Kumanlardan Kırım yarımadasında kalanlar şehirlere yerleşerek ticaret hayatına atılmış, hatta bazı küçük kasabalar da kurmuşlardır.

 

      Fakat, 1203'de Kiyefi işgal etmelerine ve 1219'da Ruslarla birlikte, kısa bir müddet için, Galiçya'yı Macarlardan almış olmalarına rağmen, 13. asır başlarında artık "Deşt-i Kıpçak" bütünlüğünde siyasî kudrete sahip bir Kuman topluluğu kalmamış gibidir. Doğudakiler Kıpçak, Kanglı, Yimek, Uran vb. adlar altında bozkırlarda eski kabile yaşayışı içinde iken Harezmşahlar Devleti ile -bilhassa Sultan Ala'üddin Tekiş (1172-1200)'e hatun olarak bir prenses verdikten sonra- temaslarını arttırarak, bu Türk-İslam devletinde askerî vazifeler almışlar, sınırların genişlemesinde büyük hizmet görmüşler. Moğolların Orta Doğu'yu istilasının arifesinde Harezmşahlar imparatorluğu askerî gücünün hemen tamamını meydana getirmişlerdir. Fakat bu ordu Moğollar tarafından yok edildi (1220).

Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #21 : Temmuz 29, 2007, 23:17:04 »

Bölüm 4
        Moğollar karşısında başarısızlık Deşti Kıpçak'ta da görüldü. 13. asır başlarından itibaren Rusların adeta yardımcısı durumuna giren Kumanların Kırım çevresindeki zümreleri, Karadeniz'in büyük ticaret limanı Suğdak ile dolaylarını Anadolu Selçuklularına terk etmeğe mecbur kalmakla (1226) iktisadî yönden uğradıkları sarsıntıyı gideremediler. Daha 1223'de, Cebe ile Subatay kumandasındaki iki Moğol tümenine Ruslarla birlikte mağlüp olan Kuman-Kıpçaklar (Kalka savaçı), Cengiz'in torunu Batu idaresinde, Deşt-i Kıpçak içlerine ilerleyerek İtil Bulgaryası'nı çiğneyip geçtikten sonra, bir anda Rus knezlerinin askerî güçlerini perişan eden Moğol ordusu karşısında tutunamadılar.

 

       Don-Donetz havzasında başbuğ Köten kumandasındaki kuvvetler dağıldı (1239) ve başbuğ, kurtulabilenlerle Macaristan'a iltica etti. Kuman-Kıpçakların kalabalık bir kısmı da İtil Bulgaryası'na gitti ve ora da adeta nüfus çoğunluğu kazanarak Kıpçak Türkçesinin, Bulgar lehçesi yerine, umumîleşmesine yol açtı. Bütün Kıpçak Bozkırı Moğol istilasına uğrayıp Altun-Ordu devleti kurulduktan (1256) sonra, "Deşt-i Kıpçak" tabiri daha uzun müddet kullanılmakla beraber, Kuman-Kıpçakların artık hiçbir rolü kalmamıştır.

 

      Kuman-Kıpçaklar, o sıralarda, Mısır'da varlıklarını daha iyi ortaya koymuşlardır. 13. yüzyıl başlarından itibaren dağınıklıktan ve gittikçe daralan imkânlar yüzünden hayat şartlarının zorlaştığını gördüğümüz Kuman-Kıpçaklar, bilhassa kıtlık ve hayvan hastalıklannın zuhur ettiği yıllarda Kıpçak Bozkırında İslavlar dolayısiyle eski tarihlerden beri devam edegelen bir geleneğe uyarak, sıhhatli, gürbüz çocuklarını para karşılığında başka ve daha müreffeh ülkelere göndermeğe başlamışlardı. Mısır'da Eyyübî devleti askerî gücünü yabancılardan sağlamak durumunda olduğundan, Deşt-Kıpçak'tan ve Kafkaslar'dan getirilen Kıpçak, Oğuz, Çerkes gençlerini sevinçle kabul ediyor ve onları hususî kışlalarda eğitiyordu. İşte bu sırada Mısır'a hayli Kuman-Kıpçak delikanlısının gelerek orduda vazife aldığı görülmektedir.

 

       Nihayet İzzüddin Ay-beg'in 1250'de Eyyübîler yerine sultan ilan edilmesi ile kurulan Mısır "Türk Devleti" kısa zamanda Kuman-Kıpçak unsurunun eline geçti. Bunlardan ihtimal Kıpçak olan Sultan Kotuz'dan sonra, Sultan Baybars hem kudretli bir asker, hem yüksek devlet adamı bir Kıpçak Türkü olarak kendini gösterdi (1260-1277). İslam hilafetini ihya et mek, Moğolları Suriye'den uzaklaştırmak gibi icraatı ile zamanın seçkin bir hükümdarı oldu. Yerine geçen Sultan Kalavun (1279-1290) 801 da bir Kıpçak idi.

 

       O da Moğol-Ermeni-Frank birleşik ordularını yenilgilere uğratan "En büyük İslam hükümdarı" olarak, anayurdu ile bağlantıyı devam ettirmiş, Altun-Ordu ile dostane münasebetlerde bulunmuş - ve Mısır-Türk devletinde ilk hükümdar sülalesinin kurucusu olmuştur. Evlatları, iktidar Çerkes Kölemenlerine geçinceye kadar, devleti idare etmişlerdir (1290-1382). Bu devir içinde devlet "Türk Devleti" (Ed-Devletü't-Türkiya veya Devletü'l-Etrak) diye anılmış. Mısır ve Suriye "Türkiye" adını almıştır. Çoğunluğu Arapça konuşan yerli halkın dışında kalanlar için umumî dil Türkçe ve kültür Türk kültürü idi ki, Çerkes idaresi devresinde de durum böyle devam ederken ülke Osmanlı Türklerine intikal etmiştir (1517).

 

      Hindistan'da Delhi Türk sultanlığında 2. hükümdar ailesinin kurucusu olup, daha ziyade Uluğ Han diye anılan Sultan Balaban (1266-1286) da, gençliğinde Delhi'ye giderek devlet hizmeti almış Kıpçak büyüklerinden idi.

Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #22 : Temmuz 29, 2007, 23:17:49 »

Kumanların Tarihi Rolleri ve İzleri
 
 

         9.-13. yüzyıllar boyunca Doğu Avrupa-Batı Sibirya bozkırlarına hakim olan Peçenek-Uz-Kuman(Kıpçak)'ların tarihî rolleri şimdiye kadar saydıklarımızdan ibaret değildir. Bunların, izleri zamanımıza kadar sürüp gelen başka mühim hatıraları vardır. Önce, bu Türk boyları Rusların Karadeniz'e inmelerine ve Balkanlar'a sarkmalarına izin vermemişlerdir. Bozkırlara bitişik Rus yurdunun mütemadî Kuman akınına maruz kalması Slav ahalisinin mühim bir kısmının Suzdal havalisine (Moskova ırmağı havzasına) göç etmesine sebep olmuştur.

 

         Bu hareketin neticesinde Moskova ve Oka havalisindeki Fin ahalisi, Slavlar’la karışmış, daha doğrusu Slavlar tarafından temsil edilmiş ve bu karışmadan Velikirus, yani Büyük Rus kütlesi vücuda gelmiştir. Kumanlar, Kıpçak sahralarında kaldıkları zaman, bilhassa Cenubî Rusya knezleri ve ahalisi üzerine büyük ve çok taraflı tesir icra edegelmişlerdir. Kumanlar vücutlarının güzelliğiyle nam kazanmışlardı; hele Kuman kızları arasında güzellere çok tesadüf edilirdi. Bu Türk kavmi de tıpkı Peçenekler ve Uzlar gibi devlet kurmak basamağına çıkamamıştır. Birçok kabilelerden mürekkep olan bu Kuman (Kıpçak) hey’eti kabile reislerinin idaresinde kuvvetli bir askerî teşkilât halinde yaşıyorlardı. Onlar, hemen hemen her yıl Rus yurduna akın yaparak kendilerine gerekli şeyler bilhassa esirler alıyorlardı. Sonra, Dağıstan havalisi, Terek boyu ve sair bölgelerin Türkleşmesinde tesirli olmuşlardır.

 

         Rus vakayinamelerinde knezliklere yerleştirilmiş olarak geçen ve adlarının hatıraları o bölgelerde hala muhafaza edilen Berendi'lerin Peçeneklerden bir bölük olduğu, Kiyef knezliğinde sınır bekçiliği yaptıkları ileri sürülen Kara-Kalpaklar'da Peçenek-Uz-Berendi karışımından meydana geldiği bilinmektedir. Bunlardan bir kısmının sonraları Ceyhun ağzına giderek bugünkü Kara-Kalpakları teşkil etmiş oldukları anlaşılmaktadır. Bugün Romanya'da, açık sarı saçları ve mavi gözleri ile etraftaki topluluklardan ayrılan Çango'ların da Kumanlardan indikleri kuvvetle ileri sürülmektedir.

 

        1223 Kalka savaşından sonra Moldavya'daki Kumanların başbuğu Borç Han'a bağlı kütleler, o zaman "Cumania" denilen bu bölgede (Kuzeydoğu Romanya) Hıristiyanlığı kabul edip kendileri için piskoposluk kurulmuş (1233), 1239 yenilgisi üzerine Köten idaresinde Macaristan'a göçenler Tuna-Tisa arasına yerleştirilmişlerdir. Buradaki yer adları onların hatıralarıdır. Macar dilinde mevcut Türkçe sözlerin "orta tabakası" Kuman-Kıpçakça'ya aittir.

 
Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #23 : Temmuz 29, 2007, 23:20:11 »

Bölüm 2
         Vaktiyle Avarların İslavları teşkilatlandırması gibi, Peçenek ve Kuman idarecilerinin de Balkanlar'da benzer büyük hizmetleri görülmüştür. 1185-1237 yılları arasında Tuna'nın güney bölgesinde kalabalık halde yaşayan Kumanların, Bizans'a karşı Bulgar istiklal mücadelelerinde (1185-1195) başlıca rolü oynadıkları anlaşılmaktadır. Mücadeleyi kazanarak 2. Bulgar devletinin başına geçen ve Ulahların (sonraki Romenlerin) teşkilatlanması tarihinde yeri olan Çar Asen(l 187-1196)'in Kuman menşeinden geldiği, ayrıca daha sonraki Bulgar hükümdarlarından bir kısmının Kuman olduğu belirtilmiştir. Bizans-İznik İmparatoru J. Vatatzes (1222-1254), Moğolların önünden çekilen Kumanlardan çoğunu -toprak karşılığı askerî hizmet yükümlülüğü ile- Trakya'da, Makedonya'da ve batı Anadolu'da iskân etmiştir.

 

        Peçeneklerin, Uzların ve Kuman-Kıpçakların doğu Tuna çevresindeki etnik ve siyasî durumun teşekkülündeki tesirleri de ziyadesiyle dikkat çekicidir. Halen Romanya'da yaşayan ve ana dilleri Türkçe olan Gagauzların 13. yüzyılda oraya giden Selçuklularla ilgili oldukları iddia edilmiş ise de, bunların daha ziyade Hıristiyanlaşmış bir Uz kütlesi olması ihtimali üzerinde durulmaktadır. Romanya'da bazı Türkçe yer adları (Teleorman, Dereh- lui (vadi), Turlui (tuı\u=tuz\u), Arges, Baragan, Cumana, Peçineaga, Carais- nan vb.) ile Romen dilinde mevcut Türkçe kelimelerden çoğu o devrin hatıralarıdır.

 

       Aynı bölgede 1330'larda teşekkül ettiği bilinen ilk Romen devletinin de Kuman-Kıpçak unsuruna dayanan bir başbuğ ailesi tarafından kurulduğu görülmektedir. Kurucusu Tok-temir oğlu Basar-aba idi (basmak fiilinden basar-aba).(=apa, Türkçe unvan) eki ile yapılan adlar Oğuzlarda (Ay-aba, Boz-aba) ve Doğu ve Orta Avrupa ve Mısır Kıpçak-Kuman çevrelerinde (Altın-aba, Tomuz-aba, İt-aba, Arslan-aba vb.) yaygındır. Romanya'nın kuzeyindeki Basarabya bölgesi de aynı adı taşır. Basar, Baseroğul tarzında isimlendirmeler Deşt-i Kıpçak'taki Moğollarda da görülüyorsa da, kelime aslen Türkçe olduktan başka, Moğol hakimiyeti devrinde Türkçe konuşulduğu ve halkın büyük çoğunluğunu Türklerin teşkil ettiği dikkate alınırsa, Türkleşmiş Moğollardan olduğuna ihtimal verilen Basaraba’nın Türk kültürünü temsil ettiği anlaşılır.

 

         15.-16. yüzyıllardaki Romen devlet büyüklerinin halis Türkçe olan adları Akbaş, Akkuş, Bozdogan, Bilik, Berendey, Barak, Bars, Beğbars, Buga, Belçir, Kara, Kızıl, Kazan, Şişman, Temirtaş, Tok, Ötemiş vb... 819'de bu görüşü desteklemektedir.

 

         14. yüzyılın 2. yarısında, Dobruca'da kurulan "devleti de, Kuman Türklerine bağlamak mümkün görünüyor. Bir yandan Bulgar, bir yandan Bizans iktidarlarının zayıf düştüğü bu devirde, Bizans imparatoriçesi Anna tarafından yardımına müracaat edilen (1346'da) aşağı Tuna bölgesi mahallî başbuğlarından Balika (Türkçe, balık'dan)'nın oğlu Dobrotiç (Dobruca, bundan geliyor) 1354'lerden itibaren -sonra kendi adıyla anılacak olan- bölgenin hakimi olarak, 1385 yılına kadar Balkanlar ve Karadeniz'de mühim siyasî rol oynamıştır. Bakır paraları ele geçmiş olan oğlu İvanko zamanında (14. asır sonlarına doğru) bir aralık Romen tabiiyetine girdiği sanılan bu küçük Türk "Dobruca Devleti"nin toprakları 1417'de Osmanlılara intikal etmiştir.

Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #24 : Temmuz 29, 2007, 23:21:26 »

Bölüm 3
  Romen Devleti'ni Kıpçaklar kurdu

           Kuman-Kıpçaklar, Rusların Karadeniz'e inmelerini, Balkanlar'a sarkmalarını önlemiş, geniş Kıpçak bozkırında olduğu gibi, Balkanlar'da da Kıpçak kültürünü hâkim kılmışlardır. Doğu Avrupa'ya daha sonra Cengiz Han'ın kuvvetleriyle gelen Moğollar azınlıktaydı. Türkler içindeki oranları en fazla yüzde yirmi beşi geçmiyordu. Bunlar da kısa zamanda Türkleştiler. Büyük Türk kütlelerini yönetmek için kurulan hanlıkların başına Cengiz soyundan bir başbuğ han oluyordu ama, büyük kütle Kuman-Kıpçak olduğu için, Kıpçak dili ve kültürü olduğu gibi devam ediyordu. Kasım Hanlığı, Kazan Hanlığı, Kırım Hanlığı, Özbek Hanlığı gibi hanlıklarda asıl kütle "Hazar-Kıpçak-Uz" olduğu için, hele bunlar Müslüman da olduğu için, dil birliği, din birliği korunmuştu.

         Fakat, Kuman-Kıpçaklar Balkanlar'a, Macaristan, Lehistan ve Avusturya'ya dağılmışlardı. Buralarda kurdukları devletlerin ya da hâkimiyetlerine aldıkları devletlerin başına geçmişlerdi.Hıristiyanlıştıkları için zamanla örf ve âdet değiştirmişlerdi ama bugün hâlâ mevcut olan damgalarını, kültür izlerini bırakmışlardır.

        Kumanlar 1330'larda Romen devletinin kurulmasını sağlamış ve bu devletin başına "Basar Aba" adlı Türk başbuğu geçmişti. Bugünkü Basarabya'nın ismi ondan kalmadır. 14. yüzyılda kurulan küçük Dobruca Devleti'nin kurucusu da Kıpçaklar idi. Dobruca ismi Kuman-Kıpçak başbuğu Balık'ın oğlu Dobrotiç ya da Dobriç'ten gelir. Bugün Romanya'da yaşayan, hâlâ ana dillerini yani Türkçe'yi konuşan Gagauz'lar da Hıristiyanlaşmış Uz'lardan başkası değildir. (Gagauz=Kara Uz)

        15-16. yüzyıllarda yaşayan Romen devlet adamlarının adları hep Türkçe idi: Akbaş, Akkuş, Barak, Bars; Baybars, Kazan, Ötemiş, Berkiş, Bilik, Kara, Buğa, Çolpan, Toluntay, Payandur, Tuttarkan (Tutrakan).... vb. Bugün Balkanlar'da, Lehistan'da birçok yer adı Kuman-Kıpçak'lardan kalan hatıralardır.

         O tarihlerde Asya içlerinden Macaristan'a kadar yayılan bütün Türklerin konuştuğu ve ilim dünyasında "Kıpçak lehçesi" (Batıda "Lingua Comanesca") diye anılan Kuman dilinin belki en mühim hatırası 1303 yılında Kırım'da İtalyan, Alman misyoner-tacirleri tarafından hazırlanan ve "Codex Cumanicus" adı ile tanınan Kumanca-Latince-Farsça ve Kumanca-Almanca lügat (ve gramer) kitabıdır ki, Kumanların Hıristiyanlık devri ile ilgili olmakla beraber, Türk dilinin seçkin yadigarlarından biri kabul edilmektedir.

Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #25 : Temmuz 29, 2007, 23:32:50 »

Sarı saçlı mavi gözlü Avrupaoidler: Kıpçaklar
“Çinliler Kıpçaklar’ı sarı saçlı ve mavi gözlü olarak tavsif eder. Memluk hükümdarı Sonkor bile sarışın fakat Kıpçak orijinliydi. Macaristan’daki Kuman torunlarına parlak, lepiska kıvırcık saçlı ve mavi gözlü oldukları için –aralarında esmerlerine rastlansa da- çango derler.

Ruslar’ın taktıkları Poloves lakabı ise polova kelimesinden gelmektedir ki manası parlak saç rengini andıran ufalanmış saman demektir.

 14.yüzyılda yaşayan Arap coğrafyacısına göre Kıpçaklar kendilerine has dindarlıkları, cesaretleri, çeviklikleri, güzel çehreleri ve düzgün yüz hatları ve asaletleriyle diğer Türkler’den ayrılırlar.

Şu halde Kıpçaklar tipik Avrupaoid oluşlarıyla güney komşuları Türkmenler’den ayrılırlar. Ruslar ilk defa 1055’de onlarla çarpışıp barış anlaşması imzaladıkları dönemde ak gözlü ve sarı saçlı halleriyle dikkat çekmişlerdir.”

(L.N.Gumilöv, Hazar Çevresinde Bin Yıl, S.289)
Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
deniz feneri
deniz feneri
UZAKLAŞTIRILDI
Üye
***

Popülarite: 33
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 205


« Yanıtla #26 : Temmuz 29, 2007, 23:34:59 »

Hatun da erkek gibi yarlık verirdi

Al-Omari şöyle diyor: “Kıpçak halkı (Irak ve Acem halkı gibi) halifenin yaptığı kanunlara göre hareket etmez. Kadnılar onlarla (erkeklerle) birlikte yönetime katılırlar. Verilen emirler onlardan (yani han ve hatunlardan0, hatta daha çok hatunlardan çıkar... Gerçekten, bizim zamanımızda, bir kadının onun kadar hüküm sahibi olduğunu görmediğimiz gibi, bize yakın zamanlarda da buna benzer bir örnek işitmedik.

Berke ve ondan sonra gelen hanlar tarafından verilmiş birçok yarlıkları görmek fırsatını buldum. Bu yarlıklarda ‘Hatunlar ve hanlar buna el birliğiyle karar verdiler’ şeklinde kayıtlar vardır. Al-Omari’nin sözlerine güvenmek gerekiyor. Çünkü Rus metropolitlerine verilen ve çevirileri bize kadar gelen yedi yarlıktan üçünde Taydula’nın adı anılmıştır.

‘Bu ikinci yarlığı Taydula Hatun 6670 yılında  metropolit İoan’a vermiştir.’

‘Bu dördüncü yarlığı Çenibek’in hatunu Taydula 6851 yılında metropolit Feognost’a vermiştir.’

Aşağıdaki satırlar özellikle  dikkate değer. ‘Çenibek’in yarlığına ve Taydula’nın sözüne istinaden Tatarlar’ın ulus (ve ordu) emirlerine ve il ve şehir ve köy darugalarına ve damgacılara ve elçilere  ve bütün memurlara...’

Taydula’nın metropolit Aleksey’e verdiği altıncı yarlık da bu  şekilde kaleme alınmıştır. Bu suretle, emirlerin han ve hatunlar tarafından verildiği yolunda al-Omari’nin verdiği bilgi tamamıyla doğrulanmış oluyor.

13.yüzyıl Ermeni kaynaklarında da Moğol kadınlarının erkeklerle eşit haklara sahip oldukları belirtilmiştir. Sık sık andığımız Genceli  Kirakos şöyle diyor:

‘Tatarlar Ermenistan ve Albanya’daki kışlaklarında dinlendikleri sırada, Suriyeli Raban... Çarmağan’ın yokluğunda onun yerine yönetimi ele alan karısı Eltina Hatun’a...’

Bundan sonra, Katolik rahibinin ‘büyük saraya yönelerek kendisini Eltina Hatun’a takdim ettiği, Eltina Hatun’un onu büyük sevgi ve saygı ile karşılayarak bütün memurlardan üstün tuttuğu’ ve ‘ona hediyeler ve El-Tamga verdiği ve bu suretle onu her türlü zulümden uzak tuttuğu’ haberi veriliyor.

Han sarayına mansup kadınların, devletin siyasi hayatına katıldıklarından Plano Carpini de söz etmiştir. Güyük hanı ziyaret ettiği sırada, Güyük Han’ın annesinin Rus prensi Aleksandr Yaroslaviç’e kendi adına elçi gönderdiğini görmüştür.  Plano Carpini’ya göre ‘İmparatorun (Güyük Han’ın) annesi, orada bulunanların haberi olmaksızın Aleksandr’ın oğluna (Yaroslav’a) Rusya’ya  elçi göndermiş ve onu yanına davet ederek kedisine babasının topraklarını vermek istediğini haber vermişti.

(Prens) gelmek istemeyince. Yarlık göndererek babasının topraklarını almak üzere gelmesini istemişti. Fakat  geldiği taktirde onu öldüreceğine ve hatta esir edeceğine inanıyorlardı.’ “

(A.Yu.Yakubovskiy, Altın Ordu ve Çöküşü, S.70)

Logged

Küfür ve hakaretten dolayı siteden uzaklaştırılmıştır.
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #27 : Temmuz 30, 2007, 08:55:57 »

Alıntı
""""onlardan önce kumuk tanımlaması tüm kıpçaklar için yapılmış """

bu uydurugunun aciklamasi burda da yok Cheesy

ve kabukcak hehehe
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
graywolf
Çekingen Üye
*

Popülarite: 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 9


« Yanıtla #28 : Ağustos 12, 2007, 19:58:35 »

deliormandaki Türkler kıpçaklarla,konya Türkmenlerinin karışımı ve onlardada esmer insana pek rastlanmaz genelde kumral ve sarışındırlar.
Logged
Gacal
Yeni Üye
*

Popülarite: 7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 44


« Yanıtla #29 : Ağustos 18, 2007, 16:52:54 »



Deniz feneri kardeş bilgilerini devamını bekliyoruz.
Logged
Sayfa: 1 2 [3] 4 5
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: **KUMAN-KIPÇAK lar** « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.05096 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog