1984 yılı Aralık ayında baÅŸlayan zorla isim deÄŸiÅŸtirmeden önce Kırcaali ilinde, Ocak 1985 yılında İslimne ilinde, 18-19 Ocak 1985 yılında Kuzey Bulgaristan'ın Cuma(TırgoviÅŸte) ilinde; 23 Ocakta da Åžumnu, Razgrad, Silistre ve diÄŸer illerde devam etti. Asker ve tanklarla sarılan köylerden dışarı çıkmanın imkanı olmadığından kısa bir sürede isim deÄŸiÅŸtirme iÅŸi tamamlandı. Bununla yetinmeyen hükümet yeni baskılar uygulamaya baÅŸladı. Türkçe konuÅŸmalar yasaklandı. Türk kelimesinin kullanılması ve Türkçe yazılı kitapların bile toplanıp yok edildiÄŸi bir vahÅŸet baÅŸladı. Bütün Bulgaristan Türklerinin mahsur kaldığı bu baskılara Deliorman Türkleri de kin ve nefretle karşılık verdiler. Bulgaristan'dan dış ülkelere kaçıp sığınmalar çoÄŸaldı ve 4,5 yıl sonra (Mayıs 1989 Yılında) Deliormanlı ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜÅžLERİ'ne baÅŸladı.
-YÜRÜYÜÅžLER-
YürüyüÅŸlerin her biri, tarih sayfalarına altın harflerle yazılacak kadın, erkek ve çocukların kahramanlık dolu adalet arayışıydı. YürüyüÅŸlere katılanlara ve okurlarıma bir borç bilerek araÅŸtırmalarımın sonucu olarak yürüyüÅŸlerden bir kaçını takdim ediyorum;
-İLK ÖZGÜRLÜK VE BARIÅž YÜRÜYÜÅžÜ-
YUSUFHANLAR-KAOLİNOVO YÜRÜYÜÅžÜ
1985 yılı Ocak ayında zorla isim deÄŸiÅŸtirme cinayetinden sonra yoÄŸunlaÅŸan baskılar 1989 Mayıs ayına kadar devam etti. Halkın sabrı taÅŸmıştı. Her ÅŸeye pek aldırmayan, biraz ağırbaÅŸlı görünen, fakat her lafı titizlikle izleyen ve gerektiÄŸinde kükreyen Deliormanlı ÅŸahlandı. Deliorman havası gibi insanı da biriktire biriktire, sindire sindire bir hızı vardır ki bozkır fırtınasında gibi, kovadan dökercesine yaÄŸar, dal kırar, baÅŸ uçurur, aÄŸaç söker.
20 Mayız 1989'da Deliormanlılar, yetti artık dedi ve yürüyüÅŸler baÅŸladı. Åžumnu ili, Yusufhanlar(Pristoe) köyüne toplanmış olan halk, güneye doÄŸru haraket etti. Bu Özgürlük ve Barış YürüyüÅŸü'ne Yusufhanlar (Pristoe), Åžarvı (Braniçevo), Davulcular (Gusla), Saltıklar (Sredkovets), Çoban Nasuf (Zagoriçe), Nasufçular (Duhovets) vb. köylerden de yürüyüÅŸçüler katıldılar. Emberler(Kliment)'e geldiklerinde yakın köylerden gelenlerle köy meydanı dolup taÅŸtı. Saltıklarlı Kıymet Basrieva'nın kısa ve özlü konuÅŸmasından sonra iki öÄŸrenci ÅŸiir okudu. Tek bir kelime Türkçe konuÅŸtuÄŸu için para cezası ödemiÅŸ, Bulgarca bilmedikleri için hastanelerden kovulmuÅŸ, horlanmış insanlarımız Türkçe okunan bu ÅŸiirleri büyük bir heyecanla dinlediler. Emberler(Kliment)'den Hasıllar(Naum)'a, oradan da Çufalar(Tıkaç)'a varıldığında yine Küçük Mehmet'in kısa bir konuÅŸmasından sonra Bohçalar(Kaolinovo) kasabasına doÄŸru devam edildi. YürüyüÅŸ esnasında gizli polis(Milis) de uyumuyordu. Daha Emberler (Kliment)'de Özgürlük YürüyüÅŸü'nü takip etmeye baÅŸlamışlardı. Çufalar(Tıkaç)'da itfaiye arabası göründü ancak müdahale yoktu. Hava da helikopter de devamlı olarak tur atmaya baÅŸladı.
Yusufhanlar (Pristoe) köyü, Kaolinovo kasabası ve çevresindeki köyler Deliorman'ın ortasında bulunmaktadırlar. Bu dolayın köyleri Türk köyleridir. Düz ovaya yerleÅŸmiÅŸ olan köylerin halkı geçimini tarım, hayvancılık ve kaolin ocaklarından saÄŸlamaktadırlar.Her köyün 1959 yılına kadar Türk okulu vardı. Bulgar olan köylerde de 1934 yılından sonra yapılmış olan tek tip yerli halkın ÅŸkola dediÄŸi okullar vardı. 1959 yılından sonra birleÅŸtirildiler. Okuma evi, ticaret merkezleri, saÄŸlık ocakları vardır. Köylerin birinden diÄŸerine geçerken mutlaka bir meÅŸe ormanından geçersiniz. Bir zamanlar ucu bucağı gözükmeyen ormanların kalıntılarıdır onlar. Kasabaları imrendirecek kadar güzel merkezleri ve sokakları olan köyler çoktur.
Gelelim yine Özgürlük YürüyüÅŸüne. Çufalar (Tıkaç)'da yürüyüÅŸe AydoÄŸdu (İzgrev), TaÅŸkınköy (Buynovitsa), Işıkköy (Osenovets), Senebirlik (Sini-vir), KarabaÅŸlı(Çernoglavtsi) vb. köylülerde katıldılar. Çufalar-Kaolinovo arasındaki 5 km. yol, Özgürlük ve Barış yürüyüÅŸçülerine dar geliyordu. Bu arada Razgrad köylerinden telefonlarla soruyorlar ; "YürüyüÅŸ varmı, Åžu an nereye vardılar?". Bir süre sonra AydoÄŸdu(İzgrev) içinde Razgrad plakalı arabalar göründüler. Kaolinovo'ya doÄŸru olanca hızla gidiyorlardı.
İhtiyar, kadın, erkek, çocuk ve gençlerden oluÅŸan yürüyüÅŸçüler Osman PaÅŸa marşını söylüyorlar, kol kola kenetlenmiÅŸ ilerliyorlardı;
Tuna nehri akmam dedi Etrafımı yıkmam dedi Åžanı büyük Osman PaÅŸa Plevne'den çıkmam dedi
Kılıcımı vurdum taÅŸa TaÅŸ yarıldı baÅŸtan baÅŸa Ünü büyük Osman PaÅŸa Askerinle binler yaÅŸa...
"Ünü büyük Osman PaÅŸa" mısraları bozkırın ortasındaki yer yer meÅŸe ormanlara ulaşıyor, yavaÅŸ yavaÅŸ ormanların içine sokuluyor ve bitimsizlikle kayboluyordu. Hayır kaybolmuyor sanki meÅŸe aÄŸaçlarından güç alırmış gibi ormanların ötelerine yayılıyor ve Deliorman, Güney Dobruca köylerine doÄŸru çın çın ötüyor, yeri gökü sallıyor insanlarımızı yeni yürüyüÅŸlere çağırıyordu. Hak ve Özgürlük savaşımına (mücadeleye) davet ediyordu.
Bohçalar(Kaolinovo) kenarında görünüm deÄŸiÅŸti. Polis ve asker yolu kesti. Kasabanın içine girmeye izin vermiyorlardı. YürüyüÅŸçüler tarlalar içinde yürümeye baÅŸladılar. Sesler yükseldi "Birbirinizden ayrılmayın", "Kadınları, çocukları ortaya alın" ve ilerlediler. Özgürlük yürüyüÅŸçülerini bölmek için bir tank, halkın arasına girdi. Ellerinde hiç bir ÅŸey bulunmayan yürüyüÅŸçüler yol kenarında yakmak için hazırlanmış (kesilmiÅŸ) odunlara, yerdeki taÅŸlara sarıldılar. Çelik tanka isabet eden binlerce taÅŸ ve odunların yankısı uzaktan makineli tüfek taramasını yansıtan sesler çıkarıyordu. Ortalık birden karıştı. Polis, polis köpekleri ve askerler yürüyüÅŸçülerin üzerlerine yürüdüler. İki taraf birbirine girdi. Bu sırada YürüyüÅŸçüler bir kurban verdiler Kusköylü ÅŸoför Necip Osman orada can vermiÅŸti .Bu biz Türklerin ilk Åžehitiydi. YürüyüÅŸler bittikten sonra, polis halk arasında "kalp krizi" söylentisi yaymaya çalıştı. Fakat bu olaydan 10 yıl sonra "24 Çasa" adındaki Bulgar gazetesinin 19 Mayıs 1999 tarihli yazısında "Necip, 25 kiÅŸinin ellerinde yere serildi. Kalp krizi, tank veya tüfek dipçiÄŸi mi bu genç insanı aramızdan ayırdı?" diye soruyor. Hala cevap yok.
Bir grup yürüyüÅŸçü, polis çemberini yararak, kasabanın merkezine ulaÅŸmayı baÅŸardılar. Bu sırada Kaolinovo'nun doÄŸusundaki Mahmuzlu (Todor İkonomovo), Kuzköy (Kus), Sofular (Vılnari) vb. köylerden gelen ikinci bir grup kasabanın merkezine ulaÅŸtı ve esas grupla birleÅŸti. Bohçalar'ın merkezinde yapılan mitingde Bedriye OSMANOVA konuÅŸtu ve tüm Bulgaristan Türklerinin isteklerini açık ve net bir ÅŸekilde ortaya koydu. Özetle istekler ÅŸunlardı ;
"Türk isimlerimizin iadesini istiyoruz. Türkçe konuÅŸma yasağı kaldırılsın. Örf ve adetlerimize karışılmasın. Baskılara son verilsin."
Bunlar her insanın en doğal hakları değil mi ?
Bu arada Bohçalar kenarındaki ormanda bir baÅŸka insanlık dramı yaÅŸanıyordu. Özel polis ekipleri yürüyüÅŸçülerden bir kısmını tutuklayıp yol kenarına hendek içine yatırmışlar, diÄŸer bir kısmını da ormana götürmüÅŸlerdi. Bunu AydoÄŸdulu Ömer YILMAZ'ın (Süleyman oÄŸlu) aÄŸzından dinleyelim;
"İki asker kollarıma girdiler,kimlik yoklaması yapacağız diyerekten ormanın içine götürdüler. KimliÄŸimi aldılar. Ormanın içinde oldukça geniÅŸ ve derin hendekte tahminime göre 25 kiÅŸi yatıyordu. Onların yanına beni de yatırdılar. Bir ara yürüyüÅŸçülerin seslerinin geldiÄŸi yöne doÄŸru kafamı kaldırmak istedim. Kafama sert bir demirle vurdular. Ardından her yerime darbeler baÅŸladı. Daha sonrasını pek hatırlayamıyorum. AkÅŸam üzeriydi. Arkamızdan bir komutanın sesi çınladı; "Bunların kafalarına birer kurÅŸun sıkmalı. Zaten hendekte hazır." diye bağırıyor ve bir uctan bir uca geziniyordu. Hava kararmak üzereydi. YürüyüÅŸ bitmiÅŸti. Bizi ormandan çıkardılar, kuzeyi göstererek hiç bir yere bakmadan gitmemizi söylediler..."
Bu günden sonra Ömer 6 ay yatakta kaldı. Ancak 1 yıl sonra Anavatan'a gelebildi ve tedavi oldu.
Deliorman ve Bulgaristan'da İlk Özgürlük ve Barış YürüyüÅŸü olan Kaolinovo YürüyüÅŸünü diÄŸer köy ve kasabalar izlediler. Bu yürüyüÅŸten sonra yüzbinlerce insanın katıldığı bir çok yerde Özgürlük YürüyüÅŸleri yapılmıştır.
Yazarlar ve tarihçiler bir gün mutlaka ÅŸöyle yazacaklardır. "Mayıs 1989 Deliorman Ayaklanması". Çünkü; Dünyada totalitarizmin orta direÄŸini çökerten bu yürüyüÅŸler, aynı zamanda korkmazlığın, cesaretin ve beraberliÄŸin de bir simgesidir.
Bu tarih ve onur kokan yazı dizisini sunmamda bana yardımcı ve destek olan Saygı deÄŸer HemÅŸehrim aynı zamanda Akrabam olan Embiya ULUSOY hocam ve deÄŸerli büyüÄŸüme buradan Sonsuz TeÅŸekkürlerimi iletiyorum...
Saygı ve Sevgilerimle Bilgin ÖZEKİZ (Shumen-Lee)
ÇOK GÜZEL BİR ŞEKİLDE ANLATMIŞ OLDUĞUNUZ BU MAKALE 1989 AĞUSTOS DELİORMAN GÖÇMENİ OLARAK BENİ ÇOK AMA ÇOK DUYGULANDIRDI VE BU ANLATILAN TÜM OLAYLARI O ZAMANLAR 9 YAŞIMDA OLMAMA RAĞMEN ÇOK AMA ÇOK İYİ HATIRLIYORUM VE HİÇ BİR ZAMAN HAFIZAMDAN SİLİNMEYECEĞİNE İNANIYORUM, ALLAH BİR DAHA HİÇ KİMSEYE BÖYLE GÜNLER YAŞATMASIN DİYORUM... HERKESE SELAM...
Bu makalenin üstüne ne yazılabilirki.Önce yüreğine sonra ellerine sağlık arkadaşım.Bir Balkan Türk!ü olduğum için bir kez daha kendimle gurur duydum.Tebrikler..
BEŞ YAŞINDAYDIM HAYAL MEYAL HATIRLIYORUM YÜRÜYÜŞLERİ AMA KANKIRMIZI TÜRK BAYRAĞIMIZI HİÇ UNUTMUYORUM EN ÖNDEN GİDENLERİN ELİNDEYDİ SONRA DA APAR TOPAR TÜRKİYEYE GELDİK BURASI İÇİN DEĞERMİŞ AMA BİZ ORDA DOĞMUŞTUK ORASIDA OSMANLIDAN KALMA VATANIMIZ İDİ KEŞKE HİÇ YAŞANMASAYDI KÖTÜ ŞEYLER..
MERHABA DELİORMANLILAR. ÖNCEDEN YAZMIŞ OLDUĞUM ŞİİRİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM ( OLAYLAR GERÇEKTİR 1984) ACI HATIRALARIM 11 yaşında bir kız idim. Türklüğün,Müslümanlığın suç olduğunu öğrendiğimde Türkçe konuşmak,Türkçe isim söylemek yasaktı Başörtüsü,şalvar,Kuran yasaklandı Çünkü korkuyorlardı Türklerden Ecdadımız öyle bir tarih yazmıştı ki dünyayı kasıp kavuran Korkuyorlardı Türklerden Altı asırrdır sahip olduğu Balkan topraklarını tekrar Geri alır diye korkuyorlardı Türklerden.
Kim ki 'Ben Türküm' dese Alıyordu soluğu Belenede. Kim ki itiraz ediyordu rejime İşkencelerle koşuyordu ölüme. İşte Türklük böyle bir şey Deliorman'da, Rodop'larda, Kırcalide Zordu Türklüğü yaşatmak.
Dün gibi hatırlıyorum okul yıllarımda Türklerin yoğun olduğu bölgelerde Ek ders kondu 'Hepimiz Bulgarız' Bu ülkede yaşayanlar Hristiyandır, Hele Türklerle hiç alakası yoktur.
Tarih öğretmenimiz Kirakov anlatıyordu kendinden emin, Siz Hristiyansınız öz ve öz Bulgar. Türkiye'ye göçenler çok pişman Yeri yurdu yok aç ve sefil Ve devam etti cümlelerine Tanıyorum bir arkadaş İslam adında Eşinin isteği ile göç etti Türkiye'ye Ama 2-3 kez geldi ziyarete Çok pişman olduğunu belirtti herkese.
Kan sıçradı beynime Hiç korkusuzca kalktım ayağa O benim öz amcamdır aslı yoktur bunun Siz uydurdunuz bizi kandırmak için Yaşlı öğretmen dondu kaldı Onun bu propagandası başarısız kaldı. Sınıfımız Türktü ve birkaç Romen Onun masallarına inanan yoktu Çünkü Türk ne şartlarda olursa olsun gururluydu Ekmeğini taştan çıkarır kimseye minnet etmezdi.
Ben bir Türküm haykırmak istedim içimden Ama yaşım küçüktü babamı tutuklarlardı hemen Kanunlar onlardan yanaydı Elimiz dilimiz savunmasız,silahsız Boyun eydik Bulgar rejimine İstedik Balkanların adını duyuran Fatih Sultan,Mustafa Kemal, Hayrettin Paşa, Gazi Osman Paşa gibi düşmanlara meydan okuyan Biri çıksın içimizden Bitsin bu kabus işkence Olalım hür özgür.
Silahsız savunmasız katlandık acılara Ne gurur verici hala Balkanlarda Türklüğün silinmemesi Şimdi acı hatıralarımı anlatıyorum çocuklarıma Türkün Türk'ten başka dostu yoktur Unutmayın bunu ha.........
Tebrik ederiz arkadasi,desteklenmesi gereken bir hadise,buna benzer daha cok konular islenmesini gerek .Sumen nin Varbitsa kasabasindaki yuruyusten de bahs edilmesini diliyorum .. Tesekurler arkadas.
makalenizi okudum güzel değerlendirmeler yapılmiş gerçek yaşanmiş olaylar insanı çok geçmişlere yaşadıgımız kotü olayra göturuyor sizi gerçekten tebrik ederim bunları sadece olayları yaşayanlar bilmesin herkez bilsin yeni nesillerimiz zaten bilgisayarlarla büyüyor en azından sitemize girdiklerinde bizim geçmişimizi ve neler yaşadiğimizi okusunlar.yalnızca siz olayların bohçaların(kaolinovo)' batı tarafından anlatmışsiniz(kliment,izgref v.s.)birde doğu tarafındakı olaylar var mahmuzlu(todor ikonomovo )köyınde bir ölu var ismi Mehmet ve yedi kişi yaralı bacağindan veya ağayından.Ölen kişinin eşini tanıyorum ama detaylı bilgi bilmiyorum ölumle ilgili(tabiki böyle acı şeyleri sormak cok zor) dizinden ve ağaından vurulan eniştem var o hala kurşunların yaralarını çekiyor ve olayları birkere kendisinden dinledim feci bir şekilde anlatıyor vurulma anını ölen kişiyı onları nasıl yolun kenarına yaralı olarak atmışlar ve hastanedeki verilen hizmet..v.s.Olurda boş zamanım olursa onunla oturup detaylı yazarım her şeyı ve sizlerlede paylaşırım
bir saltıklalı olarak bunu okuduğumda tüylerim diken diken oldu yürüyüşte öldürülen necip eşimin dayısı saltıklardan konuşanlar amerikaya sürgün edildi şimdi orda yaşıyorlar bu yazıyı kırolar okusunda türklük nedir öğrensinler helal olsun sana arkadaşım tebrik ederim
Bilgin Özekiz kardeşimize candan teşekkürler. Bu olaylar Deliormanın,Bulgaristan Türklüğünün ONUR tarihinde kalacak-tır.Güzeldir,Kahramandır bizim insanımız,bacımız ve kardeşi-miz,efsaneler gizli toprağımız. Aslında "Deliormanın Anısı" diye bir konu açıp benzer yazıları toplamak lazım.Gün gelince bunları otantik belge olarak derle-yip basabilinir.En az nesillerimize onur ve ibret dersi olarak! Saygılarımla.
Gerçekten çok güzel ve anlamı bir yazı.Yüce Türk Milletini baskı,şiddet,devlet terörü ile yıldırılamaya çalışan devlet politikasına bir kez daha lanet olsun.Geçmişte yaşananları yeni nesillerimize öğretelim.Yüce Allah bu tip olayları bir daha yaşatmasın bu vesile ile tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun.