Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kasım 23, 2017, 19:22:37
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: ŞEYH BEDREDDİN SİMAVİ 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2
Gönderen Konu: ŞEYH BEDREDDİN SİMAVİ  (Okunma Sayısı 12381 defa)
Can Destan
" Panta rei !"
Onursal Üye
*****

Popülarite: 954
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.882


Deliorman'a Türkçe kitaplı el uzat!


« : Temmuz 14, 2007, 09:43:42 »

   Şeyh Bedreddin Simavi( .... - 1420)

Edirne yakınlarında, bugünkü Yunanistan topraklarında bulunan Simavna kasabasında doğmuştur. Babası Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus'un torunu olduğu söylenen Abdülaziz'in oğlu İsrail, annesi ise Rum asıllı bir hristiyan iken müslüman olan Melek Hatun'dur. Babasının mesleği nedeniyle Simavna Kadısı Oğlu diye tanınmıştır. Edirne'nin Osmanlılar tarafından alınmasından sonra ailesi ile buraya yerleşmiştir. Şeyh Bedreddin ilk tahsiline babasının yanında başladı. Daha sonraları Şahidi adlı bir hocadan ders aldı. Mevlana Yusuf'tan sarf ve nahiv okudu. Koca Efendi diye de bilinen Bursa Kadısı Şeyh Mahmud ile oğlu Musa Çelebi'nin I. Bayezid'in refakatinde Edirne'ye gelmeleri üzerine, ileride astronomi ve matematik alanlarında büyük şöhret kazanacak olan Musa Çelebi ile birlikte Koca Efendi'den ders almaya başladı; bu arada Mevlana Yusuf'un yanında fıkıh öğrenimine de devam etti.
6 ay sonra Musa Çelebi ve amcası Abdülmü'min'in oğlu Müeyyed ile birlikte 1 yıl süre ile Bursa Kaplıcaları Medresesi'nde yine Hoca Efendi'nin derslerini takip ettiler. Bu 3 öğrenci Bursa'dan Konya'ya gittiler ve orada Mevlana Feyzullah'tan mantık ve astronomi dersleri aldılar. 1 yıl sonra Musa Çelebi Semerkant'a giderek Uluğ Bey'in astronomi hocası olurken Bedreddin Simavi ve Müeyyed 1381'de Şam'a gittiler. Fakat Veba salgını nedeniyle Küdus'e dönerek Mescid-i Aksa'da İbnü'l Askalani'den hadis okudular. Daha sonraları Türk Beyi Ali Keşmiri'nin himayesinde Kahire'ye gittiler. Ali Keşmeri verdiği yemekte yapılan ilmi sohbet sırasında orada bulunan Şah el-Mantıki, Bedreddin Simavi'yi çok beğenmiş, bunun üzerine Bedreddin Simavi kendisinin en gözde öğrencisi olmuştur. 1383'te Hac için Mekke'ye giden Şah, Bedreddin Simavi'yi de yanına alır.
Sultan Berkuk, Bedreddin'in başarısını öğrenmiş, bunun üzerine oğluna ders vermesi için kendisini saraya davet etmiştir. Bedreddin Üç yıl bu görevde kalmıştır. Sultan Berkuk, hocası olan Ahlatlı Şeyh Seyyid Hüseyin ile Bedreddin Simavi'nin tartışmalardaki başarılarından memnun kalmış ve Bedreddin'i cariyelerinden Cazibe ile, Ahlatlı Hüseyin'i de onun kardeşi Meryem ile evlendirmiştir. Bu evlilik onun ilmi ve fikri hayatında bir dönüm noktası olmuş, baldızı Meryem'le yaptığı tasavvufi sohbetler üzerine tasavvufun aleyhinde iken tavrını değiştirerek Ahlatlı Şeyh Hüseyin'e intisap etmiştir. Bir süre sonra hastalanan Bedreddin Simavi doğuya bir geziye çıktı.
1402-1403 yıllarında Tebriz'e giderek Timur'un otağında İranlı alimlerle yaptığı tartışmalarda Timur'un ilgisini çekmiştir. Daha sonra Kahire'ye geçen Bedreddin Simavi, Şeyhinin gözetiminde çilesini doldurdu ve onun ölümü üzerine şeyhlik makamına geçmiştir. Diğer şeylerle arası açılınca Edirne'ye dönmeye karar verdi. Filistin, Şam ve Halep üzerinden Konya'ya geçmiştir. Daha sonra Tire'ye geçerek isyan hareketlerinin ileri gelenlerinden Börklüce Mustafa ile tanıştı. Daha sonraları İzmir'e geçti ve burada bir başka isyan hareketinin elebaşısı olan Torlak Kemal ile tanıştı.
Şehzadeler mücadelesi sırasında Bayezid'in oğullarından Musa Çelebi'nin kardeşi Süleyman Çelebi ile yaptığı savaş sonunda Edirne'yi ele geçirmesi üzerine Şey Bedreddin kazaskerliğe tayin edildi ve aktif olarak siyasi hayata atıldı. Musa Çelebi'nin kardeşi Mehmed Çelebi karşısında yenik düşmesiyle 1413'te Şey Bedreddin ailesi ile birlikte İznik'e sürgün edildi. Kendisine 1000 akçe maaş bağlandı fakat bu durumu kabulenmeyerek siyasi teşkilatlanmayı sağlamak üzere harekete geçti. Börklüce Mustafa'yı Aydın ve civarında propaganda faaliyetleri için görevlendirdi. Börklüce Aydın ve Karaburun'da binlerce sempatizan topladı. Ancak onun bu faaliyetleri nedeniyle kendisinin sorumlu tutulacağından kaygılanan ve bu gelişmelerin isyan hareketi başlatma imkanı hazırladığını düşünen Şeyh, göz hapsinde olmasına rağmen muhtemelenen 1416'da İznik'ten kaçmayı başarmış, Kastamonu'ya giderek İsfendiyar Bey'e sığınmıştır. Tatar iline ulaşmak niyetinde iken bu amacına ulaşamamıştır. Bunun üzerine Sinop Limanı'ndan bir gemiye binerek Rumeli'ye geçmiştir. Önce Zağra, oradan da Silistre, Dobruca ve Deliorman'a gitmiş ve buraya yerleşmiştir. Burada taraftarları oldukça hızlı bir şekilde artmıştır.
Bu üç isyancının başarılarından endişelenen Sultan Mehmed, Şeyh'in üzerine büyük bir kuvvet göndermiştir. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal bozguna uğratılmış, şeyhin adamları dağıtılarak, şeyh esir alınmıştır. Padişah'ın emriyle bir heyet kurularak şeyh yargılanmıştır. Bu heyet Şeyhin, malı ve ailesi korunmak şartıyla idamına karar vermiştir. Bu fetva üzerine Şeyh Bedreddin 1420'de Serez'de idam edilmiş ve burada defnedilmiştir. 1961'de kemikleri, Sultan Mahmud'un Divanyolu'ndaki türbesi haziresine defnedilmiştir.


Kaynak:http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=519

Logged

" İRADENİ İDARE ET,VİCDANININ ESİRİ OL !" -  Mevlana
                                 *
Finanzwesen
Onursal Üye
*****

Popülarite: 678
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.391


« Yanıtla #1 : Temmuz 14, 2007, 09:47:24 »

   Şeyh Bedrettin'le ilgili bir kitap buldum,bir üniversite hocası yazmış,arkadaşımın evinde,kendisi yurtdışından üç hafta sonra döndüğünde alacağım. Smiley O sırada biraz göz gezdirmiştim,çok ilgimi çekti,özellikle de Mustafa Balbay'ın Torlak'la ilgili gezi yazısını okuduktan sonra.Büyükbabamlardan gidip Şeyh Bedrettin İsyanı'nı da almam gerekebilir.Bu özet bilgiler için teşekkür ederim Can Destan abi. Smiley
Logged
KaRDiNaL
Onursal Üye
*****

Popülarite: 68
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 558

Joker


WWW
« Yanıtla #2 : Temmuz 14, 2007, 09:48:10 »

bu adamın hayatına dair bildigim tek sey Osmanlı Devleti zamanında devleti bölücü isyana isim vermiş olmasıdır..belki de kendi tasarlamıstır.. Grin
Logged

Ne dilediğine dikkat et !
Taran Kedi
Moderator
Onursal Üye
*****

Popülarite: 483
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5.830


Tozcu


WWW
« Yanıtla #3 : Temmuz 14, 2007, 11:47:37 »

Bu tarihi şahsiyeti incelerken biraz osmanlı arşivleri açısından da ele almak gerekir Smiley
Bakalım osmanlı arşivlerinde bu konuda neler deniyor?

ŞEYH BEDREDDİN HAKKINDA FETVALAR
Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Sofyalı Bali Efendi Şeyh Bedreddin hakkında padişaha sunduğu raporda  şu görüşleri  ileri sürmekteydi:
"Dobruca ve Deliorman vilayeti halkı, Allah hepsine lanet eylesin, adı geçen Şeyh'ten el alıp (kendisine mürit olup), emrine itaat edip, kendisini örnek alıp ve can-ü gönülden kabul edip, her ne zaman ki bir yere gelip, toplanıp sohbet ettiklerinde, meclislerinde şarap ve dost, arkadaş, yaşlı, genç, kadın ve erkek bulunup, kendini beğenmiş bu dinsiz Şeyh içki'den sunar ve elinde kadeh, sarhoş olarak öğüt vermeğe başladığında, baş kaldırıp "Cennette şarap dedikleri şarap bu güzel ve kalbe ferahlık veren şaraptır.Ve Kevser dedikleri işte bu dünyadır ki, Hak sofrasıdır. tüm Tanrısal nimetler buradadır. Ahiret işleri, rüsum uleması'nın (taklitçi bilginlerin) anladıkları gibi değildir. Bunun, ata sözleri olduğundan habersizdirler." diye nice alaylı, anlamsız ve küfürlü sözler söyleyi, "Sanmayın ki gökyüzü (evren) yok olacaktır ve mülkün sahibi mülkünden dışarda olacaktır. O, insandadır. Her kim insanı bildi. Hakk'ı bildi. (Enel-Hak) Ben Hakk'ım!" deyince, o yolunu sapıtmış, dinden çıkmış müritlerin hepsi "Ene'l Hak!" deyip, o insafsız Şeyh'e secde edip "Benim Pir'im, benim Tanrı'm derviş-i çinde "Med Çanak, beri çanak" (?) olup, Şeriat'ın kapısını yıkıp, Ye'cüc ve Me'cüc gibi nice fitne ve fesada sebep olur, ne nice temiz, saf kalbli heva ehlinin inançlarının bozulmasına sebep olurlar."

Hicri onbirinci yüzyılda Şeyh Mahmud Hüdayi Efendi de padişaha yazdığı bir raporda, Şeyh Bedreddin olayına dair bilgi verdikten sonra şöyle diyordu:
"Docalar(doğcalar) demekle bilinen köylerde ve her zaman fesat çıkarmaktan geri kalmazlar. Ve Kızılbaş ile birdir. Önceden beri, aralarında işlem ve anlaşmaları vardır. Hatta orada sipahiler Kızılbaş seferi oldukta onlara emir verildikte kimisi timardan vazgeçmiştir ve kimisi mühürleyip gitmişlerdir. "Tımar hatırı için ere kılıç çekmeyiz" derler ve asla içlerinde Şeriat ve Sünnet eseri yoktur. Müslümanlardan bir adam öldürmek, kafir öldürmek kadarınca gaza bilirler, Rafızidirler. Fesat kaynağı ve fitne doğuran kimselerdir. Kalabalık taifedirler. Ve içinde yer yer şeyhleri adında şeytanları vardır. Daima bozgunculuk ve yoldan azdırmakla uğraşırlar. Ve yer yer ışık zaviyeleri vardır. Onlar'da haraptır. Ve bu taifeye Simavni derlermiş, Açıkça ve göz göre göre Çıhar'ı Yara (Halifelere) söverler. Işık taifesi ve onların fenalıklarını anlatmak zordur. Her zaman Kızılbaşlığın meydana çıkmasını ve yayılmasını temenni ederlerdi. Elhamdülillah aksi oldu ve hala hak ancalar olmaz, gene fırsat Şah'ındır derlermiş, Bu çeşit Rafızılerdir. Ve mülhid ve zındıktırlar. Fırsat esiridirler"

Hicri 1022/Miladi 1613 yılında, Sıvas Sancağı dahilindeki Kadı'lara gönderilmiş olan bir genelge oldukça dikkat çekicidir:
"Sivas sancağında  olan Kadılara hüküm ki; selahiyet çevrenizde Sımavni taifesinden bazı kimseler ilhad ve dalalet üzerine oldukları, şeriata aykırı nice hareketlerin sahibleri bulunmakla kızılbaşlığı benimseyip nice müslümanların dahi yoldan çıkmalarına sebeb oldukları öğrenilerek mesele şer'ile görülüp icra-i meşrü üzere meşhur ve mütearef olan  kimseler ise meclis-i şer-i şerife ihzar edüp ona vechile hak üzere teftiş edip göresin; Şah tacın geyüp tariyk-ı şeriatdan beri olub müslümanları idlal idüp zararları muhakkaksa bize yazıp arzeyleyesin ; olmayanların şer'ile haklarında lazım geleni icra eyleyesiz; amma bu bahane ile kendi hallerinde olanı hilaf-ı şer' rencide itdürmekten ihtiraz eyleyesiz . 18 za (Zil-hıcce), 1022"

Şeyh Bedreddin hakkında Şeyhülislam Ebussuud Efendi'nin görüşü de şu şekildedir:
Soru : Şeyh Bedreddin Simav ki "Varidat" sahibidir;
"Bedreddin yandaşlarına küfür ve lanet etmeyen kafirdir." diyen birisine şeriat bakımından ne yapmak gerekir?
Cevap:Diğer kafirler gibi Bedreddin yandaşı olanlar kafirdir, demek doğrudur.  Ancak bunların adını anmayıp lanet etmeyen kendi halindeki Müslümanlar kafir olamaz.
Soru: Simavnalu taifesinden bir bölük insan şarap içip izinle birbirlerinin  eşlerine tasarruf etseler, bunlara ne yapmak gerekir?
Cevap: Öldürülmeleri gerekir...
Soru: Bir kişi, "Kim Şeyh Bedreddin dervişlerini evine misafir alırsa onu azarlayıp ayrıca suç parası almak gerekir." dese bu uygulama dine uyar mı?
Cevap:Misafir olan kötü şöhretli Simavi(Şeyh Bedreddin) yandaşıysa uyar.

Kaynak : http://www.alevibektasi.org/bedred1.htm#D%DDP%20NOTLAR%20:
(devamı  gelecek)
Logged





Can Destan
" Panta rei !"
Onursal Üye
*****

Popülarite: 954
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.882


Deliorman'a Türkçe kitaplı el uzat!


« Yanıtla #4 : Temmuz 14, 2007, 20:52:54 »

 BU KONUYU AÇMAMIN NEDENLERİ ÜZERİNE AYRINTILAR

- 8 aralık  1974 yılı.Bulgaristan’da  Üniversiteliler Bayramı.
O günü,Bulgaristan Komünist Partisi(BKP) üst düzey yöneticileri,üstün başarılı Üniversite öğrencileri ile geleneksel toplantılar düzenliyor-iç ve dış politikadan bahsediyordu.
Tıp Akademisi öğrencileri ile BKP Politbüro (Yüksek Yönetim kurulu) üyesi,ideolojiden sorumlu, Venelin Kotsev görüşmüştü.
Bulgaristan’ın asla “ikinci Kıbrıs” olmayacağını(yazın Kıbrıs Barış Harekatı olmuştu),buna göre Politbüro’nun azınlıklar,hele de Türkler konusunda, en katı dahil, önlemler alacağını ,tehdit edercesine, vurgulamıştı.
 Bunu  toplantıda bulunan bir güvendiğim  Türk ağabeyimizden duydum..
 Bulgaristan Türkleri üzerine çullanan tehlike sırıtmıştı.
-“İdeolojik cephede” taaruz başlamıştı.Tarihçiler,toplumbilimciler,gazeteciler,hele de Türk bölgelerinde,çeşit çapta “mürekkep yalamış” olanlar, Bulgaristan Türklerinin menşei,bugünü ve yarını hakkında ,belirlenen “asimilasyon programına” hizmet veren yazılar,ilmi araştırmalar yayınlıyor,yeni yeni ,o zamana kadar “bilinmeyenler” keşfediliyordu(uyduruluyordu).”Beyin yıkaması” dönemiydi…
-Bir şahsın ismi çok “sivrilmişti”- Şükrü Tahirov.1985 –ten sonra,şimdiye dek,onu profesör Orlin Zagorov  bilecektik.Kırcali tarafından,Razgradın Sevar köyü damadı idi.”Bulgar Türkleri sosyalizm yolunda” adlı doktorası BKP Merkez Komitesi himayesinde yazılmış,tezin savunması esnasında soru soracak,”methiye çekecek” kişilerin isimleri “senaryoda” belirlen-mişti. Hocalarım prof.İbrahim Tatarlı ve prof.İsak Pasi, eleştiri yazımı incelediler ve mevcut şartlarda ,eleştiri yapılmasının  anlamsız olduğunu vurgulayıp,kesinlikle söz istememi yasak ettiler.Hatta ismini hatırlayamadığım ,Sofya “Karl Marks” Yüksek İktisat Enstitüsü’nden bir “sivri dili” ile meşhur bir akademisyen,söz alacaklar listesine yazılmayınca salonu protesto amacıyla terk etmesi,beni haklı olduklarına  kandırmıştı
-Genelde, o günlerde,tarihi yazılarda,17-18 y.yıllarında merkezi Osmanlı idaresi Bulgar ahalisine asimilasyon kampanyası uygulamış,onu İslamlaştırılmış,Türkleş-tirilmiş, savı  vardı.
İşte o zaman Şeyh Bedreddin Simavi’yi hatırladım.Deliorman ve Dobruca’yı kapsayan
eylemleri 1416(?) -1419 yılları arasındaydı.Ve bunlara ekseriyetle o zamanın yerli Türk ahalisinden katılanlar olmuştu.Bu,yeni oluşturulmaya çalışılan resmi “dogmayı”(bu yörenin Türklerinin Bulgarlardan “devşirme” olduğunu), yerle bir ediyordu.

 İstanbul’dan Şeyh Bedreddin’in “Varidat” kitabını(baskı1972 y.) temin ettim(rahmetli dostum S.Y.-ü minnetle anıyorum),incelemeye başladım.
Mevcut yasalar göre “serbest aspirantura”(dışardan) yapabilirdim.Eni sonunda Bulgar Bilimler Akademisi yanındaki Felsefe Enstitüsünde ,Kürsü başkanı prof.Nikolay Mizov’un ellerine düştüm.Bulgaristan’da İslam dinini tanıyan No:1 olarak kabul ediliyordu.
Prof.N.Mizov kendisine belirli bir zaman tanımamı istedi.Bir ay sonraki görüşmemizde çok gergindi.BKP  MK –si “Propaganda ve agitasya” şefi onu “haşlamıştı”.-“Kaş çekmeye çalışırken,siz göz mü çıkartacaksınız!?!”
Ve bu “işi unutmamı” söyledi…
Böylece “Şeyh Bedreddin” “silahı “kullanılamadı…
Doğru anlaşılmamı isterim.
Konu şahsım,başımdan geçenler değil.Bu Ayşenin de, Ahmedin de başına gelebilirdi.
Bu benim için ,hayatı,görüşleri,bıraktığı izleri farklı yorumlanan Şeyh Bedreddinin de ismi karışan ,bilimin sınırlarını aşan ibretlik bir olaydır .



Logged

" İRADENİ İDARE ET,VİCDANININ ESİRİ OL !" -  Mevlana
                                 *
Liman
Devran
Onursal Üye
*****

Popülarite: 388
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 573



« Yanıtla #5 : Temmuz 15, 2007, 05:33:02 »

   
ŞEYH BEDRETTİN-İ SİMAVİ'YE GAZEL   
                *
varsa devran içinde devran
bu devranın devranıyız biz
o canlar ki cananından taşra düşmüştür
cananıyız biz
 
gönül mahzun
ay karanlık
yıldızlar gözden nihan olsa da
arşı ferşi ışıktan titretecek
bir aydınlık imkanıyız biz
 
ince bir yağmura gerçi asılmıştır
-serez'in esnaf çarşısı'nda-
uzadıkça uzar gölgesi darağacından
o asırdan bu asıra
şeyh bedrettin-i simavi'nin
elhak/devamıyız biz
 
geçer mermi ıslıklarıyla / tek tek
vurduğunu dağıtan
sunturlu mısralar
rediflerin gümbürtüsü akla ziyan
tantanalı bir kavganın demek
gazelhanıyız biz
 
tohum ağaç ve orman
ölümün içerdiği hayat
buhara inkilap eden su
-iriş dede sultanım iriş-
gün bu gün saat bu saat
diyalektiğin fermanıyız biz

     Atilla İlhan

 Bu mükemmel şiir buraya  yakışır...


Logged

"AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN
                     LAFA  BAKILMAZ."
yelken
Üye
***

Popülarite: 104
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 145



« Yanıtla #6 : Ağustos 21, 2007, 18:46:39 »



  zülfü livaneli'nin şeyh bedrettin destanı

  <a href="http://www.youtube.com/v/p4r8u5rv-20" target="_blank">http://www.youtube.com/v/p4r8u5rv-20</a>
Logged

"OLMAK VEYA OLMAMAK,
     İŞTE BÜTÜN MESELE BU."
                        - ŞEKSPİR
Finanzwesen
Onursal Üye
*****

Popülarite: 678
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.391


« Yanıtla #7 : Ağustos 26, 2007, 14:19:29 »

Cumhuriyet Gazetesi'nde yazı dizisi var bu konu hakkında.
Logged
Liman
Devran
Onursal Üye
*****

Popülarite: 388
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 573



« Yanıtla #8 : Eylül 24, 2007, 15:11:46 »



Forumda, Şeyh Bedreddin konusuna  ilgisi olanlar olduğunu biliyorum.Ve bu yazıyı görünce paylaşmayı uygun gördüm.
Tarih konuları ”gerçeklilik” açısından “tehlikelidir”.Tarih içerikli bulgulara ihtiyatlı yaklaşmamız gerekir. Çünkü Tarihin esin perisi “Klio” birçok kez adalet tanrıçasının, Temida’nın önünde “boynu bükük” kalmıştır. Bazen ilimden uzak emeller kasten, bazen kendisi de aldananlar onu kastsız aldatmıştır.Şahsen,aşağıdaki yazıyı,önyargılı olup
İnkar etmiyorum, ama nedense çok temkinliyim.
Deliormanlı olduğum sıfatı ile,”işte arkadaşlar, yazılı bu da var” demek istedim. Bu konuda daha fazla bilen veya öğrenecek olacaksa ,lütfen bu köşeyi unutmasın.
  *    *   *


Şeyh Bedreddin ve Yaşayan Tarikatı
Refik ENGİN
refikengin56@hotmail.com

Şeyh Bedredinin  düşünce ve fikirleri gibi yaşayan bir eseri de  kurduğu halen devam etmekte olan tarikatıdır.Ne yazık ki onun  kurduğu ve halen yaşayan tarikatı hala bilinmemektedir.Biz onu  tanımak ve tanıtmak için dört yıldır araştırıp sesimizi  duyurmak istiyorduk.

İlk  defa  Şeyh  Bedreddin  tarikatı   ile ilgili  yazım Cem dergisinin 41 .ci sayısında yayımlanmıştı. O yıllarda  Ehli Beyt  tarikatlar  için  bir kıpırdama yılları olduğundan araştırmamızın tamamı dergide yazı çokluğundan  yayımlanmamıştı. Ayrıca  o günlerde bu tarikat ile elimdeki  bilgilerde fazla değildi.Daha sonra NEFES  dergisinin  35. Ci sayısında  ŞEYH  BEDREDDİN’E   ANIT  MEZAR YAPILMASINI   İSTİYORUZ ‘ diye bir yazımız  yayımlanmıştı.

Ne  yazık ki  bu  konuda  o günlerde  bir girişim olmadı.Şu an bu ANIT  MEZAR kampanyasının  adına layık bir şekilde  sonuçlanmasını   diliyoruz.

Şahsen  Şeyh Bedrediniler ile ilgim  dedem   Abdal  Ahmet  Babanın Şeyh Bedreddini yolu erkanını  bırakıp  Bektaşiliğe  geçmesinden dolayıdır.  Trakya’daki  AMUCA   KABİLESİ  Şeyh  Bedreddinin tarikatına sadık kalan hala devam ettirendir.Amuca  Kabilesinin bu yolu devam ettirmesi ona olan sadakatindendir. Amuca   kabilesi ile Şeyh Bedreddin  köken olarak ta  kan  bağı vardır.Amucalar  kökenlerini Ertuğrul Gaziye  bağlamaktadırlar.Bedreddinin de nesli Selçuklulara  dayandığı  için  törece bir ayrılık  olmadığından  sadık  kalındığı  sanılmaktadır. 1868 yılına  kadar  Amuca  Kabilesi  Şeyh  Bedreddin tarikatına  mensupmuş. Sonradan  bir bölümü  Bektaşiliğe  geçmiş.Bu konuda Nefes dergisinde Trakya’da bir Bektaşi dergahı ABDALAHMET BABA DER GAHI   yazımızda  geniş  olarak ele almıştık.

O günden bu yana aynı  konularda daha geniş   araştırma yapma imkanlarımız oldu.Kabileden bize yazılarımızın  yayımlanmasından  sonra pek çok  kişi  tarafından  bilgi  aktarıldı.Şeyh  Bedreddini  tarikat ına mensup   Kısmet Aktaş Baba, Yaşar  Yaşa  Dede Muzaffer Sevgili, Dede ,  Habib Özkaynak, Dede  ve adını  ve  yazamadığımız  pek çok Dedeler ve muhipler ile  beraber muhabbet ettim.Beni devam eden  tarikatlarını görmem için davet ettiler.Bu davetlerden sadece iki tanesine gidebildim.İlk defa erkanlarında resim  çekme, ses  kaydı  alma, ve video kaydına müsaade ettiler. Ayrıca ellerinde bulunan  notları ve nefes defterlerini bana vererek yardımcı oldular.Tüm bu bilgileri birleştirerek tarihsel  yeri  ile onu tanıyıp  tanıtmayı  arzuluyoruz.Bütün bu bilgiler ile Yaşayan Şeyh Bedredini erkanını  tam olarak yazmaya başladım.Bunu bir araştırma olarak değil ruhen  yaşayarak  kaleme al mı ya  çalışıyorum.Çünkü benim  neslim bu  yolu en az  500 yıldır devam ettirmeye çalışmaktadır.Bende bir Ehli Beyt  mensubu olarak bunu  tanıtmayı görev bildim. Eğer bir ANIT MEZAR  yapılırsa bunu açmak onun yegane mirasçı , onun yolu erkanın güdenlere düşer  inancındayım. Eğer bir anıt mezar yapılırsa  ,açılışına sayıları  günümüzde  dört olan Şeyh Bedreddini   Babasını ve tüm Dedelerini ve kabilenin fertlerini oraya  getiririm.Orada bir  Şeyh Bedredini erkan açar zikirlerini  söylerler.Semahlarını dönerler .Onun  erkanını  tüm sevenleri de  görür . Seven  sevmeyen de hala  ŞEYH BEDREDDİN’ in fikirlerinin  kitaplarda değil halkta yaşadığı  görülür.Çünkü 1420  yılından 1998 yılına kadar 578 yıldır bu erkana gönül veren onu  sürdüren AMUCA KABİLESİ’nin tam olarak bir biyografisini  araştırıp yazdım.  Yinede tarihsel süreç  içinde pek çok kayıta  ulaşamadık.Biz  Amuca  Kabilesi  ile özdeşleşmiş olan Şeyh  Bedreddini tarikatını da A dan z ye  açıklamak istiyoruz.  Onun  için   bize yardımcı olmak isteyenler  ile  karşılıklı  olarak yazışmak  istiyoruz. Artık herkesin eteğindeki taşları  dökmesi gerekmektedir.Bu konularda  benimde  çorbada  tuzum  olsun diyenler ,konunun  uzmanı  olanlar gelin birlikte  el  birliği   ile  gönül birliği  ile  başaralım. Ayrıca ona  bir anıt mezar yapılması  yetmez.Onun için   bir müze  yapılmalı.Adına bir araştırma  vakfı  kurulmalıdır. Her  yıl belli zamanlarda anma törenleri yapılması gerekmektedir.Devam   etmekte olan tarikatına  bir meydan evi de yaparak, yüz yıllardır  gizli kapaklı   korku ile can  güvenliği olmadan  bu inancı  yürütenlere bir destek verilmelidir. Tarih kayıtlarında  adlarına  ölüm fermanı çıkaranların Şeyh  Bedreddinlere   günümüzde  gönüllerince  ziyaret edecekleri bir Anıt mezar ve ibadetlerini gönül  şenliğince yapacakları  bir Meydan evini çok  görmemeleri gerekmektedir.

Karaoğlu Ahmet baba  ile başladı
Abdal Ahmet  Hacı  Tahirle  yaşadı
Bizleri sevmiyenler   hep taşladı
Aşk  ile muhabbettir bizim  töremiz

Mümin Baba Tekkede erkan  birledi
Seydi  Paşa meydanda zigrin söyledi
Aydınoğlu  aşk ile  semah   eyledi
Aşk ile  muhabbettir  bizim töremiz

Üçler  semahına  kalkar  üç saki can
Ardından dökülür semaha  muhipban
Döner semahın   aşk ile  inanan
Aşk ile  muhabbettir bizim  töremiz

Kırkların  semahı  meydanda  dönülür
Tarikatımızda   ölmeden ölünür
Erenler Mürşit  Cemalinde görünür
Aşk ile  muhabbettir bizim  töremiz

ENGİN  olup gir Bedreddin meydanına
Katıl on iki   İmamlar katarına
Zigir  söyle aşk ile ol  yaradana
Aşk ile  muhabbettir bizim  töremiz

« Son Düzenleme: Eylül 24, 2007, 15:31:34 Gönderen: Liman » Logged

"AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN
                     LAFA  BAKILMAZ."
yyildizlar
Yeni Üye
*

Popülarite: 31
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 49


« Yanıtla #9 : Eylül 24, 2007, 21:21:04 »

Şeyh Bedreddin...Osmanlı Devletinin kuruluş dönemlerinde ortaya çıkan toplumsal ve dini huzursuzlukları isyana dönüştürerek halk kitlelerini peşinden sürüklemiş bir Batıni Şeyhi.Şeyh Bedreddin ile o devirden sonra Anadoluda taraftar toplayan Alevilik hareketi arasında ortak noktalar varmıdır? Şeyh Bedreddin Osmanlının  temsil ettiğisünni inancın ne kadar dışında idi? Şeyh Bedreddinde Vahdet i Vücud nazariyesi ve Panteizm...Onun felsefesinde aykırı düşüncelerin kaynağı nereden besleniyor? Şeyh Bedreddini isyan ve idama götürenilginç bir hayat hikayesi.    Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin,Yazar;M.Şerefettin Yaltkaya ,Yayına hazırlayanlar;Prof.Dr.İsmail Aka,Dr.Mustafa Demir
Logged
Sayfa: [1] 2
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: ŞEYH BEDREDDİN SİMAVİ « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.03017 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog