Türk kavimlerinden, Alanlar, Hun’ lar (M.S.4.) geçmiÅŸler, Avarlar (M.S. VI. yy. Köstence’ ye 3 bin kiÅŸi) (N.İorga), VII. yy. İtil (Volga) Bulgar Türkleri 40 bin kadar, Asparuh Han ile gelip Karadenize yakın yerlere yerleÅŸmiÅŸlerdir. Sonra aynı ırktan Peçenek’ ler gelip Tuna kıyısına Kuzey ve Güneye yerleÅŸmiÅŸlerdir. XI. yy. Uz’ lar yahut Guz veya OÄŸuz’ lar ve biraz sonra Kumanlar Dobruca’ nın güneyine ve Karadeniz bölgelerine, Deliorman taraflarına yerleÅŸtiler.Kıpçak bozkırından Dobruca’ ya gelen Peçenek’ lerin bir kısmı, Bizans uyrukluÄŸunu ve Hristiyanlığı kabul etti. Bir kısmı da Kuman’ lara ve Macar’ lara katıldı.(A.İ.Monoff)
Rum tarihçisi Poparigopol ÅŸöyle yazar : 1065 yılında Tuna boylarında, kuzeyden 600 bin (Skilitzi) veya 60 bin (Zonara) Uz veya OÄŸuz adlı Türk kavmi Tuna’ yı geçti. Bir süre sonra Uz’ ların bir kısmı Bizans’ a boyun eÄŸdi, bir kısmı Kıpçak bozkırına geri döndü. 1224’ te MoÄŸollar’ın maÄŸlup ettiÄŸi Rus ve Kuman birleÅŸik ordusu içindeki Uz’ lar aileleriyle birlikte Tuna’ yı geçip, Dobruca’ da yerleÅŸmiÅŸ olan Türklerden Peçenek’ lere ve ve İlkbulgar (Protobulgar)’ lara ve Deliorman’ da yaÅŸayan diÄŸer Türk boylarına katıldılar. Uz’ lardan Hristiyanlığı kabul etmiÅŸ olanlar, Karadeniz kıyılarında Mangalya, Kavarna, Balçık, Varna daha içerde Silistre ve köylerine yerleÅŸtiler. Buralarda Uz, OÄŸuz, Hristiyanlığı kabul ettikten sonra Gagauz adıyla anıldılar.
MoÄŸollar’ dan kaçan Kuman’ lar, Bizans topraklarına yerleÅŸtiler. Bir kısmı Hristiyan Uz’ larla ve bir kısmı da İlkbulgarlar, Müslüman GACAL-PEÇENEK’ lere karıştılar. En büyük kısmı da Trakya ve Makedonya’ ya yerleÅŸtiler.(Pomaklar)
Bugün DELİ ORMAN’ da ve çevresinde İlkbulgarların, Peçenek’ lerin, Kuman’ ların, Uz’ ların ve daha sonra gelen Osmanlı Türklerinin torunları yaÅŸamaktadır. 19 yy.’ da bunlara bir miktar Kırım göçmenleri Türkler de katılmışlardır.
Uz boyları ve İlkbulgarlar arasına yerleÅŸen Hristiyanlık, Deli Orman’ da kütle halde yaÅŸayan Peçenek’ ler arasına giremedi. Bunların İslam dininde kalmalarına, ortak Türk veya GACAL, yahut ÇİTAK adlarını muhafaza etmelerine engel olamadı. (A.İ.Manoff)
Çek Arkeolog’ u Åžkorpil’ e göre Peçenek’ ler, Deli Orman’ daki diÄŸer Türk boyları gibi, Bulgaristan’ ın birkaç bölgesine dağılmışlardır. Deli Orman’ da kütle halinde kalanlar ise İlkbulgarlardır. Bunların bir kısmı belki diÄŸer boy’ larla karışarak GACAL adını almıştır. Åžkorpil, Gagauz’ larla GACAL’ ların VII. yy.’ ın ikinci yarısının başında Kral Asparuh ile birlikte Balkan yarımadasına gelmiÅŸ olan Protobulgar’ların kalıntıları olduklarını sanmaktadır. Bu deÄŸerlendirme, gerçekten uzak olarak kabul edilmektedir.
Dr. V.N. Zlatarski, Bizans sınırlarını geçen Peçenek’ lerin sayısını 800 bin, Kuman’ ların sayısını 40 bin olarak verir.
Skilitzi, Attaliatis ve Kedrin ise ; Uz’ ların sayısı 600 bin idi, Bunlar XII. yy.’ da gelip buralara yerleÅŸtiler. XIV.yy.’ da akraba ve Müslüman olan Osmanlı Türkleri geldiler. Dili, Dini ve gelenekleri Osmanlı Türklerininki ile hemen hemen aynı olan Peçenek’ ler, Osmanlıların gelmelerinden ötürü asla yabancılık ve yadırgama duymadılar, derler.
Bugünkü Gagauz’ lar ve Gacal’ lar, bazı iddialar gibi yalnız Deli Orman ve Dobruca İlkbulgarlarının kalıntıları olmayıp, Deli Orman’ da Tuna çevresinde ve Dobruca’ daki Türk boylarının(Peçenek’lerin, Kuman’ların özellikle Uz-OÄŸuz’ ların) torunlarıdırlar. Bunların Anadolu’ dan deÄŸil, Kuzey’ den, Kıpçak Bozkırı’ından geldiklerini kabul etmek gerekmektedir.(A.İ.Manoff ve Kovalski)
Müstecip Ülküsal, A.İ.Manoff’ a dayandırarak ÅŸöyle bir tarih vermektedir. 123-31 yılında II. Asen’ in fermanına göre birçok Türk boy’ unun toplu olarak yaÅŸadığı bölgeye “Kavurna Memleketi” (Kavarna) deniliyordu. ÇoÄŸunluÄŸu Hristiyan Uz’ lar olan ülke kısmen Bizans’ a tabi idi.
Bizans İmparatoru VIII. Mihail, yanına sığınmış olan İncoinum(İnkonyum) Sultanı İzzettin Keykavus vasıtasıyla Uz’ ları kontrolde tutmak için ona Karvuna Ülkesini verdi.
Viyana’ da bulunan Frasca (Matbuu hatası olup aslı Farsça el yazma olmalı) el yazma “OÄŸuzname” den öÄŸrenildiÄŸine göre İzzeddin Keykavus gemileri ile Anadolu’ dan kaçıp Varna’ ya geldi. Keykavus Karvuna’ da maiyeti ve taraftarları ile bir Devlet kurdu. Bizans’ ın sınırlarını dış güçlerden koruyacaktı.
Devletini kurmuÅŸ olan Keykavus, yerine amcası Sarı Saltuk’ u bırakarak 1263 tarihinde İstanbul’ a gitti. Yeni devlet, resmi Dini Hristiyanlık olduÄŸundan, Din iÅŸleri bakımından, Kavarna Exarhı vasıtasıyla İstanbul PatrikliÄŸine baÄŸlandı. Hristiyan olan ve Gagauz adını almış olan Uz’ lar yeni devlette en önemli unsur olarak kabul edildiler.
Sarı Saltuk’ un ölümünden sonra (1346) bunun yerine geçecek bir misarçı çıkmadı. Bunun sebebi, Selçuk Tüklerinin baÅŸka bir tarafa göçmüÅŸ olmaları mıdır, yoksa hakimiyet için Türk boyları arasında ortaya çıkan savaÅŸlar mıdır, bu husus iyice bilinmemektedir. Bilinen cihet, Çar Asen’ in komutanlarından olan Kuman asıllı Hristiyan Balik’ in OÄŸuz boy’ larının başına geçmiÅŸ ve Bizans İmparatoru VIII. Mihail Paleolog’ un yardımıyla egemen OÄŸuz Devletini kurmuÅŸ olmasıdır.
(SARI SALTUK) ; Ahmed Yesevi Hazretleri, Hacı BektaÅŸ-ı Veli’ den sonra, Sarı Saltuk’ u (asıl adı Muhammed Buhari) Horasan Erenlerinden 700 kiÅŸi ile ona imdada gönderdi. MeÅŸhur tahta kılıcını Sarı Saltuk’ un beline kuÅŸatarak ÅŸu nasihati verdi. “Saltuk Muhammed’im, BektaÅŸ’ ım seni Rûm’ a gördersin, var git, Leh diyarında Makedonya ve Dobruca’ da 7 Krallık yerde nâm ve ÅŸân sahibi ol.” Sarı Saltuk ve yanındaki 700 mücahid, gazi derviÅŸ Anadolu’ ya geldiler. Hacı BektaÅŸ-ı Veli, Ahmet Yesevi Hazretlerinin emrine uyarak Sarı Saltuk’ u Dobruca’ ya gönderdi. Sarı Saltuk ve arkadaÅŸları Bizans ucunda derviÅŸ gazilerin öncülüÄŸünü yaptılar. Gittikleri yerlerdeki ahalinin pek çoÄŸu Sarı Saltuk ve arkadaÅŸlarının güzel ahlakı ve örnek yaÅŸantısını görerek Müslüman oldular. Sarı Saltuk Sakarya boyundan geçerekBaba Dağı’ nı merkez edindi. OÄŸuzname’ de Sarı Saltuk’ un 1263-1264 (H.662) senelerinde Dobruca Baba Dağı havalisinde bulunan Mücahid derviÅŸleri irÅŸad ve idare ettiÄŸi bildirilmektedir. II. Bayezid Han Kili ve Akkerman kalelerinin fethinde buraya Türbe ve Camii yaptırdı. (Evliyalar Ansiklopedisi 10. cilt s. 195 Türkiye Gazetesi Yayınları)
Balik’ in ölümünden sonra(1357) OÄŸuzlar’ ın başına ve Balik’ in tahtına (ismi Slavcaolan) Dobrotiç gelmiÅŸtir. OÄŸuz Devleti Dobrotiç zamanında kuvvetlendi. Selçuk Türklerinden kalan Filo güçlendi. Karvuna memleketi bunun adına izafeten Dobrotiç Yurdu adını aldı. Yeni Türk yazarlar buraya Dobruca dediler. Dobrotiç’ in ölümünden sonra yerine Rum olan anası İanho geçti. 1398 yılında I. Sultan Bayezit’ in buraları fethetmesi ile OÄŸuz Devleti ortadan kalktı.(A.İ.Manoff)
Karadeniz’ in kuzeyinde, Kıpçak Bozkırı’ ında, Cuçi ulusu-Gök Ordu-Altın Ordu Devletinin kurucusu, Cengiz Han oÄŸlu, Cuçi oÄŸlu Åžaman dinine mensup Batu Han’ dan sonra Müslüman kardeÅŸi Berke Han zamanında (1236-1266) Altın Ordu Devleti çok geliÅŸti ve zenginleÅŸti. Merkezi İtil suyu aÄŸzındaki Saray ÅŸehri idi.
Aksak Timur, Altın Ordu Han’ ı Toktamış Han’ ı maÄŸlup ettiÄŸi zaman Kıpçak Bozkırı’ ındaki Tatarlardan bir kısmı Dobruca’ ya kaçtı. Altın Ordu Devletinin dağılmasından sonra Kırım Giray Han’ lığı zamanında da Tatar Türkleri Dobruca’ ya göç ettiler.
Yıldırım Bayezit, Dobruca’ yı zaptedince 1502’ de Kıpçak Bozkırı’ ında yaÅŸayan Tatar Türklerini Dobruca’ ya yerleÅŸmeye çağırdı.
Kanuni Sultan Süleyman AÄŸustos 1538’ de Dobruca’ dadır. PadiÅŸah’ a refakat etmiÅŸ olan Türk bilgini Nasuh Matraki’ nin (Fetihname-i Kara BoÄŸdan) eserinde ve Feridun M.Emecen’ in (MünÅŸaat, ms, 12, 602 vd.) ruznamesinde tafsilat vardır.
1783’ te Kırım Rusya’ ya baÄŸlanınca Kırım Türkleri kütle halinde Türkiye’ ye göç ettiler, bir kısmı arabalarla Bucak’ tan geçerek Dobruca’ da Köstence, Kavarna, Balçık ve Varna’ ya yerleÅŸtiler.
1856-1860 yılları arasında Kırım Tatarlarından 100 bin kadarı Dobruca’ ya çıktı(F.Bianconi)
XV. yy.’ dan itibaren Dobruca ahalisinin büyük çoÄŸunluÄŸunu Kıpçak Bozkırı’ ından, Anadolu’ dan ve Kırım’ dan gelen Türkler teÅŸkil etmiÅŸlerdir.
Osmanlı Dobruca’sında Türklerden baÅŸka, çoÄŸu Müslüman olan Çingeneler, Rumenler, Rus Çar’ ı Deli Petro’ dan kaçan Rus ve Ukrain’ ler, Bulgar’ lar, Gagauz’ lar, Rum’ lar, 1841-1848 arasında göçmen gelen Alman’ lar, Kuzey Kafkasya’ nın Rus’larcaistilasından sonra gelen Çerkes’ ler, Yahudi’ ler ve diÄŸer milletler yaÅŸamışlardır.
XVII. yy.’ da Dobruca’ da seyahat etmiÅŸ olan Evliya Çelebi, Silistre ve Deli Orman’ daki Türklerden bahsederken ; Karadeniz’ in kuzeyinden gelen Tatar’ lar, Anadolu’ dan gelen Türkler ve Yeniçeri’ler buralara iskan edildiler. Bunların Ulah’ lar ve Bulgarlar la karışmalarından Çitak’ lar türemiÅŸtir ki bunlar Türkçeyi ayrı bir ÅŸive ile konuÅŸurlar der.(Seyahatname 2. cilt syf.134-146)
1683’ te, İkinci Viyana kuÅŸatmasından sonra Rus ve Avusturya’lıların saldırılarına uÄŸrayan Dobruca, iki taraf askerlerinin geçit ve konak noktası oldu. Bu savaÅŸlar sırasında, Köy ve Kasabalar iÅŸgal ediliyor, yaÄŸmalanıyordu. Osmanlı Ordusu da geri çekilirken götürebildiklerini birlikte alıyor, alamadıklarını tahrip ediyor, zahire ambarlarını, Köyleri yakıyor, bunların düÅŸman eline geçmesine engel olmaya çalışıyordu. Bütün bu yaÄŸma ve yangın karşısında Türk ve Müslüman ahali Osmanlı Ordularıyla birlikte Güneye çekiliyordu. Gidenlerden bir kısmı barış olunca geri dönüyor, bir kısmı Rumeli ve Anadolu’ ya yerleÅŸiyordu. Rus’ lar geri çekilirken de Rus’ lara yardım edenler, Rus’ larla birlikte Tuna’ nın öbür tarafına geçiyorlardı. Bu savaÅŸlardan sonra Dobruca’ nın nüfusu azalıyordu.
Prut savaşından Plevne muharebesine kadar kısa aralıklarla 150 yıl Türk-Rus savaÅŸları sürdü.
1877 Osmanlı- Rus savaşında Dobruca’ dan göçmüÅŸ olan pek çok Kırım Türkleri Varna, Åžumnu, Pravadi civarlarına kadar gidip durmuÅŸlar, oralarda, bilhassa Kırım Türklerinin köylerinde ve eski yurtlarının evlerinde 9-10 ay kadar barındıktan sonra, bir kısmı geri dönerek kendi köylerine gelmiÅŸlerdir. Bir kısmı da ileriye, Edirne köylerine veya Anadolu’ ya göçmüÅŸlerdir. ( Buradan anlaşılıyor ki ; Dobruca’ dan güneye yani Deliorman bölgesine henüz Ruslar Dobruca’ ya girmeden göçler olmuÅŸ. Ve Deliorman’ da Dobruca’ dan gelenler boÅŸ köyler ve evler bulmuÅŸlar. O halde Deliorman’ dan Rus’ lar girmeden önce Anadolu’ ya göç baÅŸlamış. A.O.GÜRCAN)
Dobruca’ da yüzden fazla Türk ve Tatar köyünün pek çoÄŸu, 1878 yılındaki Osmanlı-Rus savaşında, Türklerin askere alınmaya baÅŸlandığı 1883 yılında ve kıtlığın hüküm sürdüÄŸü 1899 yıllarında boÅŸalmıştır.
HacıoÄŸlu Pazarcık’ ta Kırımlı Türklerin terk ettikleri, fakat Anadolu Türklerinin oturmaÄŸa devam ettikleri köyler ÅŸunlardır.
Bu köylerin Türkçe isimleri II. Dünya savaşı arefesinde Romence ve Bulgarca’sıyla deÄŸiÅŸtirilmiÅŸlerdir. 1910 yılında ise Bulgar nüfus sayımı yapılmıştır.
DELİORMAN TÜRK TİPLERİ ve LEHÇELERİ
Deliorman Türkleri uzun boylu, geniÅŸ omuzlu, mütenasip endamlı ve yakışıklıdırlar. Bunlar arasında açık kestane renkli, sarı saçlı ve mavi gözlü olanları diÄŸer tiplerden daha fazladır.
Bunlar Silistre’ nin güney ve doÄŸu-güneyinde, Pazarcık’ ın batı ve batı-güneyinde yaÅŸamaktadırlar.
Åživelerine gelince, ÅŸimdiki zaman sigasındaki (o) harfini söylemezler. Mesela ; Geliyorum, gidiyorum diyecekleri yerde (geliyirim, gidiyirim) derler. Zeki ve cevval insanlardır. Geleneklerine ve adetlerine baÄŸlı, muhafazakardırlar. Bu belki bir bölgede yabancı milletlerle görüÅŸmeyerek toplu halde oturmanın, ÅŸehirlilerle fazla temas etmemenin sonucudur.
Tarihçilerin ve bilhassa A.İ.Manoff (Bulgar yazar)’ un yazdıklarına göre, bugünkü Deliorman Türkleri, 8. yy.’ da Dobruca’ ya gelerek büyük kütleler halinde Tuna boylarına ve Deli Orman bölgesine yerleÅŸmiÅŸ olan Peçeneklerin torunlarıdır. Türk kavminden olan Peçenekler, yukarıda görüldüÄŸü gibi Orta Asya’ dan batıya yapılan Türk akınları sırasında Karadeniz’ in kuzeyinden gelmiÅŸlerdir. Bunlar bu bölgeye daha evvel gelmiÅŸ olan Bulgar Türkleri ile karıştılar.
Arap coÄŸrafyacılarından El-Bekir, 1059 yılında, bir İslam mürÅŸidinin Peçenekler’ in arasına giderek bunlardan 12.000 kiÅŸiyi Müslüman yaptığını nakleder.
XI. yy.’ ın sonlarında Dobruca’ ya yayılmış olan Kuman’ ların bir kısmı, kardeÅŸleri Peçenek’ lerin arasında Müslüman oldular.
XII. yy.’ da Dobruca’ nın güneyine ve Karadeniz dolaylarına, Deli Orman bölgesine Uz (bugünkü Gagauz) Türkleri 600 bin nüfus olarak geldiler. (Skilikzi’ ye, Attalyatis’ e veKedrin’ e göre) Bunların pek azı Müslüman ve pek çoÄŸu Hristiyan oldular. Müslüman olanlar Peçenek’ lerle karıştılar. Müslümanlığı kabul etmiÅŸ olan bu Türk unsurlar Gacal veya Çitak adını aldılar.
XIV. yy. sonlarında Osmanlı Türkleri Dobruca’ yı zaptettikleri zaman Deli Orman’ da kalabalık ve sık Müslüman Türk kütleleri buldular ki bunlar yukarıda bahsettiÄŸimiz Gacal’ lar ve Çitak’ lar idi.
A.İ Manoff eserinde diyor ki ; Gacal’ lar ile Gagauz’ lar hemen hemen aynı adet ve geleneklere sahiptirler. Bilhassa lengüistik özellikleri, diÄŸerine çok yakındır. Anadolu’ dan gelmiÅŸ olan Osmanlı Türkleri ile böyle bir yakınlık yok denebilir. Bu cihetleri göz önünde tutarak kesinlikle diyebiliriz ki Gacallar ve Gagauzlar, Deli Orman bölgesinde ve Karadeniz sahillerinde eskiden beri yaÅŸamakta olan ve aynı menÅŸe’ den gelen ve buralara kuzeyden inen insanlardır. Türkolog Prof. T. Kowalski de bu kanaattedir.
Tuna boyu Türklerinin taşıdığı özellikler, bu Türklerin, Balkan yarımadasının Osmanlılar tarafından zaptından sonra, Anadolu’ dan getirilmiÅŸ alelade göçmenler olduklarını kabul etmemize müsait deÄŸildir. Bu faraziye, Dinleri sebebinden Gagaguz’ lar hakkında da kabul edilemez.
Ayrıca Manoff, Gacal’ larla Gagauz’ ların aynı lehçede konuÅŸtuklarını, bu lehçenin Osmanlı Türk lehçesinden farklı olduÄŸunu aÅŸağıdaki misallerle gösteriyor.
GacalcaGagauzcaOsmanlıca
OulumOulumOÄŸlum
TaukTaukTavuk
Siir etSiir etSeyr et
BeegirBeegirBeygir
DouruDouruDoÄŸru
DiilDiilDeÄŸil
DiiÅŸirimDiiÅŸirimDeÄŸiÅŸirim
ÂÅŸamÂÅŸamAkÅŸam
“Uzun zaman Müslüman Türkler yani Gacal’ lar Anadolu’ dan gelmiÅŸ olan Türklerle temasları ve bunların kültürel etkileri neticesinde eski lehçelerinden bazı özelliklerikaybetmiÅŸ olabilirler ama bu esası deÄŸiÅŸtirmez” diyor.
Silistre’ nin kuzeyinde ve kuzey-doÄŸusunda, Pazarcık’ ın kuzey, doÄŸu ve güneyindeki ovalık bölgelerde yaÅŸayan Türkler orta ve kalınca vücutları ile daha ziyade Orta Anadolu Türklerini andırırlar. KonuÅŸmaları ve ÅŸiveleri de onlarınkine benzer.
Deli Orman Türkleri, hemen hepsi baÅŸlarına renkli uzun sarık ve bellerine uzun, geniÅŸ, renkli kuÅŸak sararlar. Üstlerine kaytanlı dar yelek ve dar pantolon giyerler. Åžehir ve kasabalarda oturanları bu milli elbiseyi çıkarmışlar, modern elbiseler giymiÅŸlerdir.
Kırım Türklerinin düÄŸünlerinde; fakir düÄŸünlerinde davul-zurna bulunur. Orta halli ve zenginlerin düÄŸünlerinde incesaz veya nefesli çalgı ile birlikte yaylısaz takımı bulunur. Dobruca’ daki çalgıcıların çoÄŸunluÄŸu Müslüman Çingenelerdir.
Kırım Türklerinin düÄŸünlerinde, gelin arabasında, gelinin yakın akraba hanımları bulunur. Bunlardan biri gelinin önderi, kılavuzu olur. Buna CENGE (yenge) denir.
Kırım Türklerinde gelen gelini müjdeleyene, (damadın akrabası olacak) gömlek, kumaÅŸ vs. hediye verilir. (Aslında gelini köye girmeden yarı yolda damat karşılar., yanında köy delikanlıları vardır. Gelin, kendi iÅŸlediÄŸi hediyelikleri ki dokuz derler (dokuz adet don, gömlek, mendil vs.) damada verir, o da atına takıp köye geri gider. Karşılamaya damat gitmezse yakınları o zaman giderler.)
Kırım düÄŸünlerinde, gelin gelip arabadan indirilince, ihtiyar bir kadın, kuruyemiÅŸ ve ufak para saÄŸa sola saçar. (Burada indirmelik, gelinin kardeÅŸi gelmiÅŸse önce onun gönlü hediyeyle yapılıp sonra gelin indirilir.) Gelini arabadan; gelinin aÄŸası veya erkek kardeÅŸi, yoksa en yakın erkek akrabası kucağına alarak içeri götürür. Gelin indikten sonra yemekler yedirilir. Gençler, erkekler toplaşır, güreÅŸler baÅŸlar. Üç güreÅŸçiden hakem kurulu oluÅŸturulur. GüreÅŸler evvela çocuklardan baÅŸlar. Heyet hediyeleri kararlaÅŸtırır. Bir kiÅŸi yenene …..lira, üç kiÅŸi yenene bir ÅŸal, bir gömlek vs. BaÅŸ güreÅŸi kazanana koç, tay veya para verilir. En hızlı güreÅŸler gençlere sıra gelince baÅŸlar. GüreÅŸler, köylerin delikanlılarından meydana gelen güreÅŸçiler arasında yapılır. Aynı köyün gençleri karşı köylerin gençleriyle güreÅŸir. GüreÅŸi kazanan hangi köy delikanlısı ise, hangi köylüyse, ÅŸeref bütün o köy delikanlılarınındır. Kazanılan hediyelerin bez kısmı bir sırık ucuna baÄŸlanır. GüreÅŸ sırığını arabalarına dikerek köyün içini türkü söyleyerek dolaşırlar ve köylerine dönerler. Bu surette yıllarca güreÅŸ kazanan ve “Pehlivan” adını almış delikanlılar vardır. Zenginlerin düÄŸünlerinde at yarışları da yapılır. 1.ci, 2. ci ve 3. cü’ye bahÅŸiÅŸler verilir.
DAMAT TIRAÅžI; damat, büyük odanın ortasına oturtulur. Berber damadı tıraÅŸ etmeye baÅŸlar. Çalgılar, tıraÅŸ havası çalmaktadır. Delikanlılardan birisi “TıraÅŸ yok, benim havam çalınacak” der ve berbere bahÅŸiÅŸ verir. TıraÅŸ durur, çalgılar delikanlının havasını çalar. Berber yine tıraÅŸa baÅŸlar. Sonra diÄŸer bir delikanlı tıraÅŸ yok der, berbere bahÅŸiÅŸ verir ve onun havası çalınır. Böylece tıraÅŸ iki saat te sürebilir. TıraÅŸtan sonra güveyi, kız tarafından verilmiÅŸ olan yeni elbiseleri giyer. Damat, gündüzden zaten yıkanmıştır. (Bu düÄŸünün son gecesi olur,gerdeÄŸe sabaha karşı girilir.) GerdeÄŸe girerken saÄŸdıç ve birkaç kiÅŸi damadın arkasından yumruklar. Damadın uyuÅŸukluÄŸu gitmesi için vuruluyormuÅŸ.(GüneÅŸ doÄŸarken düÄŸün bitiyor.)
(Dobruca’ da) Deli Orman bölgesindeki köyler arasında çok büyük ve nüfusu kalabalık olanlar vardır. Bu köyler, genel olarak bir dere ile veya bir tepe ile birkaç mahalleye bölünmüÅŸlerdir. Her mahallenin bir adı, aÄŸası, hocası, Camii, okulu, öÄŸretmeni ve odası vardır. Türk mahallelerinin varlığı ve ayrılığı, bu köyleri kuran halkın veya cemaatin vaktiyle ayrı bir bölgeden, köyden, yahut baÅŸka bir Boy’ dan veya Uru’ dan (soy ve aileden) gelmiÅŸ olmasındandır.
AYAT; Dobruca’ daki Kırım Türkleri, ocaklığın olduÄŸu odalara veya iki oda ortasındaki ocaklı salonlara AYAT derler. (Mutfak olarak kullanılır)
SUNDURMA; Dobruca’ da üst katta ev boyunca uzanan 1 m. GeniÅŸliÄŸindeki çıkıntıya (çardak, balkon) sundurma denir. Alt katın veya yalnız salon olarak kullanılan Ayatın önündeki, evin önünde boydan boya uzanan açık çıkıntıya da Sundurma denilir.
KORANTA; (Dobruca’ daki) Bir aileye ait evler, ambarlar, ahırlar ve bahçeler bir çit veya kerpiç duvarlarla diÄŸer ailenin ev ve eklentilerinden tamamen ayrılmış ve müstakil hale getirilmiÅŸtir. Bu ÅŸekilde ayrılmış olan bir aile varlığına Kırım Türkçesinde (Koranta Karaldısı) denilir.
YASTIK ÖRTÜLERİ; Kırım Tatarlarının odalarının saÄŸ ve sol, karşı duvarlarının kenarından 7-8 cm yüksekliÄŸinde, 50 cm geniÅŸliÄŸinde kerpiçten “Tapçan” (sedir) vardır. Saman yastıklar bunun üstünde duvara dayalıdır. Yastık örtüsü, bütün yastıkları, üç duvarı kaplıyacak kadar uzundur.
TÜRK KIYAFETLERİ
Deli Orman Türk kadınları ev içinde don (ÅŸalvar) ve uzun entari giyerler. BaÅŸlarını ÅŸal, marama veya yemeni ile örterler. SokaÄŸa çıktıkları zaman tepeden tırnaÄŸa kadar kara bir ferace veya çarÅŸaf giyerler. Yahut mavi-beyaz, kırmızı-beyaz çizgili bir örtü alırlar. Bir erkek görünce yüzlerini de kaparlar. Tuna boyunda ve Tutrakan civarında oturan Türk kadınları sokakta renkli don giyerler ve baÅŸlarına yukarıda anlattığımız çizgili örtüyü alırlar. Ayaklarına yarım kundura veya pabuç giyerler. Bu bölgede yaÅŸayan kadınlar ve kızlar erkeklerden çok gizlenirler. DüÄŸün ve bayramlarda bile birbirlerini görmezler. Süslendikleri vakit boyunlarına altın dizileri takarlar ve baÅŸlarına oyalı ve ipek çenber baÄŸlarlar. Kırım Türkleri, toplu halde, kadın ve erkek bir arada eÄŸlenmeyi, milli müzik ve oyunlarla neÅŸelenmeyi severler.(syf.99)
Kırım Türk erkekleri; don (ÅŸalvar) ve kısa entari giyerler. Bellerine düz beyaz veya kırmızı yün kuÅŸak sararlar. İhtiyarlar baÅŸlarına fes giyerler ve üzerine renkli kısa bir sarık sararlar. Delikanlılar ise feslerinin üstüne, köÅŸeleri renkli ipliklerle gergefte iÅŸlenmiÅŸ beyaz çevre sararlar. Kırım Türkleri “Dede” ye “Kartbaba” derler.
Kırım Türkleri yakın ve hatta uzak akrabaları ile de evlenmek istemezler ve evlenenleri çok azdır.
Kırım Türklerinin adetleri, oyunları arasında Nevruz, TepreÅŸ ve Åžamatlamak vardır.
Kırım Türklerinde yaÅŸayan bir inanca göre; namaz (kandil) günlerinde ölülerin ruhları çıktıkları evlerin bacalarına konarlar ve evdeki yakınlarından Hatim Duası ve yaÄŸ kokusu isterlermiÅŸ. Bunun için Kandil günlerinde Yasin-i Åžerif, Amme (Bir Surenin adı) okunur ve bazlamaç piÅŸirilir. Bazlamaç; mayalı hamurların küçük, köÅŸeli ÅŸekilde yaÄŸda piÅŸirilmesidir.
TAHRİR DEFTERLERİ Tahrir defterleri, Osmanlı İmparatorluğu'na dahil memleketlerin sosyal, demografik ve ekonomik tarihine ait, benzeri başka hiç bir yerde bulunmayan mufassal istatistik kaynaklarıdır.
Bugün, Osmanlı Arşivi'nde ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-i Kadime Arşivi'nde bulunan bu defterler arşivimizin en değerli koleksiyonlarından birini meydana getirmektedir.
Tahrir defterleri, Osmanlı İmparatorluğu'na dahil memleketlerin sosyal, demografik ve ekonomik tarihine ait, benzeri başka hiç bir yerde bulunmayan mufassal istatistik kaynaklarıdır.
Önemi anlaşılan bu defterlerin yayınlanmasına, Macaristan, Türkiye, Yugoslavya, Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk, Gürcistan, Suriye ve Ürdün'de başlanmıştır.
Osmanlı Arşivi'nde H. 835-1300/M. 1431-1882 yıllarına ait 1.100 adet olan Tahrir Defterleri, Ankara Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nde bulunan 2.322 defterle serî teşkil ederler.
Küçük Bir Hatırlatma Soyağacı çalışmalarında özellikle Baltık ülkelerinde internet aracılığıyla yapılan yayınlar ve secereye bağlama işlemleri,o toplumların kanunlarının ve muamelelerinin istismara kapalı olmasından dolayı güvenli bir ortamda gerçekleşmektedir. Ülkemizde her türlü dolandırıcılık ve hilebazlığın yapılabileceği varsayımı ve kanunlarımızın da bu konullarda yetersiz olması sebebiyle internet ortamındaki "soyağacı" sitelerine üye olunmaması ve özel bilgilerin buralara verilmemesini öneriyorum. Çünkü kredi kartı dolandırıcılığından tutun da arabanızın satışına kadar soy bilgilerinizi alan kişilerce sahte belge düzenlenip istismar edilebilir.Bir sabah uyandığınızda milyar borçlu ve arabanız, eviniz elinizden gitmiş olabilir. Yukarıda güzel temennileri olan arkadaşımız Türkiye dışında yaşadığını belirterek bunları söylüyor zaten. Türkiyedeki secere çalışmasında en büyük zorluğu "muhacirler"çekecektir. Çünkü "dışarıdan" gelmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunanlar buna daha kolay ulaşabileceklerdir. Bu projenin bu kadar gecikmesinin sebeplerinden birisi Tük toplumsal dokusudur. Her ne kadar 12 asırdır Müslüman-Türk kimlikle de yaşamış olsalar, secerede çıkabilecek sonuçlar çoğu kişiyi memnun etmeyebilir. Bir Türk, ermeni, Rum veya başka bir milletten atalara sahip olduğunu öğrenebilir. Bu nedenle de secere çalışmaları kişisel boyutta kalmalı bence. Çok merak edenler için tabiidir ki ulaşılamayacak belge yoktur. Arşivler tüm araştırmacılara açıktır ve 2 aylık bir çalışmayla 1894 yılı sayımlarına ait bilgiler hazır elde vardır.Fakat en sağlıklısına 1904 yılı itibariyle ulaşabilirsiniz. Av. Selçuk Güven'in Soy Ağacı araştırması yapacaklar ile ilgili yazısından alınmıştır. http://kursunlukoyu.org/v1/index.php?option=com_content&task=view&id=147&Itemid=5#akocomment187
Müstecib Fazıl Üküsal,Romanya Dobrucası doğumlu bir Kırım Türkü.Bu yazdığı kitabın eski baskıları kütüphanelerde bulunabilir,yeni basımını çok bulamazsınız.Ama karşılaşırsanız lütfen okuyun.Bölgede yaşayan Türkleri her yönüyle bu kadar detaylı anlatan bir kitap zor bulunur.Derlediğiniz makale için teşekkürler.
Merhabalar.Ben bir Deliormanlı olup,soyum Kırım Türlerinden gelmektedir.Dedelerim Kırımdan Deliorman'a ve daha sonra bizler tekrar bir göç yaşayıp Anavatanımız Türkiye'ye geldik.Bu makaleyi özetleyen ve yazan arkadşı kutluyorum.Saygılarımla.
Kimse bana şarapçı kültürünü satmasın.Artık Pomakları Pomak gibi görmek istiyorum. Pomakları birlik görmek istiyorum. Artık Pomakları adam gibi müslüman görmek istiyorum. Basit muhacirler olarak görülmekten uzak.
Osmanlı dinimizden dolayı Türk demiş. Eyvallah. Gavur Dilimizden dolayı islimlaşmış bulgar demiş. Eyvallah. 93 harbi dedikleri 1912 de. Çanakkaleden 2 yşıl önce. Plevne savaşı, Şihka geçidi. Sarıkamışı dillerine dolayanlar. Kaç milyon Pomağın bu vatan için öldüğünü bilen var mı?. En iyimser tahmin 4 Milyon. Oysa katledilen Pomak sayısı 35-40 milyonu bulmuştu. Geriye bir avuç kaldık. Şimdi hala mı yok olmaya çalışıyoruz. Kendimize, atalarımıza bu ihanet nedir?. Çanakkale de 253 bin şehit. Şihka da 4 milyon Pomak verdik. Tarihten hesap sorma zamanıdır. 6 yıl sonraki 1 milyon ermeninin hesabını soranlara. Ve bizi unutanlara.
deliormanlılar ve kırcaaliler bir birinden çok farklı bunun nedeni bizdeki peçeneklikmiş demek ayrıca ben kırcaalililerde araplık olduğunu duymuştum bu konuda bilgisi olan varmı
bu karadenizden gelenlerle bir bagimiz veya etkilenmemiz olabilir, uşaaam diyoruz bizde ayrıca gayda sesi duydum mu içim bi hoş oluyo, bi de şu düğünlerde oynadığımız halaylar benzerlik gösterioo.. ne bileyim burnumuz da büyükçe olsa soyumuz belli olurdu ..
Bu makaleyi derlememdeki en önemli sebep, şu anda Bulgaristan'da yaşayan veya oradan yeni göç eden kardeşlerimizin dikkatini bu konuya çekmektir. Birçok kardeşimiz, balkanlara sadece Anadoludan göç ettiğimizi düşünmekteler. Osmanlılardan önce karadenizin kuzeyinden gelen Türkler de sonradan müslüman olmuşlar ve Anadoludan gelenlerle karışmışlardır. İşte bunu ayırt edebilmek için belki bize adetler, töreler, gelenek-görenekler, kıyafetler de ipucu verebilir. Bulgaristan'dan yeni gelenler bu konularda büyüklerinden bilgi edinmelidirler. Aslında bu makalenin yorumu uzun olacak.