* KARADENİZ NUH TUFANI İLE OLUŞTU *

(1/6) > >>

*PAŞALI*:
 'Karadeniz, Nuh Tufanı'yla oluştu' 


Karadeniz'in Nuh Tufanı sonrasında oluştuğu bilimsel olarak kanıtlandı. DEÜ Deniz Enstitüsü ve Teklonojisi araştırma görevlisi Seda Okay, "Karadeniz'e, Akdeniz suyunun 7-8 bin yıl önce tufan şeklinde girdiğini tespit ettik." diye konuştu.


Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Dr. Seda Okay, Karadeniz'in Hz. Nuh zamanında yaşanan tufanla oluştuğunu bilimsel olarak kanıtladı. Karadeniz'in oluşumunu doktora tezinde inceleyen Okay, "Bağımsız bir göl olan Karadeniz'e, Akdeniz suyunun 7-8 bin yıl önce tufan şeklinde girdiğini tespit ettik.

" dedi. Dr. Okay, Karadeniz-Akdeniz bağlantısının bilimsel olarak tarihe geçirilmesi için önümüzdeki hafta İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü'nden bilim adamlarıyla birlikte DEÜ'ye bağlı K.Piri Reis gemisiyle sefere çıkacak. Karadeniz'deki çalışmalarını 2002-2007 yılları arasında yapan Okay, buzul ve buzul arası dönemlerde global su seviyesi değişimlerine bağlı olarak İstanbul Boğazı'nın açılmasıyla ilgili üç farklı görüş olduğunu anlattı.

Okay, Boğaz'ın Karadeniz'e çıktığı noktada deniz tabanında incelemeler yaptıklarını ifade ederek, "Boğaz'ın Karadeniz çıkışı dibinde Akdeniz'den gelen yüksek basınçlı suyun bıraktığı izler, jeofizik araştırmalarda ortaya çıktı. Nuh Tufanı ile birlikte Akdeniz'den gelen su, Karadeniz girişinde kanallar (Boğaz) açmış.

Böylelikle Karadeniz, göl olmaktan çıkıp deniz haline gelmiş." diye konuştu. Bütün bilimsel görüşlerde buzul döneminde Karadeniz'in bugünkünden yaklaşık 110 metre daha düşük su seviyesine sahip bağımsız bir göl olduğunun kabul edildiğine dikkat çeken Okay, bunu da 2002 yılında Fransızlarla birlikte İstanbul Boğazı'nın Karadeniz çıkışında yaptıkları çalışmada tespit ettiklerini vurguladı.

Seda Okay, 2002'de Boğaz çıkışında kalan bölgede fay, sığ gaz yapıları ve çamur volkanlarının varlığını saptadıklarını bildirerek, "Boğaz'ın Karadeniz'e bağlandığı bölgede yer alan kanal sisteminin varlığı ve yapısı, son buzul döneminden bu yana boğazlar ve Marmara Denizi'nde mevcut olan çift yönlü akıntı sisteminin kurulmasından önce Akdeniz'in Karadeniz'e girişinin yüksek enerjili su girişiyle olduğunu ortaya koymaktadır." şeklinde konuştu.

Karadeniz'in Nuh Tufanı'yla nasıl oluştuğu şu şekilde açıklandı: Son buzul döneminde bağımsız bir göl olan Karadeniz'e ait eski kıyı şeridinin günümüzden yaklaşık 110 metre daha aşağıda yer aldığı yüksek ayrımlı jeofizik verilerde saptandı. Nuh Tufanı'nın bilimsel karşılığı olan görüşün en büyük kanıtı İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'le birleştiği noktada yer alan kanal sistemi tespit edildi. Bu derin kanalların oluşabilmesi için güçlü bir su girişi gerektiğinden, Akdeniz suyunun tufan şeklinde Karadeniz'e girdiği ispatlandı.
 
Mustafa Yüksel

*PAŞALI*:
 Karadeniz`in Nuh Tufanı sonrasında oluştuğu bilimsel olarak kanıtlandı

DEÜ Deniz Enstitüsü ve Teklonojisi araştırma görevlisi Seda Okay, "Karadeniz`e, Akdeniz suyunun 7-8 bin yıl önce tufan şeklinde girdiğini tespit ettik." diye konuştu.




Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Dr . Seda Okay , Karadeniz `in Hz . Nuh zamanında yaşanan tufanla oluştuğunu bilimsel olarak kanıtladı. Karadeniz `in oluşumunu doktora tezinde inceleyen Okay , "Bağımsız bir göl olan Karadeniz `e, Akdeniz suyunun 7-8 bin yıl önce tufan şeklinde girdiğini tespit ettik.

" dedi. Dr. Okay , Karadeniz -Akdeniz bağlantısının bilimsel olarak tarihe geçirilmesi için önümüzdeki hafta İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü `nden bilim adamlarıyla birlikte DEÜ `ye bağlı K.Piri Reis gemisiyle sefere çıkacak. Karadeniz `deki çalışmalarını 2002-2007 yılları arasında yapan Okay , buzul ve buzul arası dönemlerde global su seviyesi değişimlerine bağlı olarak İstanbul Boğazı `nın açılmasıyla ilgili üç farklı görüş olduğunu anlattı. Okay , Boğaz `ın Karadeniz `e çıktığı noktada deniz tabanında incelemeler yaptıklarını ifade ederek,

 "Boğaz `ın Karadeniz çıkışı dibinde Akdeniz `den gelen yüksek basınçlı suyun bıraktığı izler , jeofizik araştırmalarda ortaya çıktı. Nuh Tufanı ile birlikte Akdeniz `den gelen su, Karadeniz girişinde kanallar (Boğaz ) açmış. Böylelikle Karadeniz , göl olmaktan çıkıp deniz haline gelmiş." diye konuştu. Bütün bilimsel görüşlerde buzul döneminde Karadeniz `in bugünkünden yaklaşık 110 metre daha düşük su seviyesine sahip bağımsız bir göl olduğunun kabul edildiğine dikkat çeken Okay , bunu da 2002 yılında Fransızlarla birlikte İstanbul Boğazı `nın Karadeniz çıkışında yaptıkları çalışmada tespit ettiklerini vurguladı.


Seda Okay , 2002`de Boğaz çıkışında kalan bölgede fay, sığ gaz yapıları ve çamur volkanlarının varlığını saptadıklarını bildirerek, "Boğaz `ın Karadeniz `e bağlandığı bölgede yer alan kanal sisteminin varlığı ve yapısı, son buzul döneminden bu yana boğazlar ve Marmara Denizi `nde mevcut olan çift yönlü akıntı sisteminin kurulmasından önce Akdeniz `in Karadeniz `e girişinin yüksek enerjili su girişiyle olduğunu ortaya koymaktadır." şeklinde konuştu.


Karadeniz `in Nuh Tufanı `yla nasıl oluştuğu şu şekilde açıklandı: Son buzul döneminde bağımsız bir göl olan Karadeniz `e ait eski kıyı şeridinin günümüzden yaklaşık 110 metre daha aşağıda yer aldığı yüksek ayrımlı jeofizik verilerde saptandı. Nuh Tufanı `nın bilimsel karşılığı olan görüşün en büyük kanıtı İstanbul Boğazı `nın Karadeniz `le birleştiği noktada yer alan kanal sistemi tespit edildi. Bu derin kanalların oluşabilmesi için güçlü bir su girişi gerektiğinden, Akdeniz suyunun tufan şeklinde Karadeniz `e girdiği ispatlandı.

*PAŞALI*:
 Nuh Tufanı'nın sırrı çözüldü

İzmirli bilim adamları büyük tufanın Karadeniz'de başladığını kanıtladı. Nuh Tufanı bir yerde 40 gün 40 gecede değil, dünyanın 20 yerinde 100-120 yıllık bir süreçte oluştu.




Atlantis ise bir tek yer değil sular altında kalan yerleri simgeliyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri Teknolojisi Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Doğan Yaşar ve Kanada'da çalışan İzmirli bilima damı Prof. Dr. Ali Engin Aksu başkanlığındaki ekip, 1995 yılından bu yana Koca Piri Reis Araştırma Gemisi ile Karadeniz'de sürdürülen bilimsel çalışma ile Nuh Tufanı sırrını çözmeyi başardı.

Doç. Dr. Doğan Yaşar, yapılan çalışma sonucunda, ABD'nin Colombiya eyaletindeki Lamond Üniversitesi'nden Bill Rayn ve Wolter Pitman adlı bilim adamlarının ortaya attığı ''Nuh Tufanı sırasında suların, Marmara üzerinden 200 Niagara Şelalesi büyüklüğünde, 65 kilometre yükseklikten Karadeniz'e döküldüğü'' tezinin, doğru olmadığının ortaya çıktığını bildirdi.

Doç. Dr. Yaşar, Kanada'nın Toronto Üniversitesi ile Karadeniz ve Ege'de sismik ve sedimentolojik çalışmalara 1995 yılında başladıklarını, bu çalışmalar çerçevesinde kutsal kitaplarda yer alan Nuh tufanının oluşumu ile ilgili önemli bilgiler elde edildiğini söyledi. Yaklaşık 13-14 bin yıl önce meydana gelen Nuh Tufanı'nın, dünyanın bir değil en az 20 yerinde meydana geldiğini kaydeden Doç. Dr. Doğan Yaşar, şöyle konuştu:

''Nuh tufanı, buzul çağının sona ermesi ve iklim değişikliğine bağlı olarak eriyen buzulların oluşturduğu su yükselmesidir. Bu kutsalkitaplarda anlatıldığı gibi 40 gün 40 gece değil, yaklaşık 100-200 yılsüren bir olaydır. Nuh Tufanı konusunda ABD'li Bill Rayn ve Wolter Pitman, tufan ile ilgili olarak eriyen buzulların sularının Akdeniz'i yükselttiği o dönemde bir kara parçası olan

Ege üzerinden Marmara'ya akıp, oradan da Karadeniz'e 200 Niagara şelalesi büyüklüğünde 65 kilometre yükseklikten aktığı yolundaydı. Çalışmamız sonunda, bu tezin doğru olmadığını ortaya koyduk. ABD'li bilimadamları da ortaya attığımız bu yeni tezin bilimsel doğruluğunu kabul ettiler.''

TUFAN, KARADENİZ'DE BAŞLADI

Doç. Dr. Doğan Yaşar, Nuh Tufanı'nın dünyanın 20'ye yakın yerinde meydana geldiğinin bilindiğini anlatarak, ''Tufan tek değil. Buzul çağı sona erip, sular yükselince, dünyada büyük değişiklikler oldu'' dedi.

Karadeniz'de meydana gelen su seviyesinin yükselmesi olayını bu çalışma sırasında jeolojik olarak incelediklerini kaydeden Doç. Dr. Yaşar, ABD'li bilim adamlarının tezinin aksine suların Karadeniz'de yükselip, Marmara üzerinden Akdeniz'e aktığını, Karadeniz'den gelen dev dalgalar ve akıntıların Ege Denizi'ni oluşturduğunu ortaya çıkardıklarını bildirdi. Doç. Dr. Yaşar, çalışmadan bugüne kadar elde edilen bilgileri şöyle anlattı:

''Buzul çağı sona ererken Karadeniz, Hazar Denizi ile birleşikti. Karadeniz'e suların yüzde 40'ı Tuna üzerinden gelirken, yüzde 60'ı Hazar'dan geliyordu. Karadeniz hala bol su gelen, ırmaklarla çok iyi beslenen bir denizdir. Buzulların erimesi ve Hazar'ın sularının Karadeniz'e akmasıyla oluşan büyük akıntı ve yükselen sular Marmara'yaaktı. Yaptığımız deniz ölçümleri ve jeolojik incelemeler bunu kanıtlıyor.

Marmara üzerinden sular o dönemde birleşik bir kara parçası olan Ege'ye, oradan da Akdeniz'e aktı. Ege Denizi oluştu ve buradaki birçok yerleşim yeri deniz suları altında kaldı. Bu tezimizi deniz katmanlarını ölçüp, suların yükselmesi grafiğini çizerek ispatlamaya çalıştık.''

*PAŞALI*:
 NUH'UN GEMİSİ

Suların yükselmesi olayının kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi 40 gün 40 gecede olmadığını ileri süren Doç. Dr. Yaşar, bunun 100 ila 200yıllık bir süreçte gerçekleştiğini belirtti.

Sular yüzünden yükseklereyerleşmeye başlayanların karşı tarafa geçebilmek ya da yeni yerleşim yerleri arayabilmek için ilk kez ''sal'' yapımını gerçekleştirdiklerini hayvanlarını ve yiyeceklerini alarak yola çıktığını anlatan Doç. Dr. Yaşar, ''Karadeniz'in kara bölümünün de çoğunun sular altında kalmasıyla, daha doğuya giderek Ağrı Dağı'na geldikleri ve oradan da Mezopotamya'ya inip uygarlıklar oluşturdukları, arkeolojik kalıntılarla doğrulanmıştır'' dedi.

Araştırmadan bugüne kadar elde ettikleri sonuçların dünya literatürüne girebilmesi için ABD'nin en yüksek tirajlı ''Deniz Bilimleri'' dergisinin Nisan sayısında yayınlanacağını kaydeden Doç. Dr. Yaşar, Ağustos'ta da araştırmanın son ayrıntıları için K.Piri ReisAraştırma Gemisi ile Prof. Dr. Ali Engin Aksu ve 10 kişilik bilim adamı ekibinin, Karadeniz'e açılacağını bildirdi.

ATLANTİSLER ARANIYOR

Nuh Tufanı ile kayıp imparatorluk ''Atlantis'' efsanelerinin de ortaya çıktığını kaydeden Doç. Dr. Yaşar, ''Atlantis de tek bir yer değil, 20'ye yakın noktada oluşan tufan sırasında sular altında kalan çok sayıda yerleşim yeri olabilir''dedi.

Özellikle Ege Denizi dibinde birden çok ''Atlantis'' bulunabileceğinii belirten Doç. Dr. Doğan Yaşar, ''İngiliz bilim adamları bu yaz Midilli ile Ayvalık arasında kalan bölgede yer alan batık şehirde, ortak araştırma yapmak için enstitümüze başvurdu. Biz Yunanlı meslekdaşlarımızın da katılmasını istedik'' diye konuştu. Doç. Dr. Yaşar, Karaburun açıklarında da batıkşehir olduğu iddiaları bulunduğuna dikkati çekti.

 (aa) 

*PAŞALI*:
 TUFAN

Çok eski çağlarda, insanları yok etmek amacı ile Tanrı tarafından büyük bir tufan yapıldığı hikAyesinin, yalnız, ilk kutsal kitap Tevrat'ta yazılı olduğu sanılıyordu. Fakat geçen yüzyıl içinde Ninive'de yapılan kazılarda çıkan Asur Kralı Asurbanipal'ın kütüphanesi içindeki bir tablette aynı hikAye okununca (1872) büyük bir şaşkınlık yaşanmış ve bu inanç kökünden sarsılmıştı. Gılgamış Destanı'nın son kısmını oluşturan bu hikAye, ölümsüzlüğü arayan Gılgamış'a, tufandan kurtulup Tanrılar tarafından ölümsüzlük veriilen Utnapiştim tarafından anlatılmıştı.

Buna göre kısaca: İnsanlar öyle çoğalmıştı ki, Tanrılar onların gürültü ve şamatasından uyuyamaz olmuşlar. Bunun üzerine dört büyük Tanrı, bu insanları bir Tufan ile yok etmeye karar veriyorlar. Bilgelik Tanrısı (Enki), yarattıkları insanların ortadan kaldırılmasına çok üzülüyor ve Şuruppak şehrinde yaşayan Utnapiştim'in evinin duvarından seslenerek, Tanrılann bir tufan yapmaya karar verdiklerini, bir gemi yapmasını söylüyor. Geminin tarifıni veriyor.

Adam söylendiği şekilde gemiyi 7 günde tamamlıyor. Gemi yapıldığı müddetçe çeşitli hayvanlar kesiliyor; beyaz, kırrnızı ve su katılmamış şaraplar nehir suyu gibi bol olarak içiliyor, adeta yılbaşı törenlerine benzer şenliklerle işler yapılıyor. Utnapiştim geminin içine ailesini, akrabalarını, sanatçıları, kırların evcil ve yaban hayvanlarını dolduruyor. Bu arada altın da almayı unutmuyor.

Geminin kapısı kapanır kapanmaz şiddetli bir fırtına ile birlikte yağmur boşanıyor. Sular yalnız gökten boşanmakla kalmıyor, Yer Tanrıları da yerden fışkırtıyor suları. Tufan öyle azgınlaşıyor ki, onu yaptİran Tanrılar bile korkuyor. Bu kıyamet 6 gün 6 gece sürdükten sonra yedinci gün gemi Nisir Dağına oturuyor. 7 gün bekledikten sonra Utnapiştim bir güvercin salıyor dışarı. O konacak yer bulamadığı için geri dönüyor.

Daha sonra bir kırlangıç gönderiyor, fakat o da geri geliyor. Son olarak uçurduğu kuzgun geri dönmeyince dışan çıkıyorlar. Utnapiştim dağın tepesine kurbanlarla içkiler sunuyor. Altlarında çeşitli ağaçların odunları yanan ocaklara 7 kazan konarak kurban etleri pişiriliyor. Onların tatlı kokusunu duyan Tanrılar üşüşüyorlar.

Tufanı yaptİran Tanrı Enlil gelip gemiyi ve insanlan görünce çok kızıyor, kim bunlan kurtardı diye. Bilgelik Tanrısı ona karşı çıkarak, günah yapanı, kurallara karşı geleni cezalandır ama bu kadar ağır ve ölümcül olma diye onu yatıştırıyor. Böylece Utnapiştim ve karısı ölümsüz bir yaşam ile nehrin ağzındaki Tanrılar bahçesine yerleştiriliyorlar ( 35 ).

Bu hikAye Sami bir dil olan Akadca ile yazılmıştı. Halbuki, içinde geçen adlar başka bir dile aitti. Buna göre bu hikAye, o dili konuşan Sümerliler tarafından yaratılmış olmalıydı. Hakikaten daha sonra Philadelphia Üniversitesi Müzesi'nde bulunan yarısı kırık bir tablet bunu kanıtladı.

Bu tablette Tufan HikAyesi Sümerce ve şiir tarzında yazılıydı. Ne yazık ki, metnin en az yarısı yoktu. Fakat bulunan kısımlar konu hakkında oldukça aydınlatıcıdır. Bunda da Tanrılar insanlara kızarak bir Tufan yapmaya karar veriyorlar. Ziusudra isimli birine bir Tanrı tarafından durum bir duvar arkasından bildiriliyor. Bu satırlar şöyle:

Alçakgönüllü, saygılı olan/Her gün Tanrısal görevlerine dikkat eden/Ziusudra'ya Tanrı Enki, /'Duvardan bir söz söyleyeceğim, sözümü tut!/Kulak ver söyleyeceklerime! /Bizden bir Tufan kült merkezlerini kaplayacak, /İnsanlığın tohumu yok olacak, /Tanrılar meclisinin sözü karardır, /An ve Enlil'in emirleriyle /Krallık hükümdarlık son bulacaktır.'

Bundan sonra tabletin kırık kısmı geliyor. Burada geminin nasıl yapılacağı bildirilmiş olmalı. Metnin yine okunan kısmında Tufan'ın bütün şiddetiyle memleketi kapladığı, 7 gün, 7 gece sürdüğü, bittiğinde Ziusudra'nın Tanrılara kurbanlar yaptığı yazılı.

Sonunda: Ziusudra, kral,/Tanrı An ve Enlil önüne attı kendini. /Onu sevdiler, bir tanrı gibi yaşam verdiler, ona,/Bitkilerin adını, insanlığın tohumunu, koruyan, /Ziusudra'yı güneşin doğduğu yere, /Dilmun ülkesine yerleştirdiler.( 36 )

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa