Ana Sayfa Ana Sayfa  Forum Forum  Balkanlar TV Balkanlar TV  Tarihte Bugün Tarihte Bugün  Haberler Haberler  Makaleler Makaleler
Son mesaj - Gönderen: Taran Kedi - Cuma, 06 Nisan 2012 15:50
Balkan Türklerinin Buluşma Noktasına Hoş Geldiniz.
Balkanlar.Net
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 25, 2017, 07:17:57
151.700 Mesaj 8.683 Konu Gönderen: 8.295 Üye
Son üye: figenbakay
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: CİHAN PEHLİVANI - DELİORMANLI KOCA YUSUF 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: CİHAN PEHLİVANI - DELİORMANLI KOCA YUSUF  (Okunma Sayısı 8512 defa)
By Editör
Onursal Üye
*****

Popülarite: 122
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 509



« : Aralık 26, 2007, 12:08:39 »

ANADOLU AJANSI

İsmi, Türk ve dünya  güreşinin zirvesinde yer alan Koca Yusuf'un, 1898 yılında Amerika'dan  dönerken bindiği “La Buorgogne” adlı geminin batması sonucu Atlas  Okyanusu'nun derinliklerine  gömüldüğü sanılan bedeninin, Asor
adalarının birindeki kilise bahçesine gömülü olduğu iddia edildi.

Şair Sunay Akın, Çınar Yayınlarından piyasaya çıkan “Önce çocuklar ve  kadınlar” adlı kitabında, Koca Yusuf'u konu alan “Okyanusa yenilen  güreşçi” adlı bir bölüme de yer verdi.

Sunay Akın, tarihçi Murat  Sertoğlu'nun 1964 yılında Amerika'da yayınlanan “Wrestling” adlı güreş  dergisinde Koca Yusuf'un anlatıldığı sayfalarda gemi kazasıyla ilgili  enteresan bilgilere ulaştığını ve bunu Türkiye'de bir tarih dergisinde  yayımladığını anlattı.

Amerika'nın Halifax açıklarında 4 Temmuz 1898'de içinde Koca Yusuf'un da  bulunduğu “La Buorgogne” adlı geminin, kireç taşıyan başka bir gemiyle  çarpışması sonucu battığını hatırlatan Akın, kaza sonrasına ilişkin  şunları anlattı:

“Gemi battıktan bir süre sonra oralardaki küçük adalardan birinin  kıyısına 20 ceset vurmuş. Cesetlerin kazaya uğrayan geminin yolcuları  olduğu anlaşılmış. Hemen hemen hiçbirinin kimliği tespit edilememiş.  Cesetlerden biri pek heybetliymiş. Üzerindeki kılıktan hangi milletten  olduğunu köy papazı bile anlayamamış. Yalnız belinin çok uzun bir  kuşakla sarılı olduğu görülmüş. Bu ceset de diğerleriyle birlikte  kilisenin mezarlığına defnedilmiş. Bu Koca Yusuf'tur. Ben eminim, orada  yatan Koca Yusuf'tur. 20 ceset arasında birinin farklı olması, boyu  posu, kıyafeti, kuşağı...”

Akın, gemiden kurtulmak isteyen Koca Yusuf'a ilişkin bir efsaneyi de  “Gemi kazası olunca Koca Yusuf bir filikaya çıkmak istemiş.  Filikadakiler, devirecek korkusuyla Koca Yusuf'un parmaklarını  kesmişler” diye anlattı.

 “Wrestling” adlı derginin arşivinden gerekli bilgilere  ulaşılabileceğini ve adalara giderek konunun mutlaka araştırılması  gerektiğini dile getiren Akın, “Koca Yusuf'un kemikleri alınıp  hakkettiği yere neden getirilmesin? Böylece 'Ata Sporu' dediğimiz güreşe  gerçek anlamda sahip çıkarız. Koca Yusuf'un sırtı, böylece hakkettiği  yerde yere gelir” diye konuştu.
         
KOCA YUSUF KİMDİR?
         
Koca Yusuf, 1857 yılında Bulgaristan'ın Şumnu kentinin Karalar köyünde  doğdu. Küçük bir çocukken köyde danalarla boğuşmaya başlayan Koca Yusuf,  sonra kispeti vücuduna geçirip güreşmeye başladı. Ünü, önce Deliorman'ı,  sonra Kırkpınar'ı kaplayan Koca Yusuf, Türk güreşinin gelmiş geçmiş en  büyük pehlivanı olarak tarihe geçti.

Yalnız Türk güreşinde değil, güreş dünyasında da büyük bir zirve olarak  kabul edilen Koca Yusuf, ilk kez güreş tarihinin en büyük  pehlivanlarından biri olan ve 26 yıl Kırkpınar'ın başpehlivanlığını  elinden bırakmayan Kel Aliço'nun karşısında tanındı. 27'inci yılda da  başpehlivanlığı rakipsiz alacağını umarak Kırkpınar'a gelen Kel Aliço,  burada “Başa güreşeceğim” diyen Deliormanlı Yusuf isminde körpe bir  çocukla karşılaştı.

26 yılın başpehlivanı Kel Aliço'nun böyle bir pehlivana yenilerek güreş  dünyasındaki tahtını kaybetmesine kimsenin içi razı gelmiyordu. Havanın  kararmasını fırsat bilenler güreşi yarıda bıraktırmak istediğinde  Aliço'nun gür sesi er meydanını kapladı:

“A be burası Kırkpınar'dır... Er meydanıdır buncağaz. Burada yenişene  kadar güreş tutulur. Zift fıçıları, çıralar ne güne duruyor? Tutuşturun  oncağazları... Pişmiş güreş bırakılır mı hiç? Bu kızancağıza yenilmek  kaderimde varsa bırakın yensin beni... Hem ben artık bu er  meydanlarından çekileceğim. Aliço'yu yenmek talihini bir daha bu  Yusufcağız nerede bulacak?”

Aliço'nun bu sözleri Yusuf'u öylesine duygulandırmıştı ki, gözyaşlarını  tutamadı ve büyük ustanın eline sarılıp öptükten sonra titrek bir sesle  ona adeta yalvardı:

“Ustaların ustası, pehlivanların pehlivanı, koçyiğit ağam benim. Gel  bırakalım şu güreşi. Sözlerinle yendin sen beni. Elimde ayağımda derman  komadın. Bu söylediklerinden sonra ben seni tutamam gayri. İstersen sen  tut beni, vur sırtımı yere...”

Aliço da meydanı çevreleyen kalabalığı teşkil edenler gibi çok  duygulanmıştı. Deliormanlı Yusuf'un alnına sıcak bir buse kondurdu:

“Bu meydan bundan sonra senindir artık. Senin gibi bir pehlivan ortaya  çıktıktan sonra gözüm arkada kalmadan ayrılacağım buralardan. Ödül de,  başpehlivanlık da senindir. İkisine de güle güle sahip ol. İkisi de sana  helal olsun oğul.”

O günden sonra Türk güreşinde Koca Yusuf'un devri başladı. Er  meydanlarında kasırgalar yaratıp rakip tanımayan bir kuvvet olarak  ortaya çıkan ve yalnız cüssesinden ötürü değil, güreş değerinden ötürü  de “Koca” sıfatını alan büyük Türk pehlivanı, yenecek rakip bırakmadı.

Bunu fırsat bilen organizatörler onu Avrupa'ya götürdüler. Koca Yusuf,  Avrupa'dan sonra Amerika'da yaptığı güreşleri de kazandı. Koca Yusuf,  Avrupa ve Amerika'daki güreşlerinden 800 altın kazandı. Bunları kemerine  yerleştiren Koca Yusuf, yurda dönmek için Fransız bandıralı “La  Buorgogne” adlı gemiye bindi. Gemi Atlas Okyanusu'nda sis yüzünden  İrlanda bandıralı “Cromartyshre” gemisiyle çarpıştı. 721 yolcunun  bulunduğu “La Buorgogne”, kaşla göz arasında sulara gömüldü.
Logged







ilk€R
MEYDANA GEL ! SÜR ATINI, FEYZANE GEL ! RUMELİYE GEL !
Onursal Üye
*****

Popülarite: 32
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 595


Hızlı Ve ÜSKÜPLÜ


« Yanıtla #1 : Aralık 27, 2007, 17:24:59 »

Bulunduysa eğer ne mutlu bize... Atatürk düşmanlarının bile mezarlarının Türkiye 'ye getirilmesi planlanırken ( Çerkez Ethem) böyle büyük bir kişinin mezarının getirilebiliyorsa getirilmesinii ve anısına bir anıt mezar yapılmasını dilerim.
Logged

MEYDANA GEL! SÜR ATINI,  FEYZANE GEL!  RUMELİYE GEL!
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #2 : Temmuz 12, 2009, 18:22:30 »

Hiçbir Türk onun kadar nam salmadı

Şimdilerde 500 binden fazla Türk'ün yaşadığı Amerika, yaklaşık bir asır önce bir Türk'ün efsanesine şahit oldu.

 Rakiplerini birkaç saniye içinde tuş eden Koca Yusuf, vatan hasretine dayanamayarak New York'ta bindiği geminin tam 111 yıl önce bugün batmasıyla arkasında adı gibi koca bir dram bırakarak okyanusta boğuldu.

ABD'de hiçbir Türk onun kadar saygı görmedi; onun kadar nam salmadı ve hiçbir Türk onun kadar arkasında koca bir efsane bırakamadı. Bugünlerde Mehmet Okur ve Hiyadet Türkoğlu'nun basket oynadığı spor ve gösteri merkezi Madison Square Garden'da 111 sene önce Koca Yusuf fırtınası esti. O dönem yayınlanan Amerikan gazetelerinde adı Terrible Turk (Yaman Türk) olarak geçen Koca Yusuf, rakiplerini aman vermemesiyle biliniyordu.

GELMEDEN MANŞET

Osmanlı'nın son dönemlerinde Türk'ün gücünü dünyaya göstermek için önce Fransa'da ardından da Amerika'da güreşen Koca Yusuf, New York'a gelmeye razı olunca daha yeni dünyaya ayak basmadan manşetlere çıkar. Güreş dünyasının İskender'i olarak gösterilen Koca Yusuf'tan şöyle bahsedilir: "Tırnağının ucuna kadar namuslu bir adam ve ne miktar olursa olsun para onu satın alıp cambazlık yaptıramaz", "Yusuf geldi. Güreş etmek istiyor ve isteğinde gayet samimi. Ancak Amerikalı rakip bulunmuyor. Anlaşılan bizimkiler müthiş ziyaretçinin kuvvetinden koktular", "Şimdiye kadar şampiyonuz diye poz veren adamlar, Türk bu memlekette kaldıkça meydana çıkmayacaklar."

25 Mart 1898 yılında ilk maçına çıkan Koca Yusuf, rakibi Ernest Roeber'i platformdan attığı için faul alarak yenik sayılsa da sonrasında yaptığı 33 karşılaşmada rakipleri George Bothner, Ewan Lewis, Dan McLeod, Tom Jenkins gibi isimleri saniyeler içinde mağlup eder. Ancak zaman geçtikçe vatan hasteri artık dayanılmaz olur. Chicago'da yapılan güreşte dünya şampiyonu Lewis'i üst üste iki defa yener ve Amerika macerasına son noktayı koyar.

OKYANUSTA BİR DRAM

Bu maçlarda kazandığı 800 altını kemerine koyup 21 Mayıs 1898'te Fransız gemisi La Bourgogne'a biner. Ancak sis yüzünden gemi Temmuz ayının başlarında İrlanda Bandıralı Cromartyshre çarpışıp ve batar. 800'den fazla yolcu can havliyle bulabildikleri filikalara atlamaya çalışır. Koca Yusuf da bu filikalardan birine yapışır. Ancak filikada bulunanlar onun sandalı devirmesinden korkarlar ve kafasına kürekle vurarak ondan kurtulmak isterler. Ancak Koca Yusuf bir türlü filikayı bırakmaz. Bunun üzerine filikaya bulunanlardan biri ipler kesmek için kullanılan baltayı alarak Koca Yusuf'un bileklerine ardarda vurur. Sonunda bileklerinden kopan çelik pençesi filikayı bırakırken Yusuf da okyanusa gömülür. O dönemde çıkan gazetelerde ve New York Kütüphanesi'nde bulunan fotoğrafının altında ise Koca Yusuf'un beline bağladığı altınlardan dolayı yüzemediği ve öldüğü yazılıyor.

New York Times gazetesi 7 Temmuz tarihli gemi kazası ile ilgili haberinde "The Terrible Turk Lost" başlığı ile okuyucularına Koca Yusuf'un kayıp olduğu duyurur.

MEZARI SABLE ADASI'NDA

Vatanına varamadan ölen Koca Yusuf'un cesedinin ise kazanın meydana geldiği yere yakın adalardan Sable Adası'nda olduğu sanılıyor. 9 Ekim 1898 tarihli Chicago Tribune gazetesinin haberine göre, kaza sonrası sahile vuran cesetlerden birinin belindeki kuşakta çok sayıda altın bulunduğu ve giyim tarzıyla diğerlerinden ayrı olduğu yazıyor. Gazete "Yaman Türk, Yusuf'un cesedi Sable Adası'nda" başlığıyla durumu okuyucularına duyuruyor.

(CİHAN)

04.07.2009 16:26:17
« Son Düzenleme: Temmuz 12, 2009, 18:23:37 Gönderen: AlperenKIRIM » Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #3 : Temmuz 12, 2009, 18:27:34 »

Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
yelken
Üye
***

Popülarite: 104
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 145



« Yanıtla #4 : Ağustos 08, 2009, 09:14:56 »


 CİHAN PEHLİVANIMIZ - DELİORMANLI KOCA YUSUF
                                     *
Pehlivanlarımızın dünyaya nam saldıkları 19. asırdayız. Henüz yürümeye başladığı andan itibaren akranlarıyla kapışarak pehlivanlığa ilk adımı atan yiğitlerimiz, büyüdükçe ustaların nezareti altında güreş dersi alarak er meydanına hazırlanmaktadırlar. Devrin hâkim havası altında, sağlam bir dinî ve millî kültür alan pehlivanlar, mertlik, yiğitlik, pehlivanlık yarışıı yapmayı en büyük zevk kabul etmektedirler. Devrin insanlarının en büyük eğlencesi de bu yiğitlerin güreşlerini seyretmektir.

Asırlardır harp meydanlarında gayr-i müslimlerle karşılaşmış yiğitlerimiz, ilk defa 19. asırda, sulh zamanında "diyar-ı firengistan"da gayr-ı müslim pehlivanlarla karşılaşmışlardır. Avrupa ve Amerika'da güreşerek dünyaya nam salan pehlivanlarımızın en meşhuru Koca Yusuf tur.

Gelmiş geçmiş en meşhur pehlivanlarımızdan olan Koca Yusuf, ulemâların "darül harp"te güreş tutmanın ve müslümanların maddeten de güçlü olduklarını isbat etmenin de bir cihad olduğu yolunda beyanları üzerine Avrupa ve Amerika'ya itmiş oralardaki bütün meşhur pehlivanların sırtını yere vurarak cihan pehlivanı unvanını almıştır.

Evlâd-ı fâtihan'dan olan Koca Yusuf 1865'te Deliorman'ın Şumla İli...köyünde dünyaya gelmiştir. Çocukluğundan itibaren güreşe merak salan Yusuf on altı yaşında ayağına kisbet geçirerek er meydanında boy göstermeye başlamıştır.

Yusuf, çevikliği, kuvveti, ustalığı yanı sıra; açık sözlülüğü, mertliği ve İslâm'ı yaşamadaki hassasiyetiyle de dikkatleri çekmektedir.

Yirmi yaşına geldiğinde kendisine antreman verecek pehlivan bulamayan Koca Yusuf çoğu vakit tek başına çalışmaktadır.

Yusuf, koca koca kütükleri kaldırmakta, bu kütükleri kucağına alarak taşımaktadır. Her gün yüksek dağlara inip çıkan, koşan, temiz havayı ciğerlerine dolduran Yusuf, duvar idmanı yapmakta, çamur yoğurarak parmaklarını ve bileklerini kuvvetlendirmektedir.

Koca Yusuf yirmi yaşında iken 1885 yılında, 26 senedir Kırkpınar Başpehlivanlığını elinde bulunduran Aliço ile berabere kalmış, Aliço da sonrasında Koca Yusuf un "başpehlivanlığa" layık bir yiğit olduğunu kabul ederek başpehlivanlığı devretmiştir. Bu tarihten itibaren Yusuf Türkiye'nin başpehlivanıdır. Karşısına çıkan hiçbir pehlivan kendisinden bu unvanı almaya muvaffak olamamışdır. Devrin meşhur pehlivanları; Adalı Halil, Kara Ahmet, Katrancı, Karagöz Ali, Memiş, Filiz Nurullah, Kurtdereli Mehmet ve Hergeleci İbrahim Koca Yusuf la kapışmışlar, hepsi de Yusuf un kendilerinden üstün pehlivan olduğunu kabul etmişlerdir...

Er meydanında kıran kırana güreş yapılmaktadır. Zamana sınırlama yoktur. Mesala 1890'da Koca Yusufla Adalı beş saat güreşmişler, fakat herhangi bir netice alamamışlardır.

Türkiye'nin en kuvvetli adamı kabul edilen Yusuf, Fransız sirk cambazı Doublier'in dikkatini çeker ve Yusuf u Avrupa'ya götürerek güreştirmek bu sayede para kazanmak ister.

Meseleyi Koca Yusuf a açtığında ilk başlarda kabul etmeyen Yusuf, bilahare parayı pulu aklına getirmeden, sadece "keferelerin sırtını yere vurmak" ve Müslümanların maddî kuvvet bakımından da üstün olduklarını isbatlamak için Avrupa'ya gitmeğe razı olur.

Avrupalılar o devirde serbest güreşin yabancısı olduğundan Koca Yusuf Greko Romen güreşi dersi alır. 1895'te Fransa'ya gider. Yusuf, antremanda bile olsa içerisinde yenişme olmayan güreşi kabul etmemekte, karşısındaki rakibini tutar tutmaz yere sermektedir.

Fransa'ya giden Yusufun nâmı kısa zamanda bütün Fransa'da duyulmaya başlamıştır. Yusuf peşpeşe yaptığı güreşlerde rakiplerini bir dakika bile beklemeden tuş yapmaktadır.

Fransa'nın meşhur güreşçileri, Fenelon, Furnier, Dumont, Pol Pons, Sabes ve Feliks Bernard'ı Fransızları hayrette düşürecek kadar kısa zamanda yener. Mesela Dünya şampiyonu diye tanınan Sabes'i dört saniyede tuş eder.

Yusufun rakiplerini nasıl yendiğini anlamaya bile vakit bulamayan seyirciler güreşlerin uzatılmasını istemektedirler. Yusuf ise böyle bir teklifi şiddetle reddetmektedir. Menejerleri Yusuftan yavaş güreşmesini rica ederler. Yusuf bu teklifi kabul eder. Fakat Yusuf rakipleriyle bir-iki dakika oynadıktan sonra kâfi bulmakta ve sırtlarım yere vurmaktadır. Çaresiz kalan organizatörler Yusufun karşısına peş peşe iki güreşçi çıkarırlar ve iki güreşçinin yirmi dakika dayanması halinde büyük para vadederler. Ne varki Yusuf kendisiyle peş peşe güreşen Gambier ve Raul gibi meşhur güreşçileri de yirmi dakika dolmadan tuş yapıverir.

Yusuf, karşısına çıkan mağrur Rum Pierri ve İngiliz Tom Cannon'u da kısa zamanda tuş eder.

Avrupalı organizatörler, bu müthiş pehlivanı ancak bir Müslüman pehlivanının yenebileceğine kanaat getirerek Türkiye'den Hergeleci İbrahim'i / diğer cihan pehlivanımız Omur köylü Kara Ahmetin ustası,Razgrat-Ezerçe'li,ustası Torlaklı Tata Deli Hafız Pehlivan.(Torlaklı  Tata Deli Hafız sonradan Kara Ahmete  de ustalık yapıyor) /getirirler.

Fransa'da karşı karşıya gelen Koca Yusuf la Hergeleci Avrupalıları hayrette bırakan müthiş bir güreş sergilerler. Anlaşmalarına göre güreş Türkiye'deki gibi serbest ve kıran kırana olacaktır.

Güreş süratle devam ederken Yusuf, Hergeleci'ye boyunduruk takar, Hergelecinin burnundan kan akmağa başlar. Telaşlanan hakemler güreşi durdurup Hergeleci'ye bir şikayeti olup olmadığını sorarlar. Şaşıran Hergeleci burnundan devamlı akan kana aldırış etmeksizin; "Neden ola ki? İşte pekâla güreşip duruyoruz." der.

Oynaş güreşe alışmış Avrupalıların şaşkın bakışları arasında bir nara savuran Koca Yusuf bu defa Hergeleciyi Kurt kapanına alır. Hergeleci'nin boğulduğunu zanneden seyirciler telaşlanırlar, kadınlar bağrışmayâ, ağlaşmaya başlar. Jüri heyeti ayrılmalarını ister. Yusuf aldırış etmez. Birkaç kişi Yusufu çeker yine de ayıramazlar. Bu defa sopalarla, bastonlarla Yusufun sırtına, kafasına vurmağa başlarlar. Netice'de ayrılan pehlivanlar berabere ilan edilir. Her iki pehlivanımız da neticeden memnun değildir. Yusuf;

"Ne güzel güreşiyorduk" derken Hergeleci;

"Bizde erkek güleşir, kadın ağlar; ama asla güreşi bırakın demez." ifadeleriyle kırgınlığını ortaya koymaktadır.

Fransızlar Yusufu yendirmek için Amerika'dan zincirkıran lakaplı Leitner'i getirtirler. Ne var ki Yusuf Leitner'i de kısa zamanda tuş ediverir.

Fransa'da karşısına çıkacak rakip bulamayan Yusuf sıkılmağa başlar. Onu en fazla organizatörlerin davranışları üzmektedir. Yusufun paraya pula metelik vermediğini bilen organizatörler onun sırtından büyük servetler elde ederken Yusuf a çok az pay vermektedirler. Yusuf buna da aldırış etmez. Fakat inancına göz dikilmesi Yusuf u çileden çıkarır.

Güreşirken tesettüre riayet eden ve diz kapaklarını örten şortla güreş tutan Yusuf hususi hayatında da dinî inançlarına son derece bağlıdır. Namazlarını düzenli olarak kılmaktadır. Yemeklerinin piştiği kaplarda daha önce domuz yağı ve etiyle yemek pişmiş olması ihtimalini göz önünde bulunduran Yusuf önceden bu kaplan iyice yıkatmakta ve yemeklerin pişmesine bizzat nezaret etmektedir.

Yusufun sırtından para kazanan Fransız Doublier sırf Yusufun inancıyla alay etmek için bir gün yemeğine domuz eti karıştırır. Bunu farkeden Yusuf, Doublier'i haklamak ister. Durumu farkeden Fransız kaçar. Ahlaksızlıktan tiksinen Yusuf, hele inancına karşı yapılan bu hakarete tahammül edemiyerek yapılan bütün teklifleri reddederek Fransa'da güreş yapmak istemez. Yusufun davranışları hayretle karşılanmaktadır. İngiliz Torna Cannon, "Meğer sizin Yusufun ahlakı da gövdesinin kuvveti kadar yamanmış" demektedir.

Fransa'daki ve civardan gelen bütün meşhur güreşçileri yenen Yusuf kendisine yapılan teklifi kabul ederek Amerika'ya gider.

Koca Yusuf Amerika'da

Amerikan basını Koca Yusufun gelişine büyük ehemmiyet vermiş ve yaptıkları neşriyatlarla Yusufu methetmişlerdir. Gazeteler aynı zamanda Yusufun meydan okumasına cevap vermeyen Amerika'lı güreşçilerle de alay etmektedir.

"Güreş âleminin İskender'i, Napolyon'u geldi"

diyen Amerikan basını Yusuf tan şöyle bahsetmektedir:

"Tırnağının ucuna kadar namuslu bir adam ve ne miktar olursa olsun para onu satın alıp cambazlık yaptıramaz."

"Bizim sporculara pek tuhaf gelecek bir gerçek var. Bu Türk paraya hiç önem vermiyor."

"Yusuf geldi. Güreş etmek istiyor ve isteğinde gayet samimi. Parasını da yatırdı. Gelgelelim karşısına çıkacak Amerikalı bulunmuyor. Bundan çıkan mânâ bizimkilerin müthiş ziyaretçinin kuvvetinden ürktükleridir."

"Müthiş Türk Yusuf, maçlarını Nev York'a gelmeden evvel ayarlamadığı ve güreş etmek istediğini uluorta söylediği için hata etmiştir. Böyle bir açıklama Amerikalı güreşçileri paniğe uğratmak için kâfiydi. Anlaşıldığına göre, şimdiye kadar şampiyonuz diye poz veren adamlar, Türk bu memlekette kaldıkça meydana çıkmayacaklar."

Güreşmek ümidiyle Amerika'ya gelen Yusuf her sabah organizatörlere; "Bugün güreşecek miyim" diye sormaktadır.

Yusufun karşısına çıkacak güreşçi bulamayan organizatörler nihayet akıllarınca bir çare bulurlar. Yusufun karşısına peş peşe beş güreşçi çıkacaktır. Ne var ki, Yusuf birincisinin sırtını yere serince diğer dört güreşçi, mindere çıkmaktan vazgeçerek organizatörleri hayal kırıklığına uğratırlar.

Bir diğer çare olarak Yusuf a beş dakika dayanana yüz dolar vaadedilir. Bu da netice vermez. Çünkü hiçbir güreşçi Yusufun karşısında beş dakika dayanamamaktadır.

Yusuf kendisine meydan okuyan, "Amerikan şampiyonu" unvanlı Robert'le güreşir. Ancak iki dakika boyunca Yusufun eline geçmemek için devamlı kaçan Robert yakalanacağını anlayınca minderden aşağı atlar. Çok kızan Yusuf salonda bulunan on bin kişiyi kendisiyle güreşe davet eder. Müteakip güreşinde Yusuf Robert'i perişan ederek yener.

Yusufun Amerika'daki meşhur güreşlerinden birisi de John F.Mc.Cormick ile yaptığı güreştir. Anlaşmaya göre Yusuf Mc.Cormick'i bir saat içerisinde üç defa tuş yapacak, yapamadığı takdirde mağlup sayılacaktır. Güreş başladıktan yedi dakika sonra Yusuf üç tuşu da yapmıştır...

1898'de Amerika'da fırtına gibi esen Yusuf Amerika turuna çıkar ve her gittiği yerde rakiplerini perişan eder. Zaman olur 41 derece ateşle güreşir.

Yusuf kendisine meydan okuyan ve esip savuran Rum Heraklides'i perişan eder. Rumla yaptığı güreşlerin birincisinde 47 saniyede, ikincisinde ise 23 saniyede tuş yaparak Rum'un mağrur burnunu yere sürter.

Yusuf Amerika'da son maçını serbest güreş dünya şampiyonu Lewis ile yapmıştır. Chicago'da yapılan güreşte Lewis'i üst üste iki defa yenmiştir.

Yaptığı bütün karşılaşmalarda, dininin, vatanının, milletinin şânını düşünen Yusuf devamlı galip gelmiştir. Avrupalılar kendisine "yenilmez Türk" ünvanını takmışlardır.

Yusufun gözünde kazandığı paraların ehemmiyeti yoktur. O artık vatanını, ailesini özlemiştir.

Yusuf kalan ömrünün iki çocuğu ve ailesiyle birlikte, Eyüb Sultan civannda alacağı bahçeli bir evde ibadet yaparak geçirmek istemektedir.

Vatan hasretine dayanamayan Yusuf New York'tan 21 Mayıs 1898'de Fransız bandıralı da Bourgogne Transatlantiği'ne binerek yola çıkar. Ne var ki ecel onu okyanusta beklemektedir. Bindiği gemi sis yüzünden İrlanda bandıralı Crmartyshire gemisiyle çarpışır.

Geminin battığını gören Yusuf abdest alarak iki rekat namaz kılar. Daha sonra bir filikaya binmek üzere denize atlar. Ne var ki can telaşına düşen tayfalar ve yolcular Yusufun binmesiyle filikanın batacağından ürkerek onun filikaya binmesini engellerler. Yusufun mengene gibi kayığın kenarına yapışan elini kürek darbeleriyle sökemeyince balta ile bileklerini keserler. Bunun üzerine Yusuf 5 Haziran 1898'de boğularak ruhunu Rahmân'a teslim eder.   

Alıntıdır:
www.......com
Logged

"OLMAK VEYA OLMAMAK,
     İŞTE BÜTÜN MESELE BU."
                        - ŞEKSPİR
AlperenKIRIM
Qırımtatar
Global Moderator
Onursal Üye
******

Popülarite: 136
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4.102



« Yanıtla #5 : Şubat 16, 2012, 14:54:46 »



Koca Yusuf’un evi restore edilecek

Cihan Pehlivanı Koca Yusuf’un Şumen’in Hitrino bölgesinde tamamı yıkılmış olan baba ocağı restore edilecek. Adana Ceyhan Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Balkan Türkleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Mükremin Duygun ve Araştırmacı Yazar Mecit Sağır’ın bir hafta boyunca Bulgaristan’da bu konuda inceleme ve araştırma yaptıklarını ifade etti. Sözlü, “Bir hafta boyunca Bulgaristan Şeytancık’a bağlı Karalar köyünde doğan Cihan Pehlivanı Koca Yusuf’un evini ziyaret ettiler. Evin neredeyse tamamının yıkıldığını tespit etmişler. Biz de bu konuda dünyayı titreten Koca Yusuf’un baba ocağını restore etmek istiyoruz. Şeytancık Belediyesi ile görüşmeler sürüyor. İnşallah Koca Yusuf’a layık bir çalışma yaparız.” dedi.
Balkan Türkleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Mükremin Duygun ise bölgede Ceyhan’dan giden bir heyet ile bir hafta boyunca inceleme ve araştırma yaptıklarını söyledi. Koca Yusuf’un doğup büyüdüğü Bulgaristan’ın Karalar köyüne geldiklerinde duygulu anlar yaşadıklarını anlatan Duygun, “Bizi köylüler çok sıcak karşıladırlar. Ne yazık ki cihan pehlivanının doğduğu ev neredeyse tamamen yıkılmış. Biz de bu durumu Ceyhan Belediye Başkanımız Hüseyin Sözlü’ye anlattık. Başkan da bu yönde bir çalışma yapmamızı istedi. Yasal prosedürün ardından Koca Yusuf’un yıkılan evini restorasyon çalışmaları yapılacak.” şeklinde konuştu.
Araştırmacı Yazar Mecit Sağır, Koca Yusuf’un heykelinin memleketinde dikilmesinin memnuniyet verdiğini, ancak doğduğu evin Ceyhan Belediyesi’nce restore edilmek istenmesinin çok daha önemli olduğunu vurguladı. Aynı zamanda ‘Dünyayı Sarsan Pehlivan Koca Yusuf’ adlı kitabın da yazarı olan Sağır, ‘Belediye Başkanımız Hüseyin Sözlü’nün Koca Yusuf’un baba ocağını restore etmek istemesi beni çok duygulandırdı. Tarihe damga vuran bu değerlere sahip çıkmak gerekir.” dedi. CİHAN
Logged


Ant etkenmeñ , söz bergenmeñ bilmek içün ölmege
Bilip körüp milletimniñ közyaşını silmege
Bilmey , körmey biñ yaşasam qurultaylı han bolsam
Yine bır kün mezarcılar kelir meni kömmege
 

Noman Çelebi Cihan
Sayfa: [1]
Balkanlar.Net  |  Balkan Dünyası  |  Tarih  |  Konu: CİHAN PEHLİVANI - DELİORMANLI KOCA YUSUF « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer:  



    MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
    Bu safya 0.02899 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu

    Emlak ilanları, araba ilanı ver Blog